ŞUNDAN
BUNDAN
BLITZKRİEG -
Haçlıların Kutsal Toprakların içine doğru süper-hızlı hamlesini
(Beyrut'tan Yeruşalayim'e 16 günde !) en iyi şekilde, iki heceli Almanca bir
kelime tarif edebilir : ''Blitzkrieg'' (Yıldırım savaşı)... Ne tuhaftır
ki, Avrupa'da yolları boyunca kalabalık bir ordu toplayabilen Alman Haçlıları,
enerjilerini ve dini şevklerini daha çok Avrupadaki Yahudileri öldürmek için
harcadıklarından, Kral Koloman'ın Macar orduları karşısında işler ters
gitmeye başlayınca çabucak dağıldılar, Kutsal Toprakların yanına bile
yaklaşamadılar ve böylece dindaşlarının ''blitzkrieg'ine'' katılamadılar.
***
Yeruşalayimdeki
Haçlı liderleri arasında (ne
kaldıysa !) en üst mevkilere gelebilmek için amansız bir rekabet yaşanıyor.
Haçlılar tarafından el konulan arazilerde en yüksek mevkileri elde edebilmek
için çetin bir rekabet var. Ancak dindarca davranışlarda da rekabet var...
Bu iş biraz karışık...Toulouse'lu Raymond, Krallığa ''Hayır'' dediğinde
herhalde Bouillon'lu Godfrey'i engellediğini düşünüyordu... Ancak görevi
reddeder etmez Godfrey'in yandaşları kendi liderleri adına kampanyayı başlattılar
: Godfrey de Krallığı reddedecekti, diyorlardı, ancak onun yerine, başka
bir ünvan verilebilirdi. Örneğin Advocatus Sancti Sepulchri... Raymond'un bu
beklenmedik gelişmeye karşı nasıl bir tepki vereceğini görmek hayli ilginç
olacak...
***
ATMACA, GÜVERCİNİ
ÖLDÜRÜR : Birbuçuk ay kadar önce, Haçlı ordusu Yeruşalayime giden yolda,
Kayseri (Caesarea) yakınlarında konakladığı sırada, başlarının üstünde
uçmakta olan bir güvercin bir atmaca tarafından öldürülerek Piskopos Apt'ın
çadırının yanında yere düştü. Meğerse güvercin, kuzeyde hala direnen
Akko Valisinden gelen bir mesaj taşıyormuş. Vali bu mesajla Kutsal
Topraklardaki Müslümanları istilacılara karşı uyarmak istemişti. (Bildiğiniz
gibi, Hıristyan Teolojisinde Güvercin, Kutsal Ruhu simgeler. Nuh zamanından
beri ise İnsanın barış umutlarını simgeler.)
***
Yeruşalayim'in
duvarları yıkıldıktan sonra, Haçlıların vahşi bir çılgınlıkla Kutsal
Şehri ele geçirmelerine ve burada oturanları kılıçtan geçirmelerine rağmen,
Karaylar kurtulmayı başardılar... Anlatılanlara göre, şehrin ele geçmesinden
birkaç gün önce, bir Karaylı heyet, şehri kuşatmakta olan Haçlı
liderlerinin huzuruna çıkarak, Karay Cemaatinin çok eski bir toplum olduğunu
ve Yahudilerle hiçbir ilgileri olmadığını onlara anlattı. Bu durumda, diye
devam ettiler, atalarının İsa'nın çarmıha gerilmesi ile hiçbir ilgileri
olamazdı. Bu iddialarının ışığında Haçlıların onları bağışlamalarını
talep ettiler. Şaşılacak şey, talepleri kabul edildi !
***
BİR HIRSIZ
NE ZAMAN HIRSIZ DEĞİLDİR ? Tire'deki yerel bir Yahudi mahkemesine şu ilginç
dava getirildi : İçindekileri kopyalamak için bir arkadaşından bir kitap çalan
(ona göre ödünç alan) bir öğrenci, işi
bitinceye kadar kitabı geri vermeyi reddediyordu. Kitabın sahibi dava açtı.
Kitabı ''ödünç alan'' ise suçsuz olduğunu iddia ederek savunma olarak, o günün
önde gelen hukuk uzmanlarından Rav Yitzhak al-Fasi'nin bir yorumunu öne sürdü.
Fustat şehrinde cereyan eden benzer bir davayı özetlerken Rav al-Fasi şunu söylemişti
: '' Bir öğrenci, arkadaşından bazı yazılı yorumları çalmış ancak
kopyalama işi bitene kadar geri vermemeye and içmişti. Bu emsal davaya göre,
bu gibi bir niyetle kitap çalınmasına izin verilebilir.'' Aslında Rav, kararı
tasvip edip etmediğini çok iyi de belirtmiş değil. Herhalde tasvip
ediyordur. Bilim adamları Tire mahkemesinin kararını büyük merakla
bekliyorlar.
***