EZE U HAHAM?... EZE U GİBOR?... EZE U AŞİR?... AKILLI KİMDİR?...
 GÜÇLÜ KİMDİR ?... ZENGİN KİMDİR?...


Burada Mişna’nın tavsiyesine uymayan bir kişinin akıllı, güçlü veya zengin olamayacağı
söylenmekte değildir. Vurgulanan nokta, bu meziyetlere verilen bu tavsiyelerle sahip olduysa,
kişinin bundan gurur duyabileceğidir.
Sahip olduğun zekayı, zenginliği ve gücü Tora’nın verdiği öğretilerle pekiştirirsen bu senin için
sonsuz gurur kaynağı olmalıdır. Başkalarından öğrenmek gerektiğine inanmak ve öğrenmek,
sinirlerine hakim olmayı başarmak, elindeki ile yetinmesini bilmek, sahip olduğu kadarıyla mutlu
olmak ve kendisinden farklı olanlara saygı göstermek kişinin mutlu olabilmesi için
yaşamında sahip olması gereken unsurlardır.



EZE U HAHAM ? ALOMED MİKOL AADAM.... AKILLI KİMDİR? HERKESTEN ÖĞRENENDİR....

İnsanların herkesten öğrenebileceği bir şeyler mutlaka vardır.
Ben Zoma’nın Mişna’da belirttiği prensip; “kişinin herkesten öğrenmesi gerekliliği”,
her nesilde Rabilerimize ışık tutmuş bir düşüncedir.
Rabilerimiz ilginç bir benzetme ile Tanrı’ya kulluk etme konusunda bir bebeğin yaşamından
öğrenebileceğimiz üç ve bir hırsızın yaşamından öğrenebileceğimiz yedi tane özelliği dile getirirler.
Bebeğin yaşamından öğrendiklerimiz:
a)Bebek her zaman bir meşgale içindedir ve bir dakika bile boş durmaz.
b)Bebek herhangi bir şeyi eksik ise, ihtiyacını dile getirmek için utanmadan ağlar.
c)Bebeğin ihtiyaçları karşılandığında memnuyetini dile getirir.
Hırsızın yaşamından öğrendiklerimiz: [Buradan hırsızlığın iyi bir hareket olduğu sonucunu çıkarmamalıyız.]
a)Hırsız işini insanlardan uzak, gece vakti gizlice yapar. (İnsanların yapacakları iyi hareketleri sessiz
 ve gizlice yapması gerekir.)
b)Eğer ilk deneyiminde başarısız olduysa en yakın zamanda bir daha dener. Başarana
kadar denemekten vazgeçmez.
c)Meslek arkadaşlarına karşı sadakatlıdır. Ve onlardan genelde çalmaz ve onları ihbar etmez.
d)Çalacağı miktarın değeri az da olsa tıpkı büyük bir miktarmış gibi onu çalmak için yeterli bir
sebep olduğuna inanır. Çalmaktan hiçbir şekilde vazgeçmez ve ne olursa olsun risk
almaya hazırdır. (Buna karşılık öğreneceğimiz ders: Görünürde o kadar önemli bir mitsva olarak
düşünülmeyen bir hareketi yerine getirmek için üstün çaba ve gayret sarfedilmelidir.)
e)Çalmak için büyük gayret harcamasına rağmen, satarkenki amacı kendi önemini arttırmak değildir.
Çaldığı şeyi, kendisini tatmin edecek minimum bir fiyata satmaya bile hazırdır. (Yaptığımız iyiliklere
karşılık, kendimizi beğenmiş olarak Tanrı’nın sanki bizlere cömertçe ödüller vermesi gerektiğini
düşünmek yerine, O’nun bizden istediklerini gerektiği gibi yerine getirip getirmediğimizi düşünelim.)
f) Ne yaptığı başarıları ne de gelecekle ilgili planlarını başkalarına anlatmaz .
g)Kendi mesleğini sever ve bu dünyadaki başka hiçbir mesleğe değişmez.
Hırsızın yaşamında sahip olduğu bu düşünceleri, tersine iyilik yapma adına hayatımıza adapte
edersek hayatımızın olumlu bir şekilde değiştiğini görmeye başlarız.


AKIL AKILDAN ÜSTÜNDÜR.


Devamlı araştırma ve öğrenme :
Bir Tora alimi, “Haham – Akıllı“ olarak çağrılmaz. Ona “ akıllı öğrenci ” anlamına gelen “Talmid Haham” denir. Buradaki mesaj şudur: Bir Talmid Haham, kendisini “öğrenci“ olarak gördüğü takdirde, o zaman herkesten öğrenebileceğinin de farkında olur. Böylece kendisini sürekli geliştirerek geniş bir bilgi birikimine sahip olur.



