PERAŞA ÖZETİ (Şemot 21:1-24:18) [www.chabad.org]
Sinay’daki tecrübenin ardından Tanrı Yisrael Ulusu için bir dizi kanun verir. Bunlar arasında, Yahudi köleler; cinayet, adam kaçırma, saldırı ve hırsızlık konularındaki cezalar; zarar ve tazminatları konu alan medeni kanunlar; borçlanma kuralları; dört çeşit emanetçi ve mahkemelerde adaletin yerine getirilmesi için gereken kurallar vardır.
Peraşa ayrıca yabancılara karşı yanlış davranmamak, yıl içindeki bayramlar, Yeruşalayim’deki Bet-Amikdaş’a getirilmesi gereken tarımsal bağışlar, et ve sütün birlikte pişirilmesi yasağı ve dua konularına değinir. Böylece Mişpatim peraşası, 23 “yap”, 30 “yapma” şeklinde olmak üzere, toplam 53 mitsva içerir.
Tanrı Bene-Yisrael’i Erets-Yisrael’e getireceğine söz verir ve buranın sakinlerinin putperest uygulamalarından etkilenmemeleri konusunda uyarır. Bene-Yisrael, Tanrı’nın emrettiği her şeyi “yapacaklarını ve dinleyeceklerini” beyan ederler. Moşe Rabenu, Yisrael kampının sorumluluğunu Aaron ve Hur’a bırakarak Sinay dağına çıkar ve Tanrı’dan Tora’yı almak üzere orada kırk gün kırk gece kalır.
DEVAR TORA [Rabi Raymond Beyda – www.torah.org]
Bu Onun Çağrısı
“Kötülük etmek için çoğunluğun peşinde olma” (Şemot 23:2).
Mişpatim peraşası, ödünç verme, tsedaka ve zararlar hakkındaki sosyal yasalardan bahseder. Peraşada halka öğretilen yasalar arasında ceza hukuku da vardır. Suç ve ceza konularında hakimlerin nasıl adaleti sağlayacağı hakkında bilgiler verilir.
Normal şartlarda mahkemelerde yargıçlar arasındaki görüşler içinde çoğunluğa göre karar verilmelidir. Bu durumda yukarıda alıntı yapılan pasukta ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır. Mahkemenin suçluya ölüm cezası verme yetkisi olduğu durumlarda kural, karar veren herkesin aleyhte karar vermesi durumunda suçlanan kişinin beraat ettirilmesidir. Tora bir davada mutlaka her iki görüşü savunan yargıçların olmasını şart koşar. Bu nedenle eğer idam istemli bir davayı gören yirmi üç yargıçlı mahkeme heyeti, hiç istisna olmadan oy birliğiyle sanığın suçlu olduğu yönünde görüş belirttiği takdirde sanık beraat ettirilir.
Or Ahayim Akadoş (Rabenu Hayim Ben Atar) şöyle bir soru sorar: Oyunu sonuncu olarak verecek bir hakim yargılananın suçsuz olduğunu düşünüyorsa ve kendinden önceki bütün oylar aleyhte verilmişse ne yapmalıdır? Eğer inandığı şekilde oy verirse, yani suçsuz olduğunu belirtirse, büyük çoğunluğun aleyhte oyları nedeniyle, masum olduğuna inandığı biri mahkum olacaktır. Ancak sanığın suçsuz olduğuna inandığı halde suçlu olduğunu söylerse, oybirliği sağlanmış olacak ve Tora’ya göre davalı beraat ettirilecektir. Aleyhte oy vermesi adamı beraat ettirecek, masum olduğunu söylemesi mahkemeye cezalandırma yetkisini verecektir. Acaba doğru olduğuna inandığı “sonuca” göre mi oy vermelidir; yoksa sonuç istediğinin tam tersi olacaksa bile, inandığı fikre göre mi davranmalıdır? Oyunu nasıl kullanmalıdır?
Or Ahayim, bu yargıcın, sonuca bakmadan, inandığı şekilde oy kullanması gerektiğini açıklar. “Kötülük etmek için çoğunluğun peşinde olma”. Sonuçları hesaplama. Çünkü Tanrı Kraldır.
