Haftanın Peraşası Bülteni 5780

Bu Hafta İçin Saatler 

24 NİSAN

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

5780

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

18:34

19:47

-----

Yeruşalayim

18:39

19:53

Tel Aviv

18:51

19:50

18 NİSAN

Tel Aviv

18:56

19:55

İstanbul

19:32

20:13

2020

İstanbul

19:39

20:20

İzmir

19:29

20:20

 

İzmir

19:36

20:26

ŞEMİNİ- שמיני


21 NİSAN 2020 YOM AŞOA
24-25 NİSAN 2020 ROŞ HODEŞ İYAR

 

Peraşa Özetİ
[www.chabad.org]
(Vayikra 9:1-11:47)

 

"Yedi açılış gününü" takip eden sekizinci gün, Aaron ve oğulları "Koanim - Koenler" olarak görev yapmaya başlarlar; Mizbeah'taki korbanları yakmak üzere "Tanrı'nın Önünden" bir ateş çıkar ve Şehina, Mişkan'a yerleşir.

Aaron'un iki büyük oğlu Nadav ve Aviu, "Tanrı'nın huzurunda, O'nun emretmediği yabancı bir ateş" getirirler ve ölürler. Aaron bu felaket karşısında sessiz kalır. Daha sonra Moşe ile Aaron, korbanlarla ilgili bir kanun maddesi konusunda fikir ayrılığına düşer; ama Moşe, Aaron'un haklı olduğunu kabul eder.

Tanrı, yenmesine izin verilen ve yenmesi yasak olan hayvan türlerini belirleyen kaşerut kanunlarını verir. Kara hayvanları ancak çift toynaklı oldukları ve geviş getirdikleri takdirde yenebilir; balıkların yüzgeçleri ve pulları olmalıdır. Sonrasında, kaşer olmayan kuşların ve kaşer olan böceklerin (dört tür çekirge) listesi verilir.

Şemini peraşasında, "Mikve"nin (belirtilen özelliklere uygun bir su havuzu) ve kaynak suyunun arındırıcı gücü dahil, manevi saflık kanunlarının bazıları da yer alır. Yisrael halkına böylece "saf olanı ve olmayanı ayırt etmesi" emredilir.

KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ
Avel

Yedi yakınından birini kaybeden kişiye verilen isim אבל  olarak bilinir. Avel dediğimiz süreç defin gerçekleştikten hemen sonra başlar. İlk avel süresi yedi gündür. İzmir gibi birçok toplumda Avel olan kişi yerde oturur. Selamlaşmaz. Dualarda Kadiş dediğimiz bölümü yüksek sesle okur. Erkekler saç ve sakalını kesmez. Yedi gün tamamlandıktan sonra daha hafif olan otuzuncu güne kadar olan süre başlar. Bu sürede selamlaşılır. Ancak saç sakal kesme yasağı devam eder. Neşeli toplantı ve yerlerde bulunulmaz. Bir ay geçtikten sonra Avelut’un daha da hafiflediği kısım gelir. Bu bir yıl tamamlanana devam eder.  Tıraş olma yasağı biter. Ancak neşeli, müzikli toplantılara katılamaz. On bir ay boyunca Kadiş söylemeye devam eder. On bir aydan sonra Kadiş kesilir. Bu noktada ne yapılması gerektiği yerel bir Rabi’ye danışılmalıdır. Çünkü gelenekler farklılık gösterebilir. Yıl tamamlandığı zaman Avel olma süresi de biter. Tanrı bir gün bütün Avelleri Yeruşalayim’in inşası ile teselli edecektir. “Uviruşalayim tenuhamu.”   

 

 

Mİ-DRAŞ YİTSHAK
Rav İsak Alaluf
DERS ALMAYI BİLİYOR MUYUZ?

 

 

Neler oluyor hayatta? İçinde bulunduğumuz, yaşadığımız ortamı düşündünüz mü? Her şey bir arada iç içe yaşanıyor. Hastanelerin bir servisinde bir bebek dünyaya merhaba derken bir başka serviste yaşamını tamamlayan biri elveda diyebiliyor. Bir çift hayatının en mutlu anını yaşarken diğer bir çift aralarındaki anlaşmazlığı ayrılıkla sonuçlandırabiliyor. Bazen görkemli bir açılış birden bire bir trajedi ile sonlanabiliyor. Aynen peraşamızda olduğu gibi.

