"Başkalarına sana davranmalarını istediğin gibi davran" adlı kitabında psikiyatr ve Hasidik haham Dr. Abraham Twerski, çok anlamlı bir "bikur holim" (hastaları ziyaret) öyküsü anlatır. Bu güçlü örnekte Rav Twerski, hastaları ziyaret etme mitsvasının hem hastanın hem de onu ziyaret edenin yaşamını nasıl değiştirebileceğini ve yüceltebileceğini aktarır:

Yosi'nin kalbi doğuştan sorunluydu. Doktorlar, yedi yaşına geldiğinde, Yosi'nin ameliyat edilmesi gerektiğini söylemişlerdi. Bu ameliyatın da muhakkak Amerika'da yapılması öneriliyordu.

Yosi'nin anne ve babası İsrailliydi. Amerika'da hiç kimseyi tanımıyorlardı. Ameliyat zamanı geldiğinde ortak bir tanıdık Yosi'nin ailesi ile beni bir araya getirdi. Oturduğum şehir olan Pittsburgh'da ameliyatın yapılabileceği bir hastane buldum. Birkaç ay sonra da Yosi, anne ve babası ile birlikte Pittsburgh'a geldi.

Hiçbiri tek bir kelime bile İngilizce bilmiyordu. Pittsburgh cemaatine haber salarak İbranice konuşan kişilerin benimle temasa geçmelerini istedim. Çağrıma karşılık veren yirmi dokuz kişiyi acil olarak bir toplantıya çağırdım.

Bu toplantıda onlara durumu bütün ayrıntıları ile anlattım. Yosi hastanede en az iki hafta kalacaktı. Yanında devamlı olarak bir tercüman bulunması gerekliydi. Aksi takdirde hastane personeline derdini anlatması mümkün değildi. Toplantıda bulunanlara hastanın yanında kalmak için gönüllü olarak haftada birkaç saat ayırmalarını rica ettim. İki haftalık süre için günün yirmi dört saatini kapsayan bir program hazırladık. Her kişinin saati belliydi. Nöbetteki kişi, diğer gönüllü gelmeden hastaneyi terketmeyecekti. Hazırlanan program saat gibi çalıştı. Yosi de, annesi babası da bir dakika bile yalnız kalmadılar. İstekleri ve sorunları çok etkili bir şekilde doktor ve hemişirelere tercüme edildi. Bunun dışında aile etraftaki diğer kişilerden büyük destek aldı. Ameliyat sonrası sorunsuz değildi. Yosi'nin anne ve babası bu dönemi bu kadar çok kişinin manevi desteği olmadan atlatmanın mümkün olmadığını tekrarlıyorlardı.

Bütün hastane personeli cemaatin gösterdiği bu işbirliği ve dayanışmadan çok etkilenmişti. O kadar ki ameliyatı yapan doktor, Yosi taburcu edildiğinde ücretini almaktan vazgeçti. Ailenin sağlık sigortası olmadığı için de hastane, elinden geldiği kadar bazı masrafları görmezlikten geldi ve kalan kısmı için en düşük ücreti uyguladı. Kalan masraflar ise Yosi'nin etrafnda oluşan arkadaş çemberinin bağışları ile karşılandı. Yosi hastaneden eve gitmeden önce de gönüllüler, bağış yapanlar, ameliyatı yapan doktor ve hastane personelinin katıldığı bir davet verildi. Birbirine sarılan ve ağlayanlar vardı. Bu olayda birçok kişi kendinden çok şey vermişti. Karşılığında ise şunu kazanmışlardı: Küçük bir çocuğun hayatını kurtarmışlar, o zamana kadar kalplerinde taşıdıklarını bilmedikleri bazı niteliklerin farkına varmışlardı. O zamana kadar birbirlerini tanımayan bu kişiler, ortak bir dava etrafında birleşerek çok iyi arkadaşlıklar kurmuşlardı.

Altı sene sonra İsrail'e bir yolculuğum sırasında Yosi'nin evine sürpriz bir ziyaret yaptım. Evde değildi. Basketbol oynuyordu! Spor sahasına gittiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Hastalığın engellemiş olduğu bu çocuk, şimdi sağlığına ve gücüne kavuşmuş, hoplayıp zıplıyordu. Pittsburgh'a dönüşümde Yosi'nin ameliyatına katkıda bulunan herkesi bir araya topladım. Yosi hakkındaki haberleri onlarla paylaştığımda, aramızda çok güçlü bir bağın kurulmuş olduğunu farkettim. Gruptakilerden biri hastanelerden çok korktuğu için işin başında nasıl yardımcı olacağını bilmediğini itiraf etti. Şimdi ise hasta arkadaşlarını hastanelerde ziyaret etme konusunda hiçbir sıkıntısı kalmadığını anlatıyordu. Daha önce onu pençesine alan bu korkudan, bu fobiden kurtulmuştu.

Yirmi sene sonra şimdi, Yosi evli, mutlu ve bir çocuğu var. Senede iki kere bize kart gönderir. Bu kartları herkese sırayla dolaştırıyoruz. Grup bu şekilde bir arada kalmayı başardı. Şimdi, aramızdan birinin yardıma ihtiyacı olduğunda veya mutlu bir olayı paylaşmak istediğinde, hepimiz onun yanındayız. Yosi için yaptıklarımız, Yosi'nin bizim için yaptıklarının yanında az kalır. Bu olayın sonucunda hepimiz çok daha güçlü olduk. İşte iyiliğin gücü budur.