''BU
TANRI'nın BUYRUĞUDUR''
Yeruşalayim'in
ele geçirilmesi, Papa II.Urban'ın Haçlı Seferlerini tetikleyen tarihi
bildirisini yayınladığı zaman başlayan ve dört seneden beri dünyayı kasıp
kavuran bir olay veya olaylar dizisinin birinci aşamasının sonunu
simgelemektedir. Biz Yahudilerin Haçlılarla görülecek iki aşamalı bir
hesabımız vardır :Önce Diasporadaki kardeşlerimizin hunharca kılıçtan geçirilmesi,
ve onun ardından da, şehrin yönetiminin yabancıların eline geçmesi. Bu
makalenin hedefi, okurlarımızın bu olaylar hakkında daha sağlıklı düşünebilmeleini
sağlamak için kaynak oluşturmaktır.
I.
SEBEPLER
Haçlı
Seferleri diye bilinen bu bebeğin annesi tabi ki Katolik Kilisesinin ta
kendisi.
Haçlı
seferlerini doğuran dört sene önceki Papa bildirisi, şüphesiz, dini
ideallere hitap eden kuvvetli kavramlar içermekteydi. Ancak, harekete geçirdiği
güçleri anlayabilmek için senelerdir gizli gizli işlemekte
olan bazı etkenlerin katkısını göz önüne almak gerekir : 1. İç
anlaşmazlıklar, 2. İmparatorun baskısı
3. Kilise saflarında gittikçe artmakta olan rüşvetçilik, 4. Günahlardan
arınabilmek için, azizlerin mezarlarına veya diğer kutsal yerlere dini
ziyaretler yapma ''modası''.
Romadaki
kutsal Papa mevkiine iki kişinin aday olduğu ve iç kavgaların gittikçe arttığı
bir ortamda Kilise bir taraftan da, İmparator IV. Hanri ile güç mücadelesi içindeydi.
Gelecek Dünyadaki hissesi yetmiyormuş gibi, Kilise ayrıca, Bu Dünyadaki
toprakları, mülkleri, kasaba ve şehirleri, kral ve milletleri de hakimiyeti
altına almaya çalışmaktaydı. Ruhunu Kiliseye teslim etmeye hazır olsa da
(herhalde), Hıristyan İmparatorun dünyevi güçlerini terketmeye ve kendini
Papanın gözetimi altına koymaya hiç ama hiç niyeti yoktu.
Satılık
Piskoposluklar
Hıristyan
Kurumlarının bugünlerde sergilediği düşük ahlak seviyesi de Kilisenin
dertlerine ayrıca katkıda bulunmaktadır. Katolik Kilisesinin önde gelen çevrelerinde
rüşvetçilik ve ahlak bozukluğu hayli ilerlemiş durumda. Piskoposluk ünvanları
artık altınla satın alınıyor. Yüksek rütbeli papazlar arasında, lüks yaşam
ve eğlenceye yönelik büyük paralar çar çur edilmekte. Bütün bu
olanlardan halkın da haberi var. Bu gelişmelerin Kilisenin ve dinin adını
nasıl kirlettiğini herhalde söylemeye gerek yok.
Bütün
bunlar bizi dört sene önce Papa IV. Urban tarafından ilan edilen Haçlı
Seferlerinin ''pratik'' unsurlarını kavramaya yönlendiriyor. Kilise bir süredir,
günahların affedilmesine yönelik aziz mezarlarına dini ziyaretler ve günah
çıkarma yolculuklarını desteklemekte. Son senelerdeki gelişmeler ışığında,
günahkarların çoğalması, bu yollarla affedilmek isteyenlerin sayısında büyük
bir artışa sebep olmuştur. Kutsal Topraklarda Hıristyan dininin kurucusunun
doğum ve ölüm yerlerine ziyaretlerin, inananlar arasında çok büyük çekiciliği
vardı. Bu yerlerin Müslümanların (Hıristyanlara göre ''Kafirlerin'')
elinde olması, şimdiye kadar bu tip ziyaretlerlerle
ilgili planlar yapılmasını engellemişti. Papa için de bu unsur, halkın
dikkatini Kilisenin artan problem ve zorluklarından başka tarafa çevirmek,
bir Azizin mezarına yapılacak Hac fikrini, Azizlerin Azizinin mezarının
(Yeruşalayimdeki Kutsal Mezar-Hz. İsa'nın kabri) Müslümanların elinden
''kurtarılması'' kavramına dönüştürmek için bulunmaz bir fırsattı.
