LAO-TSE
: ''Tao'' Yolu
Çine bu yeni ''Tao'' kavramını
getiren Lao-Tse'nin hayatı ve davranışları bir esrar
perdesinin arkasında gizlidir. Büyük filozofun ölümünden çok az sene
geçmiş olmasına rağmen, hakkında birçok efsane ortaya çıkmıştır.
Efsanelerin birine göre, Lao-Tse'nin annesi
bir köylü kızı, babası ise - bir güneş ışınıymış.
Diğer bir efsaneye göre, annesinin hamileliği 62 sene (veya 72 veya
81) sürdüğü için Lao-Tse, yaşlı bir adam olarak dünyaya
gelmiş. Zaten ismi de bu anlama geliyor : ''yaşlı çocuk''.
Lao-Tse'nin kendisi
hiçbirşey yazmamış. Ancak öğrencileri, onun bütün
söylediklerini kaydetmişlerdir. Ortaya çıkan eser, 5,000 yazı
karakterini aşmaktadır.
Lao-Tse'nin felsefesine göre ''Tao'' adını
verdiği bu kavram (''yol'' veya ''yön'' anlamında), bütün evreni
kaplamakta, ancak yaydığı barış ve huzur ortamı,
insanların bencillikleri, ihtirasları ve açgözlülükleri yüzünden
altüst olmaktadır. Bu huzurlu ortamı yeniden sağlamak için,
insanların sevecenlik, alçak gönüllülük ve tutumlu bir şekilde
davranmaları gereklidir.
Lao-Tse'ye göre sadelik ve ilkellik temel
faziletlerdir. Bu yüzden de en ideal davranış bir çocuğun
davranışı gibidir. Bu davranış, her yaştaki
insanlar tarafından benimsenmelidir. Lao-Tse, ''Tao'' ile bağlantısı
olan İlahi bir Yöneticiye inanır. Ancak bu varlık, ''Tao''nun dışında
veya üstünde değildir. Çünkü ''Tao'' herşeyi kapsamaktadır,
onun dışında hiçbir varlık yoktur.
Lao-Tse
Diyor Ki :
''Tao''nun yolu kişisel güdülerimize
göre davranmamızı tasvip etmez;
''Tao''nun yolu işlerimizi dertlenmeden
yürütmemizi tavsiye eder;
''Tao''nun yolu lezzeti anlamadan tatmaktır;
''Tao''nun yolu büyüğü, küçük; küçüğü
ise büyük saymaktır;
''Tao''nun yolu kötülüğe karşı
iyilikle cevap vermektir.***
KONFİÇYÜS
: İnsan İlişkileri
KUNG-FU-TSE (Konfiçyüs) Lao-Tse zamanında
yaşamıştır ancak kişiliği ondan çok farklıdır.
Konfiçyüs Lao-Tse'ye göre çok daha aktif ve pratik bir kişiliğe
sahiptir.
Konfiçyüs 35 sene önce öldü. Yüksek
dereceli bir devlet memurunun oğlu olan Kung'un kendisi de bir müddet
devlet memurluğu yapmış ve daha sonra bir ''hayat okulu'' kurmuştur.
Uzun seneler boyunca hükümetin emrinde bir Ahlak ve Manevi işler danışmanı
olarak hizmet veren Konfiçyüs, birkaç sene boyunca kendi şehrinin valisi
olmuş ve halk tarafından çok takdir edilmiştir. Müritlerinin
sayısının 3,000'i geçtiği tahmin ediliyor.
Lao-Tse ıssız tepelerde gezinirken
''Tao''yu keşfetmiştir. Konfiçyüs ise ilhamını içiçe
olduğu insan topluluklarından almıştır. Bu yüzden de
insan ilişkileri, öğretilerinin ve vecizelerinin temelini oluşturmuştur.
