Haklar
HERKES için mi ?
MAGNA
CARTA'nın CESUR SÖZLERİNE YENİ BİR BAKIŞ
(Muhabirimizden)
AKKO - Geçen Haziran ayında,
Magna Carta'nın imzalanması ile
İngiltere'de ortaya çıkan ''herkes için haklar'' dönemi ile ilgili
beklentiler, maalesef, pek gerçekleşmedi. Magna Carta'dan en çok fayda sağlayacak
grup gibi görünen Yahudiler, anladığımız kadariyle, aynı zamanda en büyük
kayıplara uğrayacak toplum kesimi gibi görünüyor. Şu anda Akko'da oturan
ve 12 sene boyunca İngiltere Yahudilerinin Başrahipliği görevini yürüten
Rav Jacob ile bu muhabirin gerçekleştirdiği söyleşi sırasında bu konunun
ayrıntıları su yüzüne çıktı. Rav Jacob İsrael Topraklarına dört sene
önce, 300 kişilik Fransız ve İngiliz rav grubu ile birlikte göç etmişti.
Feodal
İlişkiler Tespit Edildi
Magna Carta'dan en çok fayda sağlayanlar,
doğal olarak, baronlardı. Yorulmak bilmeyen çalışmaları sonucunda,
isteksiz Kraldan zamanı çoktan gelmiş bazı sosyal ve ekonomik reformları
altı ay kadar önce koparmayı becerdiler. Ancak bu anlaşmadan faydalanan
sadece onlar değildi. Şehirlerde oturanlar ve hatta Yahudiler Magna Carta'dan
fayda sağlayan gruplar arasındaydı.
Tarihte ilk olarak Magna Carta, kral
ve halkı arasındaki ilşkilerle, halkın kendi arasındaki ilşkileri az çok
yasal bir çerçevenin içine yerleştiriyor. Kralın baronlara yönelik
gücünü ve aynı zamanda baronların şövalyelerine yönelik güçlerini
kısıtlıyor. Kral John tarafından dağıtılan gezici mahkemeleri tekrar
devreye alıyor. Belediye seçimlerini düzenliyor, yerel yönetimdeki birçok
yolsuzluğu ortadan kaldırmaya çalışıyor. En önemlisi vatandaşları keyfi
yönetim karalarına karşı koruyor :
Magna Carta şöyle diyor : ''Ülkenin
yasaları veya hemcinsleri tarafından yargılanmamış hiçbir hür vatandaş
(köle olmayan) hapsedilemez, kanun dışı
ilan edilemez, yurt dışına sürülemez, malları gaspedilemez ...'
Ancak baronların edindiği bu yeni
haklar, Rav Jacob'a göre, kontrolleri altındaki Yahudilere baskı yapma hakkını
da sağlıyor. Gerçeği söylemek gerekirse, Magna Carta'dan da önce
Yahudilerin İngilteredeki durumu pek de parlak değildi : Krallar Yahudilerin
hayatını farklı zamanlarda zindan etmiş, ihtiyaçları olduğu zaman para için
sıkıştırmışlardı. Magna Carta öncesinde ve sonrasında, Kral John da aynı
şekilde hareket etmişti.
Ancak, Magna Carta'ya kadar
Yahudiler, ''Kralın özel malı'' sayıldıkları için, onun koruması altında
yaşarlardı. Örneğin baronların aktif bir rol oynadıkları York şehrinde,
16 sene önceki çete katliamlarına benzer olaylarda onları korumaya çalışırlardı.
Kralın bu konudaki avantajı belliydi :Yahudiler onun için önemli bir gelir
kaynağı idi ve bu yüzden de korunmaları gerekirdi. Kral John'un on sene önce
yayınladığı bildiriye göre, bir Yahudinin öldürülmesi, veya malının
yok edilmesi kişileri Yahudiye veya mirasçılarına (veya Krala) yönelik borçlarından
kurtarmazdı.
Baronlar, Magna Carta'daki şartları
ayarlayarak, Yahudilerle gerçekleştirilen ticari işlerden sadece kralın
faydalanmamasını sağladılar. Borçların geri ödenmesi konusundaki
maddeleri (9-11) tasarlarken, baronlar, gelir getiren bu işte kendilerine bir
pay, bir komisyon çıkarmaya çalıştılar. Doğal olarak bu maddeler, Yahudi
alacaklıların aleyhine bir gelişme oldu. ***