İşte bu mantıkla dini ziyaret-Hac kavramı, Haçlı Seferleri
felsefesine dönüştü.
(Papa
Urban'ın dört sene önce yaptığı Yeruşalayim ve Kutsal Topraklara doğru
Sefer çağrısının özetini bu sayımızda bulabilirsiniz.)
Şövalyeler
Hıristyan
aleminin şövalyeleri kendilerine özgün bir sınıf. Kendileri asil veya asil
çocukları olan bu kişiler, savaş mesleğini bir para kazanma meselesinden,
bir onur meselesine dönüştürmüşlerdir : Kadının onuru, zayıf
olanların onuru, Hıristyanlığın onuru ve, doğal olarak kendi onurları, bu
kişiler için ''Onur Meydanlarında'' Hayat
ve Ölüm Düzeni felsefesine dönüşmüştür.
Yabancı
toprakların ele geçirilmesi ile yeni krallıkların kurulmasının bu kişiler
için özel bir romantik çekiciliği vardı.
II.
''TANRI'nın ADIYLA''
''
Bu Tanrı'nın buyruğudur ! ''
Papa Urban'ın
Hıristyanlığın Kutsal Yerleri ve Yeruşalayim'e yönelik kitle halinde bir
sefere çağrısının ardından, toplanmış olan kalabalıktan bu güçlü ses
yükselmişti. Papa'nın bu çağrısı üzerine Avrupa orduları sadece onun
emirlerini harfiyen yerine getirselerdi bile, zaten yeteri kadar kan dökülmüş
olacaktı (Haçlı ordularının son hedefleri olan Yeruşalayim'e vardıkları
bu günlerde şahit olduğumuz olaylar bunun canlı delilidir). Yeruşalayimdeki
bu dehşet verici katliamlar, ''Hz. İsa adına'', Haç'ın gölgesinde Avrupa Kıtası
çapında yürütülen insan katliamları kampanyasının son aşamasını oluşturmaktadır.
Hıristyan
savaşçıların bir kısmı (özellikle Norman ve Franklar), farklı başlangıç
noktalarından doğuya doğru hareket ederek, Kutsal Topraklara yönelik
seferlerinde ''atlama noktası'' olarak kararlaştırılan Konstantinopolis'e doğru
yola çıktılar (bkz. Harita). Bazıları
ise bu yoldan biraz saparak ve Avrupa Yahudi Cemaatlerini yıkıp yakarak yollarına
devam etmeyi tercih ettiler.
Mainz'taki
Rothard Başpiskoposu Amyens'li Peter (''Küçük Peter'') ve çoğu Alman olan
diğer bazı kışkırtıcılar, Yahudilerin Hz. İsa'nın ölümü için hesap
vermek zorunda oldukları iddiasını ortaya atarak, uzaktaki Müslümanlarla
savaşmaya başlamadan önce, ''içlerindeki Mesih düşmanlarını'' temizleme
konusunda yüzbinlerce insanı ikna ederek peşine taktı.
Haçlıların
bu bölümü daha sonra, Alman şehirlerine doğru yayılarak, amansız bir şekilde
ölüm ve dehşet saçmaya ve önlerine gelen kasabaları yağmalamaya başladılar.
Kaçacak hiçbir yerleri olmadığı için çoğu yerde Yahudiler kaderlerine,
Romalılar devrinin (tarih kayıtlarımızda anlatıldığı gibi yüzyıllar önce
Kutsal Topraklarda Romalılar on Rav ve din bilginini zulme uğratmışlardı)
''Kiduş Haşem'' (''İlahi İsmin Kutsanması'') olaylarını hatırlatan
cesaret ve sessiz bir asaletle razı oldular.
