Sorular... Sorular...

soru2.jpgMa Niştana Alayla Aze Mikol Alelot
Bu gecenin, diğer gecelerden ne farkı var ?

Ortalama bir öğretmen, sınıfta “konsantrasyon” istediği zaman, ağzından şu sözler dökülür: “Evet arkadaşlar; şimdi sessizlik istiyorum. Soru sorulmasın”. Fakat Agada hiç de aynı fikirde değildir: “Bu gece özellikle bazı farklılıklar yaratılarak, çocukların bunu fark etmeleri ve soru sormaları teşvik edilmelidir” (Rambam). Agada da bunu yapmaktadır. Bu paragrafta, masa başında bulunan herkesin, ve özellikle çocukların, gecenin ayrılmaz birer parçası olabilmeleri için bir tür kampanya ilanı söz konusudur. Bu gecenin sloganı: “çocuklar… soru sorun… ne kadar sorabilirseniz sorun”dur.

Paragrafın bizzat çocuklar tarafından okunması, hatta girişte bir tür diyalogla çocukların teatral olarak konuya ısındırılması da ne kadar isabetlidir! Gecenin teması eğitimdir. Eğitimin temeli de sorudur. Başka bir deyişle, eğer soru olmazsa, bu sadece eğitimde bir eksiklik değildir; eğer ben, çocuğuma soru sordurma konusunda özen göstermezsem, bu gecenin gerektirdiği mitsvayı yerine getirmem de mümkün olmaz! Bu da çıkışı anlatma mitsvasının ne kadar farklı bir değeri olduğunu göstermektedir. Mısır köleliği sırasında doğan çocukları öldürmekten, birkaç beladan sonra direnci kırılınca “siz gidin çocuklar kalsın” demekten hiç çekinmeyen Paro’ya önemli bir mesaj vermekteyiz: Senin önemsiz saydığın küçüklerimizin hayatımızdaki yerini gör! (Tehelet Mordehay).

 

Bu yazı "Pesah Agadası" kitabından alınmıştır