Babil’de Yeni Yıl

KEFARET GÜNÜNDE BABİL KRALI : ‘Ben Günah İşlemedim’

Rahip Am-Nanu-Lin tarafından ‘’Chronicles’’ için özel olarak kaleme alınan bu yazı Babil’de kutlandığı şekilde Yeni Yıl Festivalinin canlı bir tablosunu çiziyor. Parantez içindeki düşünceler Editöre aittir.  

Nissan’in Birinci Günü

Güneş doğmadan iki saat önce Baş Rahip kalkıp nehirde yıkanır. Daha sonra Bel (halk arasında Enlil veya Marduk) tapınağına girer, diz çöker ve dua eder. Dualarını tamamladıktan sonra tapınağın kapılarını açarak diğer rahipleri ve şarkıcıları içeriye alır. Kanunda belirtildiği gibi bu kişiler hemencecik tanrıya duaya başlarlar. Bu düzene arka arkaya dört gün boyunca uyulur.

Nissan’ın Dördüncü Günü

Akşama doğru, bütün rahipler ve rahip olmak için eğitilen öğrenciler Akua tapınağında toplanırlar. Büyük salon beyaz üniformalar ve başlıklarla pırıl pırıl parlamaktadır. Altın bir ışın, arada bir bembeyaz kalabalığın içinde, gökteki yıldızlar gibi, parıldar. Ölçülü adımlarla Baş Rahip odanın ortasına ilerler ve sol elini kaldırarak tanrılarla konuşmaya başlar. Baş Rahibin artık yaşı bir hayli ilerlemiş durumda ve bu seneki festivalde sesi biraz zayıf çıkıyor. Buna rağmen, odayı kaplayan derin sessizlikte yaşlı adamın sesi çok iyi duyuluyordu.

‘’Ne zamanki yüce göklerde...’’, diye başladı. Sessiz kalabalık Enlil’in Tiamat’a karşı mücadelesinin kutsal hikayesini ve yaradılışın öyküsünü daha iyi duyabilmek için biraz daha öne doğru eğildi. Yaşlı rahip bunları o kadar çok kez anlatmıştı ki, nerdeyse ezbere biliyordu.

Nissan’ın Beşinci Günü

Bir önceki günün muhteşem törenleri ile, büyük bayram artık başlamıştır. Şafaktaki törenlerden sonra tapınak geleneksel şekilde temizlenerek saf hale getirilir. Rahipler yıkanarak bütün kötülüklerden arınırlar. Tapınak işçileri büyük tapınak salonundaki Nebo tanrısının ikametgahının üstüne Altın Gökkubesini (şahane bir taç) yerleştirirler. Koşarak ilerleyen diğer bir grup ise Adak Masasını Nebo’nun odasına taşırlar. Bu da saf altındandır.

Bu çok önemli bir gündür : Kralın kefaret (suçlarından arınma) günüdür. Rahiplerden kurulu özel bir heyet kralı saraydan alarak tapınağa kadar refakat ederler. Kral sokaklarda yaya olarak yürür. Atlı arabası onu geriden takip eder. Atlı arabanın arkasından, refakatçi bakanlar gelir. Onlar Tacı, Yüzüğü, Asa’yı ve Kılıcı taşırlar. Tapınağın kapısında ona saltanatının simgelerini geri verirler. Yalnız başına tapınaktan içeri girer.

Kral beklerken, Baş Rahip, Enlil’in heykelinin bulunduğu En Kutsal Mabed’ten çıkar. Hiç konuşmadan Kraldan saltanatının simgelerini alır ve Mabede dönerek, bunları Enlil’in ayaklarının dibine yerleştirir. Sonra krala dönerek hızla ona bir tokat atar. Bu hareketi iki kere daha tekrarlar. Sonra kralı elinden sürükleyerek Mabede götürür ve Enlil’in (Marduk) ayaklarının önüne fırlatır. Diz çökmüş durumda olan Kral yüzünü tanrıya doğru kaldırarak şöyle konuşur :

‘’Ben günah işlemedim, Ey Ülkelerin Hükümdarı ! Kralımın isteklerini ihmal etmedim ! Babile hiçbir zarar gelmesine müsaade etmedim ...’’

Baş rahip kralın kalkması için ona yardım eder ve ona saltanatının simgelerini iade eder. Hemen sonra bir iki adım geriler ve kralın suratına kuvvetli bir tokat daha atar. Çünkü Kutsal Kitapta şöyle demektedir :

‘’Ve eğer gözlerinden yaş gelirse, bu gelecek sene için iyi bir işarettir. Yoksa halkı kötü günler beklemektedir.’’

Bu arada tapınağın dışında bir hengame yaşanmaktadır. Marduk ortadan kaybolmuştur ve hiçbir yerde bulunamamaktadır ! Çılgın hale gelmiş kalabalık heryeri aramaktadır. Çünkü eğer Marduk bulunmazsa bu, Babil’in sonu olacaktı.

Nissan’ın Altıncı Günü :

Şafak. Nehir boyunda sayıları gittikçe artan bir kalabalık toplanmıştır. Birdenbire, bu insanlık denizinde bir ferahlama dalgası sezilir. Binlerce ağızdan sevinç çığlıkları dökülür. Uzakta güneşin ilk ışıkları arasında hayal meyal altın yaldızlı bir yelkenin dış hatları görülmektedir. Birkaç dakika sonra muhteşem bir gemi ufukta belirir. Marduk’un oğlu Nebo, ‘’Büyük Dağın’’ içine hapsedilmiş olan babasını kurtarmaya gelmiştir. Yalnız da değildir. Arkasından, Nippur, Uruk, Kuta, Kiş ve Borsipa gibi tanrıları taşıyan koca bir donanma gelmektedir. Gemiler yaklaşır ve limana bağlanır.

