|

Rabi
Akiva şöyle der: Laubali ve gayri
ciddi davranışlar, insanı ahlak dışı olaylara sürükler.
Gelenekler, Tora’nın kalesi ve koruyucusudur. Maaser (Onda
Bir) zenginliğin koruyucusudur. Adak, insanı günahtan uzaklaştırır.
Bilgeliğin koruyucusu suskunluktur.
Açıklama
RABİ
AKİVA OMER
… RABİ AKİVA ŞÖYLE
DER…
Rabi
Akiva Tanaim arasında
en ünlü Tana olarak tanınır. Rabi Akiva’nın yaşadığı
zamanlar ne yazık ki
Bet-Amikdaş’ımız
yıkılmıştı. Kendisi kırk yaşına kadar Tora bilgisi
olmayan, okuma-yazma bile bilmeyen cahil bir insandı. Karısının
gösterdiği destek ve teşvikle, Tora bilgisi geniş ve güçlü
bir karakter, alim, herkesin öğretmeni durumuna gelmeyi başardı.
Talmud onun yaşamını şu şekilde anlatır: Yeruşalayim şehrinin
o zamanın saygın ve zenginlerinden Kalba Savua adındaki bir
kişinin yanında basit bir çoban olarak çalışan Akiva’ya,
patronunun kızı Rahel, aşık olur. Akiva’nın özellikle
zarif ve alçakgönüllü olması Rahel’in en çok huşuna
giden taraflarıdır. Sonunda Rahel bu delikanlıyla evlenmek
ister. Akiva’nın Rahel ile evlenmesi için bir şarta uyması
gerekmektedir. Rahel Akiva’ya, Tora öğrenmesi şartıyla
kendisiyle evlenebileceğini söyler. Bu şartı kabul eden
Akiva, Rahel ile gizlice evlenir. Bunu duyan kızın babası, bu
evliliği onaylamadığı gibi kızını mirasından mahrum
edeceğini ve maddi olarak yardım etmeyeceğini belirtir. Maddi
sıkıntıya düşen genç çift, her türlü zorluklara rağmen
mutlu bir evliliği sürdürürler. Rahel tüm sıkıntılarına
rağmen, kocasının büyük bir Tora alimi olması için her türlü
desteği verir. Akiva karısı Rahel’e günün birinde zengin
olduğu takdirde, o dönemde her kadının sahip olmak istediği
ve moda olan Yeruşalayim Şel Zaav (altından Yeruşalayim
maketi şeklindeki) bir tacı ona hediye olarak alacağını söyler.
Akiva karısının desteği ve ısrarı üzerine kırk yaşında
Tora öğrenmeye başlar. Seneler içerisinde akan su damlacıklarının
kalın bir kayada oluk oluşturduğunu gören Rabi Akiva bu
olaydan ilham alarak öğrenmenin yaşı olmadığını anlar ve
kendisinin de kırk yaşında öğrenebileceğine inanır. İbranice
alfabeyle öğrenimine başlayan Rabi Akiva oniki sene karısından
ayrı kalarak Tora alimi olur. On iki sene sonra evine dönen
Rabi Akiva tam evine yaklaşırken sesler duyar. Karısının
arkadaşının Rahel’e “Kocandan daha ne kadar uzak kalacaksın?
Bunca senedir dul bir kadın gibi yaşamaktan mutlu musun?”
