Tora'daki "komşunu kendin gibi sev" kesin ifadesinin içeriğinde "kendini sev" buyruğu gömülüdür.

Kendini sevmek, sadece kendimize nasıl davrandığımızı ve kendimizi nasıl algıladığımızı değil, aynı zamanda başkalarına karşı nasıl davranacağımız anafikrini de içerir.

Örneğin kendini seven, kendine iyi davranan anne ve babaların çocuklarına karşı kötü davrandığına çok az rastlanır. Kendilerinden nefret eden insanların kendi çocuklarına karşı kötü davranma olasılığı kendileriyle barışık insanlara göre daha yüksektir.

İki yüz sene öncesine ait Hasidik bir öykü, kendimizi sevmenin başkalarına karşı davranışımızı nasıl etkileyebildiğini açıklar:

Hasidizm'in kurucusu İsrael Baal Shem Tov'un halefi olan Mezertich'li Rav Dov Baer (1704-1772) öğrencileriyle birlikte çok zengin bir adamın evine bağış istemeye gitmişti. Adamın evine gelindiğinde Dov Baer, zengin olmasına rağmen adamın çok kısıtlı bir yaşam sürdüğünü öğrenmişti. Adam bayat ve kuru ekmekle yetinmekte, masasında et veya meyveyi nadiren bulundurmaktaydı. İsteyeceği bağışa odaklanmaktan ziyade Dov Baer adamı daha iyi şartlarda yaşamaya, masasını taze ekmek, et, sebze, meyve ve tatlı ile zenginleştirmeye ikna etmeye çalıştı.

Evden ayrılırken öğrencileri Dov Baer'e davranışı ile ilgili şaşkınlıklarını ifade ettiler: "Adamın ne yediğinden size ne? Bu bizi niye ilgilendirsin ki?"

Dov Baer şöyle karşılık verdi, "Anlamıyorsunuz, eğer bu adam taze ekmek yeseydi bari fakirlere bayat ekmek verecekti. Kendisi bayat ekmek yediğine göre, muhtaç insanların nerdeyse sadece taşla beslenebileceklerini düşünecektir."

Kısaca Tora bize sadece komşumuzu sevmeyi değil, kendimizi de sevmeyi, kendimize de iyi davranmayı emretmektedir.