Hattin'in
Boynuzları : Görgü şahidi raporuna göre
AKIŞIN YÖNÜNÜ
DEĞİŞTİREN SAVAŞ
(Askeri
Muhabirimiz Tarafından)
Yeruşalayim'in
en sonunda Selahattin'in eline geçmesinin ardından, Kutsal Toprakların
kontrolu için Hıristyan ve Müslümanlar arasında devam eden uzun savaşın
artık sona erdiğini söyleyebiliriz.
Bu mücadelenin
son birkaç ayı gözden geçirildiğinde, dönüm noktasının, Yeruşalayim uğruna
verilen kısa savaştan ziyade, bundan üç ay önce, gerçekleşen daha vahşi
bir savaş olduğunu anlamaya başlarız. Bahsi geçen savaş, doğu Galile dağlarındaki
Hattin'in Boynuzlarında gerçekleşti. Bu savaş Haçlı direncini tamamen kırdı
ve Haçlı ordusunu (ölü ve esir sayısı olarak bakıldığında) son
askerine kadar tamamen yoketti.
Müslümanların
bölgenin arazi ve iklim şartları ile olan doğal tanışıklıklarının ve
sayı açısından üstünlüklerinin, uzun vadede Haçlıları yenmelerini sağlayacağı
zaten yavaş yavaş belli olmaya başlamıştı. Ancak Temmuz 1187 başlarındaki
koşullar göz önüne alındığında, Hıristyan ordusunun 4 Temuz yenilgisi
ve Yeruşalayim Krallığının yıkılışı, belki de önlenebilirdi.
Bu koşullar neydi ?
Savunma
Stratejisi
İlk olarak, karşılarındaki
kuvvetin onlarla bire bir dengeli olduğunu biliyorlardı.
Selahattin'in
ordusu, Ürdün Nehrini geçerek, Galile Denizinin sekiz kilometre ötesinde
kamp kurdu.
Bu sırada,
Kral Guy, Akko'da bir savaş
konseyi tertipledi. Kont Raymond, kesinlikle bir savunma stratejisi taraftarıydı.
Yazın sıcağında, saldıran tarafın dezavantajda olduğunu iddia ediyordu.
Hazır bulunan şövalyelerin çoğu da, Raymond'un tavsiyesine uyma taraftarıydı.
Guy da, dört sene önce, kendi uyguladığı başarılı stratejisini hatırlıyordu.
Selahattin'in kuvvetleri, o zaman, Hıristyan
ordusunu açık savaşa çekmeyi başaramayınca, savaş alanından çekilmek
zorunda kalmıştı.
Üç Hatalı
Karar
Templarlar'dan Yüce
Üstat Gerard ile Chatillon'lu Reynald bu stratejiye karşı olduklarını söylediler.
Raymond'un bir korkak olduğunu öne sürerek, onu, Hıristyan kardeşlerini
Saracenlere satmaya çalışmakla suçladılar. Sonunda Kral Guy saldırıyı
onayladı. Yürüyüşe devam emrini verdi.
Bu birinci
hataydı.
Bu durumda bile
herşey kaybedilmiş değildi. 2 Temmuz günü öğleden sonra Haçlılar,
Seforia'da kamp kurdular. Burada bol miktarda su ve atlar için otlaklar vardı.
Guy, kurmayları ile bir toplantı yaptı. Bu sefer de Guy'un Hıristyan
ordusunun burada kalması konusundaki ısrarı üzerine, ordunun Seforia'da
kalmasına karar verildi.
Gecenin
ilerleyen saatlerinde Yüce Üstat Gerard, Kralın çadırına geri döndü.
Guy'un onuru ile oynayarak, kararını değiştirmesi ve Haçlıların kafirle
savaşabilmesi için gerekli hareket
emrini vermesi konusunda onu ikna etti. Sabah erkenden yürüyüşe geçme emri
verildi.
Bu da ikinci ve
kilit hataydı.
Selahattin, Hıristyanların
bu kararını öğrendikten sonra, kuvvetlerini Hattin bölgesinin çevresine
yaydı. Buradaki tek su kaynağını kontrolu altına alarak, Hıristyanların
gelmesini beklemeye başladı.
O gün öğleden
sonra, Selahattin'in kamp kurduğu Hattin bölgesine yaklaştıklarında Hıristyanlar,
geceyi burada geçirip su arama, yahut da, Müslüman hatlarını yararak, birkaç
kilometre ilerdeki göle (Galile Denizi) kadar gitmeyi deneme konusunu tartışmaya
başladılar.
Son Hata
Bu sefer de,
Raymond ve bazı baronlar, saldırıya devam etme taraftarıydı. Gerideki
Templarlar ise bu gün için bu kadar çarpışmanın yeterli olduğunu söyleyerek
Kral Guy'a, bir su kuyusuna benzeyen bu mevkinin etrafında kamplarını
kurmalarına izin vermesi için yalvardılar.
Bu üçüncü
hataydı. Sonradan bunun Guy'un son hatası olduğu anlaşılacaktı. Kuyu
kuruydu ve susuz olan asker ve atların hala içecek suları yoktu.
Önde giden
Raymond, Kralın gece burada kalma kararını duyunca acı içinde haykırdı :
''Aman Tanrım,
savaş bitmiştir. Biz artık öldük. Krallık bitmiştir !''