TANRILAR NASIL YÖNETİYOR                     (Yazan SUMER-UNU)

Sokaktaki adam kraliyet ailesini kıskanır. Zanneder ki bir kralın hayatı mutlu ve dertsiz. Zanneder ki bir kral hiçbirşey yapmadan tahtı üzerinde bütün gün oturup gücünün keyfini çıkarır. Ancak durum hiç te öyle değildir. Kralın omuzlarında ağır sorumluluklar vardır. Kral ne kadar güçlüyse, karşılaştığı problemler de o kadar büyüktür.

Ve eğer bu gözlemimiz, sınırlı ülkeleri ve belirgin görevleri olan insan-krallar için doğru ise, geniş alanları ve karmaşık görevleri olan tanrılar dünyasında daha da geçerlidir. Hepimiz, bir süre  önce yaşanan kanlı tanrısal kavgaları hatırlıyoruz. Tanrıların uzun süren ölüm kalım savaşları sırasında Evren’in ne kadar zarar gördüğünü biliyoruz. Olaylar hala yatışmış değildir. Ancak yüzyıllar boyunca, tanrıların arasındaki ilişkileri düzenleyen bazı kural ve gelenekler geliştirilmiştir. Dünya artık bu kurallar ve geleneklere göre yönetilmektedir.

Kenaan: Hareket Hürriyeti – Diğer yerlerde olduğu gibi Kenaanda da ilahi düzen insanların kurulu düzenine çok benzer. Nasıl ki Kenaanın tek bir hakimi yoktur, tanrılar arasında da tek bir üstün tanrı yoktur. Genel olarak her tanrı bir şehri yönetir. Şu anda Kenaan tanrıları arasında birbirlerinin topraklarını ele geçirmek gibi bir eğilim yoktur. Bazı Mısır tanrılarının arada bir Amorit ve Kenaan tanrılarının kuyusunu kazmaya çalışmalarına rağmen, şu ana kadar herhangi bir başarı elde edememişlerdir.

Sümer ve Akad : Güçlerin Bölünmesi – Şinar tanrıları (Sümer ve Akad) egemenliklerine uzun ve acı bir mücadeleden sonra erişmişlerdir. Göklerin tanrısı Anu, en üstün tanrıdır. Ancak Mısırın en üstün tanrısı gibi mutlak güce sahip değildir.

Sümer ve Akad’da en az  3600 tanrı var. Her birinin ataları da tanrıydı. Bu yüzden asil statülerinin gerektirdiği  hakları talep etmektedirler. Nil tanrıları üstün evrensel kurallara karşı gelemedikleri için yukarıdan gelen emirlere körü körüne uymak zorundadırlar. Ancak durum Dicle ve Fırat bölgesinde böyle değildir. Bu iki bölge arasında temel farklılıklar vardır :

Nil nehri düzenli ve değişmez karakterli bir nehirdir. Ekilebilir arazilerin sınırları da bellidir. Doğu ve batıda çöl tarafından, kuzeyde ise deniz tarafından çevrelenmiştir. İki Nehrin bulunduğu topraklarsa doğu ve batıdan istilaya açıktır. İki nehrin de hareketleri çok düzensizdir. Arada bir taşıp etraftaki toprakları sulasar bile diğer zamanlarda inatla taşmamayı yeğlerler ve kurumuş toprakları, gelip gelmeyeceği belli olmayan yağmurların keyfine bırakırlar.

Bunun sebebi nedir ? Kalabalık Sümer ve Akad tanrılarının her birinin nerdeyse bağımsız olması ve kendi özel istek ve karakterlerine göre hareket etmeleri.

Doğaldır ki hareket hürriyetlerinin bir sınırı vardır. Eğer her tanrı kendi dilediği gibi hareket etseydi, dünya çok çabuk Tiamat yönetiminin anarşik ve karmaşık durumuna geri dönerdi.  Tanrıların büyük mücadelesi ardından bir çeşit tanrısal ahlak kuralı yerleştirildi. Bu kurala göre sadece en üstün rütbeli tanrılar dünya idaresinde söz sahibi olacaktı.

