Haftanın Peraşası Bülteni 5772

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

8 Heşvan

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5772

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

4:12

5:24

-----

Yeruşalayim

4:07

5:20

Tel Aviv

4:27

5:26

  5 Kasım

Tel Aviv

4:22

5:21

İstanbul

5:43

6:23

2011

İstanbul

5:33

6:13

L E H   L E H A

 Hatırlatmalar:

 

ü  17 Kasım Perşembe: 15 Kasım 2003 Saldırılarını Anma Günü

 

 

Bu HP .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Peraşa Özeti (Bereşit 12:1-17:27)

[www.chabad.org]

 

Tanrı, Avram'a konuşarak "Ülkenden, doğduğun yerden ve babanın evinden [ayrıl]; sana göstereceğim ülkeye git" (Bereşit 12:1) emrini verir. Avram'ı büyük bir ulus haline getirecektir. Bunun üzerine, Avram, eşi Saray ve yeğeni Lot ile birlikte, Kenaan Ülkesi'ne doğru yola çıkar ve burada bir sunak inşa ederek, Tek Tanrı kavramını burada da yaymaya devam eder.

İlk Yahudi Avram'ı Mısır'a göç etmeye zorlayan şiddetli bir kıtlık baş gösterir. Oldukça güzel olan Saray, burada Paro'nun (firavun) sarayına alınır. Avram kendilerini ağabey-kız kardeş olarak tanıtarak hayatını kurtarır. Vücudunda çıkan yaralar, Mısır Kralı'nın Sara'ya dokunmasını engeller ve onu, Sara'yı Avram'a geri vermeye ikna eder. İkisini altın, gümüş ve bol malla yolcu eder.

Kenaan Ülkesi'ne geri geldiklerinde, Lot, Avram'dan ayrılarak, kötülüğüyle ün kazanmış Sedom'a yerleşir. Çıkan bir savaşta Kedorlaomer ve üç müttefikinin güçlü orduları zafer kazanır ve fethettikleri Sedom Vadisi'nden aldıkları esirlerin içinde Lot'u da götürürler. Avram, yeğenini kurtarmak için küçük bir tabur hazırlar ve dört kralı yenilgiye uğratmasının ardından Şalem (Yeruşalayim) kralı Malkitsedek tarafından mübarek kılınır.

Tanrı Avram'la "Parçalararası Antlaşma" olarak bilinen bir pakt yapar. Ona, soyunun sürgün ve eziyet göreceği, fakat sonunda Kenaan Ülkesi'nin ebedi olarak onların mülkü olacağını bildirir. Kenaan Ülkesi'ne gelişinden on yıl sonra bile hala çocuğu olmamış olan Saray, Avram'a kendi cariyesi Agar'ı verir. Agar hamile kalır ve hanımına karşı saygısızca davranmaya başlar. Sara buna sert davranışlarla karşılık verince Agar evden kaçar. Bir melek kendisine görünerek onu geri dönmeye ikna eder ve doğuracağı oğlun, kalabalık bir ulusun babası olacağını bildirir. Avram 86 yaşındayken Yişmael doğar.

13 yıl sonra, Tanrı, Avram'ın ismini Avraam'a ("Kalabalıkların Babası") çevirir. Saray'ın yeni ismi ise Sara ("Prenses") olacaktır. Tanrı, ikisine bir oğul doğacağını, ismini Yitshak ("Gülecek") koyacakları bu oğlun, Tanrı'nın özel bir bağ içinde olacağı ulusun atası olacağını müjdeler. Avraam, kendisinin ve ailesi ile evindeki tüm erkeklerin bundan sonra sünnet olmaları konusunda bir emir alır. Bu, tarih boyunca, "Tanrı ile Avraam arasındaki antlaşmanın" işareti olacaktır.

BANA RUHU VER!

[Rabi Yosef Goldman / tannentorah.com]

 

Haftalık peraşalar Avraam'ın sahneye gelişi ile canlanmaktadır. Kurucu atamız o güne kadar putperest olan bir toplumda Tek Tanrı mesajını yayarken dünyaya yeni bir soluk getirmiştir. Kendisi aynı zamanda adalet peşinde koşan ve yeğeni Lot savaşta esir düştüğü zaman onu kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atan korkusuz bir savaşçı olarak da tüm cesaretini göstermektedir.

Avraam yeğenini kurtardıktan sonra, Sedom Kralı, aynı zamanda diğer esirleri de - yani kralın askerlerini ve halkını da - serbest bıraktığı için ona teşekkür eder. Kral Avraam'a savaş ganimetini sunar ve karşılığında sadece adamlarını geri almak ister. "Bana insanları ver (ten li anefeş) ve ganimeti kendine al" der.

