Haftanın Peraşası Bülteni 5770

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

  31 Ekim

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

2009

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

4:17

5:28

-----

Yeruşalayim

4:11

5:22

Tel Aviv

4:31

5:29

13 Heşvan

Tel Aviv

4:25

5:24

İstanbul

5:50

6:30

5770

İstanbul

4:41

5:21

L E H   L E H A

 

Bu HP  .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 

 

Peraşa Özeti (Bereşit 12:1-17:27)

[www.chabad.org]

 

Tanrı, Avram'a konuşarak "Ülkenden, doğduğun yerden ve babanın evinden [ayrıl]; sana göstereceğim ülkeye git" (Bereşit 12:1) emrini verir. Avram'ı büyük bir ulus haline getirecektir. Bunun üzerine, Avram, eşi Saray ve yeğeni Lot ile birlikte, Kenaan Ülkesi'ne doğru yola çıkar ve burada bir sunak inşa ederek, Tek Tanrı kavramını burada da yaymaya devam eder.

İlk Yahudi Avraam'ı Mısır'a göç etmeye zorlayan şiddetli bir kıtlık baş gösterir. Oldukça güzel olan Saray, burada Paro'nun (firavun) sarayına alınır. Avram kendilerini ağabey-kız kardeş olarak tanıtarak hayatını kurtarır. Vücudunda çıkan yaralar, Mısır Kralı'nın Sara'ya dokunmasını engeller ve onu, Sara'yı Avram'a geri vermeye ikna eder. İkisini altın, gümüş ve bol malla yolcu eder.

Kenaan Ülkesi'ne geri geldiklerinde, Lot, Avram'dan ayrılarak, kötülüğüyle ün kazanmış Sedom'a yerleşir. Çıkan bir savaşta Kedorlaomer ve üç müttefikinin güçlü orduları zafer kazanır ve fethettikleri Sedom Vadisi'nden aldıkları esirlerin içinde Lot'u da götürürler. Avram, yeğenini kurtarmak için küçük bir tabur hazırlar ve dört kralı yenilgiye uğratmasının ardından Şalem (Yeruşalayim) kralı Malkitsedek tarafından mübarek kılınır.

Tanrı Avram'la "Parçalararası Antlaşma" olarak bilinen bir pakt yapar. Ona, soyunun sürgün ve eziyet göreceği, fakat sonunda Kenaan Ülkesi'nin ebedi olarak onların mülkü olacağını bildirir. Kenaan Ülkesi'ne gelişinden on yıl sonra bile hala çocuğu olmamış olan Saray, Avram'a kendi cariyesi Agar'ı verir. Agar hamile kalır ve hanımına karşı saygısızca davranmaya başlar. Sara buna sert davranışlarla karşılık verince Agar evden kaçar. Bir melek kendisine görünerek onu geri dönmeye ikna eder ve doğuracağı oğlun, kalabalık bir ulusun babası olacağını bildirir. Avram 86 yaşındayken Yişmael doğar.

13 yıl sonra, Tanrı, Avram'ın ismini Avraam'a ("Kalabalıkların Babası") çevirir. Saray'ın yeni ismi ise Sara ("Prenses") olacaktır. Tanrı, ikisine bir oğul doğacağını, ismini Yitshak ("Gülecek") koyacakları bu oğlun, Tanrı'nın özel bir bağ içinde olacağı ulusun atası olacağını müjdeler. Avraam, kendisinin ve ailesi ile evindeki tüm erkeklerin bundan sonra sünnet olmaları konusunda bir emir alır. Bu, tarih boyunca, "Tanrı ile Avraam arasındaki antlaşmanın" işareti olacaktır.

 

DEVAR TORA

["Kol Hakollel" / Rabi Pinhas Avruh - www.torah.org]

 

İyiliğimizin Kaynağını Tanımak

 

