sorular

Birçok insanın aklı onları rahatsız eden, bazen tüm gün, hatta her gün, belki de yıllarca meşgul eden belirli bir sorun veya mesele üzerinde takılıp kalmıştır.

Bir sorun tüm gün zihnimizi meşgul ettiğinde, büyük bir hayal kırıklığına ve sonunda felce neden olur.   Sorunun çözülmemesinden dolayı hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Bunu ardında depresyon vardır. Kimse bize yardım etmediği ve kimse bizi anlamadığı için küskün olmaya başlarız. Sözgelimi arkadaşımıza mesaj gönderdiğimizi düşünelim. O da bize cevap yazmamış olsun. İnsan beyni hemen çalışmaya başlar.  

"Neden geri yazmadığını biliyorum - çünkü geçen gün önemli biriyle telefonda konuşuyordum bu yüzden onunla konuşmayı çok çabuk bitirdim. Bunu herkese söylemiştir. Şimdi tüm herkes benim hakkımda konuşuyor." Şimdi de zor, mücadeleci bir çocuğa sahip ebeveynlerin örneğini ele alalım.   Akıllarından neler geçiyor olabilir bir bakalım:

"Nasıl başarılı olacak?   Ne yapacak?   Asla iyi olmayacak.   Notlarına bak!   Başarısızlığa mahkûm! Asla evlenemeyecek veya iş bulamayacak!   Otuzlu yaşlarında hala bizimle evde mi yaşayacak? Komşuların ne söylediğini, sınıf arkadaşlarının ebeveynlerinin ne söylediğini hayal bile demiyorum.   Muhtemelen berbat bir aile olduğumuzu düşünüyorlar!"

Yukarıda verdiğimiz örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bir düşünce beynimizde takılıp kaldığında, beynimiz sürekli kurmaya başlar. Sorun daha sonra bizi aşağı çeker. Bu da yoğun bir hayal kırıklığı ve sıkıntı kaynağı haline gelir.

Ateş:  Tora ateşe benzetilir. Ateş yakmak için de hem taş hem de çubuk gerekir. Bu ikisinden bir tanesi olmazsa ateş yakmak zorlaşır. Benzer şekilde, Tora öğrenimi diğer insanlarla bir araya gelmeyi gerektirir. Açık fikirli olduğumuzda ve yeni ve farklı fikirlere kapıyı araladığımızda bereketi deneyimleriz. Oysa kendimizi başkalarının fikirlerine, tavsiyelerine ve bakış açılarına kapalı tuttuğumuzda kendi aptalca ve zararlı düşüncelerimize takılıp kalırız. Sonunda olmaması gereken çılgın fikirler aklımızı esir alır. Bu gerçekten bir lanet gibidir. Moşe Rabenu bile fikir almaya açık davranmış kayınpederi Yitro’nun tavsiyelerini uygulamaya koymuştur. Hershey's'in kurucusu Milton Hershey'in inanılmaz hikayesini kısaca okuyalım:  

Bir öykü: Milton 1880'de annesinden aldığı yaklaşık 750 doların yardımıyla bir karamel şirketi kurar. Ancak girişim tam bir başarısızlıkla sonuçlanır. Yılmayan Milton başka bir karamel şirketi açar ancak başarısızlık devam eder. Borcu katlanır. Milton üçüncü kez deneyecekken annesi ona engel olmaya çalışır. Buna rağmen biri ona “karameli denizaşırı ülkelere göndermek” fikriyle gelir. Milton bu fikri beğenir karamelleri İngiltere'ye göndermeye başlar. Bu sefer başarılı olur. İş büyür. Karamelin ABD'de satılmamasının sebebini ama İngiltere'de satılmasının sebebini merak eden Milton biraz araştırma yapar ve İngiliz tüketicilerin karameli çikolatayla kapladığını keşfeder. Bu durum onun aklına çikolata işine girme fikrini yerleştirir ve çok başarılı olur. Milton Hershey, dinleyerek, açık fikirli kalarak, kendi düşünce ve fikirlerine takılıp kalmayarak, büyük başarısızlığı muhteşem bir başarıya dönüştürmeyi başarmıştır.

Yalnız değiliz: Evliliklerimizde, çocuklarımızı yetiştirirken veya işimizde sıkıntı çekerken bu sıkıntıyı yalnız bizim çekmediğimizi anımsamak gerekir. Bazen yardımın insanları dinlemek ve açık fikirli olmaktan gelebileceğini idrak etmemiz yardımcı olabilir. Ancak sorun çoğumuz için dinlemenin zor olduğudur. Kendi düşüncelerimize sabit fikirlerimize takılmaya daha meyilli oluşumuz bir sorundur.

