Düşmanın
Gözü İle
Romalı
Bir Subayın Ele Geçirilen Günlüğünden Sayfalar
Ptolemais
Yeni Roma
lejyonlarını getiren ilk kadırgalar Kesarya’ya vardı.
İmparator Neron buradaki isyanı ciddiye almışa benziyor.
Yunanistan’daki “sanat turunu” bile kısa kesti.
Roma’nın niyetini gösteren başka bir ipucu: Vespasianus Flavius başkumandan
atandı. Vespasianus’u Barbarlara
ve Birtanyalılara karşı yaptığı savaşlardan hatırlıyorum.
Ağır ve sıkı bir pençesi vardır.
Ölüm pençesi. Kumandada o
olunca zafer kesindir.
Düşman
kesin savaşa hazırlanacağı yerde sadece iç hesaplaşmaları ile meşgul görünüyor.
Bu
tuhaf ulus bir sürü partiye bölünmüş. Birbirlerinden, bizden ettiklerinden daha çok nefret
ediyorlar. En önemli savunma
alanları olan Galile iki rakip generalin iç savaşına sahne oluyor.
Düşman bize yardım ediyor.
***
Vaspasianus
tam formunda. Yahudilere yıldırım
hızıyla ağır darbeler indirdi. Lejyonlarımız
zikzaklar halinde hareket ederek Sephoris ve Ptolemais toprağını işgal etti,
Yarden Nehri’ni geçerek düşmanı Gadara’nın dışına attı. Bu harekât bu alanda örgütlenmiş tüm direnişi ortadan
kaldırıyor. Bet-Horon’daki
utancın öcü addedilmeye layık. Tutsak
almadık. Düşman son adamına
kadar öldürüldü.
***
Gördüğüm
kadarıyla bu başkaldırıyı bastırmak için bir Roma lejyonundan fazlası
gerekecek. Yahudiler bu girişimin
bedelini pahalıya ödeyecek. Yazık...
Yahudilerin gözünde putperest olduğum halde bu tuhaf ülkeye, pembe taştan
inşa edilmiş başkentine ve kimsenin görmediği esrarengiz tanrıya adanmış
güzel mabedine bağlanmamak elimde değil.
Roma bir darbede hepsini yıkacak. Yazık..
Bir
sürpriz oldu. İlerlemeyi sürdürüp
son önemli Galile kalesi Jotapata’ya hücum edecek yerde Vespasianus kaleyi
kuşatmaya karar verdi. Siyasi bir
numaradan kuşkulanıyorum. Savaşı
henüz bitirmeye acelesi yok. Anavatanda
durum pek açık değil, Vespasianus da hırslı ve kurnaz.
İyi bir imparator olabilir. Jotapata
mı? Olgun bir meyve gibi düşecek
nasılsa.
***
Olgun
meyve düşmedi. Toplamamız
gerekti. Aç ve susuz garnizon son
adamına kadar dövüştü. Son
savunmacılar teslim olmaktansa birbirlerini öldürdü.
Komutanları Yosef ben Mattityahu bizim tarafımıza geçti.
***
Gerisi
kolay oldu. Lejyonlarımız
Galile’yi sildi süpürdü, önce Tiberya’yı sonra Galile denizinin karşı
yakasında Gamala’yı aldı, yaktı ve kılıçtan geçirdi.
Fanatik Yahudiler çarpışmaya devam etti.
Kazanma umutları olmadan, öç almak için.
Daha önce hiçbir zaman, hiçbir yerde böyle bir kahramanlık görmediğimi
itiraf etmeliyim. Yudea yolunda
kalan son kale olan Gişala’da son adamlarına kadar dövüştüler.
Zilot lideri John kaçmayı başardı.
Galile bizim. Şimdi sıra
Yeruşalayim’de!
***
18
ay sonra – Aprilis
Yeruşalayim’in
Surları Dışında, Titus Flavius’un Karargâhında
İşte
geri döndük. Burada son bulunduğumdan
beri çok şey oldu. Vespasianus
Roma’da. Lejyonlar tarafından
imparator ilan edildi. Oğlu
General Titus Mısır’dan yeni lejyonlar bekliyor.
Acelesi yok. Babasının
stratejisini izliyor. Meyvenin
olgunlaşmasını bekliyor.
***
Yeruşalayim’i
açlık vurdu. Silahı yok.
Yine de Yahudiler son bir çaba ile birleşmek ya da teslim olmak yerine
kendi aralarında savaşmaya devam ediyor.
Birbirlerinin depolarını yaktıkları haberleri geliyor.
Şehir üç kısma bölündü, üç general komutada: Şimon bar Giora,
John ve Eliezer. Güçlerini birleştirecekleri
yerde birbirlerini katlediyorlar. Ben,
bir putperest, bunu anlayamıyorum.
Yahudilere
teslim olmaları için çağrıda bulunduk.
Umutsuz bir şekilde kahramanca sortilerle cevap veriyorlar.
Bunlardan biri sırasında Titus yaralandı. Yahudiler oyunun sona erdiğine inanamıyor.
Ama sona erdi...
***
Düşman
fanatikçe bir umutsuzlukla çarpışıyor.
Dün üç yaşlı adam hatlarımıza girerek yeni kurulmuş birkaç
kuleyi ve koç başlı kütüğü imha etti.
Son saldırı başlıyor.