Mişkan’ın görkemli açılışı özünde kötü bir niyet veya amaç olmayan bir davranış nedeniyle toplumsal bir trajedi haline gelebiliyor. Aslında her şey mükemmel başlamıştır. Mişkan’ın açılışı için her şey hazırdır ve kuralına uygundur. Birlik, beraberlik, uyum her şey vardır. Olay o kadar mükemmeldir ki bu mükemmelliği arttırmak isteyen iki istekli kişi kimseye danışmadan, hatta birbirleriyle bile konuşmadan “Tanrı’nın emretmediği” ama kendilerince “iyi” olduğunu düşündükleri bir davranışta bulunurlar. Bu davranışın bedelini ise hayatlarıyla öderler.

Bizler nasıl davranırız? Maddi dünyanın sıkıntıları içinde hayatımızı daha “mükemmel” hale sokabilmek için birçoğumuz geçim sıkıntısına dalar ve etrafımızı ihmal ederiz. Sadece kendimiz bu geleceğin daha “iyi” olduğunu düşünmekteyizdir ve kimsenin fikrini bile almamışızdır. Bize göre “iyi” olanın herkes tarafından benimsenmesini de isteriz. Kucağımıza çıkmak ve bizlerle bir şeyler paylaşmak isteyen çocuğumuzu nasıl saçma nedenlerle azarladığımızı hatırlamaya çalışalım. Birlikte sohbet etmek isteyen eşimizi “yorgunluk” bahanesiyle nasıl kırdığımıza bakalım. İyi bir öğüt vermek isteyen anne ve babamızı nasıl gücendirdiğimizi ve öğütlerini dinlemediğimizi anımsayalım. Bunları tamir etmek için ne kadar geç kaldığımızın farkına varabildik mi dersiniz? Ama biz daha da mükemmel olmak için çaba göstermiyor muyduk? Neden başarılı olamadığımızı hiç düşündük mü dersiniz?

Acı ve tatlıyı, sıkıntı ve refahı, hüzün ve mutluluğu bir arada yaşayan bizler şimdi daha da mükemmele ulaşmak için çaba göstermenin her zaman iyi sonuç vermeyeceğini öğrenmiş durumdayız. Önemli olan izlememiz gereken yolda neler yaptığımızın bilincinde olarak çabalarımızı yoğunlaştırmak ama bu arada da çevremizdeki kişileri,  yaşamı yaşama anlam katan mucizeleri ihmal etmemektir.

Şemini peraşasında yer alan olaylar bizlere aynı zamanda Moşe eve Aaron gibi iki alçakgönüllü karakteri daha yakından incelemek ve bu özelliğin Tora ile yaşamdaki önemine göz atmak fırsatını yaratır.

Alçakgönüllü olmak: Bu peraşa Mişkan çadırının açılış gününde yaşananları işler. Mişkan’ın açılışı ile birlikte Aaron’un ilk kez Kohen Gadol olarak görev yaptığı olaylar bu peraşada yer alır. Tanrı Moşe’ye Aaron’un bu güne özel hangi korbanları yapması gerektiğini ve bu şekilde de Mişkan üzerine Şehina’nın yerleşmesini sağlayabileceğini öğretir. Raşi bizlere Aaron’un bütün korbanları yaptıktan sonra Mişkan’a girdiğini fakat hiçbir şeyin olmadığını öğretir. Bu noktada büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Aaron Tanrı’nın kendisine kızgın olduğunu bu yüzden de Şehina’nın Mişkan’a gelmediğini düşünür. Bir başka deyişle Aaron kendini suçlar. İnsanların yolunda gitmeyen olaylar için başkalarını suçladıkları bir dünyada Aaron altın buzağı olayındaki rolünden dolayı sadece kendini suçlar.

Raşi anlatımına devam eder. Moşe bu sırada çadıra girer. Söylediği cümle anlamlıdır: “Kerav el amizbeah vaase – mizbeah’a yaklaş ve yap.” Moşe’nin bu sözüyle cesaretini toplayan Aaron, görevinin başına gelir.  Şehina’nın Mişkan’a gelmesi için birlikte dua ederler. Dua kabul edilir ve Şehina Mişkan üzerine yerleşir. Moşe dışarı çıkarak ağabeyinin kendisinden daha öne çıkan ve daha değerli biri olduğunu, yaptığı kurbanlar sayesinde Şehina’nın Mişkan’a geldiğini halka söyler. Eğer Moşe bu söylemi yerine Şehina’yı Mişkan’a getiren kişi olarak kendisini gösterseydi bu konuda kimse onu suçlamaya yeltenemezdi. Çünkü gerçek zaten böyledir. Ancak Moşe bunu yapmaz kendisini ön plana çıkarmak yerine ağabeyi Aaron’u ön plana çıkarmayı tercih eder. 

