Askeri muhabirimizin son umutsuz altı ay boyunca çarpışmalar hakkındaki gözlemlerinden alıntılar (kısmen, ilk kez burada yayımlanmaktadır).
*******
Bet
Amikdaş’ın düşmesi ve halkımızın son ana kadar kahramanca direnmesi,
Yeruşalayim kuşatmasının kapanış bölümünü oluşturuyor.
Başından
beri eşitsiz bir mücadeleydi ve başka türlü sonuçlanamazdı.
Fazlasıyla kalabalık, savaşın yıkımından yorgun düşmüş,
yiyeceksiz kalmış bir şehrin, bolluk boynuzundan yiyen disiplinli bir orduya
karşı mücadelesiydi. Yeruşalayim’i
savunanların tarif edilmez kahramanlığını ve fedakarlığını ancak bir şekilde
açıklamak mümkündür: ölümü tutsaklığa tercih etmek.
Bu sayfalarda bu epik hikâyenin bir kısmını nakletmeye çalıştık.
********
Düşman
yaklaşıyor. Scopus Dağı’nda
kamp kurdular.
Titus
bu altı yıllık savaşa son vermeye kararlı: babası, yeni imparator Flavius
Vespasianus’un ve hanedanının prestiji söz konusu.
Roma başarısızlığa uğrayan generallerini affetmez.
“Vah yenilene” derler. Bizim
de bunu hatırlamamız gerek.
***
Avcılarımız
bugün öyle bir fırsat kaçırdı ki! Bir
grup gözcü araziyi inceleyen Titus ile küçük bir taburla karşılaştı.
Adamlarımız saldırdı ama düşman komutanı kaçmayı başardı.
Şanssızlık işte!
Düşman
gerçekten vahşi. Yeruşalayim’in
kuzey ve batısındaki bütün bahçe ve ağaçlıklar sebepsiz yere yok edildi.
***
İyi
bir gündü. Zeytin Dağı’ndaki ünlü 10. Lejyon kampına ani bir baskın
düzenledik. Düşman
tesislerine önemli zararlar verildi, çok kişi öldürüldü.
Düzenli bir şekilde geri çekildik.
Ne
var ki durum parlak değil. Titus
şehrin üç yanını çevirmeyi başardı ve makinelerini yerleştirdi.
Yeruşalayim,
civardan yardımımıza koşan cesur kardeşlerimizle dolu...
Şehrin
içinde Zilotlarla Sicariiler arasındaki çarpışma devam ediyor.
***
Bugün
teslim olmaya çağrıldık. Ret
cevabımızı alır almaz düşman Kuzey Duvarı’na karşı saldırıya geçti.
Titus
bize genel bir çarpışma fırsatı vermeye karar vermişe benziyor. Zaferi bir
kerede elde etmeye çalışacak. Bayramdan
yararlanmayı umuyor. Bizim şimdi
savaşmak istemediğimizi sanıyor. Hatasını
anladı bile...
Düşman
tam gücünü uyguluyor. Dayanmalıyız
çünkü bu onların elindeki tek şans. Titus
şimdi başaramazsa Kesarya’daki kadırgalara gidecek gücü bulamayacağını
biliyor. Biraz daha dayanırsak
belki durumu lehimize çevirebiliriz.
***
Düşmanın
Kuzey Duvarı’na saldırısı bozguna uğramasıyla son buldu.
Romalılar harekatta bütün koç başlı kütük ve mancınıklarını
kaybetti. Yeruşalayim hemşehrileri,
kadın ve çocuklar dahil, kahramanlık mucizeleri gerçekleştiriyor. Savaşçılarımızla omuz omuza çarpıştılar.
Düşman
içtenlikle karşılandı. Elimizdekilerin
en iyisini ikram ediyoruz: kaya parçaları, kaynar yağ, ok ve cirit yağmuru. Ele geçirdiğimiz ağır silahlar onlara karşı kullanılıyor.
Romalılar
bölüklerini yeniden kurdu ve sürekli olarak karşı saldırılarda bulunuyor.
Dalgalar halinde geliyorlar, sayıları her seferinde artıyor...