Katliama şahit
olan bazı insanlardan (isimleri gizli tutulmuştur) bize varan birkaç
mektuptan derlenmiş alıntılar aşağıda özetlenmiştir:
İntihar
Eden Kadın
''... Orada Kiduş
Haşem uğruna kendi hayatına son veren dinibütün bir kadın vardı. Saldırıya
uğrayan bütün Cemaatler arasında verilen ilk kurbandı o kadın... Haçlılar
Cologne şehrine, Sina dağında Tora'nın verilişini kutladığımız Şavuot
bayramında vardılar. Yahudi mahallesindeki evlere zorla girerek, kimi
buldularsa öldürdüler. Her yeri yağmaladılar. Ardından Cemaatin sinagoğunu
yıkarak Sefer Toraları dışarı sokağa çıkarıp kirlettiler... Yitzhak adındaki
bir adam putların bulunduğu binaya götürüldü. Adam onu ele geçirenlere
karşı ve Cologne Şehrindeki Yahudi Cemaatine ve değerlerine karşı işledikleri
suçlar yüzünden ağzına geleni söyledi. Onu hemen oracıkta öldürdüler...''
Yemek
Sonrası Duası
''... Tanrı'nın
düşmanları Santsch şehrine bir Cuma akşamı geldiler. O sırada şehrin
dinibütün erkekleri, Şabat Gecesi ziyafetinden önce bu günü kutsamak için
toplanmış bulunuyorlardı. Ancak o gece yemek, sadece birinci kutsama duasının
söylendiği kuru ekmekten ibaretti. Cemaat lideri etrafındakilere şöyle konuştu
: ''Göklerdeki Efendimizle aramızda yüksek ve geçilmez bir engel var. Önce
yemeği kutsama duasını okuyalım ondan sonra da Tanrı'nın isteğini yerine
getirelim. Bu Şabat gününde her erkek kızını ve oğlunu kurban edecek ve
daha sonra hiç kimse hiç kimseyi bağışlamadan öldürecektir. Öyle ki,
kendileri kirletilenler tarafından biz ve sevdiklerimiz kirletilmesin. Bugünkü
ekmeği bize bahşedeni kutsayalım ve kanımızın intikamını alması için
ona dua edelim. Şimdi de hep beraber ve yüksek sesle, dua edelim : Dinle
ey İsrael, Tanrımız Efendimizdir, Tanrımız Tektir.''
Hep birlikte,
liderlerinin buyurduğu emirleri yerine getirdiler.
İşler
Tersine Dönüyor
Buna benzer
olaylar her zaman trajedi ile sona ermiyordu. Tehdit altında bulunan Yahudiler
bazen, kendilerini savunmak için çareler bulmaya çalıştılar :
''Prag
Yahudileri Haçlıların yaklaşmakta olduğunu duyduklarında onlardan üç günlük
bir müddet istediler. Bu müddet içinde şehrin prensine onlara yardım etmesi
için başvurdular. Prens derhal bir Dük komutasında silahlı bin kadar süvari
gönderdi. Onlara beşyüz Yahudi savaşçı katıldı. Haçlı çetesi şehrin
Yahudi mahallesine girmek üzereyken birleşik kuvvetler onlara saldırarak kısa
bir çarpışma sonunda yendiler. Sadece altı Yahudi öldü.''
Bir
Adamın İntikamı
Bunun gibi
olaylar doğal olarak çok enderdi. Bütün ümitlerini kaybettikleri anlarda
bile Yahudilerin arasında şahsi kahramanlık teşebbüsleri olmuyor değildi.
İşte Worms şehrinde geçen bir olay :
''... Hıristyanlar
çoğunu katletmişti. Çoğu da intihar etmişti. Wormsdeki iki günlük
katliam sırasında 800 Yahudi öldü. Simha Hakoen adlı genç adam putlar
binasına götürüldü. Oraya varıncaya kadar hiçbir direniş göstermeden
sustu. Kolunda sakladığı bıçağı bir anda çıkaran genç, oradaki ileri
gelen bir memuru (Piskopos'un torununu) öldürdü. Hemen oracıkta onu parçaladılar...''
Bunun dışında
bize varan diğer mektupları yerimiz olmadığı için ne yazık ki yayınlıyamıyoruz.
Ne olursa
olsun, ufak tefek değişiklikler hariç, hikaye her tarafta aynı. Kanlı saldırılar
özellikle Almanya'da ve bazen de komşularında haftalar ve aylar boyunca devam
etti. Bir Cemaatle işleri bitince yandakine geçiyorlardı. 12,000 kadar Yahudi
Haçlıların elinde can verdi. Daha binlercesi de kendi hayatına kıydı.
Dağılanlar
da Var