Konfiçyüse göre, insanlar arasında beş temel
ilişki şekli vardır : Yönetici ve yönetilen, kadın ve
kocası, baba ve oğul, kardeşler, ve arkadaşlar. Sonuncusu
hariç diğer şıklardaki ilişki şekli karşılıklı
yönetme ve itaattan geçer. Konfiçyüse göre yönetme, dürüstlük ve cömertliği,
itaat ise dürüstlük ve samimiyeti kapsamalıdır. Toplum bu kurallara
göre çalışmalıdır çünkü göklerden bu düzene uymamız
buyurulmuştur.
Lao-Tse gibi Konfiçyüs de, bildiğimiz
anlamda inanç ve ilahi güçten ziyade ''Gökler'' kavramından bahseder.
Konfiçyüs
Diyor Ki :
*Üstün insanın aradığı
kendi içindedir; küçük insanın aradığı ise başkalarındadır.
*Düşünce tarafından
sindirilemeyen öğrenim bir vakit kaybıdır; öğrenim tarafından
desteklenmeyen düşünce ise tehlikelidir.
*Bir insan prensiplerine söz geçirebilir;
ancak prensipler insanın efendisi olmamalıdır.
*Tedbirli olanlar nadiren yanılırlar.
***
BUDA
: On Emir
Çin
ve Pers Krallığı arasındaki bölgede, bir tezatlar ve
harikalar ülkesi olan Hindistan bulunur. Bu ülkedeki en yaygın inanç,
sayısız tanrıların dini olarak bilinen Brahmindir. Bu dinin
Kutsal Kitabının adı Veda'dır.
Hindistandaki inancın temeli ''ruhların
göçüdür''. Gerçek ölüm yoktur. Her varlığın ruhu bir varlıktan
diğer bir varlığa sürekli olarak geçer. ''Haketme'' prensibine
göre bu hareket ya daha üstün ya da daha aşağıdaki varlıklara
doğru olur.
Ruhun bu sonsuz hareketi, insanı devamlı
olarak acı çekmeye mahkum etmiştir. Buda'nın ortaya attığı
''Nirvana'' kavramı bu acılara bir son vermenin çaresi olmuştur.
Buda, asiller sınıfına ait
bir ailede dünyaya geldi. Servet ve ihtişam içinde yetişti. Gördüğü
bazı garip hayallerin ardından evini terkederek, Hindistanın vahşi
vadilerinde dolaşmaya başladı. Bu gezileri sırasında
hayatın gerçekleri hakkında derin düşüncelere daldı.
Bir gece bir ağacın altında
otururken, kendisine bir vahiy geldi. Birdenbire, doğruyu ve ruhların
göçünün yarattığı acıların çaresini bulmuştu.
Öğretilerinin en önemli prensibi şudur :
İnsanoğlu acı ve üzüntüden
ancak imtina ve dünya zevklerinden fedakarlık ederek kurtulabilir. Ancak o
şekilde Nirvana'ya -en büyük hiçliğe- ulaşarak, en üstün
mutluluğu keşfedebilir. Buda'ya göre, dünyadaki tek gerçek ve
pozitif oluşum Nirvana'dır. Buda'ya göre ihtiras bütün acıların
başlangıç noktasıdır. İhtiraslardan vazgeçerek acılardan
kurtulmak mümkündür.
Müritleri için, Buda aşağıdaki
on emir listesini hazırlamıştır (hepsi de ''yapma'' şeklinde
düzenlenmiştir) :
1.
Öldürmekten sakın
2.
Sana verilmeyeni almaktan sakın
3.
Aşırı cinsel ilişkide bulunmaktan sakın
4.
Yalan söylemekten sakın
5.
Keyif verici maddelerden sakın
6.
Düzensiz yemek yemekten sakın
7.
Dans, şarkı ve gösteri yapmaktan sakın
8.
Süs ve kozmetik kullanmaktan sakın
9.
Yüksek veya geniş bir yatakta yatmaktan sakın