Bu Hafta İçin Saatler

17 HEŞVAN

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5786

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

16:05

17:22

-----

Yeruşalayim

16:00

17:18

Tel Aviv

16:24

17:23

8 KASIM

Tel Aviv

16:19

17:19

İstanbul

17:39

18:19

2025

İstanbul

17:32

18:12

İzmir

17:44

18:33

İzmir

17:38

18:27

        VAYERA-וירא

Aftara: Veişa Ahat

 

Peraşa Özeti
[www.chabad.org]
(Bereşit
18:1-22:24)

Kendisini sünnet ettikten üç gün sonra, Avraam Tanrı tarafından ziyaret edilir. Üç melek insan şeklinde göründüğü zaman, Avraam, en ağrılı döneminde olmasına karşın, aceleyle onları karşılar ve çadırına davet ederek misafirperverliğinden yararlanmalarını teklif eder. Meleklerin ağzından bir sonraki yıl içinde bir oğula sahip olacağını duyan Sara güler. Tanrı daha sonra Avraam'a, Sedom bölgesini yok edeceğini bildirir ve Avraam af için dua eder. Tanrı bu bölgede elli dürüst kişinin bulunması halinde kararından vaz geçeceğini söyler. Avraam on kişiye kadar sıkı bir pazarlık yapar; ancak ne yazık ki on tane bile dürüst insan yoktur. 

Lot, eşi ve kızları, Sedom ve etrafındaki şehirlere kükürt ve ateş yağmurunun başlamasından çok kısa bir süre önce kurtarılırlar. Lot'un karısı, bunu yapmamaları söylenmesine karşın, arkasına dönüp bakar ve bunun sonucunda tuzdan bir sütun haline gelir. Lot'un kızları, bu yok oluştan sadece kendilerinin kurtulabildiğini düşünürler ve insan ırkının devamı için babalarını sarhoş ederler; ondan çocukları olur. Büyük kızdan Moav, küçüğünden Amon doğar.

Söz verildiği üzere Avraam ve Sara'nın bir oğlu, Yitshak doğar. Sekizinci günde Avraam, Tanrı'nın emrine uygun olarak Yitshak'ı sünnet eder. Yitshak'ın sütten kesildiği gün Avraam bir kutlama düzenler. Yişmael'de dejenere oluşun bazı işaretlerini gören Sara, Avraam'dan, Agar ve Yişmael'i evden uzaklaştırmasını ister. Oğlunu evden atma fikri Avraam'ı rahatsız etse de, Tanrı Avraam'a, Sara'yı dinlemesini söyler. Çölde susuzluktan neredeyse ölecek olan Yişmael, bir melek tarafından kurtarılır ve Tanrı onun kuvvetli bir milletin babası olacağı sözünü verir.

Avraam'ı sınamak isteyen Tanrı o sırada 37 yaşına gelmiş olan Yitshak'ı korban olarak sunmasını emreder. Avraam, gelecek nesilleri konusundaki tüm umudu yok etme ve hayat boyu savunduğu insan-kurbanı-karşıtı söylem ve davranışlarına ters düşme ihtimaline karşın emri yerine getirmek üzere yola koyulur. Tanrı son anda, Avraam'ı durdurmak üzere bir melek gönderir. Bu sorgusuz itaatkarlığı sebebiyle Tanrı Avraam'a, Bene-Yisrael gelecekte günah işleyecek olsa bile, hiçbir zaman düşmanları tarafından tam olarak yok edilmeyecekleri sözünü verir. 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf

DOLDURULMAYI BEKLEYEN BOŞ DEPOLAR

Bir midraş ile başlayalım: Avraam’ın “brit mila” mitsvasını yerine getirmesinden bu yana üç gün geçmiştir. O yine çadırın kapısında oturarak gelecek misafirleri beklemektedir. Midraş Avraam’ı acılı hali ile zorlamamak için Tanrı’nın çok sıcak bir rüzgarı getirdiğini bu yüzden de misafir olmadığını anlatır. Avraam biraz sersemlemiştir ama mitsva yapmak için heveslidir. Tanrı sonunda düzenli gezginler kılığında üç melek gönderir. Avraam da onları davet ederek ağırlar.

