Haftanın Peraşası Bülteni 5769

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

  1 Kasım

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

2008

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

4:15

5:27

-----

Yeruşalayim

4:09

5:22

Tel Aviv

4:29

5:28

3 Heşvan

Tel Aviv

4:24

5:23

İstanbul

4:48

5:28

5769

İstanbul

4:40

5:20

N O A H

 Hatırlatmalar:

ü Not: Erets-Yisrael'de 4 Kasım gecesinden itibaren Bareh Alenu okunmaya başlanacaktır. Diaspora'da başlama tarihi ise Aralık ayındadır.

 

Bu HP  .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Peraşa Özeti (Bereşit 6:9-11:32)

[www.chabad.org]

 

Tanrı, şiddet ve yozlaşma batağına saplanmış olan bir dünyadaki tek dürüst insan olarak dikkati çeken Noah'a büyük ahşap bir gemi inşa etmesini emreder. Gemi, içten ve dıştan ziftle kaplı olacaktır. Tanrı, büyük bir tufanın, yeryüzünden tüm yaşamı sileceğini, fakat geminin su üstünde yükselerek, içindeki Noah, ailesi ve tüm hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere çiftlere sığınak olacağını söyler.

Kırk gün boyunca yağmur yağar ve sular, sakinleşene kadar 150 gün boyunca kabarır. Gemi, Ararat dağına oturur ve Noah, pencereden önce bir kuzgun, sonra da birkaç kez güvercin gönderir. Amaç, suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamaktır. Toprağın tamamen kuruması, Tufan'ın başlangıcından tam bir güneş yılı, yani 365 gün sonraya rastlar. Tanrı bunun ardından Noah'a, gemiyi terk etmelerini ve yeryüzünü tekrar nüfuslu hale getirmelerini emreder.

Noah bir sunak inşa eder ve Tanrı'ya korbanlar yapar. Tanrı, bir daha tüm insanlığı kötü davranışları sebebiyle yok etmemeye yemin eder ve insanlıkla yaptığı bu yeni antlaşmanın sembolü olarak gökkuşağını atar. Tanrı ayrıca Noah'a, yaşamın kutsallığı hakkında talimat verir: Cinayet, idamı gerektirecek düzeyde ciddi bir günahtır. Ve bundan sonra insanların hayvanların etini yemelerine izin olacaksa da, bir hayvanın eti, o hala canlıyken yenemez; ayrıca kan da yenmemelidir.

Noah bir bağ diker ve ürününden elde ettiği şarapla sarhoş olur. Çıplak bir şekilde otururken, oğullarından Ham durumdan avantaj sağlar ve bunun için lanetlenir. Babalarının çıplaklığını örten diğer iki oğlu Şem ve Yefet ise mübarek kılınır.

Noah'ın soyu, on nesil sonra tek bir dili konuşan, ortak kültüre sahip tek bir halk haline gelir. Fakat o nesilde, kendi yenilmezliklerini simgeleme amacıyla yüksek bir kule inşa etmeye kalkışarak, Yaratıcıları'na karşı gelirler. Tanrı onların dillerini bozar; öyle ki, artık biri, diğerinin söylediğini anlayamaz hale gelir. Sonunda projeyi iptal etmek zorunda kalınır; insanlar, gruplar halinde yeryüzünün farklı kesimlerine dağılarak yetmiş ana ulusu oluştururlar.

Noah peraşasının sonunda, Noah'tan Avram'a [sonradan Avraam] kadar olan on nesil listelenir. Avraam'ın, doğum yeri olan Ur Kasdim'den çıkıp, Kenaan Ülkesi'ne giderken Haran'da konaklamasının anlatımıyla peraşa biter.

 

DEVAR TORA

[Rabi Dror Brama - www.torahmitzion.org]

 

Güçlü Bir Avcı

 

Bu peraşa Tufan'dan sonra dünyada etnik ve politik kültürün doğuşuna bütün bir bölüm ayırır (Perek 10). Noah'ın bu bölümde sözü edilen yetmiş torunu yıllar sonra dünyadaki yetmiş milleti oluşturmuştur. Bu soyağacı listesinin ortasında aniden bize ilginç bir öykü sunulur:

 

"Kuş, Nimrod'a baba oldu - [Nimrod] dünyada güç sahibi olmaya başladı.
Tanrı'nın önünde güçlü bir avcıydı. Bu sebeple, ‘Nimrod gibi - Tanrı'nın önünde güçlü bir avcı' şeklinde bir deyiş vardır. Krallığının başlangıcı, Şinar diyarındaki Bavel, [ayrıca] Ereh, Akad ve Kalne'dir
" (Bereşit 10:8-10).

