Portre
SELAHATTİN
(''İNANCIN
ONURU'')
Yusuf Salah
ad-Din ibn Ayub - kısaca Selahattin. Yaş, 49. Mısır ve Suriye Sultanı. Şimdi
ise Kutsal Toprakların da efendisi. Nasıl bir adam bu ?
Belki de önce
ne olmadığını söyleyerek işe başlayalım. O askeri bir deha değildir.
Ordusu yenilmez değildir, şimdiye kadar da yenilmemiş değildir. Yine de Hıristyanların
ellerinde yüz yıl boyunca tuttukları Yeruşalayim'i ve Kutsal Toprakların çoğunu
onlardan koparmayı başarmıştır. Nasıl mı ? Sancağı altında Mısır,
Suriye ve doğuda, Dicle nehrine kadar olan Mezopotamya Müslümanlarını
karizmatik liderliği sayesinde toplayarak. Kutsal Savaşının amacına dini
bir şevk ve inatla sarılarak : Kutsal Topraklardan Frenk istilacılarını
kovarak.
Gerçek bir Şövalye
Selahattin'in
karakterindeki bu temel çizgiler, ona, kendi için saptadığı hedeflere erişmek
için vahşi bir azimle ilerleyen fanatik bir Müslüman lider ünvanını vermiştir.
Bu gözlem kısmen doğru. Etkili bir lider ve dindar bir Müslüman olduğu ve
geniş krallığında İslam'ın öğrenimi ve uygulanması için elinden geleni
yapan biri olduğu doğrudur. Ancak, diğer dinleri bastıracak derecede de
fanatik değildir.
İnadı ve
karizması dışında, Selahattin'in en önemli özelliği ''şövalyeliği''.
Etrafındakiler tarafından çok sevilen belki de tapılan Selahattin, yumuşak
huyluluğu, kibarlığı, sadakati ve hoşgörüsü sayesinde, en büyük düşmanları
olan Hıristyanların bile hayranlık ve saygısını kazanmıştır.
Yahudilerle İlişkiler
Her konuda olduğu
gibi, Müslüman olmayanlarla olan ilişkilerinde de Selahattin, düzgün
davranmaya çalışır. Selahattin, ondan önce gelen Fatimilerin sergilediği
liberalizm ve dini tolerans ile, bazı danışmanları tarafından savunulan
''diğer dinlerin kesinikle bastırılması'' prensipleri arasında orta bir yol
çizmiştir. Selahattin Krallığında İslam dinini ana din olarak ilan etmiş,
Yahudi ve Hıristyanları ise tahammül edilebilir (hoşgörü ile davranılabilir)
azınlıklar statüsüne itmiştir. Ancak bu azınlıkların da bazı hakları
vardır. Genel olarak, bu haklar, bundan önceki rejime göre daha kısıtlı.
Örnek olarak daha önce ''inanmayanların'' sadece ata binmeleri yasaklanmışken,
bu yasak Selahattin'in idaresi altında katırları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir.
(Bu durumda Hıristyan ve Yahudiler, sadece eşeğe binebilmektedirler.) Ayrıca
bu yasak genelleştirilmiştir. Fatimi idaresi altında hekim ve devlet memurlarının
sahip olduğu özel imtiyazlar kaldırılmıştır. Selahattin yönetimi altında
Yahudi ve Hıristyanlar ikinci sınıf vatandaşlıktan, üçüncü sınıf
vatandaşlığa indirilmiştir.
Selahattin, daha
tutucu olan danışmanlarından gelen baskılara karşı koyarak, örneğin,
devlet hizmetinden Müslüman olmayanları uzaklaştırmayı reddetmiştir.
Kendi (sivil) hizmetinde bile kabiliyetli Yahudileri kullanmaya karşı hiçbir
karşı görüşü olmadığını
etrafına duyurmuştur.
Pozitif bir
Kanaat