Melekler gelmeden önce Tanrı bize “bikur holim” mitsvasının değerini öğretir. Tanrı Avraam’ı ziyaret ederek acısını hafifletmeye çalışır. Avraam Tanrı ona göründüğünde hemen ayağa kalkmak için bir hamle yapar. Tanrı buna engel olur. Tanrı onu bir Bet Din yargıcına benzetir ve oturmasını söyler. Zira Bet Din’de yargıçlar bir davaya bakarken Tanrı orada ayakta durarak davayı izler.

Soru açıktır. Avraam'ın çadırının dışında oturması ile Bet Din'deki yargıçlar arasında nasıl bir bağlantı vardır?  Tanrı neden Avraam'ın o sıradaki oturmasını yargıçların mahkeme salonunda oturmasıyla karşılaştırmaktadır?

Öncelikle bu günün Avraam için çok zorlu ve sıkıntılı bir gün olduğunu paylaşalım. Büyük konuk gruplarına ev sahipliği yapmaya ve hizmet etmeye alışkındır.   Şimdi, yapayalnızdı, acılar içindedir, zayıf ve güçsüzdür. Nereden çıktığı belli olmayan sıcakta oturmaktadır. Bu havada dışarıda gezen olmadığı için de davet edecek kimse yoktur. Bu kadar düşük bir ruh halinde bile Tanrı Avraam tarafından saygı ve onurla karşılanır. Tanrı bu konuda Avraam’ı temin eder. Evet belki zor bir gün geçirmektedir ama o davaya bakan bir yargıç gibi önemli ve seçkindir.   

Buradaki Midraş aslında çok güzeldir. En düşük noktamızda bile, tatminsiz ve yetersiz hissettiğimizde, Tanrı bizim hakkımızda çok iyi şeyler düşünmektedir. Bizler Tanrı için ne olursa olsun kıymetli ve sevgili bir toplumuz.

Bazı benzetmeler: Sıklıkla burada çekilen sıkıntıların amacının kendimizi aşmak ve büyütmek olduğunu yazmaya çalıştık. O halde kendimizi değerli algılamakla bir parça bir çelişki yaşıyor olabiliriz.  Eğer biz her zaman yeterince iyi olduğumuzu hissedersek nasıl büyürüz?   Büyüyebilmek için hatalarımızı ve kusurlarımızı tanımamız gerekmez mi?  Birçok hata yaptığımızda bile Tanrı’nın bizi sevmesi ve şefkat göstermesi nasıl mümkün olabilir?

Sorumuzu yanıtlamaya çalışırken on mağazası olan bir iş adamına benzetme yapalım.   Mağazaların yedisi çok iyi durumda, ancak üçü pek parla durumda değil ve para kazanamaz bir halde.    Kaybedilen para diğer yedi mağazayı da etkilediğinden iş insanı kendini oldukça sıkıntıda hisseder.

Durumu biraz değiştirelim ve bir başka insana odaklanalım. On mağazası olan bir iş adamının, yedisi iyi durumdadır. Kalan üç tanesi ise henüz açılmamıştır. Açılmamış mağazaların da stokları hazır durumda. Bu iş insanı kendini harika hisseder. Çünkü geleceği umut ve vaatlerle doludur. Şu an için yatırım yaptığı ve henüz bu yatırımın faydasını görmediği üç mağazası beklemede. Ancak bunun sürecin bir parçası olduğunu ve yakında stoklanacaklarını ve kar elde edeceklerini hissedebiliyor.

