Düşmanın Gözü İle

Romalı Bir Subayın Ele Geçirilen Günlüğünden Sayfalar

Günlük 3828 yılının kışında başlıyor

Ptolemais

Yeni Roma lejyonlarını getiren ilk kadırgalar Kesarya’ya vardı.  İmparator Neron buradaki isyanı ciddiye almışa benziyor.  Yunanistan’daki “sanat turunu” bile kısa kesti.  Roma’nın niyetini gösteren başka bir ipucu: Vespasianus Flavius başkumandan atandı.  Vespasianus’u Barbarlara ve Birtanyalılara karşı yaptığı savaşlardan hatırlıyorum.  Ağır ve sıkı bir pençesi vardır.  Ölüm pençesi.  Kumandada o olunca zafer kesindir. 

Düşman kesin savaşa hazırlanacağı yerde sadece iç hesaplaşmaları ile meşgul görünüyor.  Bu tuhaf ulus bir sürü partiye bölünmüş.  Birbirlerinden, bizden ettiklerinden daha çok nefret ediyorlar.  En önemli savunma alanları olan Galile iki rakip generalin iç savaşına sahne oluyor.  Düşman bize yardım ediyor.

***

Martius – Vespasianus’un Galile’deki Karargahı

Vaspasianus tam formunda.  Yahudilere yıldırım hızıyla ağır darbeler indirdi.  Lejyonlarımız zikzaklar halinde hareket ederek Sephoris ve Ptolemais toprağını işgal etti, Yarden Nehri’ni geçerek düşmanı Gadara’nın dışına attı.  Bu harekât bu alanda örgütlenmiş tüm direnişi ortadan kaldırıyor.  Bet-Horon’daki utancın öcü addedilmeye layık.  Tutsak almadık.  Düşman son adamına kadar öldürüldü.

***

Maius – Batı Galile

Gördüğüm kadarıyla bu başkaldırıyı bastırmak için bir Roma lejyonundan fazlası gerekecek.  Yahudiler bu girişimin bedelini pahalıya ödeyecek.  Yazık...  Yahudilerin gözünde putperest olduğum halde bu tuhaf ülkeye, pembe taştan inşa edilmiş başkentine ve kimsenin görmediği esrarengiz tanrıya adanmış güzel mabedine bağlanmamak elimde değil.  Roma bir darbede hepsini yıkacak.  Yazık.. 

Bir sürpriz oldu.  İlerlemeyi sürdürüp son önemli Galile kalesi Jotapata’ya hücum edecek yerde Vespasianus kaleyi kuşatmaya karar verdi.  Siyasi bir numaradan kuşkulanıyorum.  Savaşı henüz bitirmeye acelesi yok.  Anavatanda durum pek açık değil, Vespasianus da hırslı ve kurnaz.  İyi bir imparator olabilir.  Jotapata mı?  Olgun bir meyve gibi düşecek nasılsa. 

***

Yedi hafta sonra – Quintilis

Olgun meyve düşmedi.  Toplamamız gerekti.  Aç ve susuz garnizon son adamına kadar dövüştü.  Son savunmacılar teslim olmaktansa birbirlerini öldürdü.  Komutanları Yosef ben Mattityahu bizim tarafımıza geçti.

***

Ekim

Gerisi kolay oldu.  Lejyonlarımız Galile’yi sildi süpürdü, önce Tiberya’yı sonra Galile denizinin karşı yakasında Gamala’yı aldı, yaktı ve kılıçtan geçirdi.  Fanatik Yahudiler çarpışmaya devam etti.  Kazanma umutları olmadan, öç almak için.  Daha önce hiçbir zaman, hiçbir yerde böyle bir kahramanlık görmediğimi itiraf etmeliyim.  Yudea yolunda kalan son kale olan Gişala’da son adamlarına kadar dövüştüler.  Zilot lideri John kaçmayı başardı.  Galile bizim.  Şimdi sıra Yeruşalayim’de!

***

18 ay sonra – Aprilis

Yeruşalayim’in Surları Dışında, Titus Flavius’un Karargâhında

İşte geri döndük.  Burada son bulunduğumdan beri çok şey oldu.  Vespasianus Roma’da.  Lejyonlar tarafından imparator ilan edildi.  Oğlu General Titus Mısır’dan yeni lejyonlar bekliyor.  Acelesi yok.  Babasının stratejisini izliyor.  Meyvenin olgunlaşmasını bekliyor.

***

Maius

Yeruşalayim’i açlık vurdu.  Silahı yok.  Yine de Yahudiler son bir çaba ile birleşmek ya da teslim olmak yerine kendi aralarında savaşmaya devam ediyor.  Birbirlerinin depolarını yaktıkları haberleri geliyor.  Şehir üç kısma bölündü, üç general komutada: Şimon bar Giora, John ve Eliezer.  Güçlerini birleştirecekleri yerde birbirlerini katlediyorlar.  Ben, bir putperest, bunu anlayamıyorum.

Yahudilere teslim olmaları için çağrıda bulunduk.  Umutsuz bir şekilde kahramanca sortilerle cevap veriyorlar.  Bunlardan biri sırasında Titus yaralandı.  Yahudiler oyunun sona erdiğine inanamıyor.  Ama sona erdi...

***

Quintilis

Düşman fanatikçe bir umutsuzlukla çarpışıyor.  Dün üç yaşlı adam hatlarımıza girerek yeni kurulmuş birkaç kuleyi ve koç başlı kütüğü imha etti.  Son saldırı başlıyor.