Yeruşalayim
Düştü: Bet Amikdaş Yanıyor
Çarpışmalar
Devam Ediyor
Roma’ya
karşı direniş iki yerde sürüyor: Mabet Tepesi’nin dışındaki Yeruşalayim
Yukarı Kenti’nde, ve Yeruşalayim’in güneydoğusunda bulunan Yudea Çölü’ndeki
Massada Kalesi’nde. Bu iki direniş
noktasındaki durum hakkında son haberler aşağıda, yan yana yer alıyor:
(Kaleden
özel)
Başkumandan
Şimon Bar Giora liderliğindeki küçük bir hayatta kalanlar grubu Mabet
Tepesi’ndeki katliamdan kurtularak, çarpışmaların devam ettiği Yukarı Şehir’i
koruyan John Gişala’nın ordularına katıldı.
John
daha önce Titus’tan süre talep etmişti.
Adamlarına silahlarıyla Yeruşalayim’den çıkma hakkı verilmesini
istiyordu. Titus koşulsuz teslim olmaları konusunda ısrar ederek bu isteği
reddetti. Bu öneri John tarafından hemen geri çevrildi ve çatışma
devam etti.
John
Gişala’nın adamları Bet Amiktaş’a yapılan son saldırıya tanık oldu
ve mabetten yükselen alevleri gördü. Davalarını
kaybettiklerini anladılar. Çatışmada
ölmeye kararlıydılar ama hayatlarını mümkün olduğu kadar pahalıya
satmaya azmettiler.
Titus
Yeruşalayim’in diğer yerlerinde savunmanın yok olmasının, savaşın sona
erdiğinin göstergesi olduğuna göre Bet Amikdaş’ın düşmesinin Yukarı
Şehri savunanların akıllarını başlarına getireceğini düşündü.
Bu nedenle koşulsuz teslim olma talebini yeniledi.
Bu talep yine reddedildi.
Generallerimiz
gibi Titus da bu reddin ne anlama geldiğini gayet iyi biliyor.
Romalılar için, fiilen bitmiş olan bir savaşın son anlarında yüzlerce
değerli lejyonerin mutlak ölümü demek.
Titus
ikinci koşulsuz teslim çağrısında Roma merhametine ve cömertliğine güvenmemizi
istedi. Bu çağrı, Mabet Tepesi’nin ele geçirilmesini takip eden
sahneleri gözleriyle gören adamlar tarafından alayla karşılandı.
Çarpışma
şimdi son hızıyla devam ediyor. Romalılar
saldırılarını aralıksız sürdürüyor.
Meseleyi hızlı bir sona erdirmeye çalıştıkları belli.
İstihkâm neferleri Yukarı Şehrin savunmasını yok etmek ve Yeruşalayim’in
Yahudilerin elinde kalan son birkaç metrekaresini almak için siperler inşa
ediyor.
Kuvvetlerimizden
bir birimin Romalılara karşı hâlâ direndiği ve güney Yudea Çölü’nde
lejyonerlerin hayatını dayanılmaz hale getirmek için sürekli gerilla saldırıları
yaptığı Massada civarında durumda bir değişiklik yok.
Direniş
Elazar Ben Yair’in becerikli ellerinde. Ben
Yair, Kral Herod tarafından inşa edilen bu dağ kalesindeki cephaneliklerden
elde ettikleri silahlarla belirsiz bir süre boyunca dayanabileceklerini iddia
ediyor. Romalılar bu cesur grup
alt edilinceye kadar Yudea’yı fethettiklerini hiçbir zaman söyleyemeyecek,
bu da kolay bir iş olmayacak.
Massada,
son derece derin ovalarla çevrili, geniş ve çok yüksek bir kaya.
Yamaçları öylesine dik bir şekilde yükseliyor ki dağ keçisi bile
dengesini koruyamaz.
Tırmanmanın
denenebileceği iki yer var ancak yukarıdan karşı konulduğunda bu neredeyse
imkansız. Yollardan biri Ölüdeniz’den
Massada’ya doğudan, diğeri ise batıdan gidiyor.
Batıdan tırmanmak bir nebze daha kolay.
Bu yollardan biri öylesine dar ve dolambaçlı, o kadar çok uçurumla
kesiliyor ki adına “Yılan” deniyor. Ayağınız
kayacak olursa dipteki sivri kayaların üzerinde korkunç bir ölümden başka
seçenek yok. Düşüncesi bile kişiyi dehşete düşürebilir.
Düşman
gücü bu tepeye çıkmayı başarsa bile karşısında kalenin kendisini
bulacaktır. Kale masif taş
bloklardan oluşmuş sekiz gez yüksekliğinde bir surla çevrilidir.
Sur, elli gez yüksekliğinde otuz sekiz kule ile güçlendirilmiştir.
İçeride dört köşesinde, her biri 60 gez yüksekliğinde kuleler
bulunan başka bir duvarla çevrili bir kale vardır.
Kayadan oyulmuş su depoları ve Herod’un kalenin içine kurmuş olduğu
sarayda bol miktarda erzak bulunmaktadır.
En
önemlisi, iradesi taş ve demirden güçlü olan insanlardır.
Romalılar Masada’yı istiyorsa gelip almak zorundalar.
Tanrı yardımcıları olsun.