HAÇLILAR
YERUŞALAYİM'i ELE
GEÇİRDİLER
YAHUDİ
ve MÜSLÜMAN HALK KILIÇTAN GEÇİRİLDİ
(Hayfa, Akko ve Tire'de bulunan
Sevivon muhabirleri tarafından Yeruşalayim ve diğer fethedilmiş şehirlerden
toplanan ve yorumlanan haberlere göre ...)
Yeruşalayim şehri,
beş Haçlı ordusunun birleşik saldırılarına dayanamayarak sonunda, iki gün
önce kutsal Şabat arifesinde düştü. Haçlı orduları Kuzey, Batı ve Güney
yönlerinden şehri istila ettiler.
Şehrin Yahudi, Türk
ve Arap vatandaşları istilacılar tarafından vahşi ve gaddar bir şekilde
katledildiler. Katliamdan kaçmayı becerenler, Haçlıların Yeruşalayim'e
girişinde yaşanan vahşet ve dehşet dolu sahneleri anlattılar. Akşama doğru,
şehrin sokaklarında asker kanlarının yanısıra saldırganların ayırım gözetmeksizin
katlettiği sayısız kadın, çocuk, hamile, yaşlı, hasta ve sakatın kanları
adeta bir nehir gibi akıyordu.
Esirler
İdam Edildi
Bir avuç Yahudi
yakalanarak, ''30'u bir altın'' hesabına satıldılar. İtalya'nın güneyindeki
Appolya limanına doğru gemiyle yola çıkarılan tutukluların yolculuklarını
canlı olarak tamamlayamayacaklarından endişe ediliyor.
İki bin sene önce
Kral David'in Yeruşalayim'i İsrael'in başkenti, ruhani ve manevi toplanma
merkezi olarak tesis etmesinin ardından ikinci kez, İsrael'deki Yahudi varlığı
sona ermiştir.
Muzaffer Haçlı
kuvvetlerinin liderleri Sepulchre Kilisesinde toplanarak, şükran duaları
sundular. Bir gözlemcinin anlattığı gibi : ''gözleri sevinç gözyaşları
ile dolmuş, elleri ise kanlarla lekelenmişti.''
Yahudi,
Türk ve Arap
Yeruşalayim'in kuşatması,
beş hafta önce, Beyrut'tan Yeruşalayim'e
16 gün gibi bir kısa sürede 20,000 Haçlı askerini getiren bir yıldırım
harekatıyla başlamıştı. Yeruşalayim savunması için, David Kulesinde
mevzilenmiş küçük bir Mısır birliğine ve onları destekleyen ve şehrin
duvarlarını koruyan istekli ancak hazırlıksız bir halk kitlesine güveniyordu.
Bu dezavantajlı durumlarına rağmen Yeruşalayim Yahudileri, savaşta
kendilerini gösterdiler. Kutsal Şehrin kapılarına saldıran Haçlıların
savaş çığlıklarında ilk sırayı aldılar :''Dışarı çıkın ey ülkenin
yerlileri - Yahudi, Türk ve Arap !''
Çarpışmalar
haftalarca devam etti. Ancak saldırganlar şehrin içine adımlarını bile
atamadılar. Başarısızlıkları yüzünden moralleri bozulan, ancak geçici
bir yenilgiyi bile kabul etmeyi kendilerine yediremeyen Haçlılar çeşitli
mazeretler öne sürmeye başladılar : Şehri savunan askerler şehrin duvarlarından
üzerlerine ''ateş ve zehir'' yağdırıyorlarmış, kuşatma sistemleri daha
tam olarak yerine oturmamış, su ve malzeme kıtlığı çekiyorlarmış ...
Haçlı liderleri
ve piskoposlar Tanrı önünde alçak gönüllü olduklarının bir göstergesi
olarak şehrin çevresinde çıplak ayakla yürüme kararı aldılar.
Son
Çarpışma
Geçen Çarşamba
nihayet, Haçlıların kuşatma mekanizmaları, hazır duruma geldi. Şehre aynı
anda üç taraftan saldırdılar : Normandiyalı Robert ile Flanderslı Robert
kuzeyden, Arslanlar Kapısı mevkiinden saldırdılar. Batıda, Yaffo Kapısı
civarında, Bouillon'lu Godfrey ile Tankred'in kuvvetleri yığılmıştı. Güneyden
(Zion Tepesi yönünden) de Toulouse'lu Raymond'un askerleri geliyordu.
Saldırganların
toplam sayısının 12,000 piyade ve 1,300 civarında atlı Şövalye olduğu
tahmin ediliyor. Savaşın sonucunu bekleyen ve çok zayıf ve yaşlı oldukları
için çarpışmaya katılamayan 6-7,000 kişilik bir hacı adayı grubu biraz
uzakta kamp kurmuş, savaşın sonucunu beklemekteydi.
İki tarafın da ağır
kayıplar verdiği iki günlük vahşi bir savaşın sonucunda (şehri
savunanlar taş ve sıvı ateş silahlarını çok etkili bir şekilde kullanıyorlardı)
Godfrey'in adamları, duvarı delerek geçmeyi başardılar. Düşman şehrin içine
girerek halkı topyekün kılıçtan geçirmeye başladı. Büyük çapta ve
kontrolsuz yağmalama başladı. Savaş pratikte bitmiş olmasına rağmen Haçlılar
gördükleri her canlıyı katletmeye devam ettiler. Bazıları Hıristyan olan
gözlemcilere göre Avrupalı saldırganın bu son çıkışında hiç kimsenin
hayatı esirgenmedi.
Yeruşalayim
sokakları ve pazar yeri bu zavallı kurbanların vücut parçaları ile
dopdolu.
Yahudiler
Dipdiri Yakıldı