Bir yargıç olarak, suçsuz olduğuna inandığımız sanığı, meslektaşlarınızın hata sonucu yaptıkları “adaletsizlikten” kurtaracak şekilde oy kullanmak gerektiğini düşünmek akla daha mantıklı gelmektedir. Ancak Tora, insanın tamamen dürüst olmasını ister ve sonuç hakkında hesap yapmadan doğruyu takip etmesi gerektiğini belirtir. Bir Yahudi, Tanrı’nın uygun olanı yapacağına inanmalıdır. O insanın yaşaması gerekiyorsa Tanrı en sonunda bir yol bulacaktır. Ya da ölmesi gerekiyorsa, Tanrı’nın bu sonucu sağlamak için bu konuda kullanabileceği yollar açısından sıkıntısı yoktur. Gerçek şudur ki, insan, Tanrı’nın kararını değiştiremez.
Kral Hizkiyau, peygambersel bir ileri görüş gücüyle, çocuklarının kötü insanlar olacaklarını ve Yahudileri putlara yönlendireceklerini görür. Evlenmeyerek halkını bu trajediden kurtarmaya ve çocuk sahibi olma mitsvasını yerine getirmeye karar verir. Bunun üzerine Tanrı, onun hastalanmasını sağlar; sonra da Peygamber Yeşayau’yu göndererek bu iyi niyetli krala, bu hastalık sonucu öleceğini bildirir. Yeşayau, Kral Hizkiyau’ya bu bildiride bulunduktan sonra Hizkiyau neden bu şekilde davrandığını mantıklı bir şekilde açıklar. Ama peygamber ona şöyle “Göklerin işine karışma” der. Tanrı ona, yerine getirmesi gereken bir emir vermiştir ve onun, bu emrin yerine getirilmesi sonucunda ne olacağı konusundaki hesapları yapmak gibi bir yetkisi yoktur. Ne olacağına Tanrı karar verecektir.
Buradaki ders açıktır. Tanrı bize Kutsal Tora’ya göre yaşayabilmemiz için uymamız gereken açık kanunlar vermiştir. Bizim sorumluluğumuz bunları öğrenmek, Tanrı’nın bizden yapmamızı istediklerini anlamak ve bunları uygularken elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Mitsvaları uygulamanın getireceği iyi ya da kötü sonuçları hesaplamak bizim görevlerimiz dışındadır. Tanrı’nın en iyiyi bildiğine güvenerek görevimizi yerine getirmeli, Tora’ya uymanın hiçbir zarar getirmeyeceğini ve sadece iyiye ulaştıracağını bilmeliyiz.
PERAŞADAN PRATİK DERSLER [Rabi Yeuda Katz – www.shemayisrael.co.il]
“Bir İbrani köle satın alırsan, [bu köle] altı yıl hizmet edecek ve yedincide karşılıksız olarak serbest kalacaktır” (Şemot 21:1).
Bu cümle bir mahkemenin “köle” olarak sattığı bir Yahudi ile ilgilidir. Bu satıştan elde edilen ücret, satılan Yahudi’nin yaptığı bir hırsızlığı telafi etmek için kullanılır. Yahudi bir “köle” altı sene çalışır. Yedinci yıl başlar başlamaz, azat edilmelidir. Ancak, bu altı sene içine “Yovel” (yedi Şemita yılını takip eden 50. yıl) senesi rastlarsa “esir” o yılın başında otomatik olarak serbest bırakılmalıdır.
Talmud Yeruşalmi (Roş Aşana 3:5), Yirmeyau 34:13-14’e dayanarak, bu kanunun, Yahudiler henüz Mısır’da köle iken verildiğini öğretir. Şöyle bir soru sorulabilir: “Yahudi kölelerle” ilgili bir kanun neden özellikle kendileri köle iken öğretilmiştir? Köle durumundaki zavallı Bene-Yisrael’e, Yahudi bir “efendi”yle ilgili kanunların verilmesi garip değil midir? Bu soruya şöyle cevap verilebilir:
“Yahudi köleler”le ilgili kanunların yanında, Tanrı Bene-Yisrael’e temel bir kavramı da öğretmiştir. Bu da bir köleyi efendiye, bir efendiyi de köleye çevirme kudretinin sadece Tanrı’ya ait olduğu gerçeğidir. Bir “efendiye” verilen kanunları öğrenen Yahudi bir esir düşünün. Bu Yahudi, kısa bir süre sonra özgür olacaklarını ve günün birinde efendi konumuna geçebileceğini düşünecektir. Ne de olsa bir köle, köle sahibi olamaz. Dolayısıyla bu, kendi özgürlüğünün yakın olduğu mesajı için en uygun fırsattır. Dahası, şu anda köle konumundayken, köleliğin ne olduğunu çok iyi bilmekte olduğundan, ileride efendi konumuna geldiğinde, kölenin ruh halinden daha iyi anlayacaktır.
