Haftanın Peraşası BülteniAaron'a, Menora'nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan'da hizmet etmek üzere göreve atanır...
arşiv...<

Lütfen Peraşa Kağıtlarını Dua Sırasında Okumayınız

               Bu Hafta İçin Saatler              

14 Haziran

Gelecek Hafta İçin Saatler

Şabat

Başlangıç

Bitiş

2008

Şabat

Başlangıç

Bitiş

Yeruşalayim

7:11

8:28

-----

Yeruşalayim

7:14

8:31

Tel Aviv

7:26

8:31

11 Sivan

Tel Aviv

7:29

8:34

İstanbul

8:24

9:04

5768

İstanbul

8:27

9:07

B E A A L O T E H A

 

Hatırlatmalar: ---

 

 

Bu HP  .....'nin aziz ruhuna ithaf edilmiştir.

 


Peraşa Özeti (Bamidbar 8:1-12:16)

[www.chabad.org]

 

Aaron'a, Menora'nın kandillerini yakması emredilir ve Levi kabilesi, Mişkan'da hizmet etmek üzere göreve atanır. Manevi açıdan saf olmadıkları için Pesah korbanını zamanında getiremeyen bir grup Yahudi'nin "Bu mitsvadan neden mahrum kalalım?" ricasına cevaben ikinci bir Pesah korbanı (Pesah Şeni) tesis edilir. Tanrı, Bene-Yisrael'in çölde yolculuk ederken ve kamp kurarken uyacakları düzen hakkında Moşe'ye talimat verir. Halk yaklaşık bir yıl boyunca kamp kurduğu Sinay Dağı'ndan bu düzenle ayrılır.

 

Halk "gökten yağan ekmek" (Man) konusunda memnuniyetsizdir ve Moşe'den kendilerine et temin etmesini ister.  Moşe, halkı yönetme yükünü kendisiyle paylaşmaları için, ruhu ile aydınlattığı yetmiş yaşlı kişi seçer. Miryam, Moşe hakkında olumsuz konuşur ve cüzamla cezalandırılır; Moşe onun iyileşmesi için dua eder ve bütün halk yedi gün boyunca Miryam'ın iyileşmesini bekler.

 

DEVAR TORA

["Legacy" / Rabi Naftali Reich - www.torah.org]

 

Çölde Limonata

 

Bütün bir aileyi bavullara doldurup yeni bir yere taşınmak hayattaki en büyük fiziksel, zihinsel ve duygusal çilelerinden biridir. İnsanın yaşam yeri değiştirmesi büyük zorluklar anlamına gelir ve hayatın normal ritmini bir düzensizliğe savurur. Bu deneyime dayanabilmiş olan kişiler, bunun çok uzun bir zaman süreci içinde sadece bir kez yapılması gerekmesi karşısında şükran duyarlar.

 

Bene-Yisrael'in çöldeki kampları ise hiç de o kadar talihli bir çizgide değildi. Halk sayısız kez Tanrısal emir doğrultusunda yola çıkıyordu ve her keresinde bu konudaki haber son derece kısa bir süre öncesinden veriliyordu. Kamp kurma ya da kampı bozma işareti, Bene-Yisrael'in üzerinde havada asılı duran bulut sütunları tarafından veriliyordu. Bulutlar yükselip belirli bir yönde ilerlemeye başlayınca halk da hemen toparlanıp onların peşinden gidiyordu. Ve bulutlar durup alçaldığında da halk, bu noktanın sıradaki kamp yeri olduğunu anlıyordu.

 

Yolculuklar önceden kestirilemez nitelikteydi. Bazı zamanlarda bulutun yolculuk sinyali kamp kurulduktan çok kısa bir süre sonra gelirken bazı zamanlarda da belirli bir kamp yerinde çok uzun bir süre kalırlardı. Bazen bulut sütunları halkı çölün son derece verimsiz ve ıssız bir noktasına getirir ve oradan uzun bir süre kımıldamazdı ve bazen kamp yeri olarak muhteşem bir vahayı işaretler, ama halkı kısa bir süre sonra oradan yola çıkarırdı.

 

Bu sürekli yer değiştirmenin amacı neydi? Ve neden böylesine kestirilemez bir şekilde ve bu kadar zorlukla birlikte olması gerekiyordu? Tanrı Bene-Yisrael'i neden böylesi zorlu bir göçebeliğe zorlamıştı?