BUGÜN BİLDİKLERİMİZİN DIŞINDA BİR KELİME BİLE ÖĞRENSEK
DÜNDEN FARKLI BİR KİŞİ OLURUZ.



EZE U GİBOR? AKOVEŞ ET YİTSRO… GÜÇLÜ KİMDİR? KİŞİSEL
ARZULARINI BASTIRABİLENDİR.

Kişinin sahip olabileceği gerçek güç, kendine ve arzularına hakim olmayı başarmaktır. Kişi kötü
eğiliminin ilerlemesini durdurmayı ve manevi yaşamını etkileyecek her türlü düşünce ve duyguya
hayır demeyi başarabildiyse bundan sonsuz gurur duyabilir.
İnsanın içindeki iyi ve kötü eğilimler devamlı bir mücadele halindedir. Ve bu mücadele, fiziksel bir
savaştan çok daha tehlikeli boyuttadır. Bunun üç sebebi vardır :
a) Fiziksel savaş düşmanını tamamen ortadan kaldırabilirken, içimizde mevcut olan iyi ve kötü
eğilimlerin savaşı yaşam boyu olan bitmeyen bir mücadeledir. Kötü eğilimleri bir kez yenmeyi
başardıysan bile tekrardan seni yenmek için ortaya çıkacaktır.
b) Fiziksel savaş fiziksel güvenliğimize karşıdır. İnsanın içindeki itici gücün yaptığı savaş ise manevi
yaşamımıza karşıdır. Buradan çıkan sonuç manevi yaşama devam veya manevi ölüm olacaktır.
c) Bize karşı fiziksel mücadelede bulunan kişi bizim ölmemizi ya da zarar görmemizi istemektedir. Manevi yaşamamıza son vermeye çalışan düşmanımız taktik olarak bizim en iyi dostumuz gibi gözükür. Bu nedenle bu düşmanın vereceği zarar, yapacağı tahribat çok daha derin ve ölümcül olacaktır.
Rabilerimizin belirttiği gibi, bir kişi hakimiyetini üç farklı alanda gösterebilir: Her hangi bir şehri kontrolü altına alabilir, ailesine ve kendine hakim olabilir. Bu üç ayrı egemenliğinin hepsinde yapılması gereken, kötüleri cezalandırmak, adaleti doğru yönlendirerek, iyinin yanında olarak haklıya destek çıkmaktır. Kötü eğilimi yatıştırmak, ona hakim olabilmek ve kişinin içindeki olumsuz itici gücün artmaması için her türlü gayret sarfedilmelidir. Bu yapılan çabanın yanında olumlu duygu ve düşünceleri nasıl arttırabileceğimizi bilirsek o zaman olumsuz itici gücün hakimiyeti yavaş yavaş azalmaya başlar.

EZEU AŞİR ASAMEAH BEHELKO...  ZENGİN KİMDİR? SAHİP
OLDUĞUYLA MUTLU OLANDIR....

Yaratan’a olan inanç sahip olunabilecek en büyük hazinedir. Bu hazineye sahip olan kişi sahip olduğu ile mutlu olabilecektir. Elindekilerle yetinmesini bilen kişiler mutlu ve huzurlu olurlar. Elindekilerle yetinmeyip daha çok isteyenlerin içini ise hırs ve kin kaplar. Mutlu ve huzurlu olamazlar. İnsanlar huzuru elindekilerle yetinmekte bulurlar.
Adamın biri elindeki yazlık evi satmaya karar verir ve emlakçıya fiyat vermesi için evine davet eder. Emlakçı yeri ziyaret ettikten sonra, evin satışı için özenle hazırlanmış raporu evin sahibinin onayını almak üzere sunar. Raporda eve ve özelliklerine dair tüm detaylar da yazılıdır. Duyduğu rapor karşısında ev sahibi ne diyeceğini şaşırır. Şaşkınlıkla raporun tekrardan okunmasını rica eder. Raporun ikinci kez okunmasından sonra yazlık evini satmaktan vazgeçtiğini belirtir. Kendisi hayatı boyunca böyle bir yer aradığını ve okunan rapor sayesinde kendisine
ait yerin kıymetini ancak şimdi anlayabildiğini söyler.  Sahip olduğumuz nimetleri, Tanrı’nın bizlere
verdiği her şeyin değerinin kıymetini görebilirsek elimizdeki ile yetinmememize imkan var mı?
Mişna’nın dediği gibi zengin insan elindeki ile mutlu olmasını bilen kişidir. Gerçek zenginlik.. Tora öğrenmeye zaman ayıran kişi hür olan kişidir. Tora insana hayatta neyin amaç neyin araç olması gerektiğini öğretmektedir. Bunun bilincinde olan kişi zihinsel olarak elindekiyle mutlu olabilme imkanına sahip olacaktır.