Kendimize bakmamız gereken durum aynen böyledir.  "Mağazalarımızın" çoğu çok iyi gidiyor.   Çoğunlukla, Tora’ya yakın olan ve yaşamamız gerektiği gibi yaşayan iyi insanlarız.   Doğru, "mağazalarımızın" azınlığı iyi gitmiyor.   Ancak bunun nedeni başarısız olmaları değil.   Bunun nedeni hâlâ yapmamız gereken işlerin olmasıdır.   İyi gitmiyorlar çünkü tıpkı tüm insanlar gibi bizim de gelişmemiz şart.    Bu azınlıktaki "mağazalar" yüzünden kendimizi kötü, suçlu, öfkeli, utanmış veya üzgün hissedemeyiz.    Yapılacak iş olduğunu bilmeli ve üzerimize düşeni yerine getirmeliyiz. Biraz zaman alabilir ancak geleceğimiz umutla dolu. Daha iyi olacağımızı biliyoruz ve bunu yapacak potansiyelimizin olduğunun da farkındayız.

Doldurulması gereken boş depolar: Midraş, üç meleğin Avraam'a putlara tapan basit göçebeler olarak göründüğünü öğretir.   Avraam yine de, onlara büyük bir saygıyla konuşur, onları karşılar, onlara yemek verir. Onları sevgi ve nezaketle ağırlar. Avraam kusurlu insanları gördüğünde, onları büyük potansiyeli olan, "doldurulmayı" bekleyen "boş depoları" olan insanlar olarak görmüştür. Bu yüzden herkese büyük bir sevgi ve saygıyla davranır. Avraam her bir insanı henüz "doldurulmamış", sadece büyümek için biraz zamana ihtiyacı olan değerli bir ruh olarak kabul eder. Bu da bizim insanlara olan bakış açımız olmalıdır.  

Mükemmel değiliz, ancak bu başarısız olduğumuz anlamına gelmez.  Bu daha yapılacak çok fazla işin olduğu anlamına gelir. Kendi kendimizi hayal kırıklığına uğratmak anlamlı değildir. Biz işimizi yapmak ve görevlerimizi yerine getirmekten sorumluyuz. Kısacası boş mağazalarımızın raflarını gerekli şeylerle doldurmak bizim yükümlülüğümüzdür. Tanrı’nın şu anda hangi konumda olursak olalım bizi sevdiğine ve bizim hakkımızda iyi düşündüğüne güvenelim.

DİVRE TORA
Rav Naftali Haleva

Peraşa’nın başında Tanrı’nın Avraam’la temas ettiğini görmekteyiz. Raşi; Tanrı’nın, sünneti sebebiyle rahatsız olan Avraam’ı  ‘’ziyarete geldiğini ‘’ belirtmektedir. Bikur Holim, insan şefkatinin en büyük örneklerinden biri olarak kabul edilir ve peraşamıza bakılırsa, insanın Tanrı’yı kendine örnek alması konusundaki  yollardan  biridir. 

Bikur Holim’in doğası ve önemi hakkında Hahamlarımız’ın söylediklerini anlayabilmek için, temel bir konuyu kavramak gerekir. Hahamlarımız hastalığı doğal bir olay olarak algılamamışlardır. Hastalık, normalden bir tür sapma olduğu için, Tanrı’nın bizleri her zamankinden daha yoğun bir dikkatle incelendiği bir zamanı işaretler. 

Bir yandan bu özel ilgi, özel bir tehlike anlamına gelebilir: Bir kişi her zaman hastalanmamak için dua etmelidir; zira hastalanırsa kendisine (bir bakıma) ‘’bir faziletini göster de kurtul ‘’ denir. (Talmud Şabat 32b) Başka bir deyişle, hasta kişi bir anda, yaşamayı hak ettiğine dair bir delil gösterme yüküyle karşı karşıya kalır. 