 

Otoriteler, Bene-Yisrael'in çölde geçirdiği kırk yılın, hayatın onları gelecekte bekleyen zorluklarına ve cilvelerine hazırlama amacında olduğunu belirtirler. Zorluk ve hayal kırıklıklarından bağımsız tek bir yaşam yoktur; aynı şekilde bir insanın hayatında, hiçbir sorun olmadan geçen tek bir dönem bulmak imkânsızdır.

 

Peki bu zorluklarla nasıl başa çıkarız? Çoğu insan profillerini düşürüp zorlu dönemin geçmesini bekler. "Liseye geçtiğim zaman bu sorunlar sona erecek" diye düşünürler. Veya "sürücü ehliyetimi aldığım zaman hayat mükemmel olacak" derler. Veya "Evlenip kendimize ait bir yere yerleştiğimiz zaman, hayat harika olacak" diye avunurlar. Peki ya Tanrı ile aralarındaki ilişki? "O konuda gelişmem gerektiğini biliyorum" derler. "Şu sorunları bir atlatayım, o zaman bu konuya daha adamakıllı yoğunlaşırım."

 

Bene-Yisrael'in çöldeki yolculukları bize, insan hayatının karşımıza çıkardığı her şeyle doğrudan, geçiştirmeden başa çıkmayı öğrenmemiz gerektiği mesajını verir. Hayatımızın farklı aşamaları boyunca ilerlerken, önceden tahmin edilemez birçok zorluğun mevcudiyetini bilmeli, yaşamımızı bunların üstüne çıkacak şekilde geliştirmeliyiz. Tüm bunların bizi mevcudiyetimizin nihai amacından uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz. Karşımıza çıkan her şeyi nasıl bu amaç için avantaja dönüştüreceğimizi öğrenmeliyiz. Eğer Tanrı bize limon vermişse, bunları limonata yapmakta kullanmayı bilme faziletine erişmeliyiz.

 

Genç bir adam, büyük bir Tora otoritesiyle birlikte tren yolculuğundaydı. Pencere açıktı ve soğuk hava içeri doluyordu. Genç adam kutsal kitaplarını kucağının üstüne yerleştirmişti ama onlara boş gözlerle bakıyordu.

 

"Neden çalışmıyorsun?" diye sordu Haham.

"Çünkü çok soğuk" dedi genç.

"Öyleyse pencereyi kapat" dedi Haham.

 

Genç adam pencereyi kapattı. Ama hâlâ öğrenmiyordu.

 

"Şimdi ne var?" diye sordu Haham.

"Soğuğun hatırası bir türlü zihnimden gitmiyor"

 

"Bak genç dostum. Eğer gerçekten isteseydin, soğuk ortamda da pekâlâ çalışabilirdin. Ve eğer istemiyorsan, her şart altında bir bahane bulabilirsin."

 

Hayatımız içinde her gün, varoluştan kaynaklanan mücadelelerle yüzleşiriz. Bunlar, ekonomik, entellektüel, sosyal, duygusal veya tıbbi nitelikli olabilir. Geriye bir adım atıp "Oh... Şimdi hayatım bir düzene oturdu. Her şey artık mükemmel. Artık başlamak için iyi bir zaman." Diyebileceğimiz bir zaman hiç gelmeyecektir. Ne kadar zor olursa olsun, iyi zaman, "şu an"dır. Bu anlar hayatımızda bir daha hiçbir zaman karşımıza çıkmayacaktır. Onları yakalamalı, yükseltmeli, kutsamalı ve ebediyet için muhafaza etmeliyiz.

 

İKİLEM

Bu kısımda bazı ikilemler ve sorular sunacağız. Bunları Şabat masasında ailece tartışma konusunun bir parçası yapabilirsiniz. Peraşa broşürünün sonunda bu soruya Yahudilik'in gözüyle verilebilecek bir cevabı bulabilirsiniz.

 

Tırnak ısırma gibi sinir bozucu bir alışkanlığa sahip bir arkadaşım var. Bunu hep benim veya başkalarının yanında yapıyor. Bu bana estetikten çok uzak görünüyor ve bu konuda onun dikkatini çekmem gerekip gerekmediğini merak ediyorum. Yapılacak en doğru şey nedir?