Bu haftaki peraşa bir insanı Tanrı adına mübarek kılma, yani birine beraha verme kavramının ilk örneğini içerir. Bu beraha Dört Krala karşı Beş Kralın Savaşı'ndan sonra verilmiştir. Savaşta Avraam Avinu (ki o sırada ismi henüz Avram'dı) esir düşen yeğeni Lot'u kurtarma çabası söz konusuydu. Savaştan sonra Şalem (yani daha ileri tarihlerdeki ismiyle Yeruşalayim) Kralı ve Tanrı adına bir rahip olan Malkitsedek dönemin geleneğine göre, Avraam'ı ve diğer bitkin savaşçıları ekmek ve şarapla karşılamaya gitti. Raşi'ye göre, Malkitsedek esasında Büyük Tufan'dan kurtulan sekiz kişiden biri olan, Noah'un oğlu Şem'den başkası değildir. Şem o dönemde Tanrı bilgisini öğreten bir yeşivanın başkanıydı. Tufan sırasında Tanrı'nın merhametini bizzat hissetmiş biri olarak Tanrı'nın Evrenin Efendisi, Torası'nın da evrenin yaratılışının ana planı olduğunu takdir ederek bu yeşivayı kurmuş, Tanrı'nın hizmetinde bir rahip olarak görev yapmaktaydı. Avram ile karşılaştığı zaman onu şöyle mübarek kıldı: "Avram, göklerin ve yeryüzünün Sahibi Yüce Tanrı'ya mübarek olsun; ve düşmanını eline teslim eden Yüce Tanrı, Mübarek'tir" (Bereşit 14:19-20).

Bir beraha vermek için iki unsur gereklidir. Kişi "verme" gücüne sahip olmalı, aynı şekilde verilen şey de alan kişide eksik olmalıdır. Öyleyse "Yüce Tanrı Mübarek'tir" ifadesi ne anlama gelmektedir? Tanrı'yı mübarek kılmak Tanrı'ya bir şeyler vermek anlamına gelir. Ama Tanrı'nın neyi eksiktir ki? Malkitsedek nasıl Tanrı'yı mübarek kılabilir? Şem/Malkitsedek bile, Tanrı'ya bağlılığındaki kişisel yüceliğine ve Şalem Kralı olarak bütün zenginliğine rağmen, Tanrı'ya herhangi bir şey verme durumunda değildi.

Aslına bakılırsa bizler bir günde defalarca aynı şeyi yapıyor değil miyiz? Her gün 100 beraha söyleme şeklinde bir mitsva vardır ve her biri "Evrenin Kralı Sen, Tanrımız, Mübarek'sin" sözlerini içerir - "içermelidir" (Şulhan Aruh [Yahudi Kanunu Kodu] 46:3). Eğer Şem'in bile Tanrı'yı mübarek kılması mümkün değilse, bunu biz nasıl yapabiliriz? Beraha söyleyerek bizler ne yapıyoruz?

Açıkça şunu kabul etmemiz gerekir ki, Tanrı söz konusu olduğunda "O'nu mübarek kılmak" ifadesi, normalde olduğundan farklı bir anlam taşıyor olmalıdır. Nedir bu anlam?

13. yüzyılda İspanya'da yaşamış Rabi Aaron A-Levi tarafından yazıldığı varsayılan ve 613 Tora emir hakkındaki kuralları ve olası sebepleri sunan Sefer Ahinuh, Tanrı'nın olası en büyük şefkate sahip olduğunu ve O'nun yarattığı bütün varlıkların en iyi hayat koşullarına sahip olmalarını, O'nun mükemmel ve eşsiz iyiliğinin bir göstergesi olarak, O'ndan en güzel şeyleri almaya layık olmalarını istediğini açıklar. Bir beraha söylediğimiz zaman, aslında O'nun bütün berahaların ve iyiliklerin "Kaynağı" olduğuna dair farkındalığımızı harekete geçiririz. Bütün iyiliklerin O'ndan kaynaklandığı ve O'nun iyilikleri uygun gördüğü şekilde yönlendirdiği bilgisine dayanarak, ruhlarımızın esin kaynağı ve O'na olan şükranımıza odaklanmamız sayesinde, O'nun berahalarını almaya layık olmayı sağlarız. Ve ancak bunu kabul ettikten sonra, "ihtiyacımız olan" şeyleri O'ndan istemeye başlarız.

Başka bir deyişle bir insanı mübarek kılmak onun eksiklerinin tamamlanmasını ve bolluğa kavuşmasını dilemek iken, Tanrı'yı mübarek kılmanın anlamı, O'nun olası tüm berahaların tek Kaynağı olduğunu dile getirmektir.

Şem'in, "Tanrı'nın lütfü dışında hiçbir şeyimiz yok" şeklindeki genel prensibi vücuda getiren berahası, tarih boyunca tüm nesiller için bir örnek teşkil etmiştir. Avraam mübarek kılınmıştır, "çünkü" Tanrı'ya aittir ve O'nun yeryüzü ve göklerdeki mutlak hükümdarlığını tanıyarak kendini O'nun hizmetine adamıştır. Şem'in verdiği berahanın anlamı şudur: "Tanrı tüm berahaların kaynağı, her türlü iyiliğin membaıdır ve sonsuz iyiliği ile düşmanlarını senin eline teslim etmiştir." Eski dönemlerde yaşamış bilgelerimiz, daha fazla berahaya, ancak gerçeği somutlaştırma suretiyle layık olacağımızı biliyorlardı. Bu nedenle, her gün söylediğimiz yüz beraha ile günde yüz kez Tanrı'ya "[ağacın meyvesini yaratan ... topraktan ekmeği çıkaran ... büyük bir zekâ ile insan bedenini yaratan ve onun uygun bir şekilde çalışmasını sağlayan ...] Sen, Tanrımız, her türlü iyiliğin Kaynağı'sın" sözlerini söylememizi öngörmüşlerdir.

