BÜTÜN DÜNYA MANEVİ BİR İHTİLALİN EŞİĞİNDE

Doğuda Çin ve Hindistan'dan, batıda Yunan adalarına kadar, bir düşünce ve bilgelik dalgası dünyayı kaplamış durumda. Sanki esrarengiz bir el insanlığın üzerinden geçmiş ve insanların kalplerini ve beyinlerini açarak bugünkü düşünce sistemlerinin ne kadar değersiz olduğunu onlara açıklamaya çalışmış : Temel doğruları duyularımızla anlayamayız. Doğrulara görerek veya dokunarak değil, sadece hissederek ulaşabiliriz.

Burada bahsi geçen büyük düşünürlerin hiçbirinin doktrini, Yahudilik felsefesinin (günlük hayatta insanlığın davranışları ile ilgili bütün ayrıntılarıyla) öğrettiği, ''kutsal varlığın tekliği'', ''sonsuz ve kapsamlı gerçeğin'' seviyesine erişememektedir. Ancak her biri- kendi bakış açılarından- gerçeğin bir parçasını kavramaya çalışmaktadır. Bu yüzden her bir düşünce sistemi, insanlığın mutluluk arayışına kendi özgün katkısını getirmektedir. 

Bir taraftan Lao-Tse, Konfiçyüs, ve Buda'nın öğretilerini, diğer taraftan ise Heraklitus, Demokritus ve Anaksagoras'ın öğretilerini incelediğimizde iki farklı ve birbirine zıt düşünce sistemi görüyoruz :1. Ortak özelliği dünyevi hayattan tamamen kopma olan doğulu düşünce sistemi ve, 2. Dünyaya yönelik ve ''dünyayı parçalarına ayırarak nasıl  çalıştığını anlamayı hedefleyen'' batılı düşünce sistemi. Birincisi göklerdedir ve dünyanın farkında değildir, diğeri ise dünyadadır ve göklerin varlığını unutmuştur. 

Bu makalelerdeki görevimiz, bu görüşleri özetlemek, bir araya getirmektir. Kendi dinimizin şu birkaç kelime ile özetlenen erişilmez gerçeğine belki bu bilgilerle, biraz daha yaklaşabileceğiz : Efendimiz Tanrımızdır - Efendimiz Tektir.