 

DEVAR TORA

[Rabi Eli Mansour - www.dailyhalacha.com]

 

Beaaloteha peraşasında Tora "Tanrı'nın Dağı'ndan ayrıldılar [ve] üç günlük mesafe [ilerlediler]" (Bamidbar 10:33) demektedir. Her ne kadar bu pasuk oldukça masum görünüyorsa da, Talmud, burada yazılanların, çölde gerçekleşen trajedilerden birini tanımladığını belirtmektedir. Sorun Sinay dağından ayrılmalarında değil, ayrılırkenki tavırlarındadır. Hahamlarımız bu tavrı "Ketinok Aboreah Mibet Asefer - Okuldan Kaçan Küçük Bir Çocuk Gibi" sözleriyle tanımlarlar. Bu benzetmede, okul, elbette halkın Tora'yı aldığı yer olan Sinay dağını temsil etmektedir. Tora bu tavrı bir "Puranut - Trajedi" olarak tanımlamaktadır.

 

Yine de bu konuda çok bariz bir soru sorulabilir. Bene-Yisrael yola çıkma kararını kendileri vermiş değillerdir. Önceki yazıda belirtildiği üzere Bene-Yisrael'in çöldeki yolculukları hep mucizevi bulutların hareketine göre belirleniyordu. Ve bulutlar yola çıktığı zaman bu, Bene-Yisrael için yola çıkma işaretiydi. Öyleyse neden okuldan kaçan bir çocuğa benzetilmişlerdir? Oradan ayrılmaya kendileri karar vermiş değillerdi. Bulutlar hareket edince, onlar da hareket etmişti. Başa çareleri mi vardı? Ne yapmaları bekleniyordu? Bulutlar yola çıkmasına rağmen kendileri sabit mi kalmalıydı? Bu seçenekler arasında olmadığına göre Bene-Yisrael neden eleştirilmektedir?

 

Bu eleştirinin açıklamasını anlayabilmek için bu yola çıkışın, Bene-Yisrael'in Mısır'dan çıktığı zamanki yola çıkışı ile bir mukayesesini yapmak gerekir. Tora, Kızıldeniz mucizesi tamamlandıktan sonra halkın hâlâ Mısırlılar'dan geriye kalan ganimeti toplamakla meşgul olduğunu ve Moşe'nin yolculuğa devam etmek için onları zorlamak zorunda kaldığını belirtir. Talmud, Moşe'nin halkı, kendi isteklerine karşın zorlaması gerektiğini belirtir.

 

İşte Sinay dağından yola çıktıkları zaman Bene-Yisrael'in eleştirilmesinin altında yatan neden de buradadır. Halk Sinay dağından ayrıldığında kimse şikâyet etmemişti. Bene-Yisrael hemen bavulları toplamışlar ve yola çıkmışlardı. Ama iş para toplamaya geldiğinde, buna yanaşmamışlar, Moşe'nin onları zorlaması gerekmişti. Oysa tam tersi olmalıydı. Moşe'ye ısrarda bulunup, Sinay'da bir gün daha kalmak istediklerini söylemeleri gerekirdi. Daha çok kutsiyet edinme arzusunda olduklarını göstermeleri gerekirdi. Moşe'nin onları yola çıkmaya zorlamak durumunda kalması gerekirdi. Ama öyle olmadı. Yola çıkış, kendi isteklerine aykırı değildi; ve bu, "okuldan kaçan bir çocuk" olarak tanımlanmak için yeterlidir.

 

Buradan, yalnızca Tora öğrenimi değil, aynı zamanda Tora öğrenimini bitirdiğimiz andaki tavrımız hakkında da önemli bir ders öğrenmekteyiz. Ders sona erdiği zamanki tavrımız, bir an önce dünyevi aktivitelere kavuşmanın verdiği heyecan olmamalıdır. Aksine, kitabı kapatmak bize zor gelmeli, bunu yapmamızın tek sebebi, başka çaremizin olmaması olmalıdır. Sonuç olarak öğrendiğimiz ders şudur: Yalnızca Tora öğrenmek değil, öğrenim sırasındaki tavrımız da son derece önemlidir.

 

MİTSVA / UYGULAMA / MAase

[Rabi Şemuel Holstein - www.komemiut.org]

 

Mitsva: Kişinin, Tanrı'yı tüm kalbiyle, tüm canıyla ve tüm varlığıyla sevmesi, Tora'nın "yap" şeklindeki bir emridir. Pasukta söylendiği gibi: "Veaavta Et Ad... E-loeha Behol Levaveha Uvhol Nafşeha Uvhol Meodeha - Tanrın Aşem'i, tüm kalbinle, tüm canınla ve tüm varlığınla sev" (Devarim 6:5).

