Mantık ve İnanç Uyum İçinde

MAİMONİDES  SİSTEMİ

Yazan : Yosef İbn Aknin

Editörün Notu : Maimonides'in ''Şaşkının Rehberi'' adlı kitabının fikri, Halep'te oturan genç bir hayranının Rav Moşe'ye yönelttiği sorular yüzünden ortaya çıkmıştır. İbn Akdid, bir taraftan Yahudi dinini, diğer taraftan da pozitif ilmin prensiplerini öğrenirken, ortaya çıkan ve ruhunu rahatsız eden tezatları ve karışıklığı gidermek için, yaşayan en büyük Yahudi bilginine müracaat etti. Hayranının çağrısına cevap veren Maimonides, arada bir, vakit ayırarak, ona Yahudi inancının temel problemlerini açıklayan makaleler yollamaya başladı. Bu uygulamaya seneler boyunca devam etti. Şimdi ise eser tamamlandı. Maimonides, okuyucularımızın faydalanması için, kitabının prensiplerinin ve en önemli noktalarının Yosef İbn Aknin tarafından özetlenmesini kabul etmiştir.

1. Felsefe olarak Tora

Maimonides, öncelikle, dini inançla felsefenin birbirinden ayrılmasına karşıdır. Bu prensip belki putperest inançlarla bağdaşabilir, ancak İsrael dini ile kesinlikle bağdaşamaz. Moşe'nin yasası yani Tora'nın kendisi, felsefedir, ancak halk tarafından anlaşılabilmesi için halk diliyle yazılmıştır. Talmud'a göre : ''Tora'nın dili, insanların dilidir.''

Felsefi kavramların halk dilinde anlatımına örnek olarak, Kutsal Kitapta görülen Tanrı'ya yönelik atıfları gösterebiliriz : Tanrı çeşitli ''insancıl'' özelliklerle donatılmaktadır.  Örneğin Tanrı'nın ''indiği'' veya ''çıktığı'', ''kızdığı'' veya ''pişmanlık duyduğu'' zikredilmektedir. ''Şaşkının Rehberinde'' Maimonides, bu oluşum hakkında oluşabilecek yanlış anlamalara engel olmak için, uzun uzun açıklamalara girişir : Tora, bu konularda mecazi bir ifade kullanmaktadır. Tanrının hiçbir fiziki bedeni olmadığı, Yahudi inancının ana prensiplerinden biridir.

2. Yaradan Tanrı

Maimonides, antik Grek filozofu Aristo ile çoğu konularda hemfikirdir. Ancak, temel bir noktada yolları ayrılır. Aristo da, Tanrı'yı, varoluşun ana sebebi olarak kabul eder. Ancak dünyanın mutlak olan yoktan varoluşunu algılayamaz. Zira, ona göre, hiçbir şey, fiziki bir neden olmadan oluşamaz.

Yahudilik ise (der Maimonides) bize şunu öğretir : ''Başlangıçta Tanrı... yarattı...''. İçinde yaşadığımız dünya, ilahi yaradılış prosesinin eseridir. Herşeyin fiziki bir sebebi olması gerektiği, Aristo yasası, doğadaki olaylar ve tanıdığımız dünya için geçerlidir (ilahi yaradılıştan sonra). Ancak, doğanın ve dünyanın varlığı, ilahi bir başlangıç kıvılcımı olmadan düşünülemez.

Bazı insanlar soruyor : Dünya yaratılmadan önce ne vardı ? Bu insanlar şunu anlıyamıyorlar : Bu sorunun hiçbir anlamı yok. Çünkü zaman mefhumunun kendisi dünyanın ortaya çıkışı ile birlikte yaratılmıştır.  Maimonides'e göre, Zaman, Mekan ve Hareket, birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır ve aynı anda varolmuş ve anlam kazanmışlardır.  

3. Tanrı Konsepti

Kutsal Kitaba göre, ''Allah insanı kendi suretinde yarattı''. Şu soru hemen akla geliyor : vücudu ve fiziki şekli olmayan, tamamen ruh olan Tanrı'ya, insan nasıl benzeyebilir ?

Maimonides, şöyle cevap vermektedir :

Dünyanın yaradılışı Tanrı'nın iradesinin eseridir. Özgürlüğün tecellisidir. Doğada ise özgürlük yoktur. Doğada herşey, sonsuz bir sebep-sonuç zincirinin bir parçasıdır. Doğa kuralları hür iradeye meydan vermez, yeni zincirlerin yaratılması mümkün değildir. Güneş ve yıldızlar gibi önemli uzay varlıkları dahil, evrendeki yaratıkların hiçbirinin, kendi kendine düşünme becerisi yoktur : insanoğlu hariç. Bu açıdan insan doğaya göre daha üstün bir konumdadır. Bu da insan ruhundaki ilahi kıvılcımdır. İşte bu, ''Allah'ın insanda tecelli eden suretidir''.