 

Bu pasukların arasındaki ilişki açık değildir. İlk pasuk Nimrod'un dünyada güç sahibi olmaya başladığını söylemektedir. Burada kullanılan "Ehel - Başladı" sözcüğü genellikle, hakkında kullanılan kişi her ne yapıyorsa onun bunu dikkate değer bir şekilde yapan ilk kişi olduğunu vurgular. Başka bir deyişle dünya tarihinde belirgin bir şekilde güç toplayan ilk kişi Nimrod'dur. Tora'nın metni burada ne tür bir güçten bahsedildiğini ayrıntılı bir şekilde açıklamamaktadır. Acaba Nimrod ne açıdan güçlüydü? Güçlü bir savaşçı mıydı? Serüvenlerinde özellikle cesur muydu?

 

İkinci pasuk daha çok ayrıntı vermektedir; ancak hâlâ aklımıza takılan birçok soru mevcuttur. Pasuk Nimrod'un "Tanrı'nın önünde güçlü bir avcı" olduğunu söylemektedir. Şimdi; avcılıktan ne tür bir gücün anlaşıldığını biliriz, ama "Tanrı'nın önünde" sözünün anlamı nedir? Dünyadaki her insan yaptıklarını "Tanrı'nın önünde" yapıyor değil midir zaten? Tora bununla yetinmemekte, eski zamanlarda kullanılan bir deyişi de aktarmaktadır: Herkes Nimrod'dan "Tanrı'nın önünde güçlü bir avcı" diye söz ederdi. Bu deyimin anlamı nedir?

 

Üçüncü pasukta konuya başka bir zorluk eklenmektedir. "Krallığının başlangıcı..." bu noktaya kadar söylenenlerin bir krallıkla ne alakası vardır? Şu ana kadar metinde krallık hakkında hiçbir şey söylenmiş değildir! Bildiğimiz Nimrod "güçlü bir avcıdan" ibaretti! Şimdi birden bire kral da mı olmuştur?

 

Midraş Raba'da Hahamlarımız, ve onları takiben Raşi, Tora'nın bize burada dünya tarihinde Tanrı'nın Krallığı'na karşı isyan eden ilk liderden bahsettiğini açıklarlar. Bu konuda söyledikleri, yukarıdaki soruları tek tek cevaplamaktadır:

 

Bereşit kitabının 10.cü bölümü tamamen Tufan'dan sağ çıkan insanların uluslar oluşturmalarını anlatır. Bu arada, bu bölüm bize göçebe avcı gruplarının nasıl bölgesel kurallara bağlı etnik gruplar ve şehir devletleri oluşturduklarını anlatır. Bu da, beşeri medeniyetin beşiği olan Mezopotamya'da bu kültürün içinde krallığın doğuşunun öyküsüdür.

 

Şinar, Aşur, ve Bavel kralları "Tanrı tarafından seçilmiş olmalarının" verdiği fırsatla egemenliklerini kurmuşlardır. Kitabelerinde kendilerini bu şekilde ebedileştirmeyi tercih etmişlerdir. Başka bir deyişle, kendi yönetimleri konusunda kendilerini dinî ve etik açıdan haklı çıkarma yöntemleri budur. Peki bu kişiler nasıl "Tanrı'nın seçilmiş" insanları olmuşlardır? Gerçekten de, Tanrı tarafından seçilmişler midir? İşte, yukarıdaki pasuklarda, beşerî medeniyetin kaynaklarını tanımlarken, Tora bu soruları cevaplandırmaktadır.

 

Her şey Nimrod ile başlamıştır. Kendisi "dünyada güçlü biriydi." Onun maceraları geceleri kabile ateşinin etrafında tekrar anlatılırdı. Onun "gücü" avcılık dünyasında açıkça bilinmekteydi. İnsanlar başkalarının başarısız olduğu yerde onun nasıl başardığını, bu adamı neyin "güçlü" kıldığını merak ederlerdi. Onların putperest dünyalarında bunun en bariz açıklaması şöyleydi: Nimrod olsa olsa ilahlar tarafından özel olarak kutsanmış ve onlardan özel yardım gören bir kişi olmalıydı. Nimrod'un kendisinin de, başarılarını, ilahi yardımın birer yansıması olarak gördüğünü düşünmek mantıksız bir varsayım olmayacaktır.