diye sorar. Rahel: "Eğer kocam beni dinleyecek olsa bir on
iki sene daha gitmesine ve Tora öğrenmesine izin
verirdim." Bu sözler üzerine Rabi
Akiva geri dönerek bir on iki sene daha Tora öğrenimine
devam eder. Rabi Akiva tam 24 sene sonra büyük bir çoşkuyla
yetiştirdiği 24.000 öğrencisiyle birlikte geriye döner. Tüm
kasaba halkı onu karşılamaya gider. Kocasının geldiğini
duyan Rahel sevinçle kasabanın girişine kocasını karşılamaya
gider. Basit elbiselerle ve senelerin verdiği yalnızlıktan
dolayı Rahel tanınamaz durumdadır. Kalabalık arasında sıkışıp
kalır. Kimse onun Rabi Akiva’nın karısı olduğunu bile
tahmin etmez. Kalabalık arasında gerilerde kaldığını
farkeden Rabi Akiva kalabalığa ‘‘Karıma izin verin öne
gelsin. Bu gün ben Rabi Akiva isem ve
Tora biliyorsam bunun tek nedeni karım Rahel’dir.
Benim Toram aslında onundur.” diye seslenir.
(Talmud:
Ketuvot 62b-63a ve Nedarim 50a )
Rahel’in
babası Kalba Savua (Rabi Akiva’nın kayınpederi) cahil
olarak tanıdığı damadının çok büyük bir Rabi olduğunu
duyunca yaptıklarından dolayı pişmanlık duyar. Kızı ve
damadından özür dileyerek tüm servetini onlara verir. Rabi
Akiva zamanında karısına verdiği sözü hatırlar ve o
zamanlar değeri büyük olan ve her kadının takmayı arzuladığı
Yeruşalayim Şel Zaav tacını satın alarak karısına hediye
eder. Talmud'da şöyle anlatılır: Raban Gamliel’in karısı,
Rabi Akiva’nın karısına aldığı hediyenin aynısını
kocasından ister. Raban Gamliel karısına der ki: Sadece kocan
Tora öğrensin diye Rahel gibi saçlarının örgüsünü feda
edebilir misin? (Talmud Yeruşalmi Şabat 6:1)
Rabi
Akiva, karısına olan sevgisi ve karısının yaptığı sonsuz
fedakarlığı şu özdeyişle dile getirir: “ Bu dünyada en
zengin insan kimdir?
Kocası ve çocukları için yaptığı fedakarlıklar sebebiyle
isminden büyük övgüyle bahsedilen kadınla evlenendir.” (Talmud
Şabat 25b)
Rabi
Akiva’nın yaşamı ne yazık ki trajedilerle doludur. İnsanlar
birbirlerine saygı göstermedikleri için, Rabi Akiva’nın
24.000 öğrencisi başlarına gelen bir salgın sonucu ölmüşlerdir.
Zaten bu nedenden dolayı bu felaketin olduğu süre (Pesah ile
Lag -Baomer arası) Yahudi cemaatlerinde yas olarak kabul
edilir ve bu süre içinde düğün merasimi yapılmaz. Aynı
zamanda politik açıdan da Rabi Akiva’nın devri pek parlak
olmamıştır. Maşiah’ın (Mesih) geldiği yanılgısına
kapılarak çıkan tatsız olaylar, Bar Kohba isyanı, Romalılar’ın
zulmü Rabi Akiva döneminde geçmiştir. Roma’lıların Tora
öğrenme yasağına rağmen ölümü bile göze alan Rabi Akiva
gizlice Tora öğretmeye devam etmiştir. Rabi Akiva
"Yahudi milleti balığa benzer. Nasıl balık denizden dışarı
çıktığında yaşayamazsa, Yahudi milleti de Tora’dan ayrıldığında
yaşaması imkansızlaşır." demiştir. (Talmud Berahot
61b)
Rabi
Akiva toplu olarak Tora öğrettiğinden dolayı Roma’lılar
tarafından yakalanıp ölüm cezasına çarptırılır. Sabahın
erken saatlerinde Roma’lılar
tarafından Rabi Akiva’nın derisi herkesin önünde yüzülür.
Derisi yüzülürken Rabi Akiva’nın tüm içtenliğiyle mutlu
bir şekilde Şema’yı okuduğunu gören öğrencileri bu
duruma şaşırır ve Rabi Akiva’ya mutlu olmasının nedenini
sorarlar? Rabi Akiva şöyle der: "Tüm hayatım boyunca Şema’yı
okudum. Orada söylediğimiz gibi VEAAVTA ET AD..