Atamız Avraam, Hesed, yani bencillikten uzak sevgi ve şefkat kavramının vücuda gelmiş hali olarak anılır. Bu, dünyevi bir hümanizmden veya "Yahudiler cömert insanlardır" kavramından kaynaklanmamıştır. Avraam daha ziyade, sahip olduğu her şeyin Tanrı'nın merhameti ile geldiğine dair bir farkındalık içindeydi. Bu nedenle, varlığını bu gerçeği insanlığa yaymaya adamıştı. Başkalarına karşı cömertliğiyle, insanlara, yaşadıkları iyiliklerin Gerçek Kaynağı'nın Evrenin Yaratıcısı olduğu kavramını aşılamaktaydı. Avraam bu gerçeği bizzat yaşamıştır. Gelin, onun devamını teşkil edenler olarak, onun meşalesini yüksek tutalım.

İKİLEM

Bu kısımda bazı ikilemler ve sorular sunacağız. Bunları Şabat masasında ailece tartışma konusunun bir parçası yapabilirsiniz. Peraşa broşürünün sonunda bu soruya Yahudilik'in bakış açısıyla verilebilecek bir cevabı bulabilirsiniz.

 

Komşumun yatılı okuyan oğlu gece geç vakit yatakhanedeki karanlık odasına döndü. Susuzluğunu gidermek için masada bulduğu bir bardağa su döktü ve içindekilerin hepsini içti. Ancak sabahleyin içtiği suyun garip tadının, oda arkadaşının kontakt lenslerini içine koyduğu solüsyondan kaynaklandığını fark etti. Şimdi kazara yutmuş olduğu kontakt lenslerin parasını ödemesi gerekir mi? Yapması gereken en doğru şey nedir?

 

MİŞNE TORA

[Rambam'ın Sözlü Tora'nın tüm konularını kapsayan devasa kanun kodeksi Mişne Tora'nın çok kısa bir özeti. Hazırlayan: Rabi Dr. Azriel Rosenfeld]

Önemli Not: Bu yazı dizisinin amacı Tora'nın tüm kanuni konuları hakkında okuyucuya bir fikir vermekten ibarettir. Okuyucu, pratik Alaha konusunda burada yazılacak - hem de çok kısa bir özet olan - kanunları bir temel olarak kullanamayacağını bilmelidir. Alaha konusundaki pratik uygulamalar için uzman bir Haham'a danışmak gerekir.

 

Üçüncü Kitap: ZEMANİM / ZAMANLAR (Devam)

21. Megila ve Hanuka - Purim ve Hanuka Kanunları

 

a)      Purim

Peygamberlerimiz Megilat Ester'in Adar ayının on dördünde, Purim gecesi ve sabahı veya eğer ayın on dördü Şabat'a düşüyorsa ayın on üçünde okunmasını kanunlaştırmışlardır. Ancak Yeoşua bin Nun döneminde surlarla çevrili olan şehirlerde Megila'nın okunduğu tarih on beş Adar'dır. Eski dönemlerde küçük köy ve kasaba halkı için Megila, bu tarihlerden hemen önceye rastlayan Pazartesi veya Perşembe günleri de okunurdu.

Megila, Sefer-Tora gibi, bir parşömen üstüne özel mürekkeple yazılmalıdır. Purim bir ziyafet, başkalarına yemek porsiyonları göndererek ve fakirlere armağanlar verilerek kutlanır. Pasukta söylendiği gibi: "Mordehay ... tüm Yahudiler'e kitaplar gönderdi; [onlara] Adar ayının on dördüncü gününü ve [aydaki] on beşinci günü her yıl kutlama yükümlülüğünü üstlenmeleri [ve onları] ... ziyafet ve sevinç, herkesin birbirine öğünler gönderme ve yoksullara armağanlar [verme] günleri yapmaları [talimatını verdi]" (Megilat Ester 9:20-22).

