BÜYÜK TARTIŞMA
Bu hafta Kesaryada evrensel anlamı olan ve çok uzun süredir beklenen bir olay gerçekleşti. Rabi Abahu başkanlığındaki Kesarya rabileri ile, patrikleri Piskopos Eusebius başkanlığındaki Hıristiyan ileri gelenleri, Roma Valisinin daveti üzerine, Hıristiyanların bize karşı şikayetlerini ve bizim cevaplarımızı tartışmak için valilikte buluştu.
Muhabirimiz toplantıya katılmak için özel bir izin elde etti.
Yahudi olanlar ve olmayanlar sabahın erken saatlerinden itibaren, Kesaryadaki valiliğin önündeki meydana akın etti. Kadın, erkek ve çocuklar, tartışmacıları bir anlığına görmek ve sarayın içinde yapılacak tartışma hakkında bir şeyler duyabilmek için toplandı.
Rabi Abahu saat tam dokuzda, Rabi Şimon bar Abba, Rabi Chiya bar Abba ve Kesarya sinagogunun başı Rabi Yitzhak ben Eliezer ile birlikte sarayın kapısına geldi. Abahu kalabalığın arasından geçerken, onu hiç görmemiş olanlar hayret sesleri çıkardı. Bu insanlar, Abahunun ilerlemiş yaşına rağmen sergilediği muhteşem görünüme şaşırmıştı. Birçoğu, bilgeliği ve alçakgönüllülüğü, bunlardan da çok barışçıllığı ile tanınan Abahunun sözlü bir tartışma için uygun olmadığı konusundaki korkusunu dile getirdi.
Ama korkuları tamamıyla yersizdi.
R. Abahu içeri girerken Vali ayağa kalktı ve onu geleneksel şekilde selamladı: Halkının arasında önde gelen, ulusunun lideri, bilgeliğin yol göstericisi! Aramıza gelişin kutsansın!
Kilise patriği Piskopos Eusebius ondan hemen sonra geldi. Siyah cüppesi, soluk benzi ve kalın kaşlarının altıda için için yanan gözleri, bir sertlik havası oluşturuyordu. Yanında üç tane rahip vardı.
Valinin onu selamlamasını takiben, temsilciler yerlerini aldı ve tartışma başladı.
Piskoposun ilk sorusu şu oldu: Saygıdeğer Rabi Abahu, bana söyler misiniz lütfen, neden halkınız inat ediyor ve bizim hepimize ifşa edilen Mesihi tanımayı reddediyor?
R. Abahu şöyle cevap verdi: Biz hiçbir insanın ilahiliğini kabul etmeyiz. Tanrının yeryüzünde insan kılığında dolaşabileceği düşünülebilir mi?
Eusebius:
Biz Tanrının yeryüzüne insan şeklinde indiğini ileri sürmüyoruz ama insanların günahlarını kanı ile affettirmek için oğlunu yolladığını söylüyoruz. Bir keçinin kanı, bir buzağının kanı günahı affettirebilirse, saf ve dürüst Mesihin kanı bizim günahlarımızın kefaretini fazlasıyla öder!
Tanrının insan kılığında dolaşması konusuna gelince, neden istiyorsa öyle yapmasın? Eski Ahit gayet açık bir biçimde şunu yazmıyor mu?
Tanrı bir savaş adamıdır. Yani Tanrı, insanları kurtarmak için insanların arasına insan olarak karışabilir.
Bu dize, saygıdeğer Piskopos, kelimesi kelimesine değil, mecazi anlamda anlaşılmalıdır çünkü şu da yazılıdır: Tanrı, insan değildir ki kandırsın.
Bir dize, özellikle de bir başkası ile çelişkide olunca, temel gerçekleri ortadan kaldıramaz.
A.., Tanrımız TEKTİR
R. Abahu
Sizin Tanrıdan bir oğlu olduğu şeklinde söz ettiğinizi duymak çok tuhaf!
İsterseniz bunu size kanıtlayabilirim. Mizmorlarda şöyle yazılıdır: Sen benim oğlumsun. Seni bugün vücuda getirdim. Dolayısıyla Tanrının bir oğlu vardır.
Bu dizeyi yanlış yorumladığınızı söylememe izin verin. Bu sözcükler Yisrael halkının bütününü kastetmektedir, bir insanı değil. Dahası, Tanrının oğlu olduğunu ileri süren bir insanın, bütün insanlar gibi ölmesi son derece dikkat çekici değil midir?
Mesihimiz ölmedi. Yeryüzündeki görevini tamamladıktan sonra cennetteki babasının yanına geri döndü.