ELOKEHA BEHOL
LEVAVEHA UVHOL NAFŞEHA UVHOL MEODEHA. Tanrı’n Aşem’i
tüm kalbinle, tüm ruhunla ve tüm varlığınla seveceksin.(Devarim
6:5) Yaşamım boyunca bir insanın kalbiyle ve varlığıyla
Tanrı’yı nasıl sevmesi gerektiğini bilebildim. Ama insanın
Tanrı’yı tüm ruhuyla nasıl sevebileceğini ve bu mitsvayı
ne zaman ve nasıl yerine getirebileceğini bilemedim. Şimdi
bunu anladığımdan dolayı mutluyum.". Şema’daki Tanrı’nın
Tek olduğunu ifade eden "Ehad"
kelimesiyle Rabi Akiva ruhunu teslim eder.
Rabi
Akiva yaşamında sevildi ve ölümünden sonra da unutulmadı.
Rabi’lerimiz Kral David’in söylediği sözlerle Rabi
Akiva’yı tarif etmektedirler. İSFU Lİ HASİDAY,
KORETE BERİTİ ALE ZAVAH. Toplayın önüme sadık kullarımı,
Kurban keserek benimle antlaşma yapanları. (Teilim 50:5)
Bu sözler
Rabi Akiva ve öğrencileri gibi kendilerini Tanrı’ya
adayanlar için söylenmiştir.
TSEHOK
VEKALUT ROŞ MARGİLİN ET AADAM LEERVA.
LAUBALİ
VE GAYRİ CİDDİ DAVRANIŞLAR, İNSANI AHLAK DIŞI OLAYLARA SÜRÜKLER.
Rabi
Akiva’nın tavsiyesini psikolojik açıdan inceleyecek
olursak, ahlaksız davranışların kaynağını anlamış
oluruz. Herhangi olumsuz bir davranışın büyük haz ve
arzusuna karşı en önemli silah, kişinin onuruna, izzet-i
nefsine sahip olmasıdır. Ahlaksız davranışlar diğer günahlardan
farklı olarak iki veya daha fazla kişinin katılımıyla gerşekleşebilir.
Buna göre kişiler arasında geçen boş konuşmalar, laubali
ve gayri ciddi banal hareketlerle başlayan arkadaşlıklar,
sonunda iki tarafın da onur ve utanma duygularından yoksun
kalmalarıyla ahlak dışı hareketlerde bulunmasına yol açabilir.
Ancak taraflardan biri kendi onur haysiyetini düşünürse,
yanlış hareketlerinden dolayı çevresinden utanacağından,
bu davranışlardan uzak kalmak
için gerekeni yapacaktır.
MASORET
SEYAG LATORA …..
GELENEKLER, TORA’NIN KALESİ VE KORUYUCUSUDURLAR..
Yahudiler
yaşadıkları her ülkede geleneklerini aynı canlılıkla sürdürmeye
büyük özen göstermişlerdir. Bunun sayesinde Tora’nın
etrafında kenetlenerek kendi benliklerini muhafaza etmeyi de başarmışlardır.
Bu nedenle her birimize düşen vazife Tora’nın kuralarını
tatbik etmemizin yanında onu koruyan ananelerimize önem
vererek gelecek nesillere eksiksiz olarak teslim etmektir.
MASEROT
SEYAG LAOŞER …. MAASER
(ONDA BİR) ZENGİNLİĞİN KORUYUCUSUDUR.