Dinlememiz gereken çok insan vardır. Mesela kardeşlerimizi dinlemek iyidir. Kardeşlerimiz tavsiyede bulunmak için harika bir konumdadırlar çünkü bizimle birlikte büyümüşlerdir. Geçmişimizi ve yetiştirilme tarzımızı herkesten daha iyi anlarlar, bizi tanırlar. Güçlü ve zayıf yönlerimizi bilirler ve elbette sunacakları birçok şey olabilir. Kardeşlerimizin eleştirisini dinlemek bile bizim daha iyi olabilmemize yardımcı olacaktır.

Çocukları dinlemek en gerekli olan davranışlardan olmakla beraber en zor olanlarıdır. Elbette, biz onlardan çok daha fazla yaşam deneyimine sahibiz, ancak diğer yandan, onlar genellikle dünya hakkında bizim, eski nesil olarak, anlamadığımız şeyleri anlıyorlar.   Onlardan öğreneceğimiz çok şey vardır. Gemara Mısır’da erkek çocukların öldürülmesi emri sonunda lider konumda olan Amram’ın boşandığını ve buna kızı Miryam’ın karşı çıktığını anlatır. Amram bu şekilde kız çocukların geleceğinin de tehlikeye atıldığını babasına izah eder. Amram kızını dinler ve yeniden evlenir. Bu yeniden evlenme Moşe’nin doğumuna sebep olur. Çocuklarımızı dinlemek bazen hiç ummadığımız olumlu sonuçlar doğurabilir.

Hep aynı şey: Gençliğimizin belli bir noktasında, muhtemelen ergenlik yıllarımızın bir noktasında, çoğumuz her şeyi ebeveynlerimizden çok daha iyi bildiğimizi düşünmeye başlamışızdır.  Ancak bu doğru değildir. Onların bildiği ve bizim bilmediğimiz çok şey vardır ve onları dinleyerek bu bilgiye ulaşmak mümkündür. Onlar kadar bizi düşünen yoktur. Çünkü hayatlarını bize adamışlardır.

Kendimizi sıkıntılı veya kaygılı hissettiğimizde profesyonellerin tavsiyelerini almakta utanılacak bir şey yoktur. Bir terapistle randevu almak, kişinin ciddi bir psikiyatrik bozukluğa sahip olduğu anlamına gelmez. Bu sadece kişinin tavsiyeye açık olarak, çok fazla bilgi ve deneyime sahip insanların bakış açılarını dinleyerek hayatını daha iyi hale getirmeye çalıştığı anlamına gelir. 

Hahamlar da yardım etmek için oradadır. Bir Haham ile sorunları hakkında konuşmak için telefonu açıp randevu almaktan asla çekinmemeliyiz. Tora bize yeni, ferahlatıcı bir bakış açısı kazandıran değerli iç görülerle doludur. Hahamlar bilgilerini paylaşmayı ve insanlara Tora’nın zamansız bilgeliğiyle yardım etmeyi severler.   

Bütün bunlar iyi ve hoştur ama asıl dinlememiz gereken kişi eşimizdir. Bu işin gerçekten en zor tarafıdır. Eşler birlikte yaşarken birbirlerini tanıdıkça ne kadar farklı olduklarını daha çok fark ederler. Gemara Masehet Sora 17/A’da şöyle der: Daraş Ribi Akiva: İş ve işa zahu Şehina beneen lo zahu eş ohaltan.” Burada Rabi Akiva eşlerin iyi geçinmeleri durumunda Şehina’nın onlarla beraber olduğunu iyi geçinmemeleri durumunda da ateşin onları tüketeceğini paylaşır. Gerçekten de İbranice yazılımda erkek anlamına gelen “iş” sözcüğü ile kadın anlamına gelen “işa” sözcüğünün ortak harfleri “alef” ve “şin”dir. Bu Da “eş – ateş” sözcüğünü oluşturur. Farklı olan harfler ise “yud” ve “he” harfleri Tanrı’nın ismini simgeler. Hafets Hayim’e göre evli çiftler farklılıkları ile Tanrısal huzuru evlerine getirirler ve böyle yaşarlar. Farklılıklara saygılı olmak Tanrı’nın huzurunda güzel bir yuva yaratmak demektir. Bu da birbirlerinin farklılıklarını “dinlemeleri ve anlamaları” sayesinde gerçekleşecektir.

Farklı fikirlere ve görüşlere açıksak, kafamızın karışması riskiyle karşı karşıya kalabiliriz. Aslında, insanların başkalarını dinlemek istememelerinin nedenlerinden biri bu olabilir  Başkalarının bize söylediklerini dikkatle dinlersek, birçok farklı kişiden birçok farklı şey duyarız ve kendimizi ne yapacağımızı bilmeden başladığımız yerde buluruz.

O halde düşüncelerimize takılıp kalmayalım.  Başkalarının ne söylediğini dinleyecek, ne düşündüklerini duyacak kadar alçakgönüllü ve açık fikirli olalım, böylece kendimize, hayatlarımıza ve dünyamıza dair yepyeni, ferahlatıcı bir bakış açısı kazandıralım.

Rav İsak Alaluf’un Ree 5785 Peraşasından alınmıştır .