Ten Li Anefeş sözleri tam olarak "Bana ruhu ver" anlamında gelir. Her ne kadar Tora'da Sedom kralının ağzından söyleniyorsa da, Tora'da hiçbir söz boşuna yazılı değildir. Bir keresinde bir Hasidik Rabi bu sözlerin, yaptığımız her mitsvada her şeyden önce "ruhumuzu vermemizin" gerektiğini belirtmiştir.

"Bana ruhu ver" çağrısı yaptığımız her şey için geçerlidir. Hepimiz ruh ve bedenin bileşiminden meydana gelmişizdir. Ama çoğunlukla ruhsal yanımız ihmal edilirken, bütün dikkati fiziksel benliğimiz çeker. Kaç kez Yahudilerin, özellikle genç Yahudilerin, Yahudiliğin maneviyattan yoksun olduğu, sinagogların kutsiyet duygusundan yoksun olduğu konusunda şikâyet ettiklerini duymuşuzdur. Sonra da gençlerin, amaç, derinlik ve onlara hiçbir zaman vermediğimiz şeyleri bulmak için Himalaya Dağları'na gitmelerinden yakınırız.

Kaç Bar Mitsva ve düğün, kutlamanın temel amacını saptıran, dost ve komşuları gösterişli harcamalara zorlayan boş birer maddi üstünlük taslama yarışına dönüşmüştür?

Oysa Tanrı başka şey söylemektedir: "Bana ruhu ver!" Bana Benim olanı ver. Yahudiliğin manevi yanını göz ardı etme. Kalıplamış dışsal ifadelere, şarkı ve dans numaralarına son ver. Dış ve yapay görüntünün ötesine geç. Bana biraz maneviyat ver!

İnancımız yüzeysel olduğu zaman, Talmud'da örnek olarak verilen acınacak hırsız kadar çılgın görünürüz. Bu hırsız, işini yapmak üzere girdiği tünelin ağzından, başarılı olmak için Tanrı'ya dua eder! İşte banka soymak için kazmış olduğu tünele girmek üzere olan bir hırsız, belki de potansiyel bir katil, ama tünelin içine girmeden önce başarmak için Tanrı'ya yalvarmaktadır. Ne cüret! Neredeyse Tanrı'nın hırsızlığı yasaklayan emrini çiğnemek üzeredir ve hâlâ Tanrı'dan ona yardım etmesini isteme cüretini göstermektedir!

Ama yüzeyselliğin etkisi böyledir işte. Talmud'daki bu örnekte yer alan hırsız, inançlı biridir! Gerçekten! Ne var ki bu inanç içeri bir türlü nüfuz edememiştir. Bu sığ dindarlık onun içsel benliğini kaplamadığı için, eylemlerinin sahteliğinin farkında olmadan işini yapabilmektedir.

Gerçek şu ki, hepimiz inançlı kişileriz. Zor olan bu inancın özümüze ulaşması, ruhumuza dokunmasıdır. Ten Li Anefeş çağrısına kulak verelim. Yüzeysel Yahudilikten, ruhumuza dokunacak ve çocuklarımıza ilham verecek daha derin ve gerçek bir düzleme geçelim.

MİDRAŞ'TAN

 [Haftanın Peraşası - 5761 Leh Leha]

 

"Avraam bir devdi - 74 kişinin yediğini yedi."

 "Midraş" kelimesini duyduğumuz anda biraz gerileriz. Bunun sebebi, bu yazılarda bahsi geçen aklın alması güç anlatılardır. Talmud öğrenmiş bir kişinin, IQ düzeyleri sorulduğunda "müthiş" cevabını vereceği Mişna ve Talmud dönemindeki Hahamlar, bizzat Midraş'larda da açıklamalar yapmışlardır. Ancak Hahamlarımızın Midraş'ta anlattıkları, birçok durumda masalları ve efsaneleri hatırlatabilmektedir. Zira bu anlatılarda dağlar uçmakta, melekler tartışmakta, tek kişi yüz binlerce kişiyi bir çığlıkla yere serebilmektedir. Ve çoğumuz bunları okuduğumuz zaman kaşlarımızı kaldırmaktan kendimizi alamayarak Talmud'daki ‘müthiş' IQ'lu Hahamlara Midraş'ta ne olduğunu merak etmeye başlayabiliriz.

