UR ŞEHRİNDE GEZERKEN
Ekteki makale, Salemden Ur
şehrine zor bir yolculuk yaparak Ur Sanayi Fuarını gezmek ve aynı
zamanda Abramın doğduğu şehri kendi gözleri ile görmek
için görevlendirdiğimiz özel muhabirimiz tarafından kaleme alınmıştır.
Daha önceki anlaşmamıza
göre, rehberimiz bizi Ur şehir duvarlarının batı köşesinde
karşıladı. Bu köşe aynı zamanda Urun üç ana kanalının
bir tanesinin Fırat nehrinden ayrıldığı noktadır
(bkz. Harita). Küçük bir sandala bindirildik. Bizi Ura getiren gemi ise
nehrin biraz aşağısında bulunan Batı Limanına doğru
hareket etti.
Kuzeydoğu yönünde kanal
boyunca ilerlerken, gözlerimiz sağdaki kocaman şehir duvarlarına
yöneldi. Yolumuzun üstünde duvardan çıkan ve şehre giriş ve
çıkışı sağlayan meyilli yolların birinin önünden
geçtik.
Nihayet Kuzey Limanına ulaştık
ve günlerden sonra ilk olarak karaya ayak bastık.
İş Merkezi
Rengarenk limanı birkaç
dakika seyrettikten sonra, tepeye çıktık ve kendimizi Urun
hareketli sanayi bölgesinin sokaklarının birinin ortasında
bulduk.
Çeşitli zanaatkarlar
sanatlarını yan yana icra ediyorlar : Çömlekçiler, kunduracılar,
sepet örenler, mobilya ustaları, altın-gümüş ve bakır işleyenler
ve daha birçok el sanatları. Evlerin arasında yer yok burada. Ur iş
merkezi güneşten yanmış çamur tuğlaları yığını
(Şinarda hiç taş yok). Sokaklar ise aralarında labirent gibi.
Her dükkan tuğla duvarların içine açılmış koca bir
delik.
Anladığımız
kadarı ile Ur şehri iki eşit alanlı bölgeden oluşuyor.
Daha sonra ziyaret edeceğimiz güney doğu bölümü daha çok konut bölgesi.
Kuzeydoğu bölümü ise fabrika, atölyeler ve ticaret kuruluşları
ile dolu. İki bölge birbirinden Ur şehrinin üç büyük kanalından
bir tanesi tarafından ayrılmış.
Sanayi bölümünün esaslı
bir parçası Temenos, yani Tapınaklar bölgesine ayrılmış.
Bu bölge 400 metreye 240 metrelik bir alanı kaplıyor.
UR HAKKINDA BAZI BİLGİ VE SAYILAR
Konumu : Aşağı Fıratın
doğu kıyısı
Yükseklik : 6 metre
Alan (taşra dahil) : 11 kilometre kare
Nüfus (taşra dahil) : 300,000
İthalat : Altın, gümüş, Bakır,
Fildişi, Diorit, ak mermer, Kireçtaşı, Kereste
İhracat : Sanayi Ürünleri
Politik Statü : Kral Rim-Sinin idaresi altında
Resmi Tanrı : Nannar (Sin) Ay Tanrısı
Duvarlar 12 metre kalınlığında
Kutsal bölge çamur tuğlasından
yapma iki duvarla çevrili. Kalınlığı nerdeyse 12 metre.
İki paralel duvar birbirlerine dikey ara duvarlarla bağlı.
Aralarda oluşan odacıklarda Tapınağa ait mallar depolanıyor.
Bunlar daha çok hükümetin satın aldığı mallarla Ur halkının
bağışları.
Her tür alışveriş
iki kopya olarak kaydediliyor. Biri değeri taşıyan için diğeri
ise E-Dublal-Maha yani Tabletler Evi için.
Dublal-Mah Temenos bölgesi içindeki
dört tapınaktan biri. Diğer üçü ise : E-Nun-Mah, Bolluk Evi (diğer
bir deyişle Nannarın haremi), Gigpar-Ku, Ningalın tapınağı
(Nannarın eşi), ve kendi başına yükseltilmiş bir
teras-duvar üzerine yerleştirilmiş Urun alameti olan Ziggurat- Ay
Tanrısının kendi tapınağı.
