KONGRE KARARI:

KUTSAL YERLERİN STATÜSÜNDE DEĞİŞME YOK

(Hıristiyan Olaylarından sorumlu Sevivon Post Muhabiri)

Berlin Kongresi, Filistin’deki Kutsal Yerlerin statüsünü , referans maddeleriyle uzlaşan bir şekilde, Suriye ve Mısır’ı dışarda bırakarak yeniden onayladı.

Bu  da, Kutsal Topraklarda birçok kutsal mekanın ayrımının –özellikle Betlehem ve Yeruşalayim’de-1757 yılında kararlaştırıldığı gibi kalacağı anlamına geliyor. 1757’de Osmanlı İmparatorluğu Fransız Hükümeti’ni protestosu üzerine bir ferman yayınlayarak , o bölgede Roma Katolikleri ve Ermeniler’in aleyhine  eski  Yunan Ortodoks itibarının yeniden yükselmesini sağlamıştı. 

Farklı Hıristiyan mezhepleri arasında ,geleneksel olarak Hıristiyanlık için kutsal yerlerin kontrolünü elde etmek için ( Özellikle Yeruşalayim’deki Kutsal Kilise ve Betlehem’deki Kutsal Doğum Kilisesi )   ,inişli çıkışlı süren savaş,  16. Yüzyılda Türklerin burayı ele geçirmesinden beri sürüp gitmekte. – ve 20 sene önce Avrupa Güçleri arasına askeri bir çatışmaya bile sebep olmuştur. ( Kırım Savaşı )

Önce Katolikler

Kilisenin ‘en büyük kızı olarak’ Fransa, zamanın önde gelen İslamik İmparatorluğu  Osmanlı İmparatorluğuyla erkenden birkaç anlaşma imzalayarak avantaj kazandı. – çoğunlukla ticari olan bu anlaşmalarda, bazı durumlarda Türk yönetimindeki din özgürlüğüne de değinildi. Anlaşmaların birinde, (1581’de imzalanan ) Kutsal Topraklar’da, özellikle Fransız elçiliğinin , diğer Hıristiyan elçiliklere göre öncelik hakkı kabul edilmişti.

Diğer bir pakt ( 1604) , ilk kez Kutsal Yerler’e serbest erişimi sağladı ve “Yeruşalayim’de yaşayan ve Kutsal Kilise’de görev yapan rahiplerin burada kalabilmesi ve rahatsızlığa uğramadan rahatça gelip gidebilmeleri için” imzalandı.

8 yıl sonra, Hollandalı Protestanlar da  Türkler’den Yeruşalayim’i ziyeret etme haklarını elde edince ,arenaya dahil oldular. Türk-Hollanda anlaşması şöyle diyordu:  “Ne rahipler...ne de başka birileri onlara çıkışıp ‘ sizler Lutheranlardansınız, bu yerleri görmenzi istemiyoruz !” diyebilirdi.

Gidip Gelme

Türk otoritesi , büyük bir canlılıkla 180 derecelik dönüşler yaparken, Yeruşalayim ve Betlehem’deki Hıristiyan kutsal yerleri Roman ve Katolikler ( Latinler )  arasında gidip geldi, - sadece 1630 ile 1637 arasında 5 kereden fazla ( aşağıdaki yazıya bakınız ) – ve en sonunda otorite Yunanılar’ın elinde kaldı.

Katoliker kayıplarının birazını , Türkler’in çıkardığı bir dizi kanunla  1642, 1649,1673,1681 ve 1699’da Avusturya ve Fransa’dan telafi edebildi.

Fakat, 1676’da imzalanan Türk-Polonya anlaşması gereğince Osmanlı İmparatorluğu Kutsal Kilise’yi Fransiskenler’e teslim etmeyi üstlenince ve diğer tüm “ schismatik” leri de ( ‘Ortodoks Kiliseleri’ni’ okuyunuz ) de oradan atınca,   Latinler için en büyük zaferi kazanan Polonya oldu. Latinlerin  hakları 1718’de ve 1740’da yeniden onaylandı.

Yine Yunanlılar

1757 yılında, Yunan gücü yeniden canlanmış ve yeni bir fermanla dirilmişti. Fransız Elçisi Comte de Vergennes, bu değişikliği öfkeyle protesto edince, Vezir-i Azam  şu cevabı vermişti:

“Beyefendi, bu yerler, Sultan’a aittir ve o da buraları istediğine verir. Belki bu güne kadar Franklar’ın elindeydi fakat Yüce Sultan şimdi buraların Yunanlılar’a ait olmasını istiyor.”

Ve Sultanın dediği dedikti.