Mısırda Kral (Firavun), bir tanrıdır ve ülkenin diğer tanrıları ile arkadaşlık edebilir. Şinarda ise durum böyle değildir. Ölümlü hiçbir varlığın tanrısal özellikler talep etmeye hakkı yoktur.

Şinardaki en üstün ilahi hükümet organı, Tanrıların Yüce Meclisidir. Yöneticileri yedi üstün tanrı olup, daimi Başkan Anu’dur. Mecliste her türlü konu konuşulur ve alınan kararlar Fırtına Tanrısı Enlil tarafından yerine getirilir.

Meclisteki her tanrının fikrini ifade etmeye hakkı vardır. Ancak çoğunluğun kararına uymalıdır. Uymadığı takdirde, mahkeme önüne getirilebilir. Bu sistem kesin bir düzen sağlamamaktadır. Aslında Şinar tanrıları arasında devamlı anlaşmazlıklar ve sürtüşmeler olmaktadır. Ancak şüphe yoktur ki bu sistem dinamik ve devamlı kaynayan bir sistemdir. Mısır rahipleri bazen bu sistemle alay ederler. Ancak Şinar sakinlerinin bu sistem yüzünden belli bir korku içinde yaşadıkları kesindir. Düzenli Nil sisteminde böyle bir baskı yoktur.

Bunun sebebi basittir. Şümer ve Akad’daki insanlar tanrıların isteklerini, Mısırın aksine, önceden bilemediklerinden, her an kurban ve dualarla onlara danışma gereğini duyarlar.

Mısır : Sonsuz Kanun - Mısır’ın Nil nehri, vahşi ve düzensiz olan Şinar’ın İkiz Nehirlerinin aksine, tutarlı ve düzgündür. Bu nehrin taşma düzeni ve düzgün akışında sonsuz ve kaçınılmaz bir tutum vardır. Mısırın binaları da aynı şekilde bir sonsuzluk ve istikrar sergiler. Mısır şehirlerindeki büyük ve sağlam binalarının hiç yıkılmıyacağı düşünülür. Aynı şeyi Ur ve Kiş’in çamur yığınları için söylemek mümkün mü ? Mısır tanrılarının hareket sahası, bu yüzden, Şinar tanrılarına göre daha kısıtlıdır. Tanrılardan, doğadan ve insanlardan daha üstün Doğruluk, Adalet ve Evrensel Düzen vardır. Bu da değiştirilemez.

Bu yüzden de Mısırın ilahi hükümetleri daimi ve değişmez niteliktedir. Bu bağlamda en üstün Mısır tanrısının Güneş Tanrısı Ra, en üstün Ur ve Haran tanrısının ise Ay Tanrısı Sin (Nannar) olması dikkat çekicidir. Ayın yüzü devamlı değişmekteyken güneş hiç değişmez. Düzen ve istikrarın simgesi olarak sonsuza kadar devam eder.

Mısırlılar için ölüm diye birşey yoktur. Devamlı olarak Osiris’ten (yarı-ölüm) Horus’a (yarı-yaşam) ve sonra tekrar Osiris’e bir geçiş yaşanır. Bu yüzden Mısırlılar öldüklerinde tanrı-krallarını mumyalarlar ve onlara günlük hayatta lazım olacak gıda ve içecek sağlarlar.

Hangi Sistem daha Üstün – Özet olarak burada incelediğimiz iki sistemin de faydalı yanları olduğunu söyleyebiliriz. (Pek bir sistem dahiline girmeyen Kenaan tanrılarını bu özetin dışında tutacağız.)

Mısır dünyası tabii ki daha düzenli ve daha güzeldir, ancak Sümer-Akad inançlarında daha çok hayat vardır. Babil sistemini tanımlayan korku ve belirsizliğe rağmen, bu sistemde insanlara yönelik daha büyük sorumluluk ve hareket hürriyeti görünmektedir. Bu özellik ise günün birinde, yaşlı ve tutucu Mısır toplumuna göre daha sağlıklı ve daha dinamik bir toplum yaratacağa benzer.***