 

Böylece, Nimrod "Tanrı'nın önünde güçlü bir avcıydı" (ya da "ilahın önünde..."). Zaman geçtikçe, bu görüş evrensel olarak kabul edildi; Nimrod'un Tanrı'nın önünde başarılı ve seçilmiş olduğu "herkesçe bilinen bir bilgi" halini aldı. Bir sonraki aşama gayet doğal olarak gelişti. Ne de olsa her kabile, Tanrı'nın seçtiği kişi tarafından yönetilmek ister. Böylece bu, onun krallığının ve genel olarak da ilk beşerî krallığın başlangıcı olmuştur. Nimrod'un hüküm sürdüğü bölgeler - Ur, Bavel ve Nippur ("Uruk") - Mezopotamya'da hilal şeklindeki bir bölgedir ve Verimli Hilal olarak bilinir. Burası, bizim bildiğimiz şekliyle kültür ve hükümdarlığın gerçekleştiği en eski bölgedir.

 

Aynı kültürel köken insanın Tanrı'ya karşı isyanına ve sonunda Yeruşalayim'deki I. Bet-Amikdaş'ı yıkan Babil ulusunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Şimdi bunun nasıl meydana geldiğine bir göz atalım.

 

Yukarıda gördüğümüz ilahî (!) düzenin hükümdarlık anlayışına göre, kimin "Tanrı tarafından seçilmiş kişi" olduğuna dair kararı kim ve neye göre vermiştir? Bu sıfatı aslında Tanrı'nın vermiş olmadığı açıktır. Seçimi yapan insanlardır ve bir kişiyi, sırf "kaba kuvvet konusunda başarılı olduğu için" bir anda "Tanrı'nın seçtiği kişi" olarak görmeye başlamışlardır. Kim en güçlü, en başarılı ve muzafferse, o birden "kutsal biri" olmuştur. Bu düşünüş tarzına göre, Tanrı, bir anlamda insanın başarısına "tabi" bir konuma oturtulmaktadır. Öyle ya; insanlar Tanrı'nın, mutlaka herhangi bir mücadelenin galibinin yanında olması gerektiğini düşünür. O zaferin nasıl elde edildiğinin onlar için bir önemi yoktur - zafer, onların gözünde, Tanrı'nın muzafferi desteklemesi için yeterli olmalıdır.

 

Bu bakış açısına göre, hangi güçlü avcı kemerine başkalarından daha çok sayıda kuru kafa asarsa, hangi kötü diktatör toprağın denetimini ele alırsa ve halkını sindirirse "Tanrı'nın seçtiği kişi" o olacak, dolayısıyla ülkeyi kendisi yönetecektir. Şu gerçektir ki, bu bakış açısı, insanlığı kanlar dolusu nehirlerden geçirmiş, insanlığın en alçak türünün saltanatını meşru kılmış - hatta onu "kutsal" bile görmüştür.

 

İşte, Babil kültüründe ilk kralın öyküsü budur: Dinî gerekçe örtüsü ile emperyalizmi doğuran ideolojinin kurulması, Tanrı'yı beşerî bir lider seçmeye, sözün gelişi, "zorlayan" ilk teşebbüs, beşerî krallığın Tanrısal krallığın üstünde tutulması...

 

"Ve Tufan'dan sonra [tüm] halklar yeryüzüne bunlardan [türeyerek] yayılmışlardır" (Bereşit 10:32).

 

Gelecek haftaki peraşada, doğu topraklarından, "birçok milletin babası" olacak olan bir kişinin ortaya çıkışını okuyacağız. Bu kişi, Tanrı'nın gerçekten seçtiği kişi olacaktır: İbranî Avraam.

 

5 Soru

Cevapları broşürün sonunda bulabilirsiniz.

 

1.      Raşi, Noah ile ilgili kullanılan "kendi neslinde kusursuzdu" ifadesini nasıl açıklar? (6:9)

2.      Tanrı, Noah'a kaç temiz ve kaç temiz olmayan hayvan getirmesini söylemiştir?

3.      Raşi'ye göre, güvercinin bir zeytin dalı ile geri dönmesinin mesajı nedir? (8:11)

4.      Tanrı'nın Noah ile yaptığı antlaşma nedir ve bu antlaşmanın simgesi nedir?

5.      "Bavel" (Babil) bu şekilde adlandırılmıştı? (11:9)

 

MİŞNE TORA

[Rambam'ın Sözlü Tora'nın tüm konularını kapsayan devasa kanun kodeksi Mişne Tora'nın çok kısa bir özeti. Hazırlayan: Rabi Dr. Azriel Rosenfeld]

 

Önsöz

 

Önümüzdeki haftadan itibaren, Rambam'ın, Tora'nın tüm konularını kapsayan anıtsal çalışması Mişne Tora'nın özetini bölümler halinde burada vermeye başlayacağız. Rambam'ın eseri toplam 14 kitaptan oluşur ve aynı zamanda "Yad Ahazaka - Kuvvetli El" olarak da bilinir (Yad sözcüğünün sayısal değeri 14'tür).

