BİR İMPARATORLUĞUN GERİLEMESİ VE ÇÖKÜŞÜ

(Politika Muhabirimiz Tarafından)

Mısırı bu sıralarda kaplayan isyan, grev, sabotaj ve benzeri olaylar, bu imparatorluğun çöküşünün kesin habercisi. Mısırın çöküşü, II.Rameses'in ölümünden sonra Firavun Marnefta'nın krallığı sırasında başladı. Takribi elli  yıl kadar önce, İsraellilerin çıkışına yakın tarihlerde, ülkeyi çeşitli belalar etkilemekteydi. III.Rameses ülkesinin eski şanını geri getirmek istiyor ancak yaptığı işler dışa karşı bir gösterişten öteye gitmiyordu. Gerçi, batıdan gelen birkaç vahşi kabileye karşı bazı zaferler elde etmiş ve önemsiz bir deniz savaşında başarılı olmuştu. Ancak, çöküşün sebepleri o kadar derindi ki, artık ülkesini kurtaracak gücü kalmamıştı. Mısır dış tehlikeler yüzünden değil, içteki çürüme sebebiyle çöküyordu. Mısır'ın bu zayıflığı ise, dışarıdan gelen saldırılara imkan veriyordu.

Esas sebepler neydi ? Gerilemeyi önlemek için kültür ve sosyal adalet konularında bazı önlemler Akenaton tarafından denenmişti. Toprağın tekrar dağıtılması konusunda yapılan çalışmalar ve rüşvete karşı yürütülen kampanyalara rağmen, ortaya çıkan sonuçlar geçiciydi. Mısır, aşırı güç ve zenginlik yüzünden bozulmuştu. Kiralık askerler dururken, zenginlerin orduda niye hizmet görmeleri gerektiği sorgulanıyordu. Mısır ordusunun çoğu zaten Kenaanlılar, Libyalılar, güneyden gelen Habeşler ve buna benzer milletlerden oluşuyordu.

Bunun dışında, Akenaton'un ölümünün ardından, Amon rahiplerinin gücünde ve servetlerinde ani bir artış görülmeye başlanmıştı. Tapınakları ve kutsal türbeleri dünyanın en varlıklıları arasında yer almaya başlamıştı. Ülke topraklarının büyük bir kısmı, şehirlerin çoğu ve hatta Firavun'un kendisi bile, onlara ait ve onların denetimindeydi.

Mısır milleti kendini tören ve kutlamalara fazlasıyla kaptırdı. En küçük vahşi kabile şefine karşı kazanılan önemsiz bir zafer bile olağanüstü gösteriler ve dini  törenler için bir bahane oluyor. Tanrı Amon onuruna insanlar kurban ediliyor.

Mısırın çöküşü kültür alanında da kendini gösteriyor. Yaratılan özgün, yeni birşey yok. Edebiyat ise usluplaşmış ve fazlasiyle gösterişli bir hale gelmiş. Sanat ağır ve ruhsuz. İnşa edilen binalar muazzam, ancak hepsi taklit ve cansız.