Diğer yandan Tanrı’nın özel ilgisi, bir tür ayrıcalıktır da. Talmud’a göre, Tanrı’nın Kutsal Varlığı  (Şehina), hasta kişiye destek olur ve yatağının başucunda bekler (Talmud Şabat12b).  Bu sebeple bir hasta ziyaretine gidildiği zaman, ondan  çok yüksek bir hizada oturmamak gerekir. 

Hasta ziyaretindeki  temel mitsva, o kişinin ihtiyaçlarını gidermektir. ‘’Bikur Holim’’ ifadesi tam olarak ‘’hasta ziyareti’’ değil, ‘’hastayı gözetmek’’ anlamına gelir. Bu elbette, hasta kişinin durumunda positif etki yaratacaktır. 

Fakat hasta ziyaretinin, hasta üzerinde manevi bir etkisi de vardır. Hahamlarımız, şefkat belirten davranışların (gemilut hasadim) Tanrı’ya bağlanmanın bir yolu olduğunu belirtiler. Zira bu, dünyaya her an sonsuz iyilik bahşeden Tanrı’nın izinden gitmek anlamına gelmektedir. (Talmud Sota 14a) Bu da  bizim kendi davranışlarımızla ortaya çıkan bir durum olduğu ve hastanın vesilesiyle gerçekleştiği için, hastanın durumunda olumlu etki yaratacaktır. 

Talmud, hasta ziyaret eden bir kişinin dört berahaya hak kazandığını belirtir. 

1. Yetser Ara – Kötü Eğilim’in bu kişi üzerindeki etkisi hafifler.

2. Kişi olası sıkıntılardan korunur.

3. Şereflendirilir 

4. Sadık dostlara sahip olur. (Nedarim 40a)

Prag’lı Maaral bunların, ziyaret edilen hastaya  bahşedilen berahalarla paralel olduklarını belirtir. Hasta bir kişinin de Yetser Ara‘sı zayıftır; gelen ziyaretçi onun çektiği sıkıntıyı azaltmıştır, onu onurlandırmıştır ve kendisine sadık bir dost olduğunu ispat etmiştir. 

Hasta kişileri ziyaret etmek bazen hayat bile kurtarabilir. Rabi Akiva’nın bir öğrencisi bir gün aniden rahatsızlanır. Bu öğrencinin, öğrenim hayatında önemli bir başarısı olmadığını düşünen, Rabi’nin bazı öğrencileri, onu ziyaret etmenin itibarlarını zedeleyeceğini düşünürler. Rabi Akiva bazı öğrencilerinin bu duygusuzca davranışına çok  sinirlenir. Öğrencisinin evine bizzat kendisi gider; onun tüm ihtiyaçlarını karşılar ve tedavisi sırasında ona özel bir ilgi gösterir. Öğrencisi iyileştiğinde Rabi’ye şöyle der: ‘’Efendim hayatımı kurtardınız !’’ Kısa bir süre sonra bütün öğrencileri bir araya geldiğinde Rabi Akiva derse şu sözlerle başlar: Şunu bilin ki hasta birini ziyaret etmemek onun kanını dökmekle eşdeğerdir.   

Hastaları ziyaretin temel sebebi, ihtiyaçlarını gidermek ve iyileşmeleri için dua etmektir. Bir hastayı ziyaret edip dua etmeyen bir kişi görevini yerine getirmemiş sayılır. Bir kişi bir hastanın iyileşmesi için dua ettiğinde, Tanrı’dan bu hastayı ‘’Bene Yisrael’in tüm hastalarıyla beraber’’ iyileştirilmesini dilemelidir. Bunun sebebi, birden çok kişinin Tanrı katında değerli olma ihtimalinin daha fazla oluşu ve topluluk içindeki birinin hatırına diğer kişilerin de iyileşmesinin sağlanabilmesidir. 

El Na Refa Laem dualarıyla Tanrı tüm hastalarımıza en yakın zamanda şifa versin. 

GÜNLÜK YAŞAMDAN
(Kaynak: Rabilerin öğretilerinden)
Rav İzak Peres

Yeni bir ev alan “şeeheyanu” berahası okumak zorunda mıdır?