 

b)     Hanuka

Hahamlarımız Makabilerin Bet-Amikdaş'ı tekrar ele geçirmenin anısına Kislev ayının yirmi beşinci gününden itibaren sekiz günlük bir bayram (Hanuka) kutlanmasını kararlaştırmışlardır. Sekiz akşamın her birinde evlerin girişlerinde kandiller yakılır ve sekiz günün her birinde Alel parçaları (Teilim 113-118) okunur. İlk akşam bir kandil, ikinci akşam iki kandil, vs. sekizinci akşam sekiz kandil yakmak gelenekselleşmiştir. Kandiller kapıdaki mezuzanın karşı tarafına veya aile zemin katta yaşamıyorsa, sokağa bakan bir pencereye yerleştirilir.

MODERN ÇAĞ Ve TORA

["Şabat BeŞabato" - www.zomet.org.il]

 

Berit Mila ve Anestezi

 

Gelecek haftaki peraşada Avraam ile sünnet oluşunun üç gün sonrasında karşılaşıyoruz. Bu noktada Avraam çok zayıf düşmüştür, ama buna rağmen misafir beklemektedir. Eğer Avraam'a bu operasyonu lokal veya genel anestezi ile yapmayı önerseydik, tepkisi ne olurdu? Anestezi kullanımına karşı çıkan Hahamlar'ın aşağıda verdikleri nedenler karşısında Avraam Avinu nasıl bir cevap verirdi? Bunu bilemiyoruz, ama anesteziye karşı olanların tezleri ile bu görüşlerin genel ya da lokal anestezi kullanımını birer olasılık olarak geçersiz kılıp kılmadığı konusu özetle aşağıdaki gibidir:

1. Tez: "Mitsvanın ödülünü arttırmak için Berit-Mila acılı olmalıdır." Ancak, Avraam'ın (Midraş'ta belirtildiği gibi) bu noktanın önemli olduğunu düşündüğünü kabul etsek de, minik bir bebeğe sırf bu nedenle acı çektirmek gerektiğini kabul etmek zordur. Dolayısıyla bu gerekçe yetişkin biri için anesteziyi istenmeyen bir uygulama sınıfına soksa bile, küçük bebekler için yeterli değildir.

2. Tez: "Berit Mila'yı gerçekleştiren kişi bebeğin temsilcisi olarak görev yapmaktadır. Oysa uyanık olmayan biri bir elçi tayin edemez. Örneğin, bir damat uyuklarken, onu temsil eden bir elçi evlilik bağını resmileştirmek üzere geline bir yüzük verebilir mi?" Ancak, Avraam'ın açısından bakacak olursak, onun kendisini uyurken sünnet etmesi mümkün değildi. Yani evet, genel anestezi Avraam için söz konusu olamazdı. Ama bu lokal anestezi kullanımını tamamen olasılık dışına çıkarıyor değildir.

3. Tez: "Berit Mila işleminin özü ancak bebek kesme eylemini hissettiği ve bir damla kan aktığı zaman gerçek olur." Başkaları, bu gerekliliğe ek olarak, "sünnet olan kişinin bu operasyona bilinçli bir halde katılması gerektiğini" öne sürer; ve bu da uyurken mümkün değildir. Ancak bu o kadar da basit değildir, çünkü yetişkin biri için bu belki doğru olsa da, yeni doğan bir bebeğin şuurlu bir niyetinin olmadığı açıktır. Dolayısıyla bu görüş küçük bebekler için genel anesteziyi, hatta yetişkinler için lokal anesteziyi olasılık dışına çıkarmak için yeterli değildir.

4. Tez:  "Atalarımız sakinleştirici ve uyuşturucu ilaçların varlığından haberdar olmalarına rağmen yine de Berit-Mila işlemi sırasında bunları kullanmamışlardı."Açıkça, bu gerekçe Avraam'ın durumu için geçerli değildir; çünkü Avraam Berit-Mila'yı gerçekleştiren ilk kişiydi. Üstelik genel olarak bakıldığında, "bir mitsva uygularken acı çekmek gerekir" gibi bir şart yoktur. Bunun açık bir örneği doğumdur. Tora kadınlar için "ıstırap içinde doğuracaksın" (Bereşit 3:16) demiş olmasına rağmen, günümüzde doğum sırasında acıyı dindirmek için ilaç vermekte sakınca yoktur.

5. Tez: "Nesiller boyunca Berit Mila nispeten az acıyla ve başarıyla uygulanmıştır. Ama anestesi kullanımı beraberinde bazı tehlikeleri de getirmektedir."

