87 İşadamı Tanıklık Ediyor !

DOĞRU ! SÜVEYŞ KANALI’NDA SU AKIYOR !

Lesseps’lerin Projesi Tamamlanıyor

(Sevivon Post Muhabiri)

Süveyş, MISIR- Avrupa ve Amerika Ticaret Odaları’ndan 87 temsilciden oluşan bir grup , M. Ferdinand de Lesseps’in daveti üzerine Süveyş Kanal bölgesine ulaştılar. Bu grubun amacının , Akdeniz ile Hint Okyanus arasında bir denizyolu bağlantısı açmayı amaçlayan Lesseps Projesini incelemek ve bu proje hakkındaki gerçekleri ‘ kendi gözleriyle görmek’ olduğu bilinmekte.

Avrupa’daki son dedikodulara göre, ( kaynaklarını  Anti-Lesseps çevrelerinden aldıkları aşikar ) ,kanalda hala su yokmuş .İşadamlarının , özel rehberlik eşliğine yaptıkları gezide, olayın bu şekilde olmadığını görmek onları oldukça şaşırttı. – Tam aksine, 15 millik bir su yolu tamlanmış ve çalışmalara da hala devam edilmekte.

Kumda bahçe

Kanal Şirketi tarafından kurulan ve şimdiki Kralın isminin verildiği İsmailiye’yi ziyaret ettikten sonra , ziyaretçiler; kulakları sağır eden lokomotif sesleri içinde El-Guizr’in kenarına ilerledikçe halk tarafından selamlanmış ,ardından kum düzlükleri arasında yeşermeye başlamış gerçek bir bahçenin oluşmaya başladığı kanal istasyonunda verilen bir açık hava öğle yemeğinde eğlenmişlerdir.

El –Guizr’in kuzeyinde, kanalın şimdiden düz , uzun bir su yolu haline geldiğini ve 15 mil uzaklıktaki Kantara’ya , tüm derinliğiyle olmasa da ,tüm genişliğiyle uzandığı görmüşlerdir.

Kantara da , Kanal Şirketi tarafından, tüm kanal boyunca tatlı su sağlamak için kazılan kanalla beslenerek önemli bir şehir haline gelmiştir.

Tatlı su kanalının karşı sırasında , Firavun tarafından yaptırılan antik kanalın izleri , orijinal yatağıyla birlikte ortaya çıkmıştır.

Turumuza katılanlardan biri de Atlantik’teki ilk denizaltı kablosunun açılışını yapmakla görevlendirilen New York’tan Cyrus Fielddor. Kendisi , Süveyş Kanalı’nın “ Piramitler kadar dayanıklı ve kalıcı”  olduğunu beyan etmiştir.

İsthmus’un kuzey yarısı boyunca, , Akdeniz’le Timsah Gölü arasında, parti, su kıyısından gezisine devam etmiştir. Timsah Gölü , simdi yavaş yavaş su ile dolmakta.

Süveyş, belirsiz bir Mısır şehrinden doğup  büyük ve aktif bir limana açılıyor ve şimdi ise Tatlı-su kanalıyla  gerekli suya da sahip.

Port-Said’den farklı olarak, Süveyş, doğal bir limana sahip ve büyük bir inşaata gerek duymuyor.

Ziyaretçilere, Süveyş Kanalı’nın 1868’de tamamlanacağına  ve bundan bir kaç ay sonra da normal deniz ulaşımında kullanılabileceğine dair   teminat verildi.

İşçi Tartışması

Yönetici İsmail Paşa’nın sağlamayı üstlendiği zorunlu işçiler konusunda çıkan tartışmalar işleri bir süreliğine aksatmış olsa da , yeni gelen kuru kumda çalışabilen makinalar, örneğin büyük deliciler, kazıcılar ve vinçler , şimdi kullanıma geçtiğinden işler yeniden hız kazanacaktır.

Geçen birkaç sene içinde, Fransız- Mısır şirketi , ekonomik sorunlar , Yönetici İsmail, Baş sekreteri Nubar Paşa, ve birçok Fransız - İngiliz politikacının işlere karışması yüzünden zor zamanlar geçirmişti.

İsmail ve Nubar , şirketin zorunlu işçileri kullanan ‘ kötülerini’ vurgulamışlardır. Nubar, ayrıca, işçi ücretlerinin, en azından eskisinin iki katına sabitlenmesi gerektiğini söylemiş ve 20.000 işçi yerine sadece 6.000 işçinin çalışması gerektiğini belirtmiştir.

