Kneset’te Tartışma
Kneset’in dünkü oturumunda Makabilerle Hasidler
arasındaki tartışma, Antiohos’un yıllardan beri aldığı
en iyi haber olmuştur.
Yahudilerin ulusal ve dini bağımsızlık
mücadelesini durdurmayı başaramayan Suriyeliler sonunda bir zafer
kazandı. Üstelik bunun için
parmaklarını bile oynatmadan! Biz
kendimiz yaptık.
Birleşmiş Cephe çatlıyor. Matatya’nın silahlanma çağrısı üzerine
evlerini ve ailelerini ilk terk eden Hasidlerin arasından birden sesler yükseldi:
“Yeter! Bizden bu kadar!”
Amacımıza ulaştık, diyorlar, öyleyse
neden savaşmaya devam edelim? Yabancı
putlar, diyorlar, Bet Amikdaş’tan çıkarıldı; sünnete,
Şabat’a, yemekle ilgili kurallarımıza gelen yasak kalktı.
Daha ne istiyoruz? Evlerimize
geri dönelim ve ülkede barış olsun!
Böyle bir “barış” ne kadar uzun sürer
sanıyorlar? Üç ay mı?
Belki. Hatta belki bir ya da
iki yıl. Ya da daha uzun bir süre
boyunca.
Ama gerçek şu ki silahlarımızı
bırakınca bir an bile rahat etmeyeceğiz çünkü mütemadiyen başımıza
hangi felaketin geleceğini, hangi şekilde ve nereden geleceğini düşüneceğiz. O kötü saat çaldığında da kendimizi savunma
olanağımız olmayacak.
Dini özgürlük, arkasında onu destekleyecek
siyasi ve askeri bağımsızlık olmadan beş para etmez.
Özgürlük ve bağımsızlığımızı
ağır mücadeleler sonunda ve çok can pahasına kazandık. Bu
zor kazanılmış bağımsızlığımızdan
ve sonucu olan dini özgürlüğümüzden,
kapsamı ve süresi bir başka gücün kaprislerine bağlı
olan farklı markalı bir dini özgürlük karşılığında
kendi isteğimizle mi vazgeçmeliyiz?
Aslında Hasidlerin önerdiği bu.
Makabi fraksiyonu öneriyi sertçe reddetti.
Haklı olarak bağımsızlığın, zaten
sahip olduğumuz bir şeyin karşılığını ödemek
için çok pahalı bedel olduğunda ısrarlılar.
Acra
Bet Amikdaş’ın kuzeybatısında,
Mabet Tepesi’nden biraz daha yüksek bir seviyede, dolayısıyla da
tepeye hakim bir konumda Acra olarak bilinen kale bulunuyor.
IV. Antiohos tarafından hükümdarlığının
başında kuruldu, o zamanda beri de Suriyelilerin Yudea’daki bir
numaralı korunağı oldu. Şu anda Yeruşalayim’deki
Suriye garnizonundan geriye kalanlar ve Koen Gadol Menelaus liderliğindeki
bir grup inatçı Helenist Yahudi tarafından işgal edilmiş
durumda.
Acra ile ilgili bu kısa özet Yeuda
Makabi’nin kaleyi kuşatmasına ve Yudea toprağından yok
etme andını doğrulamaya yeterli olmalı.
Ne var ki aramızda belleği zayıf kişiler
var: olayların tamamıyla bilincinde oldukları halde Helenistlerin
“kardeşleri” olan bizlere ve Bet Amikdaş’ı yeniden adama işine
katılmasını isteyen kişiler.
Bu türden bir istek ancak zayıf bir belleğin
sonucu olabilir. Yine de Yahudiliğe
değer veren insanların yalnızca üç yıl önce bu aynı
Helenistlerin Yahudi halkının başına bela açtığını
unuttuklarına inanmak zor.
Eğer birçoğu o zamanlar Bet Amikdaş’ta
ve cemaatte üst konumlarda bulunan Helenistler, tiranı kolları açık
karşılamasaydı Antiohos –Tora’ya sadık Yahudiliğe
en aşağılık şekilde iftira eden hain Menelaus’un yardımına
rağmen- kötü amaçlarına ulaşamazdı.
Antiohos’u, taleplerine herhangi bir şekilde
direnenlerin “kara fanatikler” ve “tehlikeli isyankarlar” olduğunu
ve onlara buna göre davranılması gerektiğine ikna eden
Helenistlerin (Antiohos ve putlarının önünde secde etmeye hazırdılar)
açıkça dostane tavrı olmuştur.
Bunun sonucu, ulusumuzun tarihinde eşi benzeri
görülmemiş bir dini zulüm ve kitle katliamı kampanyasının
başlaması oldu.
Yeuda Makabi ve cesur savaşçıları
Tanrı’nın yardımı ile düşman saldırısını
püskürttü. Yudea toprağı
Acra dışında Suriye garnizonlarından tamamıyla
temizlendi.
Son zafer görünürde iken Helenistlerin geri dönmesine
izin vererek başarılan her şeyi nasıl tehlikeye atabiliriz?
Sadece birkaç ay önce isteyerek ve memnuniyetle
Yunanlıların ve Suriyelilerin putlarına kurbanlar armağan
eden bu insanların, kendilerinin kirlettiği Bet Amikdaş’ı
temizlememize yardım etmesine izin mi vereceğiz?
Yahudi cemaatini, ulusun en büyük buhranı anında
ulusal yapımızın dayandığı sütunları kurban
etmeye hazır olanların eline mi bırakacağız?
Zorlukla elde ettiklerimizi güçlendirmenin ve değerli
özgürlüğümüzü korumanın kuşkusuz tek yolu, ulusun geleceğini
atalarımızın mirasına sebatla sahip çıkarak değerlerini
kanıtlamış olanlara teslim etmektir.
Yeni liderimizin önünde çok zor bir görev var:
Helenist propagandasının verdiği zararları temizlemek.
Bu görevi başarmak için önce ulusun güvenceye alınması
gerekmektedir: Suriyelilerin fiziksel kaynaklarımıza saldırmasına
karşı ve Helenistlerin ruhani kaynaklarımıza saldırmasına
karşı.
Acra konumu gereği, Bet Amikdaş ve Yeruşalayim’in
güvenliğine karşı bir tehdit oluşturmaktadır.
Aynı zamanda Helenist gücünün ve küstahlığının
geride kalan son simgesidir.