 

Uygulama: "Aavat Aşem - Tanrı Sevgisi" olarak adlandırılan bu mitsva, insanın her an yerine getirmesinin mümkün olduğu mitsvalar arasındadır. Nitekim âşık biri için durum böyledir; ne yaparsa yapsın aklını sevgisinin hedefinden almayı başaramaz.

 

Elbette bu konudaki en bariz ve zor soru şudur: İnsan nasıl böyle bir sevgi düzeyini elde edebilir? Hafets Hayim bu soruyu şöyle cevaplar: İnsan ne kadar öğrenir, ne kadar düşünür ve bu konuda ne kadar çaba gösterirse, sevginin kuvveti de o düzeyde olacaktır. Ama neyi öğrenmeli, neyi düşünmelidir? Sifre adlı kaynak bu soruyu şöyle cevaplar: "Tora bize Tanrı'yı tüm kalbimizle, tüm canımızla, tüm varlığımızla sevmemizi emrediyor. Ama Tanrı'yı nasıl sevebiliriz? Tora bunu bir sonraki pasukta açıklıyor: "Veayu Adevarim Aelle Aşer Anohi Metsaveha Ayom Al Levaveha - Sana bugün emretmekte olduğum bu sözler, kalbinin üzerinde [sabit] kalmalıdır" (Devarim 6:6). Başka bir deyişle, insan ancak ve ancak Tora'yı öğrenir ve onun hakkında derin derin düşünrse Tanrı'yı tanıyabilir. Tanrı Sevgisi'nin temeli, Tora öğrenimidir.

 

Maase: "Daha fazla dayanamayacağım" dedi Berditchev'li Rabi Levi Yitshak hizmetkârına. "Artık Baal Şem Tov'un torunu, Mejibuj'lu Rabi Baruh'la bir Şabat geçirmem gerekiyor." Hizmetkâr şaşkınlık dolu gözlerle Rabi Levi Yitshak'a bakakaldı. Kendisinin Rabi Baruh'la bir Şabat geçirmek istediği, ancak kişisel uygulama tarzları arasındaki büyük farklar nedeniyle bunu yapmaktan kaçındığı öğrencileri arasında gayet iyi bilinen bir şeydi. Rabi Baruh giyimine ve tutucu davranışlarına özen gösteren ciddi ve düzenli bir kişiyken, Rabi Levi Yitshak bu gibi konulara pek önem vermeyen, neşeli ve heyecan dolu biriydi. Rabi Levi Yitshak, Rabi Baruh'un evindeki davranış kurallarına uymanın çok zor olacağını bildiğinden Şabat gününü onunla geçirmekten kaçınıyordu. Ancak şimdi, bu konudaki özlemine daha fazla hâkim olamayacağına karar vermişti. Rabi Baruh'un kendisini konuk etmesi karşılığında, onun dikkat ettiği tüm davranış kurallarına riayet etmeye hazırdı.

 

Şabat gecesi gelir. Hazan "Lehu Neranena" parçasını okumaya başlar ve o anda Rabi Levi Yitshak, "Şabat Kodeş! - Kutsal Şabat" diye bir sevinç çığlığı atma ihtiyacı duyar; ama, verdiği söze sadık kalarak sessizliğini korur. "Leha Dodi" parçası da kendi açısından büyük sıkıntıyla geçer ve şiddetli bir dansa başlamadan kendini tutar. Eve gelirler; Şalom Alehem parçasında da başarısını sürdürür. Rabi Baruh Kiduş'a başladığı zaman Rabi Levi Yitshak, çığlık çığlığa boşaltmak istediği melodiyi tutmak için alt dudağını ısırır.

 

Rabi Levi Yitshak, Baal Şem Tov'un torunu olan bu büyük tsadikle bir Şabat geçirebilmenin neşesini kalbinde coşkulu bir şekilde hissetmektedir. Birkaç dakika sonra, bir Hasid, elinde farklı et yemekleri içeren bir tepsiyle saygıdeğer konuğa yaklaşır. "Acaba sayın Rav'a, Şabat onuruna bir et tabağı ikram edebilir miyim?" diye sorar. "Burada birkaç çeşidimiz var. Sayın Rav hangisini sever? Tavuk? Şnitzel?"

 

Rabi Levi Yitshak birden coşar ve durup dururken ağzından "Ben; Ben, Tanrı'yı seviyorum!" diye haykırır ve o heyecanla, tepsiyi Hasid'in elinden alıp havaya doğru fırlatır. Elbette, oradakilerin - ve Rabi Baruh'un - giysileri kirlenmiştir. Rabi Baruh, içi içine sığmayan Rabi Levi Yitshak'ın bu coşkusunu, kalbine yanan Tanrı aşkını görünce, o anda, kirlenen giysilerini yıkamamaya ve lekelerin bu olayın anısına öyle kalmasına karar verir...

