ŞUNDAN BUNDAN

(Hazırlayan Uri)        4 Heşvan

YİTZHAK’ın  ZİYAFETİNDEN NOTLAR

Hebron ve civarında bir ziyafete ‘’Avraam’ın yemeği’’ adı verilir, çünkü, Avraam, misafirperverliği ile ün salmıştı... Avraam’ın bu değerli huyunu oğluna geçirdiği muhakkak. Bu yüzden, herhalde bir müddet sonra Gerar civarındaki bütün ziyafetleri Yitzhak’ın adıyla anmaya başlayacaklar.

BANA KULAK VERİN : Kuzeyde Laban’ın evinde yedim, Zoan’da Hiksos Kralı Apopi’nin  sarayında ziyafete katıldım ; Şehem valisinin misafiri oldum, Yeriho’daki lüks Zon Otelinde midemi doldurdum... Ancak hiçbirinde, bu akşam Yitzhak’ın büyük çadırındaki yemek gibi zevk almadım.

Yitzhak Beerşeva’da sürekli bir yerleşim yeri hazırlığına başladı. Ancak evi halen oturulmaya hazır değil. Bu yüzden (Kral Avimeleh’in daha doğrusu yakında imzalanacak olan antlaşmanın şerefine verilen) o geceki ziyafet, büyük çadırda verildi. 20 kadar kişi hazır bulunuyordu. Ellerimizi dışarıda yıkadıktan sonra, çadırın tabanına çömeldik ve yemeğe başladık...Yitzhak ailesinin büyük şehirden gelme bir aile olmasına rağmen, yemek için sandalyelerde oturma adetini uygulamıyorlar. Yitzhak’ın evinde yerde rahatça çömelmeyi tercih ediyorlar.

Çadırın basit perdeleriyle çakışan altın ve gümüş yemek takımları ile muhteşem güzellikteki tabaklar tam bir sürprizdi. Şarap Ur’da üretilmiş altın sürahilerde sunulmuştu ve misafirler yine Ur’dan gelen  altın yivli kadehlerden içiyorlardı (bkz. Resim). Bu yemek takımları Yitzhak’ın büyükbabası olan Terah zamanından kalma. Ayrıca Girit’ten ve Bet Agalim fabrikalarından bazı mutfak aletleri etrafta görülebiliyordu.

Yemeğin başında, Yitzhak başını göklere kaldırarak babasının Allah’ına, göklerdeki çığdan ve toprağın yağından bolca bahşettiği için bir dua okudu. Ziyafet bundan sonra başladı.

Yitzhak’ın güzel eşi Rivka yemek boyunca kendini göstermedi. Ancak yemeğin damakta bıraktığı tad onun yemek pişirme ustalığını apaçık ortaya koyuyordu. Önce keçi sütü peyniri, ardından bembeyaz undan yapılmış bir pasta. Beraberinde garip beyaz bir içki vardı. (Bir kere Aram’da tatmıştım). Rivka’nın ağabeyi Lavan’dan öğrendiği bir çeşit sütlü içecek. Aağabeyinin onuruna adını ‘’labaniya’’ koymuş. Çok serinletici bir içecek...

İkinci yemek, tereyağı ile kızartılmış oğlak etiydi. Bu leziz yiyecek misafirlere kocaman bir yuvarlak tabak içinde sunuldu. Beraberinde ev sahibimizin güzel şarabı ve (yine ev sahibinin tavsiyesi ile) bir parça soğuk bal. Yitzhak’ın anlattığına göre bal sarhoş olmayı önlüyor. (Zaten güneyde derler ki Yitzhak’ın evinden sarhoş çıkılmaz). Meyva sınırsız miktarlarda sunuluyordu : Üzüm, incir, hurmalar, cevizler... Ağzınızın suyu akmaya başladı mı ?

Ziyafet uzun müddet devam etti. Görgü kurallarına göre yemeği çabucak yutmak doğru değil. Zaten sağlığa da zararlı. Aslında yemeği uzatan aradaki şarkı ve hikayeler. Avimeleh ülkesi hakkında hikayeler anlattı. Hiksos atalarının bir zamanlar oturduğu ta kuzeydeki kar fırtınalarını... Mısırlı Pihol ise Nil nehri ve devamlı öldürülen tanrı Osiris hakkında özlem dolu şarkılar söyledi.

Ancak, Yitzhak’ın hikaye anlatma becerilerinin yanında bunlar zayıf kalıyordu. Görmeyen gözleri geçmişe dönük bir şekilde vezin ve kafiyeli şiirlerle masallarını anlattı. Günün konusu ile ilgili olduğu için de su konusuna vakit ayırdı : Suların nasıl varolduğunu ve bir zamanlar nasıl tufana dönüştüğünü anlattı.

En büyük becerisi yemeği boğazından aşağıya yuvarlamak olan basit bir muhabir olmasaydım, bu hikayeleri burada tekrar anlatmaya çalışırdım. Ancak Yitzhak’ın altın kadehlerde sunduğu şarabı gibi parıldayan manzum hikayelerini burada basit bir dille anlatmam yazık olur. Orijinalin çok kötü bir kopyası olur. Zaten yer de kalmadı...***