KUTSAL AHİT SANDIĞI YERUŞALAYİMDE

Kutsal  Ahit Sandığı'nın Kralımız David tarafından Yeruşalayim'e getirilmesi üzerine, ülkeyi bir şenlik havası sardı. Bu olay, tarihimizde, Atalarımızın Moşe'den Sina Dağında On Emir'i kabul etmelerinden sonra yaşadığımız en anlamlı anlardan biriydi. O günden beri, birçok büyük zafer ve galibiyet yaşadık : Ürdün'ün ötesindeki geniş vadileri fethettik, Yeriho'yu ele geçirdik, Kenaan'ın beş kralının güçlü ittifağını yendik. Ancak bütün bunlara rağmen, halkımızın kafasını kurcalayan bir düşünce vardı : Tanrı'nın Kutsal Ahit Sandığı için devamlı bir mekan bulunamamıştı. Küçük kasaba ve köylerde muhafaza ediliyordu. Her an için, düşmanlarımız tarafından ele geçirilme tehlikesi vardı. Şimdi, nihayet, yeni kale-başkentimiz Yeruşalayim'de devamlı bir yuvası olacak.

Ancak, Ahit Sandığının Yeruşalayim'de güven içinde korunmasının yanısıra, çok daha önemli bir konu daha var. Kral David, Ahid Sandığı ile Toplantı Çadırından buraya taşınacak  olan kurban kesme yeri için muhteşem bir ev inşa edebilir. Ama, önemli olan bu mudur ? Kendi kendimize sormamız gereken soru budur. Ahit Sandığı, bütün kutsallığına rağmen, sadece bir simge değil midir ?  

Asıl önemli olan Tanrı'nın aramızda oturması, aramıza yerleşmesidir. Eğer sürekli olarak kalbimizde olur ve bütün hareketlerimiz O'nun Kanun ve öğretilerine göre düzenlenirse, o zaman Yehuda Krallığı, Yeruşalayim ve İsrael için herşey, daha iyiye gidecektir. Ancak eğer O'nun kutsal öğretilerini dikkate almazsak, o zaman Ahit Sandığının muhafazası için inşa edilecek dünyanın en muhteşem Tapınağı bile bizi yok olmaktan kurtarmayacaktır.

Tanrı'nın sevgisi ve İsrael'i seçilmiş millet olarak kabul etmesinin simgesi olan Ahid Sandığının  nihai ikmetgahına yerleştirilişini kutlarken bu konuyu özellikle aklımızdan çıkarmamalıyız.