Aristo, ilahi iradeyi ve dolayisiyle hür iradeyi reddeder. Maimonides için ise, kaynağını ilahi özgürlükten alan insan özgürlüğü, insan ruhunun vazgeçilmez bir parçasıdır.

4. Manevi Boyut

İnsan ruhunun, ''doğa yasaları tarafından kısıtlanmamış hürriyeti'' temel gerçeği olmasaydı, insanlar arasındaki ilişkilerde maneviyat ve tarihi süreç varolamazdı. İnsanın içinde sessizce yatan ilahi niteliklere erişme becerisini bize ancak Tora açıklamaktadır. Tora bizim ruhumuzu harekete geçirir,  aklımızı çalıştırır, ve bu şekilde dünyayı ve Yaradanı tanımamızı sağlayarak, iyi ile kötüyü birbirinden ayırmamıza yardımcı olur.

Eflatun ve Aristo'nun bu kadar dikkatle tasarlanmış politik ve sosyal sistemleri neden çökmüştür ? Çünkü sadece akıl ve yasalara bağlı kalmışlar, insan ruhunun özgürlüğünü hiçbir şekilde dikkate almamışlardır. 

 

5. Kehanet

Maimonides'in sistemi, bir yere kadar mantıksal bir yaklaşımdır. Daha önce hiçbir Yahudi bilgininin yapamadığı şekilde, ilim ve felsefeye değer verdiğini ifade eder. ''Eğer gerçeği arıyorsan, git, alimleri ve filozofları araştır.'' Ancak ''doğru olan şudur ki'' mutlak doğru, doğada bulunmamaktadır. İnsan ruhu, insan vücudunda hapis kaldığı müddetçe de, insanın kısıtlı beyin gücü, doğadan öte fikirleri kavramakta zorlanacaktır.

Kehanet unsuru işte burada devreye giriyor.

Kehanet ve vahiy, yani ilhamla gelen anlayış, Tanrının insanlara yönelttiği bir lütuftur.   Ancak bu derecedeki bir ruh hali ve manevi seviyeye ulaşmak isteyenlerin kendilerini entelektüel ve moral açıdan hazırlamaları gerekmektedir.  Farklı bir şekilde anlatmak istersek : Peygamber aynı zamanda filozof olmalıdır. Ancak, her filozof peygamber değildir. Veya : Akıl ve bilgi,  bilim ve mantık, insanı Tanrıya götüren yolun parçası ise, kehanet de, Tanrıyı insana götüren yolu ifade eder.

 

6. Yaşam Şekli

Temelde Maimonides iyimserdir. İnsanlığın kurtuluşunun kendi kendine olacağına olan inancından değil de, tam aksine, insanın kendini ve çevresini geliştirerek, kendini de kurtaracak güce sahip olduğuna inandığı için. 

Bu yüzden de Maimonides insan eğitimine çok önem verir. Eğitimin doruğuna da, Kutsal Kitabın prensiplerini (mitzvot) uygulayarak ve düzgün bir hayat yaşayarak, yani Yahudi yasalarına (halaha'ya) göre hareket ederek ulaşılabilir. Çoğu insanlar tek başlarına ''ruhları için neyin iyi olduğunu'' saptayamadıkları için, birinin onlara doğru yolu göstermesi gerekmektedir. Hasta bir adam nasıl vücudunu bir hekime teslim edecekse, hekim de ilaç marifetini kullanarak onu iyileştirecekse, aynı şekilde Peygamber veya Bilge insan da, ruhu ile ilgili hastalıklara çare bulacaktır. Burada kullanılan reçete, Tora, ilaçlar ise mitzvot'tur.

Burada Maimonides, ''iyi bir yaşam'' için kendi reçetesini açıklar. İki aşırı uç arasında her zaman orta bir yol  bulmaya çalış : Korkaklık ve delicesine cesaret, cimrilik ve savurganlık gibi. Aynı tavsiyeler, insanın fiziksel yaşamı için de önerilmektedir : Beslenme, cinsel yaşam, iş, dinlenme ve rahatlama konularında, dengeli ve uyum içinde bir yaşam, ruh ahengini yakalamak için gereklidir. Ancak bu şekildedir ki, insan, ruhunun derinliklerindeki ulu gerçeklere varacak, ulaşmak istediği hakiki özgürlüğü bularak mutlak mutluluğa erişecektir.***