Şavuot bayramında Rut kitabını okuma adeti vardır. Bu kitabın bir açıklaması olan Nahalat Yosef, bu kitapla ilgili ilginç bir bakış açısı sunar. Rut kitabının ikinci bölümü olaylar açısından oldukça zengindir.

Kitabın yazarı Peygamber Şemuel öncelikle başroldekileri tanıtır. Anlatılanlar dünya tarihini ilgilendirmektedir. Neden mi? Çünkü bu kitap, Maşiah'ın temelinin atıldığı olayları içermektedir. Bu bölümde Boaz ile Rut'un ilk karşılaşmalarını okumaktayız. Bu evlilikten Oved doğacak, onun Yişay adlı bir oğlu olacak, ondan Kral David çıkacak; Maşiah da onun soyundan gelecektir.

Her bir pasuk sembolizm ve önemle yüklüdür. Boaz sahneye çıktığı zaman şu pasuk göze çarpar: "Boaz Bet Lehem'den geldiğinde hasatla uğraşanlara 'Aşem İmahem - Tanrı sizinle olsun' dedi. Onlar da Boaz'a 'Yevareheha Aşem - Tanrı seni mübarek kılsın' dediler" (Rut 2:4). Bu selamlaşma bize ya da konuya ne katmaktadır? Tarihte büyük öneme sahip bir olayla ilgili kitap yazdığımızı düşünelim. Böylesi bir dialoga cümle harcamak çok mu büyük önem taşırdı? Düşünsenize; "Boaz geldiğinde işçileri selamlar: 'Nasılsınız millet?'. Diğerleri cevap verir: 'İyiyiz; senden ne haberş'"! Bu herhalde çok da vazgeçilmez bir detay değildir. Fakat anlaşılan Şemuel Anavi böyle düşünmemektedir. Belki de bu selamlaşmanın, söz konusu tarihi olay içinde önemli bir yeri vardır!

Talmud (Makot 23b) bu olayın gerçekten de öneme sahip olduğunu belirtmektedir. Buna göre söz konusu selamlama, o dönemin Hakimi olan Boaz'ın koyduğu yeni bir kanunu yansıtmaktaydı. Bu dönemin öncesinde iki kişinin birbirini, Tanrı'nın "gerçek İsmi"ni kullanarak "Tanrı seninle olsun" şeklinde selamlama adeti yoktu. Bunun yerine "İsim" anlamına gelen ve bugün de Tanrı'nın İsmi'ni boş yere telaffuz etmemek için kullanılan "Aşem" kullanılırdı (Yukarıda pasukları aktardığımızda "Aşem" sözcüğünü kullandık; fakat orijinal pasukta Tanrı'nın İsmi "olduğu gibi" geçmektedir). Boaz'ın hakim olduğu dönemde bu tipte, Tanrı'nın gerçek İsmi'ni kullanarak selamlaşmaya izin verilmişti (Bu izin Boaz'dan sonra kaldırılmıştır; o yüzden günümüzde de bu şekilde selamlaşılamaz). Talmud'un belirttiğine göre, sadece Boaz'ın dönemi için geçerli olan bu uygulama, geçici bir "acil" önlemdir.

Bu iznin ardında ne gibi bir sebep vardır? O dönemde Bene-Yisrael'in durumu hiç de parlak sayılmazdı. Berbat bir kıtlık söz konusuydu. Dönem o kadar kötüydü ki halkın liderleri bile - örneğin Rut'un kayınpederi Elimeleh (Naomi'nin kocası) - ülkeyi terk edip, hem de gide gide (pek takdir edilesi bir yer olmayan) Moav'a gidebiliyordu. Tüm bunlar, Bene-Yisrael'in o dönemdeki her alanda düşük konumunun semptomlarıdır.

Dolayısıyla dönemin dini ileri gelenleri bu duruma el koymak amacıyla harekete geçtiler. İlk aşama, herkesin birbirini Tanrı'nın gerçek İsmi ile selamlamasına karar vermek oldu. Bu uygulamanın verdiği mesaj açıktı: "Her bir Yahudi o denli değerli ve kutsaldır ki; Tanrı'nın gerçek İsmi ile selamlanmaya bile layıktır." Takdir edilir ki, bu tipte bir selamlama ile sadece "Slm:-)" demek arasında dağlar kadar fark vardır.

Gerçekten de bu uygulama halkın ruh halini değiştirdi. Halk içinde zayıflamış olan "insanın Tanrı'nın Sureti'nde yaratılmış olduğu" prensibine dair bilinç tekrar canlandı. Bu uygulama "Tüm Bene-Yisrael, birer prenstir" prensibini hatırlatmış ve hepsinin bu konuma yönelik saygıya layık olduğu bilincini tekrar kültürün bir parçası haline getirmiştir.

Bu uygulama günümüzde geçerli olmamasına karşın; temelindeki düşünce her zaman geçerliliğini korumaktadır. İnsanlar sadece akıllı birer hayvan değildir. İnsan "Tanrı'nın Sureti'nde" yaratılmıştır ve bu sebeple ona yönelik davranışlarımız da bu durum akılda tutularak gerçekleştirilmelidir. Boaz'ın liderliğinde yürürlüğe konulan uygulamanın temeli budur.

Midraş, dünyadaki 120 yıllık ömrümüzü tamamlayıp diğer dünyaya transfer olduğumuz zaman hepimize sorulacak iki sorunun olduğunu belirtir: "1. Tanrı'yı kendi Kralın olarak ilan ettin mi? 2. Arkadaşını kendi kralın olarak ilan ettin mi?" Başka bir deyişle, "Diğer insanlara, İngiltere Kraliçesi'ne göstereceğin saygıyı gösterdin mi; göstermedin mi?"

Yeni bir dönem başlamaktaydı. Biz insanların birbirimize nasıl davranması gerektiğini belirleyen yeni bir dönem. Bu bölümün "Maşiah'ın tarihinin başlangıcı" olarak tanımlanmasının sebebi işte budur. Maşiah'ın tarihi, insanların birbirlerini Tanrı'nın İsmi ile selamlamalarıyla; bu yolla karşılarındakinin önemini, prestijini vurgulamalarıyla ve onları birer Prens olarak kabul etmeleriyle başlamalıdır. Tora'nın alınışını andığımız Şavuot bayramında; dünyaya insanın değerini bildiren bu eşsiz hediyeyi, teoriden pratiğe geçirmenin zamanıdır.