 

Bu yazı dizisinin amacı Alaha'ya - yani Yahudi dinînin kurallarını - kısa bir şekilde, ama tüm konulara değinerek bir giriş yapmaktır. Mişne Tora bu konudaki en önemli eser olduğuna göre, böyle bir giriş derlemek için, onu bir kaynak olarak kullanmak doğaldır.

 

14 kitaptan oluşan Mişne Tora'da 83 alt başlık vardır. Yazı dizimizde, Rambam'ın her kitabın başında yazmış olduğu giriş açıklamasını aynen çeviriyle yer alacaktır. Bu açıklama, söz konusu bölümün içeriği hakkında kısa bir bilgi içerecektir.

 

Mişne Tora, Tora'nın 613 mitsvasının tümünü kapsar ve her bir emirle ilgili genel Alaha prensiplerini özetler. Şu önemle vurgulanır ki, Alaha statik değil dinamik bir konudur ve uygulama kriterleri nesilden nesle, ayrıca cemaatten cemaate farklılıklar gösterebilir. Dolayısıyla her ne kadar Mişne Tora, günümüzün Alaha uygulamaları için en önemli temeli teşkil ediyorsa da, günümüz için bir uygulama kitabı değildir ve günümüzde bir Yahudi hangi konuda ne şekilde davranacağını bu günün eserlerinden öğrenmelidir. Buna bağlı olarak, okuyucu, pratik Alaha konusunda burada yazacağımız - hem de çok kısa bir özet olan - kanunları bir temel olarak kullanamayacağını bilmelidir. Alaha konusundaki pratik uygulamalar için uzman bir Haham'a danışmak gerekir.

 

BİR KİŞİ / BİR ESER

 

Rambam: Rabi Moşe Ben Maymon (1135-1204) isminin baş harflerinden oluşur. Rabi Moşe, dünyada Maimonides olarak da tanınan, Yahudi tarihinin en büyük Tora otoritelerinden ve filozoflarından biridir. İspanya'daki Yahudi kültürünün altın çağının sonlarında Kordova kentinde doğmuştur. Genç yaşta bilim ve felsefeye merak salmıştır. Babası Rabi Maymon'dan ve Rabi Yosef ibn Migaş'tan Tora öğrenmiştir. 1148'de Afrika'dan gelen istilacıların Yahudiler'i din değiştirme, ölüm veya sürgünden birini seçmek zorunda bırakmasıyla, diğer birçok Yahudi gibi sürgünü seçmiş, on yıl boyunca İspanya'nın güney kesimlerinde sürekli yer değiştirerek yaşamış sonunda Fas'ın Fez kentine yerleşmiştir. Orada Al Karauin üniversitesinde öğrenim görmüş ve Yahudilik dışı bilgisinin büyük kısmını burada edinmiştir. Ayrıca buradayken Mişna'ya yaptığı açıklamaları yazmıştır. Bir süre sonra Erets-Yisrael'e gelmiş, ancak kısa süre sonra Mısır'daki Fostat'a yerlemiştir. Burada Başvezir Aldahil ile Eyyubi Sultanı Salahaddin'in doktoru olmuştur. Ayrıca Aslan Yürekli Richard'ı da tedavi etmiştir. Zamanının en büyük doktoru olarak kabul edilen Rambam, Mısır'da yaşadığı ömrünün kalanı boyunca Yahudi dini konusunda çok önemli ve temel kabul edilen eserlere imza atmıştır. Bunlardan biri de Tora'nın tüm konularını düzenli bir şekilde maddeleyerek kanunları açıkladığı Mişne Tora adlı anıtsal eseridir. Bunun yanında More Anevohim (Şaşırmışlar İçin Rehber) adlı felsefi eseri de çok ünlüdür. Genelde Aristo felsefesini benimsemiş olup Yahudi kaynaklarıyla onun arasında paralellik kuran Rambam, Aristo'nun Yahudilik'le çelişen görüşlerini ise kabul etmemiştir. Rambam'ın felsefe, mantık ve tıp alanlarında da birçok yazısı mevcuttur. Rambam, Mişna'nın Sanedrin kısmına yaptığı açıklamalarda, Yahudi inancının 13 temel prensibini listelemiştir. Rambam'ın Yahudi kültüründeki önemini şu deyiş en iyi şekilde ortaya koyar: "MiMoşe LeMoşe Lo Kam KeMoşe - Moşe'den [=Moşe Rabenu'dan], Moşe'ye [=Rambam'a] kadar, Moşe gibisi çıkmamıştır".

