Dört
Ay Önce
YERUŞALAYİM'i
AKILLI bir STRATEJİ ile ELE GEÇİRİLDİ
(Askeri
Muhabirimizden)
Yeruşalayim
kalesi Büyük Denize göre iki bin kubitlik (dirsek), etrafındaki vadiye göre
ise 300 kubitlik bir yükseklikte kurulmuştur.. Şehre ulaşmanın
tek yolu dik kayalardan oluşmuş uçurumları aşmak. Bunlar aşılsa
bile şehrin duvarları, saldırganları durdurmaya yetiyor.
Yebuzitler
şehrin bu kuvvetli yönlerini bildikleri için Kral David onları
teslim olmaya davet ettiğinde, kapıları kapatıp biraz da
alaylı bir şekilde : şehrin ''kör, topal ve sakatlar tarafından
bile korunabileceğini'' söylediler.
Garip
Teklif
Bunun
üzerine David, şehri fethetmeyi başaran kişinin orduların
başkomutanı görevine atanacağını ilan etti. Garip bir
teklifti bu, çünkü Yoav zaten bu rütbeye sahipti. Söylentilere göre Kral,
Yoav ile yaşadığı problemler yüzünden, askerleri de fazla
kızdırmadan, onu bu yöntemle görevinden uzaklaştırmak
istemiş olabilir.
Diğer
bir söylentiye göre ise bu hareket, daha önceden Yoav'la birlikte planlanmıştı.
Diğer askerleri teşvik etmek için bir taktik olarak kullanılıyordu.
Sebep
ne olursa olsun,Yebuzitler'in kışkırtmaları ile harekete geçen
David'in kuvvetleri, çok kısa sürede şehrin aşağı bölgeleri
ile dış savunma alanlarını ele geçirdiler. Düşman iç
kaleye çekildi. Bu kalenin zaptedilmesi çok daha zordu. Alışılmış askeri
standartlara göre, zor kullanarak ele geçirmek nerdeyse imkansız gibiydi.
Geriden
Saldırı
David'in
kuvvetlerinin önünde çözülemez gibi görünen bir problem vardı. Ülkede
bu sorunu halledebilecek tek bir insan vardı : Yoav. David askerlere çağrı
yaptığında herhalde bunun böyle olacağını
hissetmişti.
Yoav,
kuşatmayı kaldıracakmış gibi askerlerini biraz geriye
çekti. Sonra durumu incelemek için bir ara verdi. Çözüm aniden aklında
belirdi.
İç
kalenin suyu nereden geliyordu ?
Suyun girdiği yerden becerikli bir adam da girebilirdi. Kısa bir araştırmanın
ardından Yoav, 80 kubit
derinliğine indikten sonra bir su kemeri ile birleşen bir kuyu bacası
keşfetti. Yanına birkaç iyi adamını alarak
kuyu bacasının düz ve dik duvarları boyunca sessiz ve
emin bir şekilde yukarıya doğru tırmanmaya başladı.
Yebuzitlerin
çıkardığı zamansız sevinç ve zafer çığlıkları
yüzünden askerlerin yaptığı gürültü hiç duyulmadı.
Kuyunun ağzı savunmasızdı. Yoav ve adamları aniden dışarı
fırladılar ve acımasız bir şekilde düşmanlarının
şaşkınlığından faydalanarak kale kapısına
doğru ilerlediler. Kapıları içerden açarak muzaffer Kralı
ve askerlerini içeriye aldılar.
Yebuzitler
Bağışlandı
Ani
zaferin hoş bir devamı oldu. Eğer uzun ve acı bir kuşatma
olmuş olsaydı, iki taraf da birbirlerine karşı derin bir düşmanlık
besleyeceklerdi. Bu durumda David cömertliğini gösterebildi, Yebuzitler
ise, askeri açıdan hiçbir eksikleri olmadığına ve sadece
Yoav'ın zeki stratejisi yüzünden yenildiklerine kendilerini inandırabildiler.
Sadece tedbirsizlikle suçlanabilirlerdi. Burada oturdukları üç yüz yıl
boyunca hiç kimse kuyu bacasının ağzına bir nöbetçi
dikmeyi düşünmemişti.
Yebuzitlerin hayatı bu yüzden bağışlandı. Hala şehrin kendilerine ait olan kısmında yaşamaya devam ediyorlar. Herhangi bir sıkıntı da yaratmıyorlar.