EDİTÖRÜN YAZISI

O MAŞİAH MI?

Binlerce kehanetin konusu...atalarımızın  sonsuz yakarışlarının ve dualarının  odağı....annelerimizin asırlardan beri süregelen ninnilerinde bahsettikleri şey....o gerçekten de O’mu?

Bu kişi, milletimizin nesiller boyunca , bir gün geleceği umuduyla kan akıttığı Maşiah mı?

O işte, Yeruşalayim’de haberini aldığımız, garipliklerine rağmen bir şekilde sevdiğimiz, Tanrı korkusuna sahip olduğunu bildiğimiz, hem yazılı hem de sözlü Tora’da isminin geçtiği bir haham olan  Mordehay Zvi’nin  oğlu Sabetay karşımızda duruyor. Onun iyi niyetli ve dürüst amaçlara sahip biri olduğundan hiç şüphe yok.

Peki o gerçekten Yahudiler’in Maşiah’ı mı?

Dünya çapında sevinç ve heyecanla atan kalpler her yeri sarsıyor. Sadece kaybedecek bir şeyleri olmayan fakirler değil, soylular ve zenginler de her şeyi arkalarında bırakıp Kutsal Topraklar’a geri dönmeyi istiyorlar.

Sadece belirsiz mistik ve metafizik olaylarla uğraşanlar değil, bilimin ve mantığın adamları da onun birliğine katıldılar. Ulusun büyük bölümü- hatta daha bir ay öncesine kadar bu fikre karşı gelen din adamları bile- fikirlerini değiştirmişe benziyor.

Belki de işin sonunda,o gerçekten Maşiah’tır!

Ribi Akiva Bar Kohba’yı Maşiah-Kral  ilan ettiğinden beri böyle bir şeyle karşılaşmıyoruz. Zaten, Sabetay Zvi ,Bar-Kohba gibi silahlı bir isyan başlatma yolunu seçmemiş ve Gazzeli Natan’ın söylediğine göre mucizelerle uğraşmamıştır. Sabetay Zvi, her şeyin, kendi kararlılığımıza kaldığını , kendi güvenimize , gerçek pişmanlığımıza ve  kapasitemize bağlı olduğunu söylemektedir.

Ve, aslında, bu kadar çok şehit veren bir nesil bizden önce var olmamıştır. Polonya Yahudiler’inin 1/3’ü ölmüştür: Chmielnicki 100 bin candan fazlasını almıştır. Sabetay Zvi’nin söylediği gibi , şehit düşmüş  David’in oğlu Maşiah’a işaret eden Yosef’in oğlu Maşiah’ı içinde barındıran toplumun ,bu katledilmiş toplum olduğunu düşünmek çok memnun edici değil midir?

Aylardır beklenti içindeyiz ve İzmir’den gelen yeni haberlerle heyecanımız doruğa varmıştır. İran’dan İngiltere’ye yüz binlerce Yahudi buraya gelmek için, onları ülkelerine getirecek  gemilerde veya develer üstünde beklemektedir.

Bu karışık ve belirsiz halde, kesin tek bir şey var: Tüm Yahudiler sürgünden kurtulmak için hiçbir zaman azalmayan bir özlem içindeler. Asırlar boyunca neslimiz bunu göstermiştir. Feda olmaya hazır olmaları ve gerçekten feda ettikleri , Yahudiler’in kurtuluşa ne kadar ihtiyaç duyduklarını gösteren canlı bir itiraftır. Bu durumda kimse tereddüt edemez. Ve sonsuz özlemin uğruna, anavatan için duyduğumuz bitmez tükenmez ihtiyacı Tanrı duyacak ve umutlarımızın gerçekleşmesini günün birinde sağlayacaktır!***