Ancak asıl konu, halka “şu andaki düşkün köle konumunuza bakmayın. Yakında siz de özgür insanlar olacaksınız” mesajının verilmiş olmasıdır. O anda bir köle için bu aklın alabileceği bir şey değildir. Ama mesaj Tanrı’dan geldiği ve bunun gerçekleştiğine şahit olunduğu zaman, bu dünyada bir köleyi bir anda özgür bir insan konumuna getirebilecek tek gerçek Efendi’nin Tanrı olduğu konusunda güçlü bir kavrayışa sahip olunacaktır. İşte Tanrı BeneYisrael’e bu kuralları henüz köle oldukları dönemde vererek onları bu kavrayış düzeyine getirmiştir.
SORULAR & CEVAPLAR [Q&A – www.ohr.org.il]
Sorular ve cevaplar, başka bir kaynak gösterilmedikçe, Raşi’nin açıklamalarını temel almaktadır.
1. Bu haftanın peraşasında “mezuza”dan hangi konuyla ilgili olarak bahsedilmektedir? – Yahudi bir köle, serbest kalmak istemeyip köleliği tercih ettiği takdirde, sahibi onu “mezuza”ya, yani kapının pervazına yaklaştırarak kulağını deler (21:6). 2. Tora, küçük yaştaki Yahudi bir cariyenin “efendisine” hangi özel mitsvayı vermiştir? – Onunla evlenmek (21:8-9). 3. Birinin annesi ya da babasını yaralamasının cezası nedir? – İdam (21:15). 4. A kasıtlı olarak B’ye vurur, ölüm tehlikesiyle yatağa düşerse, maddi tazminatlar dışında A’ya ne yapılır? – B iyileşene ya da ölene kadar hapsedilir (21:19). 5. Belli birini öldürmeye kasteden, ama yanlışlıkla bir başkasını öldüren kişi için hangi ceza öngörülür? İki olasılık veriniz. – [a] Katil ölüm cezasına çarptırılır. [b] Katil ölüm cezasından muaf tutulur; ancak ölen kişinin ailesine kurbanın yaşam tazminatını ödemelidir (21:23). 6. Yahudi bir efendi, Yahudi olmayan kölesinin bir dişini kırarsa, köle otomatik olarak azat olur. Hangi dişler bu kanunun kapsamı dışındadır? – Yerlerine yeni dişlerin çıkacağı süt dişleri (21:26). 7. Bir öküz başka bir öküzü boynuzlar. Zarar veren öküzün sahibi, bu olay önceden iki kereden fazla gerçekleşmemişse, en fazla ne kadar zararı ödemekle yükümlüdür? – Azami olarak saldıran hayvanın değeri kadar. Ve bu, zararı karşılamıyorsa daha fazlasını ödemekle yükümlü değildir (21:35). 8. Peraşamızda, çalışmanın öneminden nerede bahsedilir? – Bir öküzü çalıp kesmek ya da başkasına satmak durumunda öngörülen cezadan. Normal şartlarda hırsızlığın cezası, çalınan malın iki katını ödemektir. Eğer çalınan küçükbaş bir hayvansa ceza 4 kat ödeme şeklindedir. Ama öküz gibi büyükbaş bir hayvan çalınmış ve sonra satılmış ya da kesilmişse, ceza öküzün beş katının ödenmesini gerektirir. Bu cezanın yüksekliğinin nedeni, öküzün sahibinin, çalınan hayvanının yokluğunda tarlasını sürememesinden kaynaklanan iş kaybını tazmin etmektir (21:37). 9. “Eğer güneş [hırsızın] üstüne doğmuşsa” sözleri ne anlama gelir? – Hırsızın öldürmeye niyeti olmadığı gün gibi açıksa (22:2). 10. Bir insana emanet olarak bir eşya verilir. Daha sonra bu kişi, eşyanın çalındığını söyler. Görgü tanıkları gelip aslında eşyayı kendisinin çaldığını söylerlerse ne kadar tazminat ödemelidir? – O eşyanın değerinin iki katı (22:8). 11. Bir kişi patronunun arabasını ödünç alır. Arabaya yıldırım düşer. Ne kadar ödemelidir? – Hiçbir şey (22:14). 