Neden
Kaybettik?
Birlik
Çok Geç Kaldı
Bu
gazete aramızdaki nefretin yıkılmamıza yol açabileceğini defalarca uyarmıştı.
Öyle de oldu. Çeşitli
gruplarımızın birbirinden büyük son kahramanlıkları, suçlarını örtbas
etmemeli: ulusun partiden önce gelmesi gerektiğini, ülkenin şöhretten önemli
olduğunu fark etmekte çok geç kaldılar.
Zilotlar
ile Sicariiler arasındaki rekabet yeni değil.
Okurlarımızdan bazıları ikinci Roma valisi Felix’in zamanında,
yirmi yıldan biraz uzun bir zaman önce yeni bir milliyetçi “isyankârlar”
fraksiyonunun Yudea ve Galile’deki Roma hakimiyetine karşı bir hareket başlattığını
hatırlayacaktır. Pelerinlerinin
altında gizledikleri scia (kısa bir hançer) yüzünden “Sicarii” olarak
adlandırılıyorlardı.
En
başta terörist olarak ortaya çıktılar, sadece Romalılarla Yahudi işbirlikçilerini
değil, görüşlerine göre Roma’ya karşı eylemlerinde yeterince ekstremci
olmayan Zilotlara da saldırdılar. Sicariilerin
terörist eylemleri, zulüm için fırsat kollayan Roma valilerince memnuniyet
verici bir kışkırtma olarak karşılandı.
Zilotların
bu tehlikeli muhaliflerle baştan beri çarpışması şaşırtıcı değildir.
Onların milliyetçilik tutkusunu kabul etmekle birlikte buhran zamanlarında
ve savaş o kadar yakınken asil nedenlerin yeterli olmadığını açıkça
fark etmişlerdi. Esas olan
disiplin ve birlikte hareket etmektir.
Zilotların
rakiplerine karşı ilk büyük saldırıyı başlatmasından beri dört yıl geçti.
Sicariileri Yeruşalayim’den çıkardılar.
Sanhedrin ancak şehir Sicarii teröründen kurtulunca geçici hükümeti
devralabildi. Derken savaş patladı.
Galile
kahramanı John Gişala Yeruşalayim’de
Zilotlara katıldığında şehrin tek hakimi olmayı başardı.
Teofilus’un oğlu eski Koen Gadol Mattityahu’nun başkanlığındaki
Roma taraftarı parti, aslında nefret ettiği Sicariileri yardıma çağırarak
Zilotları kovmasını istedi.
Sicariilerin
şehre dönmesi bu şekilde oldu. Liderleri
artık Şimon bar Giora idi. Sayıları
az olduğu halde, katı disiplinleri ve sıkı örgütlenmeleri nedeniyle çok güçlüydüler.
Ama Zilotlar onlara pabuç bırakmadı.
Takip
eden olaylar gayet iyi biliniyor. İç
bölünme günden güne artan bir vahşetle devam ediyor ve zafere ulaşmak için
uygun zamanı beklemenin yeterli olduğunu bilen düşman buna çok seviniyor.
Bu
iki fraksiyon savaş patlar patlamaz neden birleşmedi?
Neden bu anlamsız iç savaş yerine konması imkansız yiyecek, silah,
cephane ve adam kaybına mal oluncaya kadar beklediler?
Sebep, çatışan sosyal inançlarındaki farklılıklarda gizlidir.
Zilotların
lideri John, hali vakti yerinde bir çiftçi ailesinden gelmektedir.
Takipçilerinin çoğu görüşlerinde muhafazakardır.
Milliyetçilikleri basittir: ülkelerini severler ve özgürlüğü uğruna
can verirler.
Diğer
yandan Sicariiler doktrinleri kısmen Essenlerin öğretilerinden türemiş
sosyal devrimcilerdir. Yudea çöllerinde,
adlandırdıkları gibi bir “arınma” döneminden geçmişlerdir.
Sicariiler
sahneye çıktığından beri Romalılar, milliyetçi hareketimizin devrimci ve
muhafazakar fraksiyonları arasındaki derin zıtlığı kendi avantajlarına çevirmeyi
başarmıştır.
Roma’nın
başarısının sırlarından biri “divida et impera” yani “ böl
ve hükmet” politikasıdır. Sadece silah kullanımında usta değildirler.
Diplomasinin bütün ince sanatlarında da beceriklidirler.
Aralarında anlaşamayan ulusların zayıf yönlerini kullanmayı
bilirler.
Bu
yıl Sivan ayının 3’ünde iki grubun lideri anlaşmaya vardı.
Çok geç kalındı. Yiyeceğimiz
tükenmiş, cephanemiz kendi kardeşlerimizi öldürmek için kullanılmıştı.
Düşmanı engelleyecek hiçbir şeyimiz kalmamıştı.
“Kardeşlerin birlik içinde yaşamasının iyi ve hoş olduğunun”
anlaşılmış olmasından yararlanmak için artık çok geç kalındı.