Bu Hafta İçin Saatler

5 İYAR 

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5785

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:40

20:00

-----

Yeruşalayim

18:45

20:05

Tel Aviv

19:00

20:02

3 MAYIS

Tel Aviv

19:05

20:08

İstanbul

19:47

20:30

2025

İstanbul

19:45

20:37

İzmir

19:43

20:34

İzmir

19:50

20:41

TAZRİA-METSORA

מצורע- תזריע

Aftara: Vearbaa Anaşim

 

Peraşa Özeti
[www.chabad.org]
(Vayikra 6:8-8:36)

"Tuma veTaara - Manevi kirlilik ve Saflık" kurallarını ele almaya devam etmektedir. Doğum yapan bir kadının, Mikve'ye (belirli niteliklere sahip su havuzu) dalma ve Bet-Amikdaş'a korban getirme gibi hareketleri kapsayan bir arınma sürecine girmesi gerekir. [Sağlık durumu imkan veren] Bütün erkek bebekler hayatın sekizinci gününde sünnet edilmelidir. 

Tsaarat (cüzam benzeri semptomlara sahip, manevi kaynaklı bir rahatsızlık), giysileri de etkileyen doğaüstü bir hastalıktır. Eğer bir kişinin derisinde beyaz ya da pembe [giysilerde pembe ya da yeşilimsi] lekeler ortaya çıkarsa, bir Koen'e başvurulur. Bu Koen, etkilenen bölümün yedi günlük karantina süresinden sonraki büyüklüğü gibi çeşitli belirtileri inceleyerek onun Tame (manevi açıdan saf olmayan) veya Taor (saf) ilan eder. Tsaraat bulaşmış bir kişi iyileşene kadar kampın (ya da şehrin) dışında tek başına ikamet etmelidir. Hastalık bulaşan bölümü kesilip atılmış olan bir giyside tekrar hastalık ortaya çıkarsa, bütün giysi yakılmalıdır.

Metsora peraşası, iyileşen bir Metsora'nın (Tsaraat'a yakalanmış kişi) saflaştırılmasını sağlayan Koen tarafından yapılan özel bir işlemin detaylarını anlatarak başlar.

Bir evin duvarlarında kırmızımsı ya da yeşilimsi lekeler belirmesi, bu evinde rahatsızlıktan etkilenmiş olma olasılığını gösterir. On dokuz gün kadar sürebilen bir işlem sonucunda, Koen evin saflaştırılabileceğine ya da yıkılmasına karar verir.

Tuma, erkekte meni ya da diğer akıntılar, kadında adet veya diğer kanamalar sonucunda da ortaya çıkabilir ve Mikve'ye dalarak arınmayı gerektirir.

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf

LAŞON ARA YAPMAMAK İÇİN ÇARELER

Giriş: Sürgün yıllarının peygamberi olarak bilinen Yehezkel kendi neslindeki insanları Teşuva yapmaya “veşuvu vihyu – teşuva yapın ve yaşayın” sözleriyle davet eder. Talmud Yerulaşmi bu ifadeye bakarak büyüleyici bir açıklama yapar: “Reşaim af behayeem nikraim metim – kötüler hayattayken bile ölü sayılırlar.”

Bazen vücudumuzda ölü deri parçaları vardır. Ölü deri ile hala canlı deri arasındaki fark önemlidir. Canlı deri bir etki ile karşılaştığında sıkıldığında veya delindiğinde tepki verir mesela acı hisseder. Ancak ölü bir deri parçasına herhangi bir şey yapıldığında, o parça hâlâ vücuda bağlı olmasına rağmen kişi hiçbir şey hissetmez. “Reşaim” olarak nitelendirilen kötü insanların ölü kabul edilmelerinin nedeni hissetmemeleridir. Talmud Yeruşalmi burada ara sıra hepimiz gibi hata yapan insanlardan söz etmez. Söz ettiği insanlar hatalarını hissetmeyen, düşünmeden hareket eden ve bir sorun olduğunu anlamayan insanlardır.