Bu olay bizlere güçlü bir ders verir. Gerçek alçakgönüllülük davranışları veya başarıları için övgüye ihtiyaç duymamak demektir. Birçok insan yaptıkları şöyle dursun yapmadıkları hatta başkaları sayesinde oluşan olaylar için kendilerine övgü beklerler. Moşe ve Aaron bize bu davranışlardan nasıl kaçınmak gerektiğini göstermektedirler.

En basit anlamıyla alçakgönüllülük her şeyin Tanrı’dan geldiğini kabul etmektir. Bir anda milyon dolara sahip olan bir kişi bunu kazanmadığı halde nasıl kendisi ile gurur duyabilir? Doğru ama bu genellikle içine düştüğümüz yanlıştır. Her şey bizlere Tanrı tarafından verilmektedir. Çok çalışarak elde ettiğimiz, bilgimizle ulaştığımız şeyler bile Tanrı’nın bir hediyesidir. Çünkü Tanrı bizlere daha fazla öğrenmek veya çalışmak için güç, yetenek ve istek vermektedir. İşimiz ne kadar iyi olursa olsun kimse bizlere sürekli ve ebedi bir başarı için garanti vermemektedir. Tanrı’nın isteği ve yardımı olmadan ne sağlık, ne zenginlik ne de huzur bulmak mümkündür. Bu yüzden de Tanrı tarafından verilen bu hediyeler için kendi kendimizle gururlanmak ne kadar da gariptir. Tora Devarim peraşalarında sahip olduğumuz şeyler için “kohi veotsem yadi – gücüm ve cesaretli elimle bunları sağladım” demekten kaçınmamızı öğütler.

Alçakgönüllü olmak konusunda en çarpıcı örneklerden biri Avraam’ın Sedom ve Amora halkı için gerçekleştirdiği Tefila sırasında kullandığı sözlerde gizlidir. “Anohi afar vaefer – ben toz ve külden ibaretim” diyen Avraam’ın neden böyle söylediğini Brisk bilgesi şöyle açıklar:  “Toprak veya toz anlamlı bir geçmişe sahip değildir ama çok parlak bir geleceği de görebilir. İnanılmaz bitkiler ve dev ağaçlara ev sahipliği yapabilir. Kül ise şu anda veya gelecekte hiçbir varlık gösteremez ama parlak bir geçmişe sahip olabilir. Avraam Tanrı’ya geçmişte hiçbir başarısı olmadığını, gelecekte de bunun bir garantisi olamayacağını söylemek ister. Avraam geçmişte yaptıkları ve gelecekte yapacakları için hiçbir övgünün peşinde olmadığını bu ifade ile da ilan eder.

Sonuç: Tora ile iç içe yaşayan bir insanın yaşamında alçakgönüllü olmak çok önemli bir yer tutar. Tanrı’nın her şeyi kontrol ettiği gerçeği akıldan çıkarılmamalıdır. Bu gerçekle yaşadığımız zaman övgü beklemenin yaptıklarımızın övgüyle anlatılması isteğimizin ne kadar boş bir şey olduğu daha anlaşılır olacaktır. İnsan olarak hak etmek istediğimiz şey Tanrı’ya yakın olmak ve O’nun emirlerinin ışığında yaşamak olmalıdır. Kohelet sözlerini bu şekilde tamamlar:

“Sof davar akol nişma et AE.loim yira veet mitsvotav şemor ki ze kol aadam.”

 

 

GÜNLÜK YAŞAMDAN
Kaynak: www.hidabroot.org
Rav İzak Peres

Pesah Bayramında hametsten sakınan kişi neye layıktır?

Bilindiği gibi Pesah öncesinde evlerden ve yaşadığımız her yerden “hamets” dediğimiz yiyecekleri bertaraf etmek gerekir. Bu zorunluluğa dikkat eden kişi sene boyunca Tanrı’nın yardımını yanında hisseder. Kişinin hata yapmaması için ona yardım edilir. İşte bu yüzden Pesah öncesinde evlerimizi ve bulunduğumuz her yeri “hamets”den arındırmak gerekir. Evimizin her yerini, kıyafetlerin ceplerini dahi kontrol etmek önemlidir.

 

DİVRE TORA
Rav Selim Eskinazi

 

 

“Veitkadiştem viyitem kedoşim...” (Vayikra 11:44)

“Ramhal” (Rabi Moşe Hayim Luzatto), “Mesilat Yeşarim” adlı eserinde dünyanın en üstünde bulunan kabala öğretilerini, ruhaniyet yolunda yükselişi arayan ve arzulayan insanların, midot’unu yani karakter özelliklerini nasıl mükemmeleştirebileceğini öğreten, meşakatli bir ruhani merdivene tercüme etmiştir. 