Rabi Hayim Palaçi (Z’Ts’K’L’) yeni evin alınması sonunda çok fazla borç olması halinde “şeeheyanu” berahasının söylenmemesinin gerektiğini öğretir. Çünkü bu beraha okunduğunda sevinç ve rahatlık olmalıdır. Bu kadar borcun içinde “rahatlıktan” söz etmek pek mümkün değildir. Ancak bazı görüşlere göre ev için “şeeheyanu” okunması şöyle mümkün olabilir. Yeni bir meyve, kıyafet alınarak onun için “şeeheyanu” okunur ev de bu berahanın içinde düşünülür. Böylece “şeeheyanu” berahasının söylenmesi ile ilgili şüpheler ortadan kalkmış olur. 

TALMUD’DAN ÖĞRETİLER

Rav İsak Alaluf

Gemara Masehet Makot’un sonunda yazan bu öyküde (24B) Rabi Akiva önemli bir noktayı açıklar. Çünkü yıkımın gerçekleşmesi, gelecekteki kurtuluşun da kesin olacağına dair inancını güçlendirmiştir.

Günün birinde vaki oldu ki Raban Gamliel, Rabi Elazar ben Azarya, Rabi Yeoşua ve Rabi Akiva Yeruşelayim’e giderler. Har Atsofim’e çıktıklarında elbiselerini yırtarlar. Tapınak dağına ulaştıklarında bir tilkinin Kodeş Akodaşim’den çıktığını görürler. Rabi Akiva’nın dışındakiler ağlamaya başlarlar ancak Rabi Akiva güler.

Diğerleri Rabi Akiva’ya “neden gülüyorsun” diye sorarlar. O da “siz neden ağlıyorsunuz” diye sorar. Rabiler şöyle cevap verir. Bamidbar 1/51’de dediği gibi “yaklaşan yabancı ölür denilen kutsal yerde tilkiler dolaşmakta ağlamayalım mı” şeklinde yanıt verirler.

Rabi Akiva onlara şöyle der: “İşte bu yüzden gülüyorum. Çünkü yazılmıştır: “Benim için güvenilir tanıklar olarak Uriya AKohen ve Yeverehiya oğlu Zeharya’yı (peygamber) göstereceğim.
Peki, Uriya ile Zeharya arasında nasıl bir bağlantı vardır? Uriya Birinci Bet Amikdaş zamanında Zeharya ise İkinci Bet Amikdaş zamanındadır. Tora, Zeharya’nın kehanetini Uriya’nın kehanetine bağlamıştır.

Uriya hakkında şöyle yazılmıştır: ‘Bu yüzden sizin yüzünüzden Siyon bir tarla gibi sürülecek; (Yeruşalayim yığınlara dönüşecek, Tapınak Dağı da ormanın yüksek yerleri gibi olacaktır.)’

Zeharya hakkında ise şöyle yazılmıştır: ‘Yine yaşlı erkekler ve kadınlar Yeruşalayim sokaklarında oturacaklar.’(Bu Zeharya peygamberin kehanetlerinden biridir.)

Uriya’nın kehaneti henüz gerçekleşmemişken, Zeharya’nın kehanetinin de gerçekleşmeyeceğinden korkuyordum.
Ama şimdi Uriya’nın kehaneti gerçekleştiğine göre, Zeharya’nın kehanetinin de gerçekleşeceği kesindir.”

Bu sözleri duyunca ona şöyle dediler: Akiva bizi teselli ettin, Akiva bizi teselli ettin. ”

HAFTANIN SÖZÜ

Gerçek tsadikler bütün eylemlerini Tanrı adına gerçekleştirirler. Onlar bu eylemleri yaparken insanlara gösteriş yapmazlar ve büyüklük peşinde koşmazlar. (Rav Yeuda Adoni’nin bir konuşmasından alıntılanmıştır.)