EDİTÖR'e  MEKTUPLAR

UTANÇ  İŞARETİ... ve  ''TZİTZİT''

Sayın Editör :

Lateran meclisinin yayınladığı Yahudilerin giysilerinin üzerine özel bir işaret takmaları konusunda : Kutsal Kitab'ın giysilerin köşelerine tzitzit (saçak) takma emri ile, Lateran Meclisinin çıkardığı karara göre Yahudilerin özel bir işaret takması mecburiyetinin Papa tarafından eşdeğerde tutulması, bu adamın Yahudi milletine karşı beslediği  kötü hislerin, ikiyüzlülüğün, halkın hislerini kullanarak onları kışkırtıcılığın bir göstergesi. 

Papa Innocent, tzitzitin Yahudi milleti ile Tanrısı arasındaki bağı simgelediğini çok iyi bilmekte : ''...ve onu göresiniz, ve Rabbin bütün emirlerini hatırlayasınız, ve onları tutasınız diye...'' (Sayılar XV: 39)

Ancak Papa, bu hayati farklılığı bilinçli olarak gözardı ederek alaycı tavrını sürdürüyor : Tora, yani bizim Tora'mız, yukarda belirtilen sebepler yüzünden bize Tzitzit giymeyi emretmiş. Tora'yı kabul etmiş olan Yahudi kişi bu emri de beraberinde kabullenmiştir. Tzitzit giyme işlemi, kişinin, gönüllü  olarak gerçekleştirdiği, kendi isteği ile yaptığı bir işlemdir. Kilisenin bildirisi ise, Yahudileri başkalarından ayıracak, onları alay ve eğlence konusu haline getirecek, bir dinin başka bir dinin mensupları üzerine baskı unsuru olarak kullandığı bir zorunluluktur.

İki olay arasındaki ''ufak fark'' Papa'nın dikkatinden kaçmış olabilir mi ? Hiç zannetmiyorum.

Y. BEN  M., Roma.

MAGNA  CARTA'nın  KUTSAL  KİTAPTAKİ  EMSALİ

Eğer Avrupa ve İngiltere, insan hakları konusunda Magna Carta'nın gösterdiği yolda bu şekilde ilerlemeye devam ederlerse günün birinde Kutsal Kitabın öğretilerinin seviyesine varacaklar !

İsrael'in en ''iyi'' Krallarının, David veya Şlomo'nun, Hezekiel ve Hoşea'nın yönetim şekillerini bile örnek olarak göstermeye gerek yok. Magna Carta'da, bu devrim yaratan İngiliz Kontrat'ında önerilen kuralları, Kutsal Kitapta anlatıldığı gibi ''kötü'' İsrael Krallarından Ahab'ın davranışları ile karşılaştırmak bile yeter.

Magna Carta, yasalar tarafından emredilmedikçe, bir insanın malına el konulmasını veya o insanın tutuklanmasını kesinlikle yasaklar. Anladığımız kadariyle, 2000 sene önce eski İsrael'deki yasa ve uygulama da böyleymiş. MÖ dokuzuncu yüzyılda İsrael'i yöneten Kral Ahab, Jezreel'li Nabot'un bağlarına göz diktiği zaman, Krallığın verdiği gücü ve yetkileri kullanarak adamı topraklarından kovup onları ele geçirebilmiş miydi ? Kesinlikle hayır. Önce ona başka bir toprak parçası teklif etmiş. Nabot bunu reddetmiş. (Dikkatinizi çekerim, bir Israel vatandaşı, Kralın teklifini reddedebiliyor !) Ahab bu noktada nerdeyse mücadeleyi terkedecekmiş. Ancak, Tire'li karısı Jezebel dolaylı bir yol düşünmüş. Nabot'a karşı bir mahkeme sahnelemiş. Ona karşı günahkarlık iddialarıyla dava açmış. Hatta, ona karşı mahkemede tanıklık edecek iki tane de yalancı şahit bulmuş. Sonunda Nabot suçlu bulunmuş ve ölüme mahkum edilmiş. Kral da topraklarını ele geçirmiş.

Ahab ve Jezebel, görüldüğü gibi, kanunun gereklerini yerine getirmek için dolaylı metodlar kullanmışlar. Ancak, dikkatinizi çekerim, bu kanun zaten yürürlükteydi ve gerekleri de -Kral tarafından bile olsa- yerine getirilmeliydi.

NAHMAN BEN AŞER, Tiberyas.