Fuarda açılış günü
Normal olarak tapınaklar bölgesinde
bu dört bina ve birkaç küçük evden başka görecek pek birşey yok.
Ancak Temenosu ziyaret ettiğimiz gün her taraf karmaşa içinde
idi. O gün Ur Sanayi Fuarının açılış günüydü.
Geniş avlunun her tarafı
fuar külübecikleri ve standlerle doldurulmuştu. Büyük bir kalabalık
yerel halk ve ziyaretçiler teşhir edilen malların arasında
gezmekte ve Ur şehrinin sayıları bol olan sanayi ürünlerini (geçmişteki
ve yeni çıkan) ilk olarak organize bir şekilde
inceliyorlardı.
Güvenilir rehberimizin tavsiyesi
üzerine fuar alanını gezmeyi başka güne bıraktık ve
vakit kaybetmeden konut bölgesine devam ettik. Aradaki kanalı şehre
renk katan cici feribotlardan biriyle geçtik.
Ur Sokakları
Şimdi artık öğleden
sonra olmuştu ve güneş en sıcak konumundaydı. Ancak yılan
gibi dönüp dolaşan dar
sokaklar ve iki tarafındaki iki katlı evler güneşin yakıcı
ışıklarından bizleri koruyordu.
Ur sokakları çok pis. Dört
yağmursuz ayın toplu tozunu taşıyorlar. Ayrıca bitişik
evlerin hiç toplanmayan çöp yığınları ile kaplı.
Fakat her kötü şeyin bir
iyi yanı var. Ur sokaklarının pisliği işe yarıyor
: sokaktaki herhangi bir evin yaşını saptamak çok kolay. Yapılacak
deney çok basit : Zemin katına erişmek için ne kadar derine inmek
gerekiyorsa ev de o kadar eski.
Evler düzgün, sağlam
Genellikle evlerin düzgün ve sağlam
bir görünümleri var. Duvarların çoğu çamurla sıvanmış
ve beyaz kireçle boyanmış. (Maalesef hiç renk yok)
Gimil-Ningi-şzida adındaki
bir bakırcı ile ilginç bir sohbetimiz oldu. Bize gururla yenilenmiş
ve büyütülmüş dükkanını gezdirdi. Bakırcının
dükkanından çıkar çıkmaz burnumuza nefis yemek kokuları
geldi. Etrafı gezmeye o kadar dalmışız ki sabahtan beri
yemek yemediğimizi unutmuşuz. Rehberimiz yemek dükkanına girdi
biz de onu takip ettik. Sağımızda bir ocağın üstünde
sıralanmış kaynamakta olan tavalar solumuzda ise kilden bir ekmek
fırını vardı. Fırıncı iç yüzeyine yeni hazırladığı
bir hamur parçasını yayıyordu. Pişirme yerinden arka kapıdan
çıktık ve dükkanın arkasındaki bir avludan geçtikten
sonra kendimizi yemek odasında bulduk. Kırallara layık bir yemek
yedik. Yemek mutfaktan getiriliyor ve bize duvarda bu niyetle açılmış
deliklerden geçiriliyordu.
Yoğun trafik
Yarım saat sonra yine
yoldaydık. Trafik daha yoğun olmuştu. Bu günün hareketli bir
saati idi ve devamlı eşekler ve hammallar tarafından itilip kakılıyorduk.
İnsanlar ve hayvanlardan ziyade taşıdıkları hacimli yükler
bizi rahatsız ediyordu.
Solumuzdaki birkaç dükkanı
geçtikten sonra sokağın sağında büyük bir konut gördük.
Üç girişli kocaman bir yer. Rehberimiz bu geceki otelimizin burası
olduğunu açıkladı.
Otelin orta avlusundan geçerken
mükemmel tesisleri inceledik : Bir yanda duvar boyunca dizilmiş odacıklar
misafirlerin malları için kullanılıyordu. Diğer tarafta ise
yük hayvanları için ahırlar vardı. Anladığımız
kadariyle bu kuruluş özellikle tüccarlara hizmet veriyordu.