Haberlerin Arkasında
Roma Üstünlüğü Sürekli Olarak Doğuya
Doğru Yayılıyor
Politika muhabirimiz
Biz Yudea’da özgürlük savaşımızla
meşgulken Roma dünyanın 1 numaralı gücü olarak ortaya çıktı.
Son dört yıl içinde:
Mısır’ın Roma’ya tabi olması
hakkındaki kuşkular dört yıl önce, Suriye ordusu ülkeyi istila
edip de Mısırlılar Antiohos’u çekilmeye zorlaması için
Roma’ya çağrıda bulunduğunda ortadan kalkmıştı.
Bu olayı unutmuş olan okurlarımız
için, işte olanlar:
Antiohos’un orduları pek bir zorlukla karşılaşmadan
Ptoleme Krallığı’nın iyice içerisine girmeyi başardı. Hızla başkent İskenderiye’ye yaklaşıyorlardı.
Ne var ki Suriye kralı bir Roma temsilciler
heyetinin Mısır hükümetinin çağrısı üzerine Mısır’a
gelmek üzere yolda olduğunu bilmiyordu.
Antiohos İskenderiye kapılarına vardığında
karşısında Gaius Popillius Laenas’ı buldu.
Gauis, Roma Senatosu adına Antiohos’tan almış olduğu
toprakları geri vermesini ve ülkeden derhal ayrılmasını
talep etti.
Antiohos meseleyi düşünmek için zaman
isteyince Gaius elindeki sopayla Antiohos’un etrafında bir daire çizdi
ve dairenin dışına çıkmadan cevabını vermesini
talep etti.
Mısırlılar karşısında
küçük düşmekten, daha da önemlisi Roma ile zıtlaşmaktan
korkan Antiohos gururunu bir kenara bırakıp ülkeden geri çekildi.
*
İlginç olan şu ki Romalı politika
yazarları Roma’nın dış politikasının, sıkça
suçlandığı gibi yayılmacı olmadığını
savunmaktadır. Kartaca’ya
karşı yapılan ilk savaş dışında Roma’nın
karıştığı bütün anlaşmazlıkların
kendisine “dayatıldığını” söylemektedirler.
Bu beyanda büyük bir abartı vardır tabii
ama içinde önemli oranda gerçek de bulunmaktadır.
Başta Roma sadece komşu uluslarla bir ittifak sistemi kurmakla
ilgileniyordu.
Ancak zaman geçtikçe bu uluslara karşı
tavrı değişmeye başladı.
“Adam gibi davrandıkları” ve Senato’nun zaman zaman verdiği
emirlere uydukları sürece Roma onları kendi hallerine bırakıyordu.
Ama bu ülkelerden biri fazla hırslı olma işaretleri gösterdiğinde
Roma otoriteleri ortaya çıkıyor ve kontrollerini sıkılaştırıyordu.
Roma’nın askeri örgütü kuvvetlenince başkaldıran
ülkelere karşı sabrı giderek azaldı.
Bugün Roma’nın yayılmacı bir
politika güttüğü inkar edilemez. Artık
savaşlar ona dayatılmıyor. Sürekli
olarak ordularını bazı isyankar “müttefiklerine” yollama ve
böylece uzamakta olan fetihler zincirine yeni halkalar ekleme fırsatı
verecek “açık eylemler” gözetliyor.
Ama Roma’da hâlâ oldukça güçlü olan barışçıl
bir unsur –eski yaşa ve bırak yaşasınlar politikasına
inananlar- var, bu da Roma yayılmacılığına karşı
fren görevi görüyor.
*
Roma’nın etki alanı olarak
nitelendirilebilecekleri halde, Seleucid ve Ptoleme Krallıkları
(Suriye ve Mısır) kendi işlerini yürütmekte özgür bırakılıyor.
Dolayısıyla kumandanımız Yeuda
Makabi fısıldandığı gibi Roma ile bir anlaşma
yapsa bile bu, Antiohos’un bize karşı saldırılarını
hemen sona erdirmeyecek.
Ancak Antiohos Roma’nın işine karışmaması
için (İskenderiye’de olduğu gibi) daha dikkatli olmak zorunda
kalacak. Prestiji zaten olabildiğince
düşük. Daha fazla zarara uğramasını
istemeyecektir.