Tehlikeli bir bakış – Laşon ara: Pek çok insan, yaptıklarının yanlış olduğunu düşünmeden, yanlış davranır ve yanlış şeyler yapar. Bazıları bunu küfürlü bir dil kullanarak yapar. Hiç düşünmeden konuşur ve uygunsuz sözcükler kullanır. Kimi de hiç umursamadan veya sorun olabileceğini düşünmeden giyim tarzına dikkat etmez. Bazıları için sahtekârlık onun yaşam tarzı gibidir. İşlerin böyle yürümesi gerektiğini düşünür müşterileri rutin olarak yanıltır. Birçoğumuz için ise Tora öğrenmek veya dinlemek bir zaman kaybıdır. Tora çalışmak ya da yapıcı başka bir şey yapmak yerine, boş zamanımız olduğunda içgüdüsel olarak telefonlarımızı çıkarmaktır. Ama öyle bir yanlış vardır ki hemen hepimiz için bir ölü deri konumundadır. “Laşon ara.” Başkalarının hataları hakkında iki kez düşünmeden, bunda yanlış bir şey olduğunu hissetmeden konuşuruz.

Gemara Masehet Yevamot buna benzer bir tespiti paylaşır: Yahudilerin az bir kısmı yasa dışı ilişkilerden, çoğunluğu bir tür hırsızlıktan suçludurlar. Ancak hepsi bir çeşit “laşon ara” günahına iştirak etmişlerdir.

Bu hafta okunan iki peraşadan ilki olan Tazria peraşası bizleri “tsaraat” hastalığı ile tanıştırmaktadır. Bu hastalığın yasaları da bu peraşada karşımıza çıkar. Laşon ara yapan insanların başına gelen bu hastalık genellikle ciltte görünen bir hastalıktır. Tora’da verilen en ünlü Tsaraat örneği Moşe Rabenu’nun ablası Miryam’da vücut bulmaktadır.

Bu girişleri yaptıktan sonra bu günahın özel ciddiyeti üzerinde düşünmek, bu günahı bu kadar benzersiz kılan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmak ve bu alışkanlığı nasıl kırabileceğimize dair bir bakış açısı kazanmak gerekir.

Gemara laşon ara günahı ile ilgili önemli bir açıklama yapar. Bu yanlış Tora’daki üç büyük günah olan putperestlik, zina ve cinayet ile eşdeğer görülmektedir.  Bunlar, kişinin kaçınmak için hayatını feda etmeye hazır olması gereken yegâne üç günahtır.   Bir insan hayatını kurtarmak uğruna diğer tüm komutlar askıya alınır, ancak bir kişinin hayatı tehlikede olsa bile bu üç emir ihlal edilemez. İşte laşon ara bu üçü kadar olumsuzdur.

İspanyol bilgelerinin en büyüklerinden biri olan Rabenu Yona, ünlü kitabı Şaare Teşuva'da Gemara'nın sözlerini tartışır ve açıklamalara yer verir.

Teşuva: Bir müşteriye veya iş arkadaşına yalan söyleyen ve onu aldatan bir kişiyi hayal edelim.   Sanırım hepimiz bunun yanlış bir şey olduğu konusunda hemfikir oluruz. Hepimiz için o adam da pek de iyi bir adam değildir.  Ama bu sadece bir kez yapılmış olsa dolandıran kişi yanlış yapsa da onun hakkında mutlak kötü olarak düşünmek mümkün olmaz. Ancak sürekli olarak birilerini dolandıran kişi hakkında herkesin yanlış düşüneceğini söylemek hatalı olmaz.

Sürekli olarak bir şeyler yemek gibi, laşon ara da bir kere yaptığımız bir şey değildir. Sürekli olarak yanlış konuşur dururuz.   Tek bir yanlış konuşma fazla zarar vermez gibi görünse de, bu zararı defalarca tekrarladığımızdan ortaya felaket bir sonuç çıkar.

Rabenu Yona, uygunsuz bir konuşma tarzını değiştirmenin çok zor olduğunu yazar çünkü çoğumuz için bu, yani uygunsuz konuşma şekli hele günümüzde klasik bir iletişim tipi haline gelmiştir.    İlişkilerimizin çoğu “laşon ara”  etrafında döner. İnsanları eleştirir hatta onlarla dalga geçeriz. Günümüzde “laşon ara” kullanmadan konuşmak hepimizi iletişim kurmak konusunda oldukça zorlar bir hale gelmiştir. Bu sıradan iletişim şekli hepimizin yaşamının bir parçası haline gelmiş durumdadır.  Ne yazık ki “laşon ara”, normalde iyi, dürüst bireylerin bile normal konuşma tarzına doğal olarak yerleşmiştir.  “Laşon ara” varlığımızın bir parçası haline geldiği için değiştirmek çok zordur. Bu yüzden de üç büyük günahtan daha da büyüktür.