Aslında Hahamlar aynı Hahamlardır. Anlattıkları, bizim aklımızın alamadığı şeyler de olsa, en az Yazılı Tora kadar değerli ve anlamlıdır. Sorun ise bizlerin, yetersiz bilgimiz sebebiyle onların anlatmak istediklerini anlayamamasındadır. İşte güzel bir örnek:

Midraş, Avraam'ın bir dev olduğundan bahsetmekte, hatta bir oturuşta 74 kişinin yediğini yiyebildiğini belirtmektedir. Sadece bu cümleyi okumak bile, yeterli arka plan bilgiye sahip olmayan birinin hemen "Benim peri masallarıyla işim yok" diye kesip atmasına yetecektir. Diğer yandan biraz düşünen biri, Midraş'ın, böyle bir ifadeyi boş yere kullanmayacağını görecektir. Öncelikle kendisine "Midraş'ın insana saçma gelen böylesi bir ifade kullanması gereksiz. Ama kullanmış; acaba neden?" diye sorması muhtemeldir. Ardından biraz daha düşünüp, "Midraş madem Avraam'ı abartılı biçimde tanımlamak istiyor, neden 74 gibi yuvarlak olmayan bir sayıyı kullanmış?" sorusuna yoğunlaşabilir. Sadece bu iki soru bile o kişinin, bu Midraş'ta aslında o kadar basit olmayan - hele bir peri masalı hiç olmayan - bir mesajın var olduğunu kavramasına yetecektir. Hahamlar bir konuyu anlatmak istemişler; ancak biraz çetrefilli bir yol seçmişlerdir. Bu yolu çözümlemek ise ne yazık ki her zaman mümkün değildir. (Hahamların böyle şifreler kullanmalarının en önemli sebebi, yazıya geçirilmiş olan Sözlü Tora'yı, hala "sözlü" tutma isteğidir. Zira bunları anlayamayanlar, bilen bir üst nesle, konunun uzmanı Hahamlara danışacaklar ve "sözlü aktarım süreci" bir şekilde devamlılığını sürdürecektir.) Örneğimiz için ise bizim anlayabileceğimiz düzeyde bir açıklama mevcuttur ve Tora'da, Avraam'dan çok sonra meydana gelmiş bir olaydan çıkmaktadır:

 "Moşe, Aaron, Nadav ve Aviu, ve Yisrael'in yaşlılarından yetmiş kişi çıktı. Yisrael'in Tanrı'sını gördüler ... ve Tanrı'yı seyrettiler; yediler ve içtiler" (Şemot 24:9-11)

Burada, isimleri geçen dört kişi ve yetmiş yaşlı olmak üzere, toplam 74 kişi vardır. Tora bu 74 kişinin, "Tanrı'yı seyretmek" ile eşdeğer bir manevi tecrübe yaşadıklarını belirtmektedir. Buradaki "yediler ve içtiler" ifadesi ile ilgili olarak çeşitli açıklamalar vardır. Bunlardan bazıları bu kişilerin, ulaştıkları yüksek düzeye rağmen, böyle bir tecrübe karşısında yiyip içmelerini eleştirirken, bazıları da, bu kişilerin böyle bir tecrübe yaşamalarına rağmen hiçbir şey olmamış gibi yiyip içmelerini, onların, maneviyat konusunda ne denli doruklarda olduklarını gösterdiğini belirterek bu 74 kişiyi övmektedir. Diğer bir açıklama ise, buradaki "yediler, içtiler" kelimelerinin fiziksel beslenmeyi değil, maneviyatta erişilen zirve niteliğindeki noktayı anlattığını ileri sürmektedir. Başka bir deyişle, bu 74 kişi bu olağanüstü tecrübeyi "yeyip içercesine" iştahla benliklerinin ayrılmaz bir parçası haline getirmişlerdir.

Hangi açıklama olursa olsun, ortak nokta, bu 74 kişinin, böylesi herkesin yaşayamayacağı bir tecrübeye hak kazanmış oldukları ve dünya üzerinde "maneviyatı çok yüksek kişiler" sıralamasında üst düzeyde bulunduklarıdır.

Midraş'a geri dönelim. "Avraam bir devdi - 74 kişinin yediğini yedi." Midraş burada Avraam'ı tanımlamaktadır. Ama bu tanım fiziksel değildir. Avraam'ın fiziksel boyutlarının ve ne kadar yemek yediğinin bizi fazla ilgilendirmediği açıktır. Bizi asıl ilgilendiren Avraam'ın manevi düzeyidir. "Ha; onu mu merak ediyorsunuz?" demektedir Midraş. "Hani, Tanrı'yı tecrübe eden 74 kişi var ya... Avraam işte, o 74 kişinin hep birlikte yaşadığı tecrübeyi tek başına yaşadı. Tanrı'yı 74 kişinin algılamasına eşit bir şekilde tek başına algıladı. Avraam bir devdi - maneviyat konusunda..."

