Büyü,
Kehanet, Dini Tören :
RAHIPLIK
MESLEĞININ PÜF NOKTALARI
Insanlar tanrılarla temas edip onların sırlarını
öğrenebilirler mi ? Evet, bunu yapmanın üç yolu var : 1. Büyü, 2.
Kehanet, 3. Ibadet.
Büyü
Büyücü gizli güçleri denetim altında tutarken
kendi iradesini de bu güçlerin üzerine vaz'eder. Büyü temelde ve esasta
tanrısal bir sanattır. Ancak tanrıların gözüne girmiş olan bazı insanlar
tarafından da kavranabilir. Büyü hem tanrılar arasında hem insan - tanrı
ilişkilerinde kullanılan bir sanattır.
Örneğin, Mısırlı Güneş Tanrısı Ra bir yılan
tarafından ısırıldığı zaman (tanrılar kuvvetli ve güçlü olmalarına
rağmen yaralanmaz değildirler) tanrıça Isis'in büyüsü tarafından iyileştirilmiştir.
Bilgelik ve büyü tanrısı Tot ise, bir tanrı arkadaşını yakalandığı
hastalıktan gözüne tükürerek kurtarmıştır. (Büyücü adayları dikkat !
Sanatınızı iyice öğrenmeden ve ne yapmanız gerektiğini tam olarak
bilmeden bunu yapmaya kalkmayın. Göründüğü gibi basit değildir.)
Aynı şekilde, kötü ruhlar, akrepler ve tehlikeli
hayvanlarla her türlü hastalığa karşı bile büyüler bulunmaktadır. Büyünün
sırlarını keşfedebilmiş kişi, tanrıların iradesini kendi iradesi ile
kontrol edebilecek durumdadır.
'Karşı
Büyü'
Büyünün en çok uygulandığı ülke Mısırdır.
Dicle ve Fırat ülkelerinde de çok kullanılır. Babilli büyücü hastalıklara
sebep olan kötü büyüleri uzaklaştırmak için, Anu, Ea, Şamaş, Sin ve diğer
tanrılar adına okuduğu dualardan faydalanır.
Örnek olarak kara büyüye karşı kullanılan
tipik bir sihirli duayı inceliyelim :
''Bu adamın üstüne kötü bir ruh gibi kötü bir
büyü konuldu. Ve Marduk bunu görerek babası Ea'ya onu nasıl iyileştirebileceğini
sormaya gitti. Ve Ea cevap verdi : Oğlum bilmiyor musun ? Sana daha ne söyleyebilirim
? Git oğlum Marduk, onu kutsal serpinti evine götür ve büyüyü kaldır.''
(Büyücünün gücü tükürüğündedir. Bu güç insana Ea tarafından
verilmiştir.)
Kötü
Ruhlar
Sümer ve Akad'da oturanlar için hayatı zindan
eden yedi kötü ruh vardır. Her biri gök tanrısı Anu'nun soyundandır ve hiçbir
yaratığın onlara karşı bağışıklığı yoktur. Bazen Anu'nun bile başına
dert olurlar. Bazen tanrılar, sımsıkı kapanmış ağızlarında kırmızı
kireçten muskalar olduğu halde (aynen insan büyücüler gibi),
birbirlerine ve kötü ruhlara karşı savaş açarlar.
Sümer ve Akkad'da büyü silahları : ''hayatın mührü'',
''doğum taşları kemeri'' (şu anda Iştar tarafından muhafaza edilmekte),
''kader tabletleri'' ve ''bilgelik tabletleri'' dir. Tanrılar her fırsatta
bunları birbirlerinden çalarlar.
Mısır ve Akad'daki en kuvvetli büyü Yüce Tanrının
gizli ve kutsal adıdır. Her kim ki bu ismi ve onu kullanmasını bilir, herşeye
kadirdir ve büyücülerin en büyüğü sayılır.
Kehanet
Tanrıların gücü büyüler tarafından
etkilenebildiği gibi, kehanetler vasıtasiyle de tanrılar iradelerini
insanlara açıklıyabilirler. Kehanet büyü kadar önemlidir. Çünkü eğer
insan gelecekte bekleyen tehlikeyi görmezse, ona karşı hazırlanamaz. Kısacası
kehanet, gelecekteki olayları önceden tahmin etmektir. Tanrıların iradesini
ve dolayısıyle geleceği tahmin etmenin iki yolu vardır : görünen ''dış''
işaretler ve iç ''göümüz'' veya içgüdümüz. ''Dış'' tahminler çoğunlukla
canlı yaratıkların, kuş ve böceklerin, hareketlerine veya gökteki
olaylara, güneş ve ay tutulmalarına veya göklerde görünebilen kuyruklu yıldız
ve benzeri varlıklara dayanır.