YEGİA KAPEHA Kİ TOHEL ...  EMEĞİNİN ÜRÜNÜNÜ YEDİĞİN ZAMAN ...
İnsanların çoğu ailesinin geçimini sağlamak için çalışır. İnsan çalışmazsa zaten yiyeceğini ve giyeceğini tedarik etmesi mümkün değildir. Pirke Avot kitabının değişik yerlerinde çalışmanın öneminden bahsedilmektedir. (Pirke Avot 1:10, 2:21, 3:20) İnsanın çalışması gerekmesine rağmen, Yahudilik insanın iş hayatının araç yerine amaç olmaması gerektiği üzerine durur. Kişi iş yaşamını hayatının en önemli aktivitesi haline getirmemelidir. Yahudiliğe göre bizler yaşamak için çalışırız, çalışmak için yaşamayız. Tora’nın belirtiği gibi “Şeşet yamim taavod veasita kol melahteha uvayom aşevii tişbot. Altı gün çalışacak, tüm işlerini bitirecek ve yedinci gün (Şabat günü) dinleneceksin.”
Yahudi milletinin en kutsal günü ve Tanrı ile Yisrael oğulları arasında bir işaret olarak kabul edilen Şabat gününün vermek istediği ve sağladığı en büyük hediye çalışma temposunun ve paranın kölesi olmayıp manevi değerlerle beraber huzurlu bir yaşama sahip olmamızdır. Şabat sayesinde kişi bir pilin şarj olması gibidir. Şabat bu sayede kişinin ihtiyacı kadar kadar çalışması gerektiğini ve manevi dünyasına paralel olarak ailesine gereken zamanı ve önemi vermesi gerekliliğini bize hatırlatmakta ve Şabat kuralları sayesinde bunu sağlamaktadır. Böylece kişi iş yaşamı ile birlikte Tora öğrenimine zaman ayırmalı ve gereken mitsvaları titizlikle yerine getirmelidir.
Böyle bir yaşam felsefesi ile yaşayan kişi gerçek mutluluğa erişecektir.

Pirke Avot kitabında çalışmanın öneminden bahsedilen tavsiyeler ;
(Pirke Avot 1:10, 2:21, 3:20)



Tora’ da belirtildiği gibi “ Leovda Ulşomra -.Çalışacak , tabiatı koruyacak ve geliştireceksin.” (Bereşit 2:15)
Çalışmanın önemini anlayabilmek için Pirke Avot kitabımızın değişik yerlerinde vurgulanan öğretileri hatırlayalım.
Pirke Avot 1:10
Şemaya ve Avtalyon Tora’yı Yeuda ben Tabay ve Şimon ben Şatah’tan öğrendiler. Şemaya şunları öğretir:
İş yapmayı sev…………

EOV ET AMELAHA. İŞ YAPMAYI SEV.
Her insanın uğraşması gereken bir meşgalesi olmalıdır. Bir insanın gereğinden fazla boş vakti varsa vaktini değerlendirmek için çeşitli yollar aramalıdır. Eğer bu boş zamanını öğrenmekle, üretici çalışmayla ve insanlık için kullanırsa zamanı boşa gitmemiş olur. Bu takdirde boş vakti başlı başına değer kazanır. Böylece o kişinin beyni ve vücudu yararlı şeyler yapmaya motive olur, hayatında başarıdan başarıya koşar. Fakat zamanını boşa harcarsa ve oturduğu yerde yapacak hiçbir şey bulamazsa o zaman beyni ve yaşamı zaman geçtikçe yavaş yavaş saçmalıklarla ve budalalıklarla dolacaktır. Bu da başka bir Mişna’da belirtildiği gibi (Ketuvot 5:5) insanı suça veya kötü yollara iter.


İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR.


Pirke Avot 2:21
Rabi Tarfon şunları öğretir: a) Senden bütün işleri bitirmen beklenmemektedir. Ancak işleri yapmaktan kendini alıkoyma lüksüne de sahip değilsin……..