MAASE

 

Zamanlarla Yaşamak

 

Lubaviç Hasidizminin kurucusu Liadi'li Rabi Şeneur Zalman, liderliğinin ilk yıllarında öğrencilerine şöyle demişti: "Kişi zamanlarla yaşamalıdır."

Genç Hasidler yaşlı olanlara Rabi'nin kullandığı cümlenin ne anlama geldiğini sordular. Yaşlılar konuyu aralarında tartıştılar. (Seneler sonra, Rabi Şeneur Zalman'ın oğlu ve halefi Rabbi Dov Ber kendine has tarzıyla bu vecizenin ayrıntılarını açıklamıştır. Ama Rabi Şeneur Zalman bu sözleri ilk kez telaffuz ettiği zaman en büyük Hasidler bile bunun anlamını kavramakta zorluk çekmişlerdi.) Sonunda Rabi Şeneur Zalman'ın kardeşi Rabi Yeuda Leib, Rabi'nin ne demek istediğine açıklık getirdi.

"‘Kişi zamanlarla yaşamalıdır" sözcüğünün anlamı şudur: Kişi her gün, haftanın peraşasıyla ve peraşanın o günle bağlantılı olan kısmıyla "birlikte yaşamalı" ve kendi hayatında bu deneyimi yaşamalıdır.

"Rabi'nin genç ve yaşlı tüm Hasidleri peraşanın o günlük bölümünü Raşi'nin açıklamalarıyla birlikte öğreneceklerdi. Rabi onlara şunu söylüyordu: Kişi zamanlarla "yaşamalıdır". Kişi sadece o günlük bölümü öğrenmekle kalmamalı, onu hayatında deneyim olarak yaşamalıdır da.

"Bereşit peraşası mutlu bir peraşadır" diye devam etti açıklayan Rav. "Tanrı evreni ve canlıları yaratmakta ve bunun ‘iyi olmasıyla' memnuniyet ifade etmektedir. Ancak peraşanın, insanlığın bozulmasını ve Tanrı'nın Yaratılış işinden dolayı hissettiği, lafın gelişi, "pişmanlığı" tanımlayan son bölüm pek de hoş değildir. Dolayısıyla bu bölümün rastladığı günler o kadar da keyifli sayılmaz. Yine de, bütününe baktığımız zaman Bereşit genellikle mutlu bir peraşadır ve bütün Yahudi cemaatlerinde neşe ve sevinç vardır. Ne de olsa Tora'ya tekrar baştan başlamışızdır. Bir sonraki haftaki Noah bölümünde tufan gelir. Bu geneli itibariyle üzücü bir haftadır, ama mutlu bir son vardır: atamız Avraam doğmuştur.

"Ama gerçekten neşe dolu ilk hafta, Leh Leha haftasıdır. Çünkü bu haftanın her gününü Avraam ile beraber yaşarız. Tanrısal mesajı dünyaya getirmek için kendini feda etmeye hazır olan ilk kişi olan Avraam ile birlikte. Her bir Yahudi'ye Tora ve mitsvalar uğruna özveri gösterme niteliğini miras bırakan Avraam ile birlikte."

ŞABAT ALAHALARINA GİRİŞ

[Rabi Daniel Schloss - www.pidyon.org]

Şabat alahalarıyla ilgili bu yazı dizisi Mişna'da (Şabat 7:2) listelenen 39 melahaya dair temel prensipleri, Rabinik yasaklamalarla birlikte ele alacaktır. Bu dizi Şabat kanunlarını orijinal kaynaklarından öğrenmenin yerini tutma amaçlı değildir. Amaç, Şabat'ın ayrıntılı kanunlarını anlamakta, hatırlamakta ve uygulamakta yardımcı olarak bir rehber sunmaktır. Burada değinilecek konularda çıkabilecek sorularda bir Rav'a başvurulmalıdır.

 

B. Hahamlarca öngörülen kısıtlama ve ek uygulamaları tanımlamak için kullanılan terimler:

1. GEZERA: (çoğul: Gezerot) [sözlük anlamı: hüküm. Bu konu bağlamında "çit".] Bu terim, Tora'nın bir yasağını korumak için hahamlar tarafından öngörülen bir kısıtlamayı tanımlar. Tora olası ihlallerden belli bir mesafeyle uzak durmamızı talep eder ve Hahamlara bunu temin etmek üzere uygun "çitler" kurma görevini vermiştir (bkz. Vayikra 18:30).