Filmler hariç, bir katil suçunu işledikten sonra sarsılır.   Yerde cansız bedeni gördüğünde normal olarak bir travma yaşar. Normal şartlar altında hayatının geri kalanında işlediği suçu asla unutmaz.

Ancak Şabat masamızda bile ailemizin ve misafirlerimizin önünde başka bir kişi hakkında şakalar yaptıktan sonra kalkıp huzur dolu bir uykuya dalmak hiçbirimiz için yabancı değildir. Yani çoğumuza bu davranış yanlış bir şey gibi gelmez.

Rabenu Yona, bu yanlışa karşı kayıtsız tutumumuz nedeniyle “laşon ara”nın çok ciddi bir günah olduğunu yazar. Biz bu yanlışı  bu kadar hafife alarak, söylediklerimizden rahatsız bile olmadan, saygısızlık ederiz.

Bir kişi Tanrı’ya karşı bir suç işlediğinde ve teşuva yapmak istediğinde Tanrı’ya döner ve af diler.   Fakat arkadaşına karşı bir suç işlediğinde, arkadaşı onu affetmediği sürece affedilemez. Rabenu Yona,”laşon ara”  bu kadar şiddetli bir yanlış olmasının bir nedeninin de bu olduğunu yazar. Çünkü bütün mağdurlarımızdan bağışlanma dilemek imkansızdır.

Tipik bir arkadaş toplantısında hepimiz birileri hakkında uygun olmayan şekillerde konuşuruz. Daha önce dile getirdiğimiz gibi de en ufak bir pişmanlık duymadan veya kendimizi kötü hissetmeden kalkıp gideriz. Hatta ertesi gün söylediklerimizi hatırlamayız bile. Ancak söylediğimiz sözlerin etkisi devam eder.    Söylediklerimizi duyan kişilerde, konuştuğumuz kişiler hakkında olumsuz bir izlenim kalır.  Olumsuz tutumları diğer insanlara yayıldıkça bu durum dalga etkisi yaratmaya devam eder. Söylediklerimizi unuturuz ama zararı katlanarak devam eder. Çoğu zaman kimin hakkında ne söylediğimizi bile hatırlamayız ve sözlerimizin nasıl ve ne ölçüde zarara yol açtığını da kesinlikle bilemeyiz. Bu yüzden de af dileme şansımız yoktur.       

“Laşon ara” konusundaki zararları kısmen de olsa listelediğimize göre artık bu sorunla nasıl baş edeceğimizi öğrenmeye çalışalım.

Çareler: Oldukça tanıdık bir insan tipinden söz ederek işe başlayalım. Uygunsuz kötü komşulardan söz edelim. Başkalarının mülkiyetine asla saygı duymayan kişilerin sayısı az değildir. Arabasını park etmekten tutun da komşusunun alanına girmeye kadar bol miktarda ihlaller yabancımız değildir. Müstakil bir evde yaşıyorsanız garajınızın önüne park edilen bir araba veya çocukların sıklıkla kırdıkları camlar pek de hoşunuza gitmez. İşte böyle bir komşu bir gece önce partide çalan yüksek müzik için yanımıza gelip özür dileyecek olursa ve bu durumun tekrarlanmayacağını söylerse buna inanmak çok da kolay değildir. Diğer ihlallerinden söz etmeden sadece yüksek sesle çalınan müzik için özür dileyen birini affetmek aklımızdan bile geçmeyebilir. Maharal ise böyle bir durumda bile Tanrı’nın bizi affedebileceğini söyler.

Birçok şeyi yanlış yaparken aynı zamanda oldukça fazla hatalar yaparız. Günlük rutinimiz bazen birçok yasak eylemi içerir ve çoğu zaman yükümlülüklerimizi yerine getirmekte başarısız oluruz. Özellikle Yamim Noraim günlerinde yanlış yaptığımız şeyler için özür dilemek üzere Tanrı’nın huzuruna çıkarız. Birçok yanlışımıza rağmen özür dilemeye çalıştığımız birkaç spesifik hatayı dile getiririz. Ancak Tanrı bizim teşuva çabamızı takdir eder ve bizleri bağışlar. Teşuva yaptığımızda hatta birçok şeyi yanlış yapıyor olsak bile, Tanrı bizi affeder. Kabalist bir Rabi olan Rabi Yisrael Salanter Praglı Maharal’ın öğretisini bir adım daha ileriye taşıyarak Tanrı’nın yarım bir teşuva karşısında bile yani günahlarımızın yarısından kaçınsak bile bizleri sevgiyle affetmeye hazır olduğunu öğretir.