Erets-
Yisrael’in 12 kabile arasındaki paylaşımında yer almayan
Koen ve Levi’lere Bet-Amikdaş zamanında hasatın onda biri
verilirdi. Bu “Maaser”, veya herhangi bir fakire yapılan
yardım, verilmesi gereken bir hak olursa görülürse, kişinin
zenginliğini azaltmadığı gibi, tam tersine parasının
korunmasına yardımcı olur. Maaser ile, hayırseverlik
duyguları bilinç altına girer ve bu disipilini kazanan kişi
dünyanın gerçek Hakimi ve tüm evrenin Sahibi’nin kim olduğunu
bilir. Bu bilince sahip olan kişi de hazinelerin en büyüğüne
sahip olarak dünyası zenginleşir.
ASER
TEASER. Mahsulünün onda birini vereceksin. (Devarim
14:22) pasuğunu Rabi’lerimiz şöyle açıklar: “Aser
bişvil şeteaşer -
Onda bir ayır ki zenginleş.” Tanrı hayırsever her insanı
gerektiği gibi ödüllendirecektir.
Zenginlik
genelde insanın kibirli olmasına ve kendini beğenmesine neden
olur. Kişi bütün sahip olduklarının başarısını kendine
mal eder.
VEAMARTA
BİLVAVEHA KOHİ VEOTSEM YADİ ASA Lİ ET AHAYİL AZE.
Ve (bir gün gelecek) yüreğinde,
‘benim içim bu serveti yapan kendi kudretim ve kuvvetli
elimdir’ diyeceksin. (Devarim
8:17)
Bu
pasuğun da belirttiği gibi insan bir zaman gelir ki her şeyin
sahibi, patronunun kendisi olduğu zanneder. Bu nedenle parasını
yardımlaşarak başkalarıyla paylaşma zorunluluğu ve Maaser
vermesini emreden mitsva ona
her şeyin Tanrı’ya ait olduğunu hatırlatır ve öğretir.
VEZAHARTA
ET AD… ELOKEHA Kİ U ANOTEN LEHA KOAH LAASOT HAYİL .. VE
TANRI’N AŞEM’İ HATIRLAYACAKSIN ÇÜNKÜ SERVET KAZANMAK İÇİN
SANA KUDRET VEREN O’DUR.
NEDARİM
SEYAG LAPERİŞUT. ADAK,
İNSANI GÜNAHTAN UZAKLAŞTIRIR.
Kişi
kendini kontrol altına alarak yemin etmemeye gayret göstemelidir.
Bu nedenle Rabi’lerimiz adak tutmanın ve yemin etmenin pek sağlıklı
olmadığı görüşünü savunmuşlardır. Ancak insan bazı
hatalarını düzeltmekte zorluk çektiğinde, yemin ve neder
(adak) yoluyla,
kendini daha kolay kontrol altında tutabilmektedir. Almış
olduğu yeminden dolayı kendine hakim olma yeteneğine sahip
olur. Bu şekilde, günahtan uzaklaşabilir.
SEYAG
LAHOHMA ŞETİKA.. BİLGELİĞİN
KORUYUCUSU SUSKUNLUKTUR.
Kişi,
Tora’nın yasakladığı
dedikodu, iftira, terbiyesizce konuların konuşulduğu
yerde insanın susması, ve böyle bir ortamda bulunmaması
gerektiğini bilmelidir. Kişinin Tora öğrendiği zamanlarda
ise susmasına gerek yoktur. Yalnızca konuşması nedeniyle başkalarına
zarar verecek durumlarda susmasını bilmelidir. Kral Şelomo’nun
öğrettiği gibi; GAM EVEL MAHARİŞ HAHAM
YEHAŞEV OTEM SEFATAV NAVON. Sefih (aptal) bile susunca
hikmetli, dudaklarını kapayınca anlayışlı sayılır. (Mişle
17:28) Talmud’un da belirttiği gibi, bazı durumlarda
suskunluk akıllı birisinin yararınadır. Ona yararlıysa
elbette ki aptal birisine daha da yarar sağlayacaktır. Susmak,
uygunsuz konuşmalardan bizleri uzak tutabilecek en güvenilir
metoddur. |