 

DÜŞÜNCELER

["Straight Talk" / Rabi Shaul Rosenblatt - www.aish.com]

 

Daha Fazlasını Yapabilir Miyiz?

 

Bir an için Noah olduğunuzu düşünün. Gemiden boş bir dünyaya çıkıyorsunuz. Hiçbir hayvan, hiçbir kuş, hiçbir insan yok. Sessizlik sağır edici olmalı. Noah'un ilk yaptığı şeyin bir üzüm bağı dikip sarhoş olması pek de şaşırtıcı değil!

 

Schindler'in Listesi filminin sonlarına doğru, Oskar Schindler'in, arabasına bakıp, onunla 10 Yahudi daha kurtarabileceğini fark ettiği anı anlatan acıklı bir sahne vardır. Onun saati iki Yahudi'ye bedeldi. Takım elbisesi - bir Yahudi daha. Bu kadar çok Yahudi kurtarmasına rağmen, gaz odalarından çıkarabileceği çok daha fazla Yahudi olduğunu biliyordu. Ve bu düşünce inanılmaz derecede acı vermekteydi.

 

Noah 120 sene boyunca zamanını kendi neslini uyarmakla, onları kurtarmaya çalışmakla geçirdi. Daha fazlasını yapabilir miydi? Gemisinden tamamen ölü bir dünyaya çıktığı zaman, bunu yapabileceğini kesinlikle biliyordu.

 

Bir olaydan sonra, o olayda neler yapabileceğimizi bilmek her zaman daha kolaydır. Tabii ki, marifet, ne kadar fark yaratabileceğinizi önceden bilmektir. Etrafınıza bir bakın ve kimin ulaşılmaya ihtiyacı olduğunu görün. Çünkü şimdi görmezseniz, iş işten geçtikten sonra görmeniz size çok acı verecektir. Etrafımızdaki insanlara ulaşmak ne kadar ıstıraplı ve zor olsa da, bu, çok geç olmasını beklemekten çok daha iyidir.

 

YAHUDİ EVİNİN TEMELLERİ

[Dini Uygulama Rehberi - Rabi Nisim Behar]

 

Birkat Amazon Kuralları

 

1.      Birkat Amazon söylemeyi unutup yemek yediği yerden ayrılan biri tekrar yemek yediği yere dönmek zorundadır. Fakat dönmesi imkânsız ise bulunduğu yerde söyler.

2.      Birkat Amazon söyleme zamanı, yemek yedikten sonra tekrar acıkana kadardır. Fakat buna rağmen 72 dakikayı geçmemek gereklidir.

3.      Birkat Amazon, kelimesi kelimesine söylenmelidir. Herhangi bir rahatsızlık veya başka bir sebepten dolayı (örneğin Tame [manevi anlamda temiz olmayan] bir yerde bulunuyorsa ve) ağzından kelime çıkaramıyorsa Birkat Amazon'u içinden söyler.

4.      Tehlikeli bir durum haricinde Birkat Amazon yarıda kesilemez. Eğer kesilirse baştan söylemek zorunluluğu yoktur.

5.      Birkat Amazon söyleyip söylemediğini hatırlayamayan bir kimse, baştan söylemelidir.

 

5 CEVAP

 

1.      Noah'ı özel kılan, neslinin çok bozuk olmasıydı. Ama Moşe'nin döneminde yaşamış olsaydı, kendisi çok özel sayılmayacaktı.

2.      Temiz olan türlerde yedişer, temiz olmayanlardan ikişer tane.

3.      Zeytin acıdır. Raşi'ye göre, güvercin Noah'a, insanoğlunun elinden tatlı bir şey almaktansa, Tanrı'dan acı bir şey almayı tercih ettiğini söylemek istiyordu.

4.      Antlaşma: Bir daha başka bir Tufan olmayacaktır. Simgesi: Gökkuşağı.

5.      Bavel sözcüğünü kökü, Bilbul, yani "karmaşa"dır.

 

Haftanın Sözü

["Shabbat Shalom Weekly" - Rabi Kalman Packouz]

 

Ne yapabileceğiniz, çoğu zaman, ne yapacağınızla eşdeğerdir.

--Norton Juster

 

Haftanın Peraşası'nı, t  e  b  e  r  r  u  d  a     b  u  l  u  n  a  r  a  k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.