LO ALEHA AMELAHA LİGMOR. SENDEN BÜTÜN İŞLERİ BİTİRMEN
BEKLENMEMEKTEDİR. ANCAK İŞLERİ YAPMAKTAN KENDİNİ
ALIKOYMA LÜKSÜNE DE SAHİP DEĞİLSİN.

Herkes bu dünyada yapması gereken işleri tamamen bitiremeyeceğinin bilincindedir. Fakat insanlar bunu bilmesine rağmen hiçbir zaman yılmamalı ve işlerini tamamlayabilmek için uğraşmalıdır. Uğraşma sonucunda başarıya ulaşılmadıysa bile kişi üzülmemelidir. Talmud’da dendiği gibi ;
“Yagati Velo Matsati Al Taamen. Uğraştım ama başaramadım diyene inanma” Çünkü başarı elde edilmediyse bile, uğraşmanın kendisi zaten bir başarıdır.


DURAN KOKAR, İŞLEYEN PARLAR, PARLAYAN İSE PARLATIR.


Pirke Avot 3:20
Rabi Elazar ben Azarya şöyle der:......
................. Un Yoksa Tora da yoktur; Tora yoksa un da yoktur.
İM EN KEMAH EN TORA...  UN YOKSA TORA DA YOKTUR.
İnsan beden ve ruhtan oluşmuştur. Başka sözcüklerle ifade etmek istersek, madde ve
maneviyatın birleşimden yaratılmıştır.
VAYİTSER AD... ELOİM ET AADAM AFAR MİN AADAMA VAYİPAH BEAPAV NİŞMAT HAYİM. Ve Tanrı yerin toprağından Adam’ı yarattı ve onun burnuna hayat nefesi üfledi ve Adam yaşayan
canlı oldu. (Bereşit 2:7) İnsan ruh ve beden sağlığını düşünerek, gerektiği gibi beslenmek ve yaşamak
zorundadır. Paralel şekilde ikisi birbirini tamamlar. Kişinin marifeti, düzenli bir şekilde her iki yöne özgü bir şekilde ilgilenmesidir. Bu sayede kişi düzenli olarak yaşamına devam eder. Maneviyatımızı düzenleyen Tora ve fiziksel yaşamımızı sağlayan gıdanın eksiksiz olması gerekir.

İM EN TORA EN KEMAH...  TORA YOKSA, UN DA YOKTUR.
Kişi yalnızca maddiyat peşinde koşarsa yaşamın gerçek gayesine ulaşamaz. Bununla birlikte
kişi manevi dünyasına gereken önemi vermiyorsa sırf maddi değerlere saplandıysa Tanrı’nın o kişiye
maddi destek vermesi hiçbir şey ifade etmez.



YAHUDİLİK MADDİYATLA MANEVİYATIN BİR BÜTÜN OLDUĞUNU VE BİRBİRİNDEN KOPAMAYACAĞINI BELİRTİR. YAHUDİLİĞİN ESASI DA BUNDAN İBARETTİR.

Kİ MEHABEDAY AHABED... BENİ ONURLANDIRANI BEN DE ONURLANDIRIRIM.
İnsanların bazılarının saygı ve sevgiyi hak edip bazılarının etmediği şeklinde bir ayrım yapmak doğru değildir.
Herkese saygı göstermek gerekir. Özellikle bize saygı gösterenlere saygı göstermemiz gerektiğini
Tanrı’nın bu karakteristik özelliğinden öğrenmekteyiz. Tanrı bütün dünyanın hakimidir. Bu nedenle O’nun
yaratıkları biz insanoğulları, O’na karşı saygımızda kusur etmemeliyiz. O insanoğluna karşı saygı göstermek zorunda değildir. Fakat buna rağmen O’na saygı edenlere O da saygı gösterir. Bu da bizlere saygı gösterenlere saygıda
kusur etmememiz gerektiğini öğretmektedir.
Toplumların devam etmesi için gereken ilk şart saygıdır. Bir toplumda kötü davranılan bir kişi, bu kötülüğe aynen cevap vermiyorsa bu onun korktuğu anlamına gelmez. O kişi korktuğundan değil, toplumun düzenini korumak, saygıyı ve sevgiyi hakim kılıp, kalp kırmamak için yapmamaktadır.
ADAM ADAMDAN KORKMAZ, HATIR SAYAR.

Peraşalar | Yahudi Takvimi | Bayramlar ve Özel Günler | Kavram ve Semboller  
Rav'a Soralım | Yahudi Ailesi | Çocuk Köşesi | Holokost | Yahudi Tarihi | Yaşam ve Değerler | Linkler

 

©Copyright 5765 Sevivon