Bu
satırları Bezetha kenar mahallesini boşaltmaya zorlandığımız sırada yazıyorum.
Önceden hazırlanmış yeni konumlara çekileceğiz.
***
12
İyar – Antonia Kalesi
Çarpışmalar
son birkaç günde hafifledi ve gözcü ve devriye hareketleriyle sınırlı
kaldı. Fırtınadan önceki
sessizlik mi acaba?
Duvarın
dışında hain Yosef ben Mattityahu bizi teslim olmaya çağırıyor ama sadece
ödlekler onu dinliyor. Eğer Romalılar
kendi hayatını kurtarmak için halkının ölmesine ve teslim olmasına izin
veren bir hainin, bizim savaşan insanlarımızın üzerinde etki yapacağını
sanıyorsa, Yahudi karakterini tamamıyla yanlış değerlendiriyor.
Josephus’u dinlersek ondan farklı olmayacağımızı anlamıyorlar mı?
Düşman
her gün yeni iğrençlikler yapıyor.
Titus,
Josephus’un çağrısını kesin reddimizden ötürü çok kızmışa
benziyor. Biraz yiyecek bulmak için
şehirden çıkanlara tuzaklar kurmak üzere özel atlı müfrezeler görevlendirdi.
Romalılar son zamanlarda bu şekilde yakalanan kişileri öldürmeyip
bize geri gönderdiler. Bugün
elleri kesilmiş bir grup insan geldi.
Şehirden
kaçmaya çalışan herkes bu kadar şanslı değil.
Tutukluların bize söylediğine göre devriyelere direnenler işkence görüyor,
yakılıyor, kırbaçlanıyor ve sonunda çarmıha geriliyor.
Bugün
500 yeni çarmıha germe olayı saydım. Bu
düzenli gündelik bir ceza haline geldi. Bir
şey giderek açıklık kazanıyor: bizim
için ya zafer, ya da ölüm. Ara
yol yok.
Nihayet
birlik sağlandı! Zilotların başı
Galileli kahraman John Gişala ile Sicariilerin
genç lideri Şimon bar Giora kuvvetlerini birleştirmeye karar verdi.
Birleşmiş bir karargah kuruldu.
Sahip
olduğumuz kaynaklar çok az. Yiyecek
yok gibi, hastalık kol geziyor.
Bugün
bir koç başlı kütük daha yaktık. Ama
başkaları var...
Düşman
kalenin duvarlarına saldırıyor. Kuvvetlerimiz
Roma tesislerini ateşe vererek tehlikeyi savdı ama düşman topyekun
bir saldırı hazırlığında, taze güçler ve koç başlı kütükler topladıkça
durum zorlaşıyor.
Bir
ihanet ortaya çıkarıldı. Cephanelikte,
uçlarında askeri bilgiler içeren kodlu mesajlar olan oklar bulundu.
Şimon bar Giora’nın adamları arasından çıkan hainler suçlarını
itiraf etti ve hemen orada infaz edildi.
Koç
başlı kütükler sonunda kalenin duvarında ciddi bir delik açtı.
Düşman piyadeleri okçularının ve topçularının koruması altında
içeri daldı ama bir duvar daha olduğunu şaşkınlık ve hayal kırıklığı
ile gördüler – kuşatma devam ederken gizlice inşa ettiğimiz iç duvar!
Düşman
iç duvarı yıkmak için saldırısını umutsuz bir şekilde sürdürüyor.
Var gücümüzle direniyoruz ama Romalılar aç ve yorgun askerlerimize
karşı yeni kohortlar (lejyonun onda biri) getirmeye devam ediyor.
***
Son
savunma hattımıza çekildik: Bet Amikdaş.
Kutsal
duvarlara yönelmiş koç başlı kütüklerin yanında duran Titus, teslim
olmamız için çağrıda bulundu. Boşuna...
Bizden
sonra gelenler, kahraman kumandanımız John Gişala’nın verdiği yanıttan
gurur duyacaktır:
“Yeruşalayim
düşmeyecek. Tanrı, Kendi şehrinin
kaderini Kendi ellerine aldı.”
Koç
başlı kütükler harekete geçti.