Pratikte, bebeklerde Berit-Mila genellikle anestezi kullanılmadan, en fazla lokal bir ağrı kesici ile uygulanır. Bunun bir örneği de işlemin sonrasında söylenen berahada bebeğe verilen birkaç damla şaraptır.

Kaynak: Rabi Prof. Avraam Steinberg, "Tehumin" 22.cilt, s. 427-442

YAHUDİ EVİNİN TEMELLERİ

[Dini Uygulama Rehberi - Rabi Nisim Behar]

 

1. Meyveyi bıçakla keserken içindeki böcek de kesilmişse, bıçak iyice temizlenir, böceklenen kısım çıkartılır ve ondan sonra meyvenin kalan kısmından faydalanılabilir.

2. Kiraz, incir, zeytin ve benzeri meyvelerde böcek bulunması doğaldır. Bu yüzden tek tek kontrol etmeden yemek yasaktır.

3. Mercimek, kuru fasulye, kuru bezelye ve benzeri şeylerin siyah bir noktası vardır. Orası böceklenme yerinin başlangıcıdır. Bu yüzden bu bölümü derin bir şekilde oymak gerekir. Zira içinde bulunan böcek yumurtaları da böcekle aynı kabul edilir.

4. Salata, marul, ıspanak, lahana ve benzeri sebzelerde, eğer böcekleri çıkartma imkânı varsa, çıkartılıp o sebzeden faydalanılabilir. Yoksa o sebzeden yememek en iyisidir.

5. Meam Loez, Şemini Peraşası'nın 6. bölümünde, böcek yasağının üstünde çok durmaktadır. Eve gelen sebze ve yeşilliklerin çok iyi kontrol edilmesinde özellikle ısrar eder. Doğrudan evin hanımına hitap ederek, sebzeleri büyük bir dikkatle tek tek kontrol edip bakması için telkinde bulunur. Bu büyük emri yapmayı ihmal etmesinin çok ağır olduğunu söyler. Zira bu sebzeleri yiyenlerin tüm yükü onun omuzlarına yüklenmiştir.

6. Kaşar peynirde bulunan küçük böceklerin, dışarıdan gelmeyip peynirin içinde oluştuğundan şüphe yoksa o peynir yenebilir.

7. Uçan böcekleri yemek yasak olmasına ve arı da bunlardan biri olmasına karşın, ürettiği bal, "murdardan çıkan, murdardır" prensibine dâhil değildir. Çünkü bal, arının vücudundan çıkmaz. Arılar balı bitkilerden toplayıp ağızlarında taşırlar ve kış için peteklere saklarlar.

8. Bazen reçelin içine karıncalar girer. Yalnız üst kısmına girmişlerse kalan reçelden faydalanılabilir. Fakat karıncalar reçelin içine kadar tümüyle girmişse bu reçelden hiçbir şekilde faydalanılamaz. Öte yandan aynı durum balda olursa, bal kaynatılır ve sıcakken süzülür. Karıncalar süzgeçte kalır, böylece bu baldan faydalanılabilir.

9. Unda bazen büyükçe böcekler bulunur. Bu unu yalnızca böceklerin geçemeyeceği kadar ince bir elekten geçirmek yeterlidir. Fakat böcekler çok ufaksa elek hiçbir işe yaramaz ve o un da kullanılamaz.

 

İKİLEME CEVAP

[Rabi Mendel Weinbach / gatewaysonline.com]

 

Buna benzer bir soru Yeruşalayim'de çağımızın en önde gelen Alaha otoritelerinden olan Rav Yosef Şalom Elyaşiv'e sorulmuş, cevaben, normalde bir insan kazara bile olsa verdiği zararı ödemekle yükümlü olmasına rağmen, lensi yutan kişi örneğinde, bu kişiyi lensin parasını ödemekten muaf tutan birçok neden saymıştır. Bunlardan iki tanesi şöyledir:

1. Bardağın içinde lens bulunduğunu tahmin etmesi mümkün değildi, bu nedenle verilen zararı ödeme sorumluluğu yoktur.

2. Lenslerin sahibi başkaları ile paylaştığı bir odada bulunan bir bardağa böyle pahalı bir nesne koyarak kendi kendine zarar vermiştir.

Sonuç olarak, komşunuzun oğlunun vicdanını rahatlatabilirsiniz, ancak kendisine "içmeden önce düşünme" gerekliliğini de öğretmelisiniz.

Haftanın Sözü

["Shabbat Shalom Weekly" - Rabi Kalman Packouz]

 

Aldığını hatırında tut, verdiğini unut.

 

Haftanın Peraşası'nı, t  e  b  e  r  r  u  d  a     b  u  l  u  n  a  r  a  k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 38 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.