SÜMER TAPINAĞINDA GÜNLÜK HAYAT
(Yazan NAZİDA)
Ur Ziggurat tapınağındaki levazımdan sorumlu
rahip. Salom Kenaani tarafından kaleme alınmıştır.
Ur’da herkes beni tanır. Adım Nazida. Görevim
hergün Zigguratın önündeki büyük avluda oturarak yardımcılarımla
birlikte iman sahiplerinin getirdiği hediye ve aşar vergilerini toplamak. Halkımızın
kapılardan eşek, koyun ve ineklerini güderek veya meyve veya tahıl dolu
sepetlerini taşıyarak girmeleri ve Ay Tanrısına borçlarını ödemeye
gelmeleri moralimizi çok yükseltiyor.
Makbuzlar iki kopya – Girişte
bir sepet nemli tabletle otururum. Bunları yardımcılarıma teslim edilen
malları tartmak için kullanıyorum. Yardımcılarım malları depoluyor ve
hayvanlarla ilgileniyor. Görevim gereği iki kopya makbuz düzenliyorum. Biri
malları getirene, diğeri ise tapınak kayıtları için.
Tipik bir alındı belgesi şu şekildedir : ‘’Aşar
vergisine mahsuben ......... çiftçiden 8 gur arpa aldım.’’
İşimde başarıyı şu iki kişisel özelliğime
bağlıyorum : 1. Dikkat ve doğruluk 2. Diplomatik tutum. Dikkati ön planda
tutarım çünkü devamlı mal akışı yüzünden çok hassas kayıtlar tutmamız
gerekiyor. Sadece halka değil, her branştaki tapınak çalışanlarına da
hizmet ediyoruz. Örneğin bugün süpürücülerden biri bana bir doktor raporu
getirerek sırtındaki bir yara için bir merhem istedi. Hemen bir belge düzenleyip
adamı depocuya gönderdim. Depocu mührünü belgeye bastı.Günün sonunda
belgeyi muhasebecinin ofisinde dosyaladım.
Farklı sınıflar – Gerekli
özelliklerden biri olarak da, diplomat olmayı belirtmiştim. Ancak bu nerdeyse
büyülü sanat sayesinde, bir tapınak memuru hergün önüne gelen değişik
insan tipleri ile başedebilir. Çiftçilerin
sığırları içeri sürerken çıkardıkları gürültü, nerdeyse mallarının
ağırlığı hakkında yaptığım tartışmayı duyulmaz hale getiriyor. Yakındaki
köylerden gelenler, peynirler ve keçi sütü getiriyorlar. Bu kişiler
amirlerinden emir almaya alıştıklarından, onlara, kumaş ve maden getiren tüccarlarla
konuştuğum gibi hitap edemiyorum.
En çok saygıyı hakkeden sınıf tüccar
rahiplerdir. Bu kişiler çoğunlukla kuzeyde Hatti ve güneyde Mısır gibi
uzak ülkelerden geliyorlar. Getirdikleri mallar, sırtları taşıdıkları
sert kereste veya dioritin ağırlığı yüzünden eğilmiş bir hammal takımı
tarafından taşınıyor. Bu malzemeler tapınağın donanımında ve heykel yapımında
kullanılıyor.
Mahkeme – Daha
sonra bahsini edeceğim dini törenler ve mal kabulu dışında Tapınağın diğer
bir önemli görevi var : Mahkeme görevi. Tarihte okuduğumuz kadariyle, eski günlerde
taraflar ‘’Büyük Kapı’’nın etrafında toplanırlar ve burada
hakimlerin vereceği kararı beklerlerdi. Bu geleneğin devamı olarak Tapınağımızda
hukuki problemlerin çözüldüğü özel bölümler var.
Doğal olarak sadece özel olarak yetiştirilmiş
rahipler hakim görevini yapabilir. Çünkü inancımıza göre rahiplerin
verdikleri kararların kaynağı tanrı Nannar’dır. Dublal-Mah veya tabletler
evinde davalara bakılır, kararlar da dışarıdaki avluda bekleyenlere ilan
edilir. Herşey çok dikkatli bir şekilde yapılır. İçerde mahkemenin
kararlarının kaydedildiği tabletlerin saklandığı odalar var. Bu depoları
ve kütüphaneyi gezmeye fırsatım oldu. Burayı ziyarete gelen rahip ve bilim
adamları Lipit-İştar’ın kanunlarını ve diğer kanuni evrakları
inceliyebilirler.
Tapınak sanayi – Avlunun
etrafında, halkın ve özellikle köylülerin çok meraklı oldukları dini el
sanatlarının Ur’un en iyi zanaatkarları tarafından işlendiği atölyeler
sıralanmıştır. Eşim de hergün dua ettiği ay tanrısının bir heykelini
buradan satın almıştır.
Büyük Rahibin denetlemesi gereken bu kadar iş yüzünden,
törenlerle direkt ilşkisi olmayan işlerin yürütülmesi için bir yöneticiyi
görevlendirmiştir. Tanrımızın şimdi, arşivcileri, tarım uzmanları ve
askeri danışmanları var. Kısa bir süre önce Büyük Rahip iki yeni görev
ilan etti : Maliye Bakanı ve Ulaştırma Bakanı. Okuyucumuz bu kadar değişik
uğraşın tapınak hizmetleri ile ilgili olmasına şaşıyor olabilir. Ancak
şunu hatırlamalıdır ki, bizim için tapınak hizmeti, en önemli uğraş
olan törenlerin dışındaki birçok faaliyeti de kapsamaktadır. Devletin yaşamı
tanrıların isteklerine bağlı olduğuna göre, her vatandaş Ur tanrısı
Nannan’a yönelik hizmetlerin gereğini anlamalıdır. Kıral Rim-Sin bile yönetim
hakkına, bir rahip onu ‘’elinden tutttuktan’’ yani onu tanrının oğlu
ilan ettikten sonra, sahip olabiliyor.
Yeni Yıl – Bu
kıraliyet töreni her sene Yeni Yıl Festivali sırasında gerçekleşir.
Bembeyaz giysilerin içindeki Büyük Rahip, töreni idare eder, yaradılışın
hikayesini okur ve halka yönelik dini mahiyetteki piyesleri yönetir.
Rahibe’nin girişi – Seyircilerin
bir çoğu için törenin doruk noktası Rahibelerin girişidir. Bu kadınlar bütün
hayatlarını tanrımızın ve dolayısıyle devletimizin hizmetine adamıştır.
Bazıları şarkı söyler, bazıları da harp, tamburin ve zilleri çalarlar.
Bu törenlerin en ufak ayrıntısına alışmış olan ben bile, Sümer dilinde
koroların söylediği bu duaları dinlediğimde heyecanlanırım. Sümer dili,
maalesef, artık canlı bir dil olmaktan çıkmıştır. Ancak tapınaklarda
devamlı kullanıldığı için kutsal özellik kazanmıştır.
(Bu festival hakkındaki ayrıntılı bilgiyi
S.3’te, ‘’Babil’de Yeni Yıl’’ başlıklı makalede
bulabilirsiniz.)***