12. Neden faizle para borç vermeye “Neşeh – Isırık” denir? – Faiz yılan ısırığı gibidir. Nasıl zehir ilk başta hissedilmez, ama daha sonra bedende gittikçe yayılıp insanı mahvederse, faiz de büyük miktarlara erişmeden fark edilmez; ama bir noktadan sonra borçluyu mahveder (22:24). 13. Tora, bedeninde Kaşer olmasını engelleyen kusurlar olan hayvanları, yani “Terefa” olanları, köpeklere atmamızı söylemektedir. Köpekler neden bu şekilde ödüllendirilmiştir? – Behorların öldüğü bela sırasında sessiz kalıp hiç hırlamadıkları için (22:30). 14. Hangi cümle iftira sözlerini dinlemeyi yasaklar? – Targum Onkelos “geçersiz bir duyumu taşıma” anlamındaki sözcükleri “geçersiz bir duyumu kabul etme” diye çevirir (23:1). 15. İdam konulu bir davada, kararı belirleyecek çoğunluk nasıl olmalıdır? – Beraat için salt çoğunluk yeterlidir. Ama mahkumiyet kararı için en az “suçlu” diyen yargıçların, “suçsuz” diyenlerden en az iki kişi fazla olması gerekir (23:2). 16. Bu haftanın peraşasında Şavuot bayramı nasıl adlandırılmaktadır? – “Hag Akatsir” – Yılın ilk meyvelerini toplama / biçme bayramı (23:16). 17. Etle süt bir arada pişirildiğinde kaç yasak ihlal edilmiş olur? – Bir (23:19). 18. Moşe’nin Tora verilmeden önce yazdığı Sefer Aberit’te (Antlaşma Kitabı) ne yazılıydı? – Bereşit’ten Tora’nın verilişine kadar olan kısımlarla, Mara adlı yerde verilen mitsvalar (24:4,7). 19. Livnat Asapir (Safir Tuğla) neyi hatırlatır? – Yahudiler’in, Mısır’da tuğla yaparken çektikleri çileleri (24:10). 20. Efrat kimdi? Kocası kimdi? Oğlu kimdi? – Miryam. Kocası Kalev, oğlu da Hur’du (24:24).
AFTARA BAĞLANTISI [The Jersey Shore Torah Bulletin – www.shemayisrael.org]
Bu haftaki aftara: Vayihrot Yeoyada – Melahim II 11:17-12:17.
Mişpatim peraşasının, normal aftarası Yirmeyau kitabında yer alır. Aftara tüm Yahudi kölelerin serbest kalmasını emreden Kral Tsidkiyau hakkındadır. Peraşadaki ilk kısım da Yahudi kölelere dair kanunlardan da bahsetmektedir.
Ancak bu hafta Şabat Şekalim olduğundan, özel bir maftir okunur ve normal aftara okunmaz. Bunun yerine, kendi döneminde çok yaygın olan putları temizleyen küçük yaştaki Kral Yeoaş’ı ve kendisine rehberlik eden Koen Gadol Yehoyada’yı konu eden bir aftara okunur. Yeoaş, Bet-Amikdaş’ı onarmak ve güçlendirmek için bağış toplamıştır. Bu bölüm, herkesin her yıl getirmesi gereken yarım şekellik bağışlardan da söz eder. Bu hafta özel olarak okuduğumuz maftirin teması da budur.
HAYAT DERSİ [İgeret Aramban]
Rabi Moşe Ben Nahman’ın (Ramban), oğluna yazmış olduğu mektuptan alıntılar.
“Nereden geldin ve nereye gidiyorsun? Hayattayken bile bir böcekten farksızsın – ve şüphesiz ölümünden sonra da! Gelecekte Kimin önünde hesap vereceksin? Onurlu Kral’ın önünde! Pasukta belirtildiği gibi: “İşte; gökler ve göklerin gökleri Seni içeremez; [bunu] insanların kalpleri de [elbette yapamaz]” ve başka bir pasukta belirtildiği gibi: “Gökleri ve yeryüzünü ben doldurmuyor muyum? diyor Tanrı” [dolayısıyla kaçabileceğin herhangi bir yer yok!] Ve tüm bunları düşündüğün zaman, Yaratıcın’dan çekineceksin ve kendini günahtan koruyacaksın; ve bu özelliklerle, payından mutluluk duyacaksın.”
