Carol'un babası kısa bir süre önce vefat etmişti. Bu yüzden de Carol, düğününde ağabeyinin ona refakat etmesini planlamıştı. Ancak törenden kısa bir süre önce kız kardeşi ona, ağabeyinin söylediği bazı sözleri aktardı: "Carol çok tatlı bir kız ama David ondan çok daha becerikli. Bence kısa bir süre sonra ondan sıkılacaktır." Carol bu sözleri duyduğunda mahvoldu. Ağabeyinin ona düğünde refakat etmesini kesinlikle istemedi. Yıllarca birbirleriyle konuşmadılar.

Bir süre sonra Carol'un kız kardeşi olayı şu şekilde anlatıyordu: "Kız kardeşimle sohbet ediyorduk ve o laf ağzımdan çıkıverdi. Ağabeyinin onun hakkında neler düşündüğünü bilmeye hakkı olduğunu düşündüm."

Zedeleyici sözleri aktaranların doğal savunması idi bu kadının söyledikleri. Mantığı da şöyleydi: Bizimle olduklarında bize karşı sıcak davranan insanların sırtımızı döndüğümüzde hakkımızda kötü şeyler söylediklerini bilmek hakkımız değil mi?

Ağabeyin söylediği bu tek cümle belki de Carol hakkındaki bütün düşüncelerini kapsamamaktadır. Carol hakkında ağabeyinin söylediği diğer sözleri (belki de iltifatları), kız kardeşi belki de tam olarak aktarmamıştır. Hepimizin, zaman zaman, sevdiklerimiz hakkında kırıcı sözler sarf ettiğini itiraf etmemiz gerekir. 17. yüzyıl Fransız filozofu Blaise Pascal'ın dediği gibi: "Şunu kesin olarak ifade etmeliyim: Eğer insanlar başkalarının onlar hakkında söylediklerini bilselerdi, bu dünyada dört arkadaş bile olamazdı."

Mark Twain başkaları hakkında olumsuz ifadeler aktaranların sebep olduğu acıyı şöyle ifade eder: "Size zarar vermek için düşmanınız ve arkadaşınız beraber çalışır. Biri size iftira eder, diğeri ise bu haberleri size ulaştırır."

Tora zarar verici ifadeleri aktarmanın ne kadar hatalı olduğunu bize öğretir. Tanrı bile bu kurala uymuştur: Bereşit 18'de Avraam'ın evine gelerek ona, eşi Sara'nın bir sene sonra bir çocuk sahibi olacağını müjdeleyen üç meleğin öyküsü anlatılır. Yakında duran Sara bu sözleri duyunca kendi kendine güler ve şöyle der: " İhtiyar olduktan sonra bana böyle sevinç olur mu? Zaten Efendim de kocadı..."

Bir mısra sonra Tanrı Avraam'a görünerek şunu sorar: "Sara: 'Gerçekten doğuracak mıyım? Ve ben kocadım' diyerek niçin güldü?"

Talmud'u inceleyen Rav'lar Tanrı'nın söylediklerine - ve söylemediklerine - çok şaşırırlar. Sara'nın sözlerini aktarırken Tanrı, "Efendim de kocadı..." kısmını aktarmamıştır. Aslında Avraam gerçekten yaşlıydı. Ancak Tanrı, Sara'nın kocası hakkında bu şekilde konuşmasından gücenebileceğini düşünerek, Avraam'a bu sözleri aktarmamıştı.

Talmud bu olaydan şu sonuca varır: "Barış o kadar önemlidir ki, Tanrı bile barış uğruna gerçeği değiştirmiştir." (Yevamot 65b).

Tabii ki, olumsuz ifadelerin aktarılmasının zorunlu olduğu bazı durumlar da vardır. Örneğin birileri, tanıdığınız ve dürüst bildiğiniz bir adamı sahtekarlıkla suçlamaktadır. Suçlamayı herkesin önünde reddetmeniz ve suçlanan kişiye iftira hakkında haber vermeniz gerekebilir. Ancak böyle durumlar çok enderdir. Olumsuz bir ifadeyi gerçekten aktarmanız gerekmiyorsa bunu yapmamanız gerekir.

Yahudi ahlak kuralları aslında yalan söylemeyi yasaklar. Ancak biri size: "Şu adam hakkımda ne dedi?" diye sorduğunda, tam olarak doğruyu söylememenize izin verilir. Eğer söylenenler zarar verici nitelikte ise, Tanrı'nın Avraam'a konuştuğu şekilde konuşmanızda hiçbir sakınca yoktur. Eğer sizden daha da fazla bilgi isteniyorsa, Yahudi ahlakına göre, söylenenlerin pek de önemli şeyler olmadığını söylemeye hakkınız vardır. Kısaca, doğru söylemenin işe yaramadığı durumlarda barış, gerçekten her zaman daha üstündür.