Klişe ve basit bir örnek verelim. Kaşerut kurallarına göre yaşamayan bir kişi bir süre sonra yaptığının yanlış olduğunu kavrar ve öncelikle evini Kaşer duruma getirmeye çalışır. Henüz her yerde bunu uygulamaya hazır olmasa bile bir adım atarak evinde Kaşer kurallarına uymayı taahhüt etmektedir. Rabi Yisrael Salanter Tanrı’nın bu adımı dikkate alacağını ve teşuva çabasını kabul edeceğini öğretir. Bu kişinin gidecek çok uzun bir yolu vardır ve orada kalmamalıdır. Ancak attığı ilk adım bir teşuva adımı olduğundan Tanrı tarafından kabul görecektir.

Gelin bu örneği “laşon ara” için uygulamaya bakalım. “Bir daha “laşon ara” konuşmamak” şeklinde bir taahhütte bulunmak özellikle günümüz şartlarında gerçekçi değildir. “Ya hep ya da hiç” şeklinde bir yaklaşım bizi “hepsi” noktasına götürmez hatta elimizde hiçbir şey bırakmaz.  

O zaman işe mütevazi taahhütlerle başlayalım. Belki günün belirli saatlerinde konuşmalarımıza dikkat ederek başlamak bu konuda atılmış doğru bir adım olabilir.  Bu günahın sıklıkla gündeme geldiği Şabat ve Yom Tov masalarından özellikle bu yanlıştan kaçınmaya çalışmak büyük bir adımdır. Sık sık buluşup “laşon ara” yaptığımız kişilerle birlikte çalışarak bundan birlikte kaçınmaya çalışmak iyi bir başlangıçtır. Atılan her küçük adım çok değerlidir.

Amacımız en azından bu yanlışın “ölü deriye” dönüşmemesi, onu hissetmemiz, tanımamız, bundan rahatsızlık duymamız olmalıdır. Her ne kadar   “laşon ara” yapmaktan tamamen kaçınamasak da bu konuda daha hiç olmazsa çaba gösterebiliriz. Bunu da mutlaka denemek gerekir.    Konuşmalarımızın diğer insanların hayatları etrafında dönmediğinden, sürekli olarak diğer insanların yaptıklarını eleştirmediğimizden ve diğer insanların davranışlarından çok kendi davranışlarımıza odaklandığımızdan emin olmaya çalışmalıyız.


DİVRE TORA

Rav Albert Gerşon

Doğumun Kutsallığı

Bu, sizin için en uygun olanıdır.

Doğum yapan ve erkek çocuk doğuran kadın yedi gün boyunca kirli sayılacaktır.  (12:2)

DOĞUM, hayattaki aşkın anlardan biridir.  Anne, uzun bir bekleyişin ardından dünyaya yeni ve görkemli bir yaşamı salıverir.  Bu mucizevi bir an, saf bir sihir vesilesidir.  Böyle bir zamanda annenin yükseltilip, alçalabileceğini  düşünürdünüz, ama aslında tame, yani tamamen kirli hale gelir. Neden böyledir? Genellikle tumayı  kirlilik, ölüm, tsraat ve diğer olumsuz deneyimlerle ilişkilendiririz. Doğum bu listeye nasıl uyar?

Dahası, bir oğlanın doğumu ile bir kızın doğumu arasında bir ayrım buluruz. Bir oğlan doğuran kadın yedi gün tame iken, bir kız doğuran kadın on dört gün tame'dir. İki katı! Neden böyle olsun ki? Bir kızda ne sorun var? Neden onun doğumu bir oğlanın doğumundan daha fazla tuma'ya neden olsun?

İlk doğan çocuk, Adem ve Havva'nın oğlu Kayin’di. Adı neden Kayin'di? Çünkü Havva(Bereşit 4:1) şöyle dedi: "Kanisi ish es Hashem. Tanrı ile bir adam kazandım." Havva, bir çocuk doğurarak ve onu doğurarak kelimenin tam anlamıyla "Tanrı ile" bir ortak haline geldiğini hissetti.

Talmud, bir kişinin yaratılışında üç ortak tanımlar (Nidah 31a): babası, annesi ve Tanrı. Havva bunu çok derinden hissetti. O zamana kadar bir yaratıktı ve şimdi bir yaratıcı olmuştu. Bu dünyaya bir hayat getirmişti ve bu yüce hissi oğluna verdiği isimle ölümsüzleştirmişti. Yaratıcıya bir insan olabileceği kadar yaklaşmıştı. Yeni bir hayat yaratmıştı ve bunu yaparken İlahi'nin bir dokunuşunu kazanmış ve kutsanmış hale gelmişti. Muhtemelen gelecekti.