Bundan sonra kral bakanlarının eşliğinde ortaya çıkar. Paçavralar içinde, sakalı bakımsız ve elleri yıkanmamıştır. Her Babillinin kalbi sevinçle atar. Tanrılar Marduk’u kurtarmaya gelmişlerdir ! Kurtuluş günü yakındır ! Savaştan dönen kahramanlara yaraşır bir şekilde kutsal heykeller zafer çığlıkları arasında tapınağa taşınır.

Nissan’ın Yedinci Günü :

Gürültü ve heyecan artık doruktadır. Tapınağın kapıları açılır ve ellerinde meşalelerle rahiplerin öncüleri belirir. Karmaşa içindeki halk rahipler alayına yer açmaya çalışırken, binlerce ağızdan toprağı sarsan bir çığlık duyulur : ‘’İşte geldi !’’. Bu babasını kurtarmaya gelen Nebo’dur.

Baş Rahip beyaz ve altın giysileri ile tapınağın kapısında belirir. Arkasında savaş elbiselerini giymiş Kral. En sonda da tanrılar belirir. Onlar eşek ve katırlara ‘’binmişlerdir’’. Bu alayın arkasından kalabalık gelir.

Kafile ‘’Dağa’’ erişir (aslında bu ‘’dağ’’, halk tarafından inşa edilmiş bir kuleden ibarettir). Tanrılar kuleye ‘’tırmanır’’ ve bütün meşaleler bir anda söndürülür. Kalabalığı bir anda sessizlik kaplar. Sadece birkaç rahip davullarına vurmaya devam eder ve coşku içinde tanrı Marduk için çığlık atarlar. Birdenbire onlar da susar ve uzaktan gelen ritmik darbeler duyulur. Sessizlik yoğunlaşır, bütün yürekler hep beraber, yaklaşan darbelerle uyumlu olarak atmaya başlar. Kulenin kapısı büyük bir gürültü ile düşer ve etrafında korkunç bir ışıkla ‘’kurtarılmış’’ Marduk kapısız girişte belirir. Sessizlik bozulur, ve şehri sevinç çığlıkları kaplar : Nebo, Marduk’u kurtarmıştır ! Herşey iyi olacaktır ! Marduk tekrar bize dönmüştür !.

Nissan’ın Sekizinci Günü :       

Babil sokakları tekrar sessizliğe bürünmüştür. Bugün günlerin en önemlisi : Bugün Yargı Günü. Herkes titreyerek yargısını bekliyor. Elinde asa, Kral bütün tanrıları, Kaderler Odasında, özel bir toplantıya çağırır. Her tanrı tek tek odaya taşınarak kıdem sırasına göre yerleştirilir. Odada hiç insan kalmaz. Ağır bakır kapılar kapanır. Kaderler artık tanrıların elindedir.

Nissan'ın Dokuzuncu Günü :

Şehirdeki gerginlik genel olarak azalmıştır. Yavaş yavaş hayat ve neşe sokaklara dönmeye başlar. Enlil en kuvvetli rakibi Tiamat'ı yenmiştir. Bir resmi geçit daha yapılacaktır. Bu sefer Babil'in gururu olan ünlü ordusu tam savaş düzeninde katılmaktadır. Halk da ordusunun arkasında eline geçen herhangi bir silahla resmi geçiidin peşinden gelir. Herkes tanrıların savaşına katılmak istemektedir.

Nehre gelindiğinde, savaşan tanrılar, Kral, bakan ve rahipler halktan ve ordudan ayrılarak onları Yeni Yıl Ziyafet Evine götürecek özel gemilere binerler. Burada ''zafer'' kutlanacaktır.( Sadece belli bir yolda belli bir mesafeyi yürümekle zafer kazanılmış oluyor.)

Nissan'ın Onuncu Günü :

Babil'de kutlama günü. Tapınağın kapıları sıkı sıkı kapanır. Davetli olmayanların tanrıların kutlamalarını seyretmeleri yasak. Sadece hizmet verecek rahipler ellerinde yemek yüklü tepsilerle tapınağa girebiliyorlar. Şehirde herkes neşe içinde. Her bacadan duman yükseliyor. Her evden şarkı ve neşe sesleri yükseliyor. Millet mutlu : Kaosun güçleri yenilmiştir.

Nissan'ın Onikinci Günü :

Bugün tanrılar Babil'i terkediyorlar. Geldikleri gün gibi, büyük bir kalabalık, şarkılar ve çalgılar eşliğinde onları uğurluyor. Kral da bu uğurlama törenine katılıyor.

Bütün bu kutlama havasına rağmen artık bir ciddiyet havası hissediliyor. Bayram havası yavaş yavaş kayboluyor ve yerini daha dünyevi bir ruh hali alıyor. Çiftçinin ekinlerine ve sulama kanallarına dönmesi gerekiyor. Zanaatkar sanatına, işçi işine dönüyor. Ne de olsa, normal bir insan için oniki gün, uzun bir tatil.

Bu yüzden ufukta kaybolan yelkenlileri seyrederken insanlar rahatlıyor. Evlerine doğru gittiklerinde yüzlerinde artık bir gülümseme var. Önlerinde yepyeni bir sene var. Verimli ve kutsanmış bir sene. Kendileri ve bütün Babil için zenginlik ve mutluluk dolu bir sene.***