Tora bize şunu öğretir: "Yalandan uzak duracaksın" (Şemot 23:7). Onüçüncü yüzyıl bilginlerinden Rav Yehuda Ahasid Tevrat'ın bu yasağını, yalan söylememenin ötesinde başkalarının da yalan söylemesine meydan vermemek olarak yorumlamıştır. Rav Yehuda'ya göre, "Birbirleriyle fısıldaşmakta olan birilerini gördüğünüzde [merakınızı yenerek], aralarında neler konuştuklarını sormaktan kaçının.

Bu şekilde onların yalan söylemesini engellemiş olursunuz. Eğer ne konuştuklarını bilmenizi isteselerdi, zaten size söylerlerdi. Sırlarını sizinle paylaşmak istemediklerine göre size cevap vermeye çalıştıklarında, büyük ihtimalle yalan söyleyeceklerdir."

Aynı mantığa göre, cevabını bilmeye hakkımız olmayan soruları sormaktan kaçınmalıyız. Çoğu insan korku veya kibarlıktan, meraklı sorgulayıcıya, "seni hiç ilgilendirmez" demeye çekinirler. Eğer cevap almak için kişiyi sıkıştırırsak onu yalan söylemeye veya ona çok bilinmesini istemediği bir şey anlatarak güvenmiş olan birine ihanet etmeye zorlamış oluruz. İnsanları bu şekilde zor durumda bırakmak hatalı bir davranıştır.

Dünyanın işleyişi ile ilgili merakımız, her türlü bilimsel buluşun arkasındaki itici güç olmuştur. Ancak, başkalarının özel hayatları ile ilgili merakımız konusunda, Yahudi bilgini Ben Sira'nın sözleri bize yol göstermelidir: "Sana görev olarak verilenle ilgilen; saklı olan, senin işin değildir."