
Bir durup etrafımıza bakmak ister misiniz? Hayallerinin çoğunu gerçekleştirmiş insanlar vardır. Evlenmiş, yuva kurmuş, çoluk çocuğa karışmış insanlar. Zaman içinde ev sahibi olmuş, kariyer ve iş sahibi insanlar. Ancak birçoğunda nedense bir hayal kırıklığı ve tatmin olamamış duygusu hakimdir.
Tatminsizliğin nedeni: Aslında bu tatminsizliğin nedeni veya nedenlerinden biri insanların mutluluğu yanlış yerlerde aramasından kaynaklanır. İnsanlar genellikle mutluluğu maddi şeylerde ararlar. Evler, arabalar, tatiller ve benzerleri gibi. Aslında bu öğeler bizi bir süreliğine mutlu kılar ancak bu mutluluk geçicidir. Asıl mutluluğu getiren bu geçici zevkler değildir. Basitçe susamış biri çok güzel bir yemek yerse o an için mutlu olur. Ancak bu yemek susuzluğunu gidermez. Amaç susuzluğun giderilmesiyle çare başka yerde aranmalıdır.
Aynısı maddi şeyler için de geçerlidir. Maddi nimetlerin tadını çıkarmakta kesinlikle yanlış bir şey yoktur. Hatta bizim için gereklidir. Ancak mutluluğu getiren bu değildir. Mutluluğu elle tutulamayan şeylerle, başarmış hissederek, tatmin olmuş hissederek, hayatlarımızı anlamlı şeylerle doldurarak elde edebiliriz.
Sözgelimi bir evliliği mutlu ve doyurucu kılan şey hediyeler değil, ilişkinin elle tutulamayan yönleridir. Birlikte oturup gülebilmek, konuşabilmek, birbirlerinin arkadaşlığından zevk alabilmek ve elbette ki birbirlerini dinleyebilmek bu evliliği çok daha anlamlı kılacaktır. Bu söylediklerimiz aslında bir süredir sözünü devamlı olarak etmeye çalıştığımız “teşuva” kavramı için de geçerlidir.
İnsanlar neyi değiştirmeleri gerektiğini düşündüklerinde, genellikle değiştirmeleri gereken belirli konulara odaklanırlar. Konuşma biçimleri, kullandıkları kelimeler, giyinişleri, Şabat'ta yaptıkları veya yapmadıkları şeyler veya ne sıklıkla dua ettikleri gibi. Bunların hepsi son derece önemlidir. Ancak bu yeterli değildir.
Gaon mi Vilna Tora yaşamı için gerekli olan en önemli altı niteliğin Tora’nın ilk sözcüğünde büyük ölçüde ima edildiğini söyler.
İlk sözcüğün gizemi: Bereşit sözcüğünün ilk harfi olan “bet” Tanrı’ya güven anlamına gelen “bitahon” sözcüğüne gönderme yapar. O her zaman bizimle ilgilenmeye hazırdır. İkinci harfimiz olan “Reş” harfi bizlere istek sözcüğü olan “ratson” deyimini hatırlatır. Talmud isteğin önünde hiçbir şeyin duramayacağını öğretirken yine Talmud “istedin çabaladın ama ulaşamadın sakın inanma” diyerek bu tezimizi doğrular nitelikte bir öğreti sunar. Buradaki istek ne olursa olsun doğru şeyi yapma arzusunu da temsil eder. Sıradaki harfimiz olan “alef” çok ihtiyacımız olan “aava” yani sevgi sözcüğünü anımsatır. İnsanları, yaratılanları sevmek önemlidir ama asıl sevgi Tanrı’ya karşı duyulandır ve bir şeyler başarmak için çok iyi bir katalizördür. Sözcüğümüzde ilerlerken “şin” harfine ulaştık ve sözcüğümüz sessizlik anlamına gelen “ştika” olarak karşımıza çıkar. Ne zaman sessiz kalacağımızı, ne zaman konuşmayacağımızı, üzgün, öfkeli veya incinmiş hissettiğimizde nasıl tepki vermemiz veya vermememiz gerektiğini bilmek son derece önemlidir. Son iki harfimizden birincisi olan “yud” bizlere “yira” yani Tanrı’ya karşı duyduğumuz sevgi ile harmanlanmış bir korkuyu hatırlatır. O’nun otoritesini koşulsuz kabullenirken O’nun bizim için her şeyin en iyisini istediğini aklımızdan çıkarmamak gerekir. Yamim Noraim dualarında baba şefkatini anımsadığımız “avinu” sözcüğünün yanına her zaman “malkenu” sözcüğünü de yerleştirerek kralımız olarak O’ndan çekindiğimizi de aklımızda tutmaya gayret ederiz. “Bereşit” sözcüğü “tav” harfi ile sona erer. Bu da hayatımızın en önemli ilkelerinden biri olması gereken Tora öğrenimini sembolize eder.
Bu altı nitelik elle tutulamayan, kesin olarak nicelikle ilgisi olmayan kavramlardır. Gerçek değişiklikler yapmak isteyenlerin odaklanmaları gereken kavramlar da bunlardır.
Samimiyet: Belki birçoğumuz Şabat gününü özel bir şekilde hissedebiliyoruz. Belki de yaşamımızda Kaşerut kuralları önemli bir yere sahiptir. Ailemizin saflığını korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Bunlar çok anlamlı ve güzel özelliklerdir ve bunlara mutlaka sahip olmamız gerekir. Ancak yaptıklarımızın samimi, içten olması şarttır. Tanrı’ya güvenmek, birbirimizi sevmek gibi daha manevi şeyleri değiştirmeye odaklanmamız bizlerin hayatını daha iyi bir hale getirecektir.
Geçenlerde bir arkadaşım evime geldiğinde hemen girişte yer alan kitaplığıma imrenerek baktı. Gerçekten güzel, sevdiğim ve çokça faydalandığım kitaplara sahibim ve bu beni mutlu kılar. Bu kadar çok kitabın beni özel kıldığını söylemek ise hiç de gerçekçi değildir. Bu benim ne kadar Tora’ya bağlı olduğum veya bilgeliğim hakkında bir fikir vermekten uzaktır.
Bu da çoğumuzun yaşadığı bir sorundur. Hayatımızdaki somut şeylere bakar ve bunun yeterli olduğunu hissederiz. Ama yeterli değildir. Ayrıca somut olmayan şeyler, iç benliğimiz üzerinde de çalışmamız gerekir. Gerçekten Tora ve mitsvaları önceliğimiz olarak mı görürüz yoksa sadece bunları yerine getirmeye mi çalışırız? Amaç göstermelik olarak bir şeyler yapmak mı yoksa gerçekten Tanrı ile aramızda bir bağ kurmaya mı gayret ederiz.
Gerçekten değişmek, gerçekten olmak istediğimiz insanlar olmak için, hayatlarımızda sadece birkaç "makyaj niteliğinde kozmetik" değişiklik yapamayız. Kendi içimize derinlemesine bakmalı ve bakış açımızı, zihniyetimizi, önceliklerimizi değiştirmeliyiz. Bu içsel "sıfırlama", olabileceğimizi bildiğimiz harika insanlara dönüşmemize yardımcı olacak ve bu da bize en yüksek mutluluk ve tatmin seviyelerini getirecektir.
Rav İsak Alaluf’un Bereşit 5786 peraşasından alınmıştır.