2. TAKANA: (Çoğul: takanot). Tora kanunlarının ruhunu el üstünde tutmak üzere hahamlar koyulan ek uygulamalar. Takanot sınıfındaki kurallar Şabat gününün derin ve özel anlamına odaklanmamız için uygun havayı yaratmaya yardımcı olur.

PERAŞADAN DERSLER

[Rabi Şelomo Ressler - www.weeklydvar.com]

Leh Leha peraşasının başında Tanrı Avraam'ı çeşitli şekillerde mübarek kılacağını söylemektedir. Bunların arasında ilginç bir tanesi, Avraam'ın kendisinin bir beraha olacak olmasıdır (12:2). Kişi nasıl bir berahaya dönüşür? Dahası, Raşi'ye göre, Tanrı Avraam'a şu sözü verir: Tanrı, Kendi İsmi'ni Yitshak ve Yaakov ile de bağdaştıracak olmasına rağmen, bu konudaki berahaların sonunda Avraam'ın ismi yer alacaktır. Eğer Hahamlarımız Yitshak ve Yaakov'un Avraam'dan daha yüksek mertebelere ulaştıkları konusunda haklı iseler, Avraam'ın, her berahanın özellikle kendi ismiyle sonlanmasını sağlayan özelliği neydi?

Rav Moşe Feinstein'e göre, Avraam daha farklı olmayı hak ediyordu, çünkü Tanrı'ya inancı sağlayan ilk kişi oydu. Ondan sonrakiler daha yüksek mertebelere ulaşmalarına rağmen, Avraam'ın başarıları daha değerliydi. Belki bu Avraam'ın kendisinin nasıl bir berahaya dönüştüğünü de açıklayabilir. Bir şeye ön ayak olmak ve inandığın bir şeye başlamak toplum için bir beraha olarak önemlidir, çünkü ardından gelecek bereketlerin üzerine inşa edilebileceği bir temel yapı oluşturur! Tanrı Avraam'a, ve sonra da bize, lider ve öncü olursak ilk çabalarımızın hiçbir zaman unutulmayacağına ve her zaman bir beraha olarak anımsanacağına dair söz vermiştir!

ALİHOT OLAM

[Sefer Yalkut Yosef - Rabi Yitshak Yosef]

 

Tıraş Kuralları

 

1. Erkeklerde saç ve sakal kesimi konusunda Tora'dan kaynaklanan bazı yasaklamalar vardır. Bu yasaklamalar kadınlar için geçerli değildir.

2. Favorilerin belli uzunluğu koruması gerekir. Her ne kadar Sefarad Yahudileri'nde, bazı Aşkenaz kardeşlerinde görüldüğü şekilde favorileri uzatma geleneği yoksa da, favorilerin uzunluğu, kulağın yaklaşık olarak orta kısmına denk gelen hafif kemik çıkıntısının üstünde kalmamalıdır.

3. Favorilerin veya favoriler de dâhil olmak üzere tüm saçın tıraş edilmesi Tora'nın bir yasağıdır. Bazılarına göre favoriler makasla da olsa bundan daha kısa kesilmemelidir. Küçük çocuklar tıraş edilirken de buna dikkat edilmelidir.

4. Sakalın ustura, jilet, bıçak gibi aletlerle kesilmesi Tora'nın beş yasağının çiğnenmesi anlamına gelebilir. Bu nedenle bu konuda dikkatli olunmalıdır. Nesiller boyunca Yahudi erkekleri normalde sakallı olmuşlardır. Ancak günümüzde bir erkek, işyerinde, evde veya başka bir yerde sorun çıkabileceğinden endişe ediyorsa, sakalını bir makasla kısaltabilir. Günümüzde kullanılan elektrikli tıraş makineleri de makas prensibine benzer bir şekilde çalıştığından, sakal kesiminde kullanılabilir. Ancak kullanım sırasında makine cilde bastırılmamalı, tıraşın sonucu sinekkaydı olmamalıdır. Tıraş sonrasında el geçirildiğinde sakal kılları hissedilecek şekilde tıraş olunmalıdır.

 

Haftanın Sözü

[www.weeklydvar.com]

 

Önemli olan, önemli olanı önemli tutmaktır.

-- Albert Einstein

 

 

Haftanın Peraşası'nı, t e b e r r u d a b u l u n a r a k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.