Babilliler ayrıca, kurban edilmiş bir hayvanın
karaciğerini inceleme sistemini kullanan bir tahmin metodu da geliştirmişlerdir.
Iyi
ve Kötü Günler
Belirli iyi veya kötü günlerin çok önemi vardır.
Özellikle tanrıların asabının bozuk olduğu günlerde, bir insanın
evlenmesi, ev inşa etmesi veya savaşa gitmesi
tavsiye edilmez. Nissan'ın ilk gününde bir yılan tarafından ilk
olarak görünen adamın vay haline ! Yılanın kafasını kesemezse, bir sene içinde
ölecektir. Kışın ilk ayının onikinci gününde bir tarla faresi gören Mısırlının
da başı dertte !
Gökleri
Okumak
Gökteki işaretleri okuyabilmek bilgeliğin doruk
noktasıdır. Babillilerin dediği gibi :''Eğer güneş Adar-Bet ayının 1'i
ile 30'u arasında kararırsa, tanrı Şamaş dualarınızı dinleyecektir.'' Eğer
Kislev ayında Noga yıldızı kararısa, tanrılar dünyaya karşı işbirliğine
girecek demektir. Ve ne zaman ki Mars gezegeni akrep burcuna girerse, o gün kötü
bir gündür, kimse şehir kapılarından çıkmasın.
Şimdi de ''iç'' tahminlere bir göz atalım. Bu sınıfta
üç yol vardır : Rüyalar, ruh çağırmak (ölülerle temas kurmak) ve
kehanet. Tanrı insanın rüyasında ona görünerek geleceği hakkında ona bazı
ipuçları verebilir. Tanrısal mesajlar çoğunlukla rüyayı görenler için
tam bir bilmece gibidir ve rüyaların tefsirinde uzmanlaşmış kişiler tarafından
açıklanması gerekir.
Ruh
Çağırmak
Ölüler tanrılarla direkt temasa geçtiklerine göre
herşeyi bilirler. Ölülerle konuşmayı başarabilen bu yüzden tanrılar hakkında
birçok bilgiye sahip olabilir.
Fakat tahmin yürütmenin en iyi yolu direkt yoldur
: Kehanet. Kehanet gücüne sahipolan kişi, kısa bir süre için ona bu gücü
veren tanrı veya tanrılarla birleşme sağlar, ruhu tanrılarla bir olur. Bu
etki altında olduğu süre içinde, sarhoş biri gibi delice danseder ve şarkı
söyler. Ilginçtir ki, tanrılarla ilşki kurmanın bu yolu Mısır ve Babil'de
pek bilinmez. Hititlerin ülkesinde ve tabii ki burada Kenaan'da kehanet çok
kullanılmaktadır.
Ibadet
ve Dini Törenler
Tanrılarla temas kurmanın diğer bir yolu ise
ibadettir. Ibadet tanrılarla insanlar arasında iki yönlü bir alışveriş
gibidir. Inanan dua ve kurbanlarını
sunar, müteşekkir tanrı da onu kutsar. Tanrıların her zaman insan duasına
ihtiyacı vardır. Kader ve ölüme karşı verdikleri savaş hiç bitmez. Kötü
ruhlara karşı savaşları ve birbirleriyle olan mücadeleleri zayıf düşmelerine
sebep olur. Yemek ve çeşitli cesaret verici yollarla kuvvetlerini geri kazanırlar.
Bu yüzden de insanın onlara muhtaç oluğu gibi onlar da insana muhtaçtırlar.
Eski bir Sümer metnine göre, insanlar bir kurban
adadıkları zaman, tanrılar, ''köpek veya sinekler gibi'', o güzel kokuyu içlerine
çekebilmek için etrafına üşüşürler.
Insanlar, tanrıları, kötü ruhlara karşı tapınakların
etrafına kocaman nöbetçi heykeller dikerek korurlar. Mısırın Baş Rahibi
ise tanrılara yardımcı olmak için, heykeline sarılarak ve sanki kendi
nefesi ile kendi hayatını tanrıya aktarır şekilde, her gece Osiris'i tekrar
hayata döndürür.
Tabii ki bütün bu insan hareketleri, aynı anda
tanrı diyarında uygulananların bir kopyasıdır. Kurbanlar bile, tanrıların
dünyasında getirilen kurbanların bir taklidi gibidir.
Insanoğlu bu tip hareketleri yapmaya devam ederek,
tanrıların sempatisini kazanmayı, yapmış olabileceği herhangi bir suç
konusundaki öfkelerini dindirmeyi, verimli bir hasat için şansını artırmayı,
sağlıklı bir evlat edinmeyi, savaş alanında zafer kazanmayı veya o anda
kalbinden ne geçiyorsa ona sahip olma fırsatını yakalama olasılığını
artırmayı dener.***