Kendini çok büyük görme. Nereden geldiğini ve nereye gittiğini düşün.
Tevazua ulaşmak için ne düşünmemiz gerekir? Bütün iyi özelliklerimizin ve yeteneklerimizin kaynağının Tanrı olduğunu fark etmeliyiz. Tanrı bizi korumayı bırakırsa, bir tozdan farkımız kalmaz. Ayrıca Kralların Kralı Tanrı’nın muhteşem büyüklüğünü de düşünmeliyiz. “Nereden geldiğini ve nereye gittiğini” düşünen kişi, kendisinin sadece bir beden olduğunu görür. İçine “can”ı koyan, Tanrı’dır.
Bu, insanın, yaratan, rehberlik eden ve dünyadaki her şeye can veren Tanrı’ya ne kadar minnettar olması gerektiğini anlamasına yardımcı olur. İnsan bunu düşündüğünde, kendini nasıl büyük görebilir ki?
KAŞERUT [Dini Uygulama Rehberi – Rabi Nisim Behar]
Tavuğun Açılması
1. Tavuğun tuzlanması etin tuzlanmasından farklı değildir. Genel olarak bunu yapacak olan evin hanımıdır. Tavuk tuzlanırken evin hanımı şu konulara dikkat etmelidir: Tuzlamadan önce tavuk hafifçe ve sürekli hareket ettirilerek ateşten geçirilir ve tüyleri yakılır. Ama bu işlemde tavuğun pişmemesine dikkat edilmelidir; zira kan içeride pıhtılaşırsa sonra tuzlama sırasında çıkmayabilir. 2. Eğer kafadan faydalanmak için tuzlamak isteniyorsa, kafa ikiye bölünür, beyin kafatasından ayrılır, üstündeki zar yüzülür ve beyin ortaya çıkar. Kafatası kesilmez ve beyin çıkartılmazsa bile, sadece kafatası ve beyin zarının delinmesi, kafanın tuzlanması için yeterlidir. Ayrıca boğaz tamamen kesilmeli ve içindeki damarlar çıkartılmalıdır 3. Karın açılır ve içinde bulunan organlar, yürek, kursak, ciğer, mide, öd kesesi, bağırsaklar ve kaburgaların içinde bulunan akciğerler çıkartılır. Son bir kez, hayvanda bir kırıklık, yara veya başka bir anormallik olup olmadığı kontrol edilir. Kontrol ederken tavuğun fazla veya eksik bir organı olduğu fark edilirse ya da midesinde bir iğne veya benzeri bir yabancı maddeye rastlanırsa, bu konuda uzman olan bir Haham’a danışılmalıdır. 4. Bağırsaklardan faydalanılmak istenirse, doğal olarak önce içindeki pislik iyice temizlenir ve bağırsak tersyüz edilir. Aynı zamanda mide açılmalı, içindeki zar çıkartılmalı ve tüm pisliği boşaltılmalıdır. Yürekten faydalanılmak istenirse iki kesik atılmalıdır. 5. Bir hayvanda öd kesesi yoksa o hayvan yenemez. Diğer yandan eğer öd kesesi var idiyse, ama sonradan dağıldıysa, hayvan Terefa değildir. Bu sebeple, öd kesesiyle yan yana duran ciğerin acılığına bakılır. Eğer ciğer acı değilse, bir de ateşte iyice pişirilerek tadına bakılır. Acımtırak bir tadı varsa o zaman [bu öd kesesinin bir ara varolduğunu gösterdiğinden] o tavuk veya kuş Kaşer’dir. Bu gibi durumlarda bir Haham’a başvurulmalıdır. 6. Tüm organlar yerli yerinde olduğu tespit edildiyse, tavuk, tıpkı ette yapıldığı şekilde, önce yarım saat suda bekletilir, sonra kanın akıp gidebileceği delikli bir kaba ya da tel üzerine yerleştirilir. Kısa bir süre üzerindeki fazla suyun akması beklendikten sonra her yönden kalın tuzla tuzlanır, bir saat kadar bekledikten sonra, üç kez sudan geçirilerek yıkanır ve artık pişirilebilir hale gelir.
HAFTANIN SÖZÜ [Benjamin Disraeli, 1847]
İnsan dünyayı, tahta bir insanı değil, fikirleri çıkarmak için fethetmelidir. Çünkü fikirler sonsuza dek varolur.
|