Bunu tatminkar bir açıklama olarak kabul etmek mümkün değil.
R. Abahu bu noktada yorgunluk işaretleri gösterdi ve oturdu. Vali ara verilmesini istedi ve oradakilere soğuk su ikram edildi. Tartışma kısa bir zaman sonra yeniden başladı.
Bu Dünyanın Doğası
Eusebius
Saygıdeğer Rabi Abahu, size bir sorum var: Canlıların ilksel günah yüzünden zulüm gördüğünü kabul ediyorsunuz, bilgi ağacından yemenin günahı. Dolayısıyla Mesihin, bu eski günah için acıları ve kanı ile kefaret ödemeye geldiğini söylüyoruz. Siz bu fedakarlığı reddederek kendinizi kurtuluştan yoksun bırakıyorsunuz.
Toramızda şöyle yazar: Bugün yeryüzünü ve gökyüzünü size karşı tanıklığa çağırıyorum: önünüze hayatı ve ölümü, kutsamayı ve laneti koydum ki hayatı seçesiniz. Bunun anlamı, her insana akıbetini kendi elleriyle şekillendirebilmesi için özgür seçim verilmiştir. Onu sadece iyi ve kötü eylemleri affettirebilir veya mahkum ettirebilir. Kurtuluşu, eğer kurtulacaksa, bu dünyada gerçekleşecek.
Piskopos Eusebius cevap vermek yerine yanındakilere işaret etti ve kısaca fısıldaştıktan sonra ayağa kalkarak şunu söyledi:
İnadınız son derece şaşırtıcıdır. Dünyayı büyük bir ışık aydınlattı ama siz karanlıkta kalmayı tercih ediyorsunuz. Tanrının sizden sakındığını anlamıyor musunuz? Avraam ile yapılan eski anlaşmanın yerine, Yeremyada yazılı olduğu gibi, Tanrının bizimle yeni bir anlaşma yaptığını hâlâ anlamadınız mı: İşte, gün gelecek, yeni bir anlaşma yapacağım. Tüm halklar arasında en fazla zulmü görmeniz, Tanrının gazabının işaretidir. Ülkenizden sürüldükten, mabediniz yıkıldıktan sonra Tanrıya inatla ibadet etmenizin anlamı nedir?
Bize kızgın çünkü yazılı olduğu gibi, bizden fazlasını istiyor: Yeryüzündeki bütün ailelerden yalnız sizi bildim. Dolayısıyla bütün günahlarınızdan dolayı sizi cezalandırıyorum. Mabet konusuna gelince, her gün gerçek Mesihimizin gelmesini bekliyoruz, David Hanedanının Mesihi. Kutsal yazılarımızda yazıldığı gibi, Bet Amikdaşı inşa edecek olan ve yıkıntılarından Yeruşalayimi yükseltecek olan, odur. Dolayısıyla gelecekler ve Sionun tepesinde şarkı söyleyecekler ve birlikte Tanrının iyiliğine akacaklar çünkü Tanrı Yaakovu kurtardı ve onu, ondan daha güçlü olanın elinden fidye ile serbest bıraktı. O günü görecek olan kutsanmıştır! Ve ne kadar uzak olursa olsun, o günü bekleyeceğiz.
Vali bu noktada ayağa kalktı ve konuştu:
Sözlerinize dikkat edin saygıdeğer bilge çünkü ve onu, ondan güçlü olanın elinden fidye ile kurtardı derken beni kastediyorsanız, boş umutlar beslemeseniz iyi olur. Roma Krallığı sonsuza kadar var olacak! Tanrınız büyük olabilir ama kılıcımızı onun ayaklarında kırmayacağız.
Valinin sert Roma aksanı ile söylediği sözlerin, tartışmanın yapıldığı yumuşak, akıcı Yunanca cümleler ile oluşturduğu tezat, entelektüellere geçmiş hakkındaki spekülasyonları ile gelecek hakkındaki umutları arasındaki mesafeyi, diğer yandan da şimdiki zamanın acı gerçeğini hatırlattı.
Tartışma böylece sona erdi. Rabi Abahu ve yanındakiler saraydan ayrılırken, toplanmış olan Yahudiler coşkuyla bağırdı. Kalabalık heyecana kapılmıştı. Genel duyguyu aniden seslenen sıradan bir Yahudinin sözleri dile getirdi:
Barışla gelen ve barışla çıkan, Tanrının adını Yahudi olmayanların gözünde yücelten Rabi Abahu kutsansın!