Ancak bu yüksek kutsallık hali uzun sürmez. Hamilelik ayları ilerledikçe inşa edilir ve büyür. Doğum anında doruk noktasına ulaşır.  Ve sonra gider  İnsan hayatının yüce yaratıcısı olan anne, sıradan bir varoluşa geri döner. O sadece başka bir insan, bu dünyadaki başka bir yaratıktır. Artık bir yaratıcı değildir. Bunların hepsi geçmişte kaldı. Onun kutsanmış hali tamamen tarihtir, geçmişte kalmış bir şeydir.

Tuma nedir? Bu ruhsal kirlilik halini nasıl tanımlarız? Kuzari, tuma'yı keduşa, kutsallığın yokluğunun bıraktığı boşluk olarak tanımlar. Keduşa dünyadan çekildiğinde, geride bıraktığı boşluk tuma ile dolar.

Bu ışıkta, doğum gibi kutsanmış bir olayın tuma'ı nasıl getirdiğini anlayabiliriz. Hamileliği sırasında ve doğum anında, anne İlahi'nin bir kıvılcımına ulaşır. O, insan hayatının bir yaratıcısıdır, Yaratıcı'nın bir taklididir ve bu ona büyük bir keduşa verir. Ancak doğumdan hemen sonra, bu ek keduşa onu terk eder ve geride bıraktığı boşluk tumah ile dolmuştur.

Bu mantık dizisini takip ederek, keduşa ne kadar büyükse, geri çekilmesinin geride bıraktığı boşluk da o kadar büyük olur, onu doldurmak için o kadar çok tumah hücum eder. Ne kadar yüksekse 

Anne hamilelik ve doğum sırasında ne kadar keduşa seviyesine ulaşırsa, keduşa ayrıldığında o kadar fazla tumah deneyimleyecektir.

Belki de bir kadın bir kıza hamile olduğunda çok daha yüksek bir keduşa seviyesine yükseldiğini öne sürebiliriz. Sadece annenin kendisi bir yaratıcı olmakla kalmamış, taşıdığı çocuk da potansiyel bir yaratıcıdır. Bu nedenle, taşıdığı kızı doğurduğunda bir erkek çocuğunun doğumundan sonra olduğundan daha fazla keduşa kaybeder ve sonuç olarak tumah'ı orantılı olarak daha büyüktür.

GÜNLÜK YAŞAMDAN
(Kaynak: Rabilerin öğretilerinden)
Rav İzak Peres

Sefertora’daki bazı harflerin üzerinde “tagim” adı verilen süs benzeri işaretler vardır. Bunların olmaması Sefertora’yı nasıl etkiler?

Yeni bir Sefertora’da “Şin”, “Ayin”, “Tet”, “Nun”, “Zayin”, “Gimel”, “Tsadi sofit”, “Tsadi” ve “Nun sofit” harfleri üzerinde “tagim” olmaması durumunda sinagogta daha iyi bir Sefertora varsa onunla bunun değiştirilmesi önerilir. Eğer daha iyi bir sefertora yoksa bununla devam edilebilir. Eski bir Sefertora ise “tagim” eksikliği okumaya engel değildir.

DEĞERLERİMİZ
Rav İsak Alaluf

Bir kişi bu dünyadan ayrıldığında düzenlenen cenaze törenine “levaya” denir. Bu sözcük “refakat etmek” anlamına da gelir. Gemara bu dünyadan ayrılan insana maddi hiçbir şeyin refakat edemeyeceğini, onunla beraber ancak zehutlarının ve tsedaka için verdiği paranın manen geleceğini öğretmektedir. Pasuk “vealah lefaneha tsidkeha – dürüstlüğün önünde gidecektir” diyerek bu mitsvanın manevi getirisinin bize refakat edeceğini söylemektedir. Fakirin zenginde olan parasını transfer ederek bu refakate fırsat yaratmaktayız. “Talve” yani borç verme sözcüğü de refakat etmek fiilinden türemektedir.

Pasuk “utsdaka tatsil mimavet” demektedir. Tsedaka bizleri bütün kötülüklerden ve olumsuz kararlardan koruyacaktır.

HAFTANIN SÖZÜ

“Geçimini sağlamak denizi yarmak kadar zordur.” (Gemara Masehet Pesahim 118/A)