Ramhal’ın kitabın girişinde söylediği gibi ancak derin bir çalışmayla ve ince detaylarına kadar uygulamayla çıkılabilecek bu merdivenin birinci basamağı Tora’dır. Amida duasının 5. berahasında söylediğimiz gibi mükemmel teşuva yapmak için yani Dünyanın Yaratanı’na dönebilmek için önce Tora öğrenmek gerekir. Berahanın başında “Aşivenu Avinu leTorateha” yani “Babamız, bizleri Tora’na döndür”, Berahanın sonunda ise “veAhazerinu bitşuva şelema lefaneha”, “ve bizleri Senin önünde mükemmel teşuva’ya döndür” denmektedir. 

2. adım Tora’nın yasakladığı “yapma mitsvaları” , 3. adım ise Tora’nın yapılmasını emrettiği “yap mitsvaları” konusunda dikkatli olmaktır. Bu 2 adımın da benliğe geçirilmesinin ardından artık Tanrı’nın ibadetinde mükelleşme adımları çıkılmaya başlanabilir. Türkçeye kutsiyet olarak çevrilen “keduşa” bahsi geçen mükemmeliyet merdiveninde peygamberlikten evvelki basamak olan “ruah akodeş”ten önceki basamaktır. 

Rav Elye Lapyan kitabı Lev Eliyau’da “keduşa” kelimesini şöyle tercüme etmektedir. Her türlü kötü karakter özelliğinden ve fiziksel zevkten arınılmışlık. Bir mitsva yapıldığı zaman bir ağacın ekimi yapılmış gibi olurken, “keduşa” ekilen bu ağacın meyvesidir. Bu meyve bir başka deyişle “dvekut bAş-em” yani Tanrı’ya yapışmaktır. Fakat “keduşa”nın fiziksel zevklerin hükmettiği bir vücutta barınmasına imkan yoktur. Çünkü bir kişinin fiziksel zevklere yapışması, Tanrı’ya yapışmasına çelişki oluşturmaktadır. 

Bilgelerimiz, insanın karakterini geliştirmesine öncülük edecek farklı rehberler oluşturmuşlardır. David aMeleh Teilim kitabında şöyle diyor “sur mera vaase tov”, “kötüyü terk et ve iyiyi yap”. Bu rehberlerden bir tanesi insanın öncellikle kötü karakter özelliklerinden vazgeçmesini temel alıyor. 

Ünlü kabalist Ari aKadoş (z”l) şöyle öğretmektedir: Öfke çok çok kötü bir karakter özelliği olmasıyla beraber, diğer tüm kötü karakter özelliklerinden farklı bir özelliğe sahiptir. İnsanın vücudundaki 248 uzvuna karşılık, 248 tane de ruhani uzvu bulunmaktadır. Eğer bu fiziki uzuvlardan bir tanesi ile bir günah işlediyse ruhani uzvuna da zarar verir ve o uzvu manevi olarak kirletir. Fakat öfke insanın bütün ruhani benliğine zarar verir ve ruhunun tamamını, 248 uzvunu kirletir.  

Zoar aKadoş Tetsave peraşasında şöyle öğretmektedir: İnsanoğlu, öfkesi yüzünden içindeki neşama’yı “ruah tuma” yani manevi kirli ruh ile değiştirmektedir. Rav Elye Lapyan: Öfke sahibi bir kişiden neredeyse ümit yoktur çünkü bu karakter özelliğine bağlanmış biri hiçbir ruhani basamağa tutunamaz. Ari aKadoş (z”l) öğrencisi Rabi Hayim Vital’i öğrencilerine karşı bile öfke göstermemesi konusunda uyarmıştır. 

Bahsettiğimiz bütün bu basamaklar bizlere çok uzakmış gibi gözükse de, sonlu kavramlarla bağdaştırılmayan ruhaniyet merdivenlerinde keduşa’ya yükselmeyi arzulayan kişinin, Akadoş Baruh U’nun ruhani yürüyen merdiveni sayesinde, o kişiye verilen potansiyel doğrultusunda yükselmesi, bu dünyadaki vazifesidir.  

 

 

HAFTANIN SÖZÜ

 

“Bir daha güneşiniz kararmayacak, ay kaybolmayacak.
Çünkü Tanrı size ebedi bir ışık olup matem günlerinizi ödeyecek.” (Yeşayau 60/20)