“ Çok iyi anlıyorum “. Diyen Lesseps şöyle demiştir: “ Bu insanlık sorusunu avukatlara veya Mısır’ı tanımayan insanlala vurgulamanız gerekiyor…bu sorun beni herzaman sizden daha fazla ilgilendirmiştir.”

Zorunlu işçi konusu , İngilizler tarafından da Kanal karşıtı propagandalarında kullanılmıştı, ama onlar insanlık sorununa değinmemişti. ( Olayın gerçeğinde, Kanal Şirketi , Bölge Hükümdarı tarafından karşılanan işçilere ödemelerini , işçilerin para biriktirebileceği bir düzeyde yapmaktadır. İlk önce İngilizlerle birlikte, daha sonra tek başına, feveranı başlatan Mısır Hükümeti, kendi bünyesinde çok daha fazla adam  veya gerçek zorunlu işçi sistemini kullanmaktadır: Her yıl on binlerce işçi , yolları tamir etmek , Nil kanallarını ve su yollarını düzeltmek için çalışmaya zorlanmaktadır. Bunlar, gerçek anlamda köledirler, çünkü tek kuruş bile almazlar ve tamamiyle keyfi bir şeklide, hiçbir tazminat ödenmeden evlerinden uzaklaştırılırlar. )

İşçi konusu- ve şirketin tatlı-su kanalı yatağındaki toprakları konusu – en sonunda Fransız İmparatoru başkanlığındaki Hakemlik Komisyonu’na gönderildi. Karar mayıs 1864’te açıklandı:

Şirket, işçi sayısını 6.000’e indirmelidir. 20.000 kişinin kaybının tazminatı için şirkete 38 milyon frank tazminat ödenecektir. Tatlı- su kanalı, denizyolu kanalını tamamlama süreci boyunca ,şirkette kalmaya devam edecektir. Mısır Hükümeti, kazı masrafı ve denizyolu harcamalarının gideri olan 16 milyon Frank’ ı ödeyip geri alabilecektir. Bunun yanında, şirket, 50.000 dönümlük araziyi elinde bulundurmaya devam etmekle birlikte, 150.000 dönüm araziyi , 150.000 franklık tazminata karşılık devredecektir.

Sonuç, geçen sene 2 Ağustos’da İmparator tarafından imzalanmıştır.

Uzamış tartışmaların sonucunda, işçi tedariki , geçen Haziran itibariyle neredeyse yok olma noktasına gelmiştir. Lesseps, tüm Akdeniz’den ücretli işçi temini için büyük bir kampanya başlatmıştır. Filistin’den ,Suriye’den, ve Kuzey Afrika’dan Araplar şimdi işçilerin büyük bölümünü oluşturmakta, bunların yanında, İtalya ;marangozlar, duvarcılar, demir işçileri ve maden işçileri ; Fransa , mühendisler, mekanikçiler sağlamakta, kayık ve mavnaların çoğunu da Yunanistan tedarik etmektedir.

Pantolon Ve Düğmeler

Kanal Şiketi’nin patronu , Joseph Charles Paul Bonaparte ( Plon –Plon olarak da bilinir ) , düşmanlarının ortaya koyduğu engelleri yok etmek için birçok tartışmayı ortaya atmıştır:

Eğer şirket, Nubar’ın propagandaları sonucu zarar görse bile, kanal tamamlanacaktır. Mısırlılar, - düğmelerini dikmektense, pantolonlarını kaybetmeyi tercih eden insanlar olarak – kendi kendilerine bu işi başaracak yeteneğe sahip değillerdir. Kendisi, böyle bir durumda, Kanalın Fransız yatırımından kar sağlayan İngiliz işgücü ve kapitaliyle açılacağını öngörüyor.

İsraelliler’in Geçtiği Yer mi?

Hala kuru olan Acı Göl’ün çevresinde ilerlerken, Lesseps, ziyarete gelen işadamlarına  ;bu bölgede Kızıl Denizi’nin güneyindeki deniz kabuklarına benzer kabukların ortaya çıkartıldığını söyledi. Bu da, bölgedeki göllerin bir zamanlar , değişken derinliğe sahip körfezin bir parçası olduklarını gösteriyor.

Lesseps, ayrıca, antik İsraeloğulları’nın , Kızıldeniz’i geçtikleri noktanın da burası olduğuna inanıyor. Sular çekildiğinde kuruyan bu bölgeler, güney rüzgarlarının değişiminin etkisiyle yükselen sularla geçilmez derinliğe ulaşıyor olabilir. Güçlü firavun, onları takip ederken “Gün doğdukça, deniz eski kuvvetine kavuşur”.