U AYA OMER AL TEİ DAN YEHİDİ... (RABİ YOSE BAR HALAFTA’NIN OĞLU) RABİ YİŞMAEL ŞUNU ÖĞRETİR: TEK BAŞINA YARGIÇ OLMA...
Buradaki Mişna bir önceki Mişna’da vurgulanan düşüncenin bir devamıdır. Yargılama konusunda uzman olsan bile, mahkemede tek yargıç olmaktan kaçın çünkü objektif olamama ihtimalin çok yüksektir.

Pirke Avot 1:8, 1:9 yargıçların nelere dikkat etmesi gerektiği ile ilgili bize bazı tavsiyelerde bulunmaktadır. Mişna’mız yargının zorluğundan bahsettiğinden bu tavsiyelerin ne olduğunu hatırlatmak öğrenme açısından önemlidir.

Pirke Avot 1:8
Yeuda ben Tabay ve Şimon ben Şatah, Tora’yı Yeoşua ben Perahya ve Nitay Aarbali’den öğrendi. Yeuda ben Tabay yargıçlar için şunları öğretir:
a) Avukat gibi davranma.
b) İki kişi yargı önünde durduğunda ikisini de suçlu kabul et.
c) Yargı kararını kabul ettikleri takdirde davanın sonunda iki tarafı da suçsuz kabul et.

YİYU BEENEHA KİRŞAİM… İKİ KİŞİ YARGI ÖNÜNDE DURDUĞUNDA, İKİSİNİ DE SUÇLU OLARAK GÖR.
Bu iki tarafı da yalan söylemekle suçlamak anlamına gelmez. Mişna, hakimin davalıyı ve davacıyı önyargısız ve tarafsız olarak görmesi gerektiğini belirtir. Taraflardan biri dürüst olarak tanınsa bile yargıç hiçbir zaman taraf tutmamalı ve o kişinin dürüst olmasından dolayı yalan söylemeyeceğini ve yalnızca doğruyu söyleyebileceğini düşünmemelidir. Yargıcın görevi iki tarafı dinledikten sonra adil bir şekilde karar vermektir.


YİYU BEENEHA KEZAKAİN… İKİ TARAFI DA SUÇSUZ OLARAK GÖR.
Mahkeme sonuçlandığında kaybeden tarafı yalancı olarak görme. Kaybeden tarafın hatalı olduğunu bilip, davayı kazanmak için her türlü yalanı söylediğini düşünmek yanlış olur. Kişinin doğru söylediğini ve sonuçta hatalı olduğunu anladığını düşünmen gereklidir. Ayrıca ikisi de mahkeme kararını kabul ettiği anda “değerli“ sınıfına giriyor.

Pirke Avot 1:9
Şimon ben Şatah şunu öğretir: Şahitlere bol bol soru sor. Konuşurken sözlerine dikkat et ki onlardan yaralanarak yalan söylemeyi öğrenmesinler.

ŞEMA MİTOHAM YİLMEDU LEŞAKER… KONUŞURKEN SÖZLERINE DİKKAT ET Kİ ONLARDAN YARALANARAK YALAN SÖYLEMEYİ ÖĞRENMESİNLER.
Bir gün mutfağa giren anne yeni pişirdiği kekin bir parçasının yendiğini fark eder. “Kim bu keki izinsiz olarak yedi?” diye seslenir. Hayim öteki odadan hangi kekten bahsediyorsun diye annesine sorar. Gecenin ilerleyen dakikalarında annesi oğluna “böyle büyük keki tek başına yemeyi nasıl başardın?” diye sorar. Bu hareketiyle hata ettiğini anlayan Hayim annesinden özür diler. Annesi sorduğu ikinci soruyla Hayim’in yalan söylemesine izin vermemiştir. Aynı şekilde yargıç tanıklara soracağı sorulara dikkat etmelidir. Aksi takdirde sorulan sorular tanıklara yalan söylemeye fırsat verebilir.

ŞEEN DAN YEHİDİ ELLA EHAD.... TEK BAŞINA YARGILAMA YETKİSİ SADECE
TANRI’YA AİTTİR...

Sadece Tanrı güvenilirdir ve hiçbir şekilde yanılgıya düşmez. İyov kitabında belirtildiği gibi “ O tek başınadır, kim O’nu caydırabilir? O ne isterse yapar. (İyov 23:13)
Bu cümlelerden anlaşıldığı gibi sadece Tanrı tek başına yargılayabilir. Bu Mişna Talmud’da hahamlarımızın söylediği bir söz ile sanki bir çelişki içinde gibi gözükmektedir. Talmud’da (Sanhedrin 38b) hahamlarımız. “Yüce Tanrı’mız herhangi bir şeye karar vermeden önce yeryüzünde yaşayan insanoğluna danışarak yapar ” derler. Bu nasıl bir şey? Aşağıdakiler karar veriyor ve Yukarıdaki kabul ediyor anlamında mı? Magen Avot şu şekilde bir açıklama yapar : Tanrı’nın yarattığı evrenin yargı mekanizmasına danışmasının tek nedeni insanların birbirleri ile danışması ve alçakgönüllü olması gerektiğini öğretmek içindir. Yoksa Tanrı elbette tek başına son hükmü verebilecek üstün güçtür.


Tanrı resmin tamamını görür...
Tek başına yargılama yetkisi sadece Tanrı’ya aittir. Sadece Tanrı güvenilirdir ve hiçbir şekilde yanılgıya düşmez. Bu nedenle yargıyı veren Yüce Tanrı’nın adaletini tüm kalbimizle kabullenmemiz gerekir. Onun adaletini yargılamamamız veya dünyayı idare etme şeklini sorgulamamamız gerekir. Hafets Hayim insanın görüş açısının Tanrı’nınkiyle kıyaslanması mümkün olmayacak kadar dar olduğunu vurgular. İnsanın görüş açısını sinagoga gelen bir misafire benzetir. Sinagoga gelen misafir, kalda görev yapan gabayın (idareci) Sefer Tora’ya çağırdığı kişiler hakkında ona “neden özellikle bazı insanlar Sefer Tora’ya çağırılırken diğerleri ise kaldırılmıyor? Bu acaba adil bir karar mı? ” diyerek eleştiride bulunur.
Gabay ona “şayet sen bu sinagoga birkaç hafta geliyor olsaydın bu eleştiride bulunmazdın. Her hafta Sefer Tora çağırılan kişilerin tespitinde bizler değişik değişik faktörleri düşünerek karar veririz. Bazı insanlar sevincini paylaşacak bir olaydan, yolculuktan geldiğinden, yakını kaybetmesinden dolayı Sefer Tora’ya kalkması gerekmektedir. Gabayların kararı da bu faktörlere göre alınır. Senin gördüğün yalnızca bugün ile sınırlı. O nedenle bu konuda yaptığın eleştiri yerinde değil. Aynı şekilde bizler bu dünyada misafir gibiyiz. Yaşadığımız yetmiş veya seksen sene içerisinde tüm olayları görmemiz imkansızdır. Tanrı’nın bu dünyayı nasıl idare ettiğini tamamen anladığımızı söylemek kadar cahilce bir şey olamaz. Tanrı tüm durumu bilen ve gören yegane güçtür. O nedenle yargıyı tek başına yapabilir ve adaleti doğru ve gerçektir.

Peraşalar | Yahudi Takvimi | Bayramlar ve Özel Günler | Kavram ve Semboller  
Rav'a Soralım | Yahudi Ailesi | Çocuk Köşesi | Holokost | Yahudi Tarihi | Yaşam ve Değerler | Linkler

 

©Copyright 5765 Sevivon