 

İKİLEME CEVAP

[Rabi Mendel Weinbach / gatewaysonline.com]

 

Her şeyden önce, tırnak ısırmanın, gerilimi atma konusundaki en yaygın yollardan biri olduğunu anlamanız gerekir. Bunun, sigara içmek veya likör yudumlamaya tercih edileceğini takdir edersiniz.

 

İşin estetik yanına gelince, şunu akılda tutmakta fayda vardır: Talmud (Moed Katan 18a), Rabi Yohanan'ın, bir Hol Amoed günü (Pesah ya da Sukot'un ara günlerinden birinde) Bet Midraş'ta tırnaklarını ısırdığını anlatır. Talmud'un, bu olaydan çıkardığı kanuni sonuçlardan biri, kişinin toplum içinde tırnaklarını ısırmasının estetik olmayan bir davranış olmadığı yönündedir.

 

Tırnaklarını ısırıp koparanların yüzleştikleri tek sorun, bu tırnakları ne yapma konusundadır. Kaynaklarımız, öylesine atılan tırnakların, hamile bir kadının sağlığını tehdit edebileceğini, bu nedenle böyle bir kadının geçebileceği yerlere atılmaması gerektiğini belirtir. Rabi Yohanan'la ilgili olay, kadınların girmediği Bet-Midraş'ta gerçekleştiği için böyle bir sorun yoktu. Sonuç olarak, arkadaşınızın davranışında yanlış bir şey yoktur ve eğer bu sizi rahatsız ediyorsa, basitçe başka bir yöne bakın.

 

Tüm bu yazılanlar, konunun Tora kanunu ve kriterleri açısından bir sorun yaratmadığını göstermektedir. Buna karşılık, eğer belirli bir yerde bu tip davranışlar hoş karşılanmıyorsa, söz konusu kişiye, stres atmak için başka bir yol denemesini salık vermek iyi bir seçenek olabilir.

 

YAHUDİ EVİNİN TEMELLERİ

[Dini Uygulama Rehberi - Rabi Nisim Behar]

                                                                                        

Amotsi Kuralları

 

1.      Aile içinde yemek yerken davetliler arasında Koen ya da önemli bir şahsiyet varsa bile, ekmeği "Baal Abayit - Aile Reisi" kesip herkese birer parça ekmek vermelidir.

2.      Masada oturanlar, Amotsi'yi kesip dağıtan kişi yemeden önce, ekmek yiyemezler. Bu yüzden Baal Abayit ekmeği kesip yer, sonra masadakilere birer parça dağıtır.

3.      Baal Abayit ekmek parçalarını masadakilere fırlatmamaya dikkat etmelidir. Parçalar herkesin önüne konur, fakat ellere verilmez. Amotsi sadece matemde olanların eline verilir. Fakat Şabat günü bu bile yapılmaz.

4.      Ekmek, Amotsi berahası söylenip kesildikten sonra hemen yenir. Beraha söylendikten sonra ekmek yenmeden önce konuşulmaz; hatta (başkasının berahasına ya da) Kadiş'e bile "Amen" diye cevap verilemez.

5.      Haftaarası ekmek berahadan önce kesilir, fakat Şabat günü ekmek Amotsi berahası söylendikten sonra kesilir.

6.      Şabat günü Amotsi için ekmek kesildiği zaman, bütün Seuda'ya yetecek şekilde büyük bir parça kesmek mitsvadır.

7.      Amotsi berahası söylendiği andan itibaren masada olan her şey berahasız yenir. Yalnız, şarap ve meyveler, ekmeksiz yenirse, ayrıca beraha söylenir.

                       

Haftanın Sözü

[Yidiş Atasözü]

 

İçiniz ekşiyse, ağzınızdaki şeker bir işe yaramaz.

 

Haftanın Peraşası'nı, t  e  b  e  r  r  u  d  a     b  u  l  u  n  a  r  a  k, ölmüşlerinin ruhuna veya hasta bir yakınının şifasına ithaf etmek isteyenlerin,

 ilgililer (050 - 538 41 30) ile temasa geçmeleri rica olunur.

Peraşa kağıtları Tora ile ilgili yazılar içerdiğinden çöpe atılmamalıdır.

Lütfen Geniza'ya getiriniz.