BAŞYAZI
BU
YOLCULUK GERÇEKTEN GEREKLİ MİYDİ ?
Memfiste on adam, casus oldukları iddiası ile
tutuklandılar. Bütün ülke karmaşa içinde. Dünyamızın en büyük, belki
de tek askeri gücü olan ve açlıktan kıvranan dünyamızın kaderini tayin
edecek olan Mısır, buraya aç aileleri için gıda satın almaya gelen on
zararsız kardeşin tavırları yüzünden korku ve isteri krizleri geçirmekte.
İbrani olan bu adamların tutuklanması üzerine, Mısırdaki
bütün ırkçılarla aşırı milliyetçiler, İbranilere ve genel
olarak Samilere karşı saldırılarını yenilediler. Gerçi Mısır yönetimi
casusluk iddialarını halen kanıtlamış değil. Halk için, casusluk
kelimesinin ortaya atılmış olması bile yeterli.
Mısır'ın Kral Vekilinin bu olaya bakışı ise
son derecede ilginç. Zafnat-Paneah İbrani kökenlidir. Ancak bu özelliği
onun daha dikkatli olmasına ve ''Mısırlılardan daha çok Mısırlı gibi
davranmasına'' sebep olmuştur. Sanıklara yardım etmek için küçük parmağını
bile oynatmamış, aksine, onların casus olduğunu ve ülkeye düşmanca
niyetlerle girmiş olduklarını ilk o iddia etmiştir. On masum adama karşı
ırkçılık alevini, dayanağı olmayan iddialarıyle körükleyen de yine o.
Yaakov'un ailesini iyi tanırız. Hataları ve günahları
ne olursa olsun, bir şeyden kesinlikle emin olabiliriz: Yaakov'un oğulları
casus değildir.
Yaakov sülalesi hızla büyüyen bir aile.
Kendilerini Kenaan'ın yeni efendileri olarak görüyorlar. Ancak Kenaan'a hükmedecekleri gün şimdilik bir hayli uzakta.
Yaakov ve oğulları da bunu çok iyi biliyor. Bu durumda Mısır gibi güçlü
bir ülkeye karşı düşmanca emeller beslediklerini iddia etmek çok saçma.
Bütün bu bilgilerin ışığında, gerçeğin er
veya geç Mısır yönetimi tarafından kavranacağını ve Yaakov'un oğullarına
karşı yöneltilen suçlamaların geri çekileceğinden eminiz.
Bu maceranın neticesi ne olursa olsun, Memfis'te
cereyan eden bu olaylardan öğreneceğimiz çok şey var. Yaşamını devam
ettirebilmek için başka bir ülkenin kaynaklarına bel bağlayınca, insanın
başına neler gelebileceğini hep beraber gördük. Geleceğiniz o ülkenin ve
yöneticilerinin insafına kalmış. Mısır şu anda gıda satıcısı
durumunda. Eğer Firavun Tahutmes bugün ölse, yerine geçecek kralın
Zafnat-Paneah'ı ve politikalarını bir yana atmayacağını kim garanti
edebilir ?
Zafnat-Paneah'nın olayında gözlemiş olduğumuz
gibi yüksek mevkilerdeki güçlü insanlar zaman zaman beklenmedik davranışlar
gösterebilir. Böyle bir durumda ise bu yöneticilere en çok güvenen insanlar
en çok zarar görecek olanlardır. Bu her zaman doğru olmuştur. Ancak hiçbir
zaman şimdiki gibi açık ve seçik bir şekilde önümüze çıkmamıştır.
Birdenbire sarsıldık ve kendimize geldik. Durumu düzeltmek için acilen birşeyler
yapmamız gerek.
Ülkemizde her kıtlık başgösterdiğinde, gıda
satın almak için Mısır'a yolculuk etmemiz gerçekten gerekli mi? Bunun
gerekli oluğunu yıllardan beri benimsemişiz galiba. Şimdi artık biraz düşünelim
: Muhakkak gitmeli miyiz ?
Kendi toprağımızdan ekmek elde etmek için
elimizden gelen herşeyi yaptık mı acaba ? Yağmurun yağmaması, peşpeşe
gelen kuraklık ve kıtlık seneleri, elbette bizim suçumuz değil. Ancak ileri
görüş sahibi olsaydık, Mısır yöneticilerinin yaptığı gibi kötü
senelere yönelik, gıda stoku yapabilirdik. Kesinlikle bunu yapmamız mümkündü.
Ülkemizde daha sürülmemiş geniş topraklar var.
Örneğin güneyde Gilead'da, kuzeyde Başan'da, hayvancılık için çok fazla
toprak ayrılmış. Bu topraklar
rahatlıkla tarım için kullanılabilirdi. Ülkemiz çeşitli ve kaliteli ürünlerin
bol bol yetişebileceği topraklara sahip olduğu için çok şanslı. Adeta
Tanrı tarafından kutsanmış. Görevimiz bu ürünleri topraklarımızda yetiştirmek,
ve yaşamımızı sürdürmek için gıda haline getirmektir.
Bu yaşadığımız, ne ilk ne de son kıtlık. Bu yüzden
de çok geç olmadan, şunları gerçekleştirmemiz gerekli :
* Hayatımızı öyle bir şekilde ayarlamalıyız
ki, yaşamımızı devam ettirmek için Mısır'a gitmeye gerek kalmasın.