Tevrat'ta aşk, genellikle erkeğin bakış açısından tarif edilir. Yitzhak'ın Rivka'yı, Yaakov'un Rahel'i, Şimşon'un da maalesef Dalila'yı sevdiğini biliyoruz. Ancak Tevrat'ta sadece bir kadının erkeğini sevdiği açıkça belirtilmiştir: Kral Şaul'un kızı Mihal'in, babasının ordusunun kahraman komutanı David'i sevdiği, tam iki kere belirtilmiştir. (Şemuel I 18:20, 28)

Mihal ve David kısa bir süre içinde evlendiler. Ancak bir müddet sonra aşkları, yerini mutsuzluğa bıraktı. Belki de bunun en önemli sebebi, bu iki kişinin karakterindeki ortak kusurdu. İkisi de "sivri dilli" olduğu için, öfkelendiklerinde sözlerini kontrol edemez hale gelirlerdi.

Mihal ile David'in evliliğini sona erdiren olay bundan üç bin sene önce, David'in Yeruşalayim'i ele geçirmesinin hemen ardından meydana geldi. David Yeruşalayim'i ele geçirdikten sonra hiç vakit kaybetmeden bu şehri ülkenin başkenti ilan etti. Ardından da başkente, içinde "gerçek" on emrin muhafaza edildiği ve Yahudiler tarafından çok kutsal sayılan Aron Aberit'i (Antlaşma Sandığını) getirdi. Sandığın şehre getirildiği gün, David'in krallığının en mutlu günüydü. David o gün halkı ile birlikte delicesine dans etti. Kendisi de bir kral kızı olan Mihal, David'i sarayın penceresinden seyrediyordu. Canı sıkılmıştı. Belki de bir kralın halkı ile birlikte bu şekilde dans etmesini krallık şanına uygun bulmuyordu.

Gün boyunca Mihal'in öfkesi arttı. David günün sonunda saraya geri dönünce, onu dışarda karşıladı. İğneli bir şekilde ona şöyle hitap etti: "İsrail Kralı bugün ne güzel bir ün kazandırdı kendine! Değersiz biri gibi, kullarının cariyeleri önünde soyundun."

Bu hakaret karşısında David birkaç şekilde hareket edebilirdi: Mihal'in saldırısının özüne mantıklı bir şekilde cevap verebilir, sessiz kalabilir veya sarayın etrafında biraz dolaşarak öfkesini yatıştırmaya çalışabilirdi. Ancak çoğumuzun bu gibi durumlarda yaptığı gibi hatalı bir şekilde hareket etti. Mihal onu incitmişti, David de ona acı vermek istiyordu. Şöyle karşılık verdi: "Baban ve bütün soyu yerine beni seçen ve halkı İsrail'e önder atayan Tanrı'nın önünde oynadım." David bu sözleri söylemek için çok kötü bir zaman seçmişti. Çünkü Mihal'in babası ve üç kardeşi, Filistliler tarafından kısa bir süre önce savaşta öldürülmüştü.

Tevrat şöyle devam eder: "Saul'un kızı Mihal'in ölene dek çocuğu olmadı." Mihal'ın çocuk sahibi olmamasının neden bu aşamada açıklandığını şöyle yorumlayabiliriz: Bu kadar onur kırıcı sözlerin ardından (bunun dışında da buna benzer kavgalar yaşadıklarını tahmin edebiliriz) Mihal ile David herhalde bir daha hiç bir zaman birlikte olamadılar.

Tevrat'ın vermek istediği mesaj 3000 sene öncesinde de olduğu gibi bugün de çok açık: Evli bir çift (veya kardeş, veya arkadaş) öfkeli oldukları anlarda birbirlerine söyledikleri sözlere hakim olamazlarsa, baştaki aşkları ne kadar engin olursa olsun, bu kişiler arasındaki sevginin devam etmesi mümkün değildir. Sözlerimize hakim olma becerisi, bir ilişkiyi sürdürmenin ön şartıdır.

Bu cümleler çiftler arasında hiç bir zaman kavga olmayacaktır anlamında alınmamalıdır. İnsanların birbirlerinden farklı fikirlere sahip olmaya ve tartışmaya hakları vardır. Ancak Mihal ve David gibi davranmaya hakları yoktur. Mihal, David'in karşısına ikna edici veya haklı delillerle çıkmamıştı. Ona hakaret etmiş, ona "değersiz biri" demişti. David ise kendi yönünden, Mihal'in hayatındaki en acı olay hakkında bildiklerini kullanarak, bu tartışmada öne geçmeye çalışmıştı.

Birbirlerine hakaretler yağdırmak ve geçmişte onlara acı vermiş olan olayları su yüzüne çıkarmak, David ve Mihal örneğinde de görüldüğü gibi kavga eden çiftlerin işlediği en yaygın ve acımasız hatalardandır. Eşinize hakaret etmeye yeltendiğiniz, veya geçmişte cereyan etmiş acı olayları ortaya çıkarmaya başladığınızda David ve Mihal'e olanları hatırlayın. Sevgi ve tutku ile başlayan bir ilişki nefret ve yalnızlıkla sona ermiştir. Eğer sözlerinize hakim olmayı ve adil bir şekilde kavga etmeyi öğrenemezseniz